8. bölüm / 8
Karanlığın İçindeki AşkBir Hafta Sonra
Bölümler 8Şu an: Bir Hafta Sonra
BÖLÜM 8
Bir hafta.
Tam yedi gün.
İnsan bazı şeylerin üzerinden zaman geçince unutulacağını sanıyordu.Meğer bazı şeyler unutulmuyor, sadece günlük hayatın arasına saklanıyormuş.
Alaz da öyleydi.Hayatımın ortasında değildi artık.Ama tamamen dışında da değildi.
Üniversiteye gidiyor, derslere giriyor, Eylül’le kahve içiyor, eve dönüyordum.
Telefonumu eskisi kadar sık kontrol etmiyordum.Bilinmeyen bir numara aradığında kalbim eskisi gibi hızlanmıyordu.
Siyah bir araba gördüğümde dönüp bakmamaya çalışıyordum.Kendime bunun bittiğini söylüyordum.
Alaz Soydan hayatıma bir anda girmişti.Ve şimdi bir anda çıkmıştı.Belki de olması gereken buydu.“Ceylin!”Eylül’ün sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım.
“Ne?”
“Beş dakikadır sana bir şey anlatıyorum.”
“Dinliyorum.”Eylül gözlerini kıstı.
“Yalan söylüyorsun.
”Gülümsedim.
“Ne anlatıyordun?”
“Kuzenim beni almaya gelecek.”
“Tamam.”
“Sen de geleceksin.”
“Ben niye geliyorum?”
“Çünkü seni onunla tanıştıracağım.”
“Eylül…”
“Ne var?”
“Kuzeninle neden tanışıyorum?”
Eylül omuz silkti.
“Çünkü seni merak ediyor.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Beni mi?”
“Evet.”
“Beni nereden biliyor?”
“Fotoğraflardan.”
“Sen benim fotoğraflarımı kuzenine mi gösteriyorsun?
”Eylül kahkaha attı.“Abartma. Bir iki tane gördü.”Tam cevap verecekken dışarıdan araba kornası duyuldu.
Eylül ayağa kalktı.
“Geldi.”Birkaç dakika sonra okulun önüne çıktığımızda siyah bir araç kaldırımın kenarında bekliyordu.
Direksiyondaki kişi bizi görünce arabadan indi.Uzun boylu, koyu saçlı, yüzünde rahat bir gülümseme vardı.Eylül ona el salladı.
“Kerem!”
Kerem bize doğru yürüdü.“Sonunda tanışıyoruz.”Eylül bana dönüp:
“Kuzenim Kerem.”
Sonra ona baktı.“Bu da Ceylin.”
Kerem’in bakışları üzerimde birkaç saniye kaldı.
Sonra gülümsedi.
“Memnun oldum.”
“Ben de.”
“Eylül senden bahsetmişti.”
Eylül hemen araya girdi.
“Umarım kötü şeyler anlatmadım.”
Kerem güldü.
“Yok. Kötü şeyler anlatmadı.”
Sonra tekrar bana baktı.
“Eksik anlatmış sadece.”
Eylül’ün gözleri büyüdü.
Ben istemsizce güldüm.“
Daha ilk dakikadan iltifat mı?”Kerem hiç bozuntuya vermedi.“İltifat değil. Tespit.”
“Aralarında çok fark var mı?”
“Bence var.”
Eylül başını iki yana salladı.“Tamam, ben pişman oldum.”
Üçümüz gülerken uzun zamandır hissetmediğim bir rahatlık içime yayıldı.
Ne tehlike vardı.
Ne siyah zarf.
Ne bilinmeyen numara.
Ne de Alaz.
Belki de hayat gerçekten normale dönüyordu.
Sonraki birkaç gün içinde Kerem’le birkaç kez daha karşılaştık.Eylül yanımızdayken sohbetlerimiz uzuyordu.
Kerem’in benden hoşlandığını anlamak için özel bir çaba göstermem gerekmiyordu.
Bunu saklamıyordu.Ama rahatsız da etmiyordu.Aksine…
Hoşuma gidiyordu.Belki de Alaz’ın yarattığı karmaşanın aksine Kerem’in yanında her şey çok basitti.
Ne saklı bir tarafı vardı.
Ne gizemli cümleleri.
Ne de insanı sürekli diken üstünde bırakan bakışları.
Kerem ne düşünüyorsa onu söylüyordu.Bu kadar basit olması güzeldi.Bir akşam Eylül beni aradı.
“Hazırlan.”
“Nereye?”
“Dışarı çıkıyoruz.”
