9. bölüm / 11
KARANLIĞIN İÇİNDE9. Bölüm–GERÇEKLER
Bölümler 11Şu an: 9. Bölüm–GERÇEKLER
- 1 BÖLÜM 1– KARŞILAŞMA966 kelime
- 2 2.BÖLÜM–KARAN DEMİR730 kelime
- 3 3. Bölüm — EVE KADAR359 kelime
- 4 4.BÖLÜM– GERÇEKLER598 kelime
- 5 5. BÖLÜM SÖYLENMEYENLER545 kelime
- 6 6. BÖLÜM– SINIRDA676 kelime
- 7 7. BÖLÜM–AYNI ÇATI564 kelime
- 8 8.BÖLÜM–HEDEF691 kelime
- 9 9. Bölüm–GERÇEKLER1.478 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 10. BÖLÜM – DAVET1.730 kelime
- 11 11. BÖLÜM – GECENİN SONU967 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Karan hastaneden çıktıktan sonra birkaç gün evde dinlenmek zorunda kaldı.Lina ise neredeyse sürekli yanındaydı.İlk günlerde Karan bunu garip buldu.Çünkü Lina normalde kimsenin peşinden dolaşmazdı.Ama şimdi ilaç saatlerini hatırlatıyor, dinlenmesini söylüyor ve Karan ayağa kalkmaya çalıştığında hemen karşısına dikiliyordu.— Otur.Karan ona baktı.— İyiyim.— Otur dedim.— Lina—— Karan.İkisi birkaç saniye birbirlerine baktı.Karan sonunda oturdu.Mert kapının kenarından onları izliyordu.— Vay be.Karan ona döndü.— Ne var?— Hiç. İlk defa birinin seni susturduğunu görüyorum.Lina gülmeye başladı.Karan başını iki yana salladı.— İkiniz de çok konuşuyorsunuz.Mert:— Biz olmasak bu ev mezarlık gibi.Lina kahkaha attı.Karan istemeden gülümsedi.Son günlerde ilk kez evin içinde gerçekten huzur vardı.Ama o huzur uzun sürmeyecekti.Akşam olduğunda Mert çıktı.Ev sessizleşti.Lina mutfakta çay hazırlarken Karan salonda oturuyordu.Lina iki bardakla geldi.Birini Karan’ın önüne bıraktı.— Şeker yok.Karan ona baktı.— Nereden biliyorsun?— Kahveni nasıl içtiğini biliyorum artık.Karan birkaç saniye sustu.— Beni bu kadar kısa sürede nasıl bu kadar iyi öğrendin?Lina omuz silkti.— Sen de beni çok araştırmışsın.Karan’ın yüzündeki ifade değişti.Lina bunu fark etti.— Ne oldu?Karan cevap vermedi.Lina’nın gülümsemesi kayboldu.— Karan.Karan ayağa kalktı.— Sana her şeyi anlatmam gerekiyor.Lina’nın içi sıkıldı.— Her şeyi mi?— Bu kez gerçekten her şeyi.Karan çalışma odasına geçti.Lina da arkasından girdi.Karan masasının önünde durdu.Bir süre sessiz kaldı.Sonra çekmeceden eski, kenarları yıpranmış bir fotoğraf çıkardı.Fotoğrafta üç adam vardı.Lina fotoğrafa baktı.Ortadaki adamı hemen tanıdı.— Bu… babam.Karan başını salladı.— Evet.Lina fotoğrafı eline aldı.Yanındaki adamlardan biri genç Karan’a şaşırtıcı derecede benziyordu.— Bu senin baban mı?— Evet.Karan fotoğrafa uzun süre baktı.— Selim Demir.Adını söylerken sesi değişmişti.Lina bunu fark etti.— Onu özlüyor musun?Karan’ın gözleri fotoğraftan ayrılmadı.Uzun bir sessizlik oldu.— Bazen.Lina şaşırdı.— Bazen mi?Karan hafifçe gülümsedi.Ama o gülümsemede mutluluk yoktu.— İnsan bazen kendisine zarar veren birini bile özleyebiliyor.Lina hiçbir şey söylemedi.Karan sandalyeye oturdu.Fotoğrafı eline aldı.— Çocukken babamın kim olduğunu anlamıyordum. Sadece eve geldiğinde evin havasının değiştiğini biliyordum.Parmakları fotoğrafın kenarında gezindi.— Yanında sürekli adamları olurdu. Telefonlar hiç susmazdı. Bazen gecenin bir yarısı kapı açılır, babam içeri girerdi. Annem onu görünce gülümsemeye çalışırdı ama gözlerindeki korkuyu görürdüm.Karan bir an durdu.