14. bölüm / 17
KANLI DOLUNAY II: MÜHÜRLÜ TAHTBarışın Kırılgan Gölgesi
Bölümler 17Şu an: Barışın Kırılgan Gölgesi
- 1 DİKKAT10 kelime
- 2 Yabancı Sancaklar ve Sisli Yollar286 kelime
- 3 Gümüş Mermiler ve İlk Saldırı392 kelime
- 4 Surlardan İnen Fırtına384 kelime
- 5 Savaş Konseyi ve Kara Harita341 kelime
- 6 Gümüş Kalede Ay Tutulması391 kelime
- 7 Kalbin Merkezinde287 kelime
- 8 Zehirli Deneyler ve Küller379 kelime