“Kim var?”
“Ben, sen, Kerem ve birkaç kişi daha.”
“Eylül…”
“Hayır. Evde oturmak yok.”
İtiraz etmeye çalıştım ama telefonu kapattı.
O gece hazırlanırken aynadaki halime baktım.Bir süredir ilk kez kendim için hazırlanıyordum.
Telefonumu çantama koyarken ekrana son kez baktım.Sessizdi.Bir an nedensizce Alaz’ı düşündüm.Sonra telefonu kapattım.“Yeter,” dedim kendi kendime.
Bu gece onu düşünmeyecektim.Mekân kalabalıktı.Müzik yüksek, ışıklar loştu.Eylül çoktan arkadaşlarının yanına gitmişti.
Ben ise masada oturup etrafı izliyordum.Kerem yanıma geldi.“Canın sıkılıyor.”
“Hayır.”
“Yalan.”
“Beni ne kadar çabuk çözmüşsün.”
“Çözmek zor değil.”
“Öyle mi?”
“Evet.”
Elindeki bardağı masaya bıraktı.“Sen düşündüğünden daha fazla belli ediyorsun.”
“Neyi?”
“Ne zaman dalıp gittiğini.
”Gülümsedim.“Belki sadece müziği dinliyorumdur.”
“Belki.”Kerem birkaç saniye bana baktı.Sonra elini uzattı.“Dans?”
Başta tereddüt ettim.Sonra elini tuttum.“Olur.”
Kalabalığın arasına karıştık.
Müzik eşliğinde birkaç dakika dans ettik.
Kerem eğilip kulağıma doğru konuştu.
“Biliyor musun?”
“Ne?”
“Eylül haklıymış.”
“Neyde?”
“Gerçekten farklısın.”
Güldüm.“Bu da iltifat mı?”
“Bu sefer kesinlikle.”
Başımı kaldırıp ona baktığım sırada mekânın girişinde bir hareketlilik oldu.Önce önemsemedim.
Sonra nedense gözlerim o tarafa kaydı.Ve olduğum yerde kaldım.Siyah gömlek.
Soğuk bakışlar.
Tanıdığım o yüz.Bir haftadır görmediğim adam.
Alaz.
Kalabalığın içinde onu görmem imkânsızdı.Ama gözlerim onu bir anda bulmuştu.Alaz da beni gördü.
Bakışlarımız kesişti.
Bir saniye.
İki saniye.
Üç…
Yüzünde hiçbir ifade yoktu.Ama sonra bakışları Kerem’e kaydı.
Kerem’in bana yakın duran eline.Çenesi hafifçe gerildi.
Alaz ağır adımlarla bulunduğumuz tarafa doğru yürümeye başladı.
Kalbim hızlandı.
Bir hafta boyunca hiçbir şey olmamıştı.
Ve şimdi…
Sanki o bir hafta hiç yaşanmamış gibiydi.Alaz yanımıza geldiğinde önce Kerem’e baktı.
Sonra bana.“Ceylin.”
Sesini duyduğum anda içimde bir şey düğümlendi.“Alaz…”
Kerem bana baktı.Sonra ona.
“Siz tanışıyor musunuz?”
Alaz cevap vermedi.Gözlerini benden ayırmadan konuştu.
“Benimle gel.”
Kaşlarımı çattım.“Hayır.”
Alaz’ın bakışları yüzümde kaldı.
“Ceylin.”
“Bir hafta boyunca ortadan kayboldun. Şimdi karşıma çıkıp bana ne yapacağımı mı söylüyorsun?”
“Benimle gel.”
“Hayır.”
Bu kez sesim daha net çıktı.Alaz bir adım yaklaştı.
“Dışarıda konuşacağız.”
“Ben burada da konuşabilirim.”
“Burada olmaz.”
“Bu senin kararın.”
Alaz birkaç saniye sustu.
Sonra bakışları üzerimde sabitlendi.
“Ya benimle gelirsin…”
Bir an durdu.“…ya da seni kendim çıkarırım.”
İçimdeki öfke bir anda yükseldi.Bir adım ona yaklaştım.“Beni hiçbir yere çıkaramazsın.”
Alaz’ın kaşı hafifçe kalktı.
“Ceylin.”
“Ben nereye gideceğime kendim karar veririm.”
Bir an birbirimize baktık.
Alaz’ın yüzünde belli belirsiz bir ifade vardı.
Cevap vermedi.
Sadece kapıya doğru baktı.Sonra tekrar bana döndü.
“Ben dışarıda olacağım.”