— Ben o zamanlar korkunun ne olduğunu bilmiyordum.Lina yavaşça sordu:— Sonra öğrendin.Karan başını kaldırdı.— Evet.Sesi daha da alçaldı.— Annem öğretti.Lina’nın bakışları yumuşadı.Karan fotoğrafı masaya bıraktı.— Annem bu dünyadan nefret ederdi. Babamın değişmesini bekledi. Yıllarca.— Değişmedi mi?— Değişmek istediğini söyledi.Karan kısa bir nefes aldı.— Ama bazı insanlar bir kez o dünyaya girdikten sonra çıkabileceklerini sanıyorlar. Sonra fark ediyorlar ki kapı çoktan kapanmış.Lina sessizce onu dinliyordu.— Annem babamdan gitmesini istedi. Bizi alıp başka bir yere götürmesini istedi. Normal bir hayatımız olsun istedi.Karan’ın gözleri bir noktaya takıldı.— Ben de istiyordum.Lina şaşırdı.— Sen?Karan başını salladı.— Evet.İlk kez sesinde sertlik yoktu.Sadece çocukluğundan kalmış bir kırgınlık vardı.— Ben Karan Demir olmak istemiyordum. İnsanların adımı duyunca susmasını istemiyordum. Babamın adamlarının beni görünce ayağa kalkmasını istemiyordum.Karan gözlerini kapattı.— Ben sadece okuldan eve gelip annemin yaptığı yemeği yemek istiyordum.Lina’nın boğazı düğümlendi.Karan devam etti.— Annem bazen bana, “Sen baban gibi olmayacaksın,” derdi.Karan’ın dudaklarında küçük, acı bir gülümseme oluştu.— Ona inanırdım.Bir süre sessizlik oldu.— Sonra onu kaybettim.Lina’nın gözleri doldu.Karan başını eğdi.— On iki yaşındaydım.Bu kez sesi neredeyse fısıltıydı.— O yaştayken insan annesinin bir daha eve gelmeyeceğini anlamıyor.Lina hiçbir şey söylemedi.Karan devam etti.— Bir süre kapının açılmasını bekledim.Gözleri dolmamıştı.Ama yüzündeki ifade, yıllardır taşıdığı bir ağırlığı anlatıyordu.— Her araba sesi geldiğinde annem geldi sandım.Lina’nın gözlerinden bir damla yaş süzüldü.Karan bunu fark etti ama konuşmayı sürdürdü.— Sonra beklemeyi bıraktım.Kısa bir sessizlik.— Ama özlemeyi bırakmadım.Lina başını eğdi.Karan ilk kez geçmişini anlatırken güçlü görünmeye çalışmıyordu.— O günden sonra babama baktığımda sadece bir baba görmedim. Annemi kaybettiğim hayatı gördüm.Karan fotoğrafı ters çevirdi.— Bu yüzden ondan uzaklaştım.— Ama sonunda onun yerini aldın.Karan acı bir şekilde gülümsedi.— İnsan bazen kaçtığı şeye dönüşüyor.Lina sessizce:— Sen bunu istemedin.— Hayır.Karan gözlerini ona çevirdi.— Ama istesem de istemesem de o dünya beni bekliyordu.Karan ayağa kalktı ve pencerenin önüne geçti.Şehrin ışıkları uzakta titriyordu.— Babam öldüğünde herkes benim zayıf olduğumu düşündü.— Çünkü gençtin.— Çünkü yalnızdım.Karan’ın sesi sertleşti.— Etrafımdaki insanlar birer birer taraf değiştirdi. Babamın kurduğu düzen parçalanmaya başladı. Herkes kendi payını istiyordu.Lina onu dinliyordu.— Ben o zaman bir karar verdim.— Ne kararı?Karan arkasını döndü.— Bir daha kimsenin hayatımı benim yerime belirlemesine izin vermeyecektim.Lina birkaç saniye sustu.— Ve bu yüzden Karan Demir oldun.Karan başını salladı.— Evet.Sonra Karan masaya geri döndü.Fotoğrafı yeniden eline aldı.Bu kez Lina’nın babasına baktı.— Ama senin baban…Sesi yeniden değişti.— O farklıydı.Lina kaşlarını çattı.— Nasıl?— O bu dünyanın insanı değildi.Karan fotoğrafı Lina’ya uzattı.— Bazı finansal kayıtları ve bağlantıları takip ediyordu. Başlarda neye hizmet ettiğini bilmiyordu. Sonra gerçeği gördü.— Ne gördü?