2. bölüm / 17
KANLI DOLUNAY II: MÜHÜRLÜ TAHTYabancı Sancaklar ve Sisli Yollar
Bölümler 17Şu an: Yabancı Sancaklar ve Sisli Yollar
- 1 DİKKAT10 kelime
- 2 Yabancı Sancaklar ve Sisli Yollar286 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Gümüş Mermiler ve İlk Saldırı392 kelime
- 4 Surlardan İnen Fırtına384 kelime
- 5 Savaş Konseyi ve Kara Harita341 kelime
- 6 Gümüş Kalede Ay Tutulması391 kelime
- 7 Kalbin Merkezinde287 kelime
- 8 Zehirli Deneyler ve Küller379 kelime
- 9 Küllerin Arasından Yükselen Fısıltılar454 kelime
- 10 Gümüş Uyanış ve Mahzendeki Sır574 kelime
- 11 Fırtına Adasına Yolculuk534 kelime
- 12 Fırtına Adasında Karaya Çıkış ve Kadim Kapı548 kelime
- 13 Malakor’un Tahtı ve Son Mühür603 kelime
- 14 Barışın Kırılgan Gölgesi442 kelime
- 15 Güneşin Elçileri ve Altın Mühür505 kelime
- 16 Güneşin Gölgesinde Toplanan Ordular501 kelime
- 17 Yeni bölüm hakkında20 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sisli Vadi Malikânesi, artık o eski, içine kapanık ve çürümeye yüz tutmuş kasvetli bina değildi. Luna ve Adrian’ın liderliğinde, klanın savunma hatları yenilenmiş; sürünün savaşçıları antik rün eğitimiyle eğitilmişti. Şehirdeki haberlerde Luna hâlâ "gizemli bir şekilde kaybolan dahi balerin" olarak anılsa da, yeraltı dünyası ve klanlar arasında adı fısıltıyla anılan dehşet verici bir efsaneye dönüşmüştü.
Malikânenin harita odasında, devasa ahşap masanın üzerinde tüm Avrupa’yı ve dağ silsilelerini gösteren haritalar seriliydi.
Luna, üzerindeki koyu zümrüt yeşili kadife elbisesi ve başındaki gümüş taçla masanın başında duruyordu. Kehribar gözleri, haritanın üzerindeki kırmızı işaretlerde gezindi. Yandaki uzun aynada yansıyan silueti, altı ay önceki o savunmasız kıza hiç benzemiyordu.
Devasa ahşap kapı açıldı ve içeri Adrian girdi. Siyah deri ceketi ve keskin duruşuyla doğrudan Luna’nın yanına adımladı. Elinde, üzerinde koyu mavi balmumu mühür bulunan ağır bir deri parşömen vardı.
"Doğu klanlarının sancakları vadinin sınırına dayandı Luna," dedi Adrian, sesi derin ve ciddiydi. "Alpler’in en eski ve en zalim Alfa’sı Lord Vane... Geldiğimizi duymuş. Seni ve klanımızı tebrik etmek için değil; tahtımızın meşruiyetini sınamak için burada."
Luna, parşömeni Adrian’ın elinden alıp mührünü parmak ucuyla kırdı. İçindeki mektupta antik Runik dilde yazılmış tek bir cümle vardı:
"Balerin kraliçenin tacındaki yakutlar, Alpler’in karında güzel durur. Ya diz çökün ya da vadinizi kanla sulayalım."
Luna mektubu okuduktan sonra hafifçe gülümsadı. Sesi, harita odasındaki taş duvarlarda buz gibi çınladı:
"Alpler’den gelen bir kurt, Sisli Vadi’nin ormanlarında sadece av olur Adrian."
"Vane yalnız gelmedi," diye ekledi Adrian, Luna’ya yaklaşarak. "Yanında insan dünyasının en gizli silahlı örgütü olan Ordo Argenteum’un gümüş mermilerini taşıyan paralı askerler var. İki dünya arasındaki dengeyi bozduğumuzu düşünüyorlar."
Luna başını kaldırdı ve gözlerindeki gümüşi halka alevlendi.
"Denge zaten bozuldu Adrian," dedi Luna, Adrian’ın elini kavrayarak. "Şimdi onlara, bu tahtın mühürlerini sökmenin bedelini ödeme zamanı."
Bölüm etkileşimi