Arkasını dönüp yürümeye başladı.Birkaç saniye onu izledim.
Sonra Kerem yanıma geldi.“İyi misin?”
“Evet.”
“Tanıyor musun gerçekten?”
“Evet.”
“Kim bu adam?”
Alaz’ın arkasından baktım.Bir haftadır sormak istediğim yüzlerce soru vardı.Ve cevaplarını almak istiyordum.
Ama bunu Alaz istediği için yapmayacaktım.Ben istediğim için yapacaktım.“Bilmiyorum,” dedim.
Sonra çantamı aldım.“Ben konuşacağım onunla.”
Kerem şaşırdı.“İstersen ben de geleyim.”
Başımı iki yana salladım.“Gerek yok.”
Kendi kararımı vermiştim.Alaz’ın arkasından gitmiyordum.
Onunla konuşmayı ben seçiyordum.
Kapıdan çıktığımda Alaz birkaç metre ileride beni bekliyordu.Beni görünce dönüp baktı.“Geleceğini biliyordum.”
Yanına doğru yürüdüm.“Yanlış anlama.”
“Ne?”
“Sen istediğin için gelmedim.”Alaz sustu.“Bir haftanın hesabını sormak için geldim.”
“Tamam.”
“Neredeydin?”
“Meşguldüm.”
“Bu cevap değil.”
“Benim için öyle.”
“Bir mesaj atabilirdin.”
“Evet.”
“Arayabilirdin.”
“Evet.”
“Peki neden yapmadın?
”Alaz bir süre sessiz kaldı.
Sonra gözlerini üzerimde sabitledi.
“Çünkü aramamam gerekiyordu.”
“Kim söyledi?”
“Ben.”
“Ve ben bunu sorgulamayacağım mı?”
“İstediğin kadar sorgulayabilirsin.”
“Öyleyse cevap ver.”
Alaz birkaç saniye sustu.Sonra beklemediğim bir soru sordu.
“Beni mi merak etti?”
Bir an cevap veremedim.
“Konuyu değiştirme.”
“Değiştirmiyorum.”
“Alaz.”
“Cevap ver.”
Gözlerimi kaçırdım.
“Sana bir şey oldu sandım.”
Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
Bir adım yaklaştı.
Ben geri çekilmedim.
Aramızdaki mesafe gittikçe azaldı.“Peki neden gelmedin?” diye sordum.“Gelmemem gerekiyordu.”
“Şimdi neden geldin?”Bakışları yüzümde gezindi.“Çünkü seni başka biriyle görünce…”
Devam etmedi.“Ne?”
Alaz’ın gözleri dudaklarıma indi.Sonra yeniden gözlerime çıktı.
Elini kaldırdı.
Yüzüme düşen saç telini kulağımın arkasına itti.
Dokunuşu yavaştı.
Ben geri çekilmedim.Alaz bunu fark etti.Bakışlarımız birbirine kilitlendi.
Aramızdaki mesafe gittikçe azaldı.
Nefesini yüzümde hissediyordum.Kalbim hızlanmıştı ama bu kez kaçmak istemiyordum.
Alaz biraz daha yaklaştı.Ben de başımı hafifçe kaldırdım.
Tam o sırada Alaz’ın bakışları dudaklarıma indi.
Alçak sesi geceye karıştı.
“Beni bekle.”
Kalbim hızlandı.Ne söyleyeceğimi bilemedim.
Tam cevap verecekken Alaz’ın cebindeki telefon çaldı.İkimiz de irkildik.
Alaz kısa bir nefes verdi ve telefonunu çıkardı.Ekranda tek bir isim vardı.
Mert.
Aramayı açtı.“Konuş.”
Birkaç saniye dinledi.Yüzündeki ifade değişti.“Tamam.”
Telefonu kapattı.“Ne oldu?” diye sordum.
Alaz gözlerimin içine baktı.“Gitmem gerekiyor.”
“Yine mi?”
Bu kez sesimdeki hayal kırıklığını saklayamadım.
Alaz birkaç saniye sustu.Sonra sadece:
“Bu sefer ortadan kaybolmayacağım.”dedi.
Arkasını dönüp yürümeye başladı.Ben olduğum yerde kaldım.“Alaz.”
Durdu.“Gelecek misin?”
Bana döndü.Bakışları yine üzerimdeydi.“Gelicem”
Sonra hiçbir şey söylemeden uzaklaştı.Ben arkasından bakarken dudaklarımdan tek bir kelime döküldü.
“Tamam.”
Bölüm etkileşimi