— İnsanların para ve güç için neler yaptığını.Lina’nın yüzü ciddileşti.— Babam ayrılmak istedi.— Evet.— Ama izin vermediler.— Hayır.Karan derin bir nefes aldı.— Baban bazı bilgileri yanında götürdü. İsimler, bağlantılar, para hareketleri…Lina’nın yüzü gerildi.— Ve şimdi bunları geri istiyorlar.— Evet.— Bu yüzden beni hedef alıyorlar.Karan başını kaldırdı.— Çünkü sana ulaşabileceklerini düşünüyorlar.Lina’nın sesi titredi.— Ben sadece babamın kızıyım.— Ben de sana bunu anlatmaya çalışıyorum.Karan bir adım yaklaştı.— Sen hiçbir şey yapmadın.Lina ona baktı.— Ama bütün bunların ortasındayım.— Biliyorum.Karan’ın sesi yumuşadı.— Ve bundan nefret ediyorum.Lina şaşırdı.— Neden?Karan birkaç saniye cevap vermedi.Sonra dürüstçe konuştu.— Çünkü seni ilk gördüğümde bunun senin başına gelmesini istemedim.Lina’nın kalbi sıkıştı.— Beni ilk gördüğünde…Karan başını eğdi.— Seni tanımıyordum.Bu cümle Lina’nın yüzünü düşürdü.Karan hemen devam etti.— Sadece kim olduğunu biliyordum.Bir süre sessiz kaldı.— Babanın kızısın. Bu kadar.Lina’nın gözleri doldu.— Yani benim için ilk başta sadece bir görev miydim?Karan’ın cevabı gecikmedi.— Evet.Lina bakışlarını kaçırdı.Karan devam etti.— Ama sonra seni tanımaya başladım.Lina konuşmadı.— İlk başta sadece seni izliyordum çünkü başına bir şey gelmemesi gerekiyordu. Sonra seni neden sürekli düşündüğümü anlamamaya başladım.Karan’ın sesi daha da alçaldı.— Senin sinirlendiğinde kaşlarını çatmanı…Lina istemsizce ona baktı.— Her şeye rağmen ailene sahip çıkmanı. Duru’yu korumaya çalışmanı. İnsanların senden korkmasını umursamamanı…Karan kısa bir nefes aldı.— Bunların hiçbirinin görevle ilgisi yoktu.Lina’nın gözleri doldu.— Karan…— Seni korumam gerektiği için yanında kalmadım.Karan ilk kez gözlerini kaçırdı.— Yanında kalmak istediğim için kaldım.Odadaki sessizlik ağırlaştı.Lina’nın gözlerinden yaş süzüldü.— Bunu neden şimdi söylüyorsun?Karan ona baktı.— Çünkü senden daha fazla bir şey saklarsam seni kaybedeceğimi biliyorum.Lina’nın sesi titredi.— Ama zaten benden çok şey sakladın.Karan başını eğdi.— Biliyorum.— Sana güvenmek istedim.— Biliyorum.— Ama her şeyi sonradan öğrenmek beni yoruyor.Karan’ın yüzünde acı bir ifade oluştu.— Ben insanları kendimden uzak tutmayı öğrendim, Lina.Lina sustu.— Çünkü yakınındaki herkes bir gün canını yakıyor.Karan gözlerini ona çevirdi.— Annemi kaybettim. Babamı kaybettim. Yanımda olan insanların çoğu ya korkudan kaldı ya da çıkarları için.Kısa bir sessizlik.— Sonra sen geldin.Lina’nın nefesi kesildi.— Ve ben ne yapacağımı bilemedim.Karan ilk kez tamamen savunmasız görünüyordu.— Seni uzak tutmaya çalıştım.— Başaramadın.Karan’ın dudaklarında küçük bir gülümseme oluştu.— Hayır.Lina da hafifçe gülümsedi ama gözleri hâlâ yaşlıydı.Karan devam etti:— Çünkü sen gitmedin.Lina başını eğdi.— Gitmek istedim.Karan sustu.— Ama gidemedim.Bu kez Karan’ın yüzündeki ifade değişti.Lina hemen ekledi:— Çünkü sana hâlâ kızgınım.— Biliyorum.— Sana güvenim kırıldı.— Biliyorum.— Ama seni tamamen hayatımdan çıkarmak da istemiyorum.Karan birkaç saniye konuşamadı.Sonra sadece:— Teşekkür ederim.dedi.Lina ona baktı.— Ne için?Karan’ın sesi çok sakindi.— Gitmediğin için.Lina kapıya doğru yürüdü.Tam çıkacakken durdu.Arkasını dönmeden konuştu.— Karan?— Efendim?— Annene verdiğin sözü hâlâ hatırlıyor musun?Karan bir süre sustu.— Hangi sözü?— “Onun gibi olmayacağım” demiştin ya.Karan’ın gözleri doldu.— Hatırlıyorum.Lina arkasını döndü.— Bence olmadın.Karan şaşkınlıkla ona baktı.— Ama hâlâ kendini affetmemişsin.Karan cevap veremedi.Lina kapıyı açtı.— Belki önce kendini affetmeyi öğrenmelisin.Kapı kapandı.Karan odada tek başına kaldı.Yıllardır kimsenin dokunamadığı bir yere, Lina birkaç cümleyle dokunmuştu.Annesini düşündü.Çocukluğunu düşündü.Sonra Lina’yı.Ve ilk defa şunu fark etti:Belki de güçlü olmak, hiçbir şeyi hissetmemek değildi.Belki güçlü olmak, kaybetmekten korktuğun birini kaybetmemek için gerçeği söyleyebilmekti.Ertesi gün Lina Karan’la çok konuşmadı.Karan kahvaltı hazırlattı.Lina dokunmadı.Karan ona mesaj attı.“Konuşabilir miyiz?”Cevap gelmedi.Bir saat sonra ikinci mesajı gönderdi.“Sana yalan söylemek istemedim.”Yine cevap yoktu.Karan telefonu masaya bıraktı.Mert içeri girdi.— Kavga mı ettiniz?— Evet.— Büyük kavga mı?— Evet.Mert birkaç saniye düşündü.— Haklı olan kim?Karan sustu.Mert başını salladı.— Tamam. Sen haksızsın.Karan ona baktı.— Mert.— Ne? Gerçekleri söylemek bazen iyidir.Karan iç çekti.— Ne yapmalıyım?Mert düşündü.— Özür dile.— Diledim.— Gerçekten özür dile.— Nasıl?Mert omuz silkti.— Çiçek al.Karan ona boş boş baktı.— Çiçek mi?— Evet.— Ben çiçek alacak biri miyim?Mert gülmeye başladı.— İşte tam da bu yüzden alman gerekiyor.Karan bir süre düşündü.Sonra aklına bir şey geldi.Lina’nın birkaç hafta önce Duru’yla konuşurken söylediği cümle…“Benim en sevdiğim çiçek beyaz papatya. Çok basit ama nedense hep mutlu ediyor.”Karan’ın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.— Papatya.Mert şaşırdı.— Ne?— Hiç.Karan ceketini aldı.— Nereye gidiyorsun?— Çiçek almaya.Mert’in gözleri büyüdü.— Gerçekten mi?Karan kapıya yöneldi.— Bir kelime daha edersen vazgeçerim.— Tamam, tamam.Akşamüstü Karan eve döndüğünde elinde küçük bir buket vardı.Beyaz papatyalar.Lina salonda oturuyordu.Karan birkaç saniye kapının yanında durdu.Sonra yanına geldi.Lina ona baktı.Gözleri önce Karan’a, sonra elindeki çiçeklere kaydı.— Bunlar ne?Karan buketi ona uzattı.— Özür.Lina şaşkınlıkla çiçekleri aldı.— Papatya…Karan başını salladı.— En sevdiğin olduğunu hatırlıyorum.Lina birkaç saniye konuşamadı.— Bunu hatırladın mı?— Seni dinliyorum, Lina.Lina çiçeklere baktı.Kızgınlığı hâlâ geçmemişti.Ama ilk kez yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.— Çok geç kaldın.Karan başını salladı.— Biliyorum.— Ve bir buket papatya her şeyi düzeltmez.— Biliyorum.Lina ona baktı.— O zaman neden aldın?Karan’ın sesi sakindi.— Çünkü seni üzmek istemediğimi bilmeni istedim.Lina çiçekleri göğsüne yakın tuttu.— Hâlâ sana kızgınım.— Haklısın.— Hâlâ güvenim kırık.— Onu yeniden kazanırım.Lina gözlerini kaldırdı.Karan bu kez geri çekilmedi.— Ne kadar sürerse sürsün.Lina birkaç saniye ona baktı.Sonra sessizce:— Göreceğiz.dedi.Karan ilk kez günlerdir rahat bir nefes aldı.Lina odasına giderken papatyalara bir kez daha baktı.Karan ise arkasından bakarken tek bir şeyi biliyordu:Lina’nın güvenini yeniden kazanmak, hayatında karşılaştığı en zor şeylerden biri olacaktı.Ama bu kez kaçmayacaktı.
Bölüm etkileşimi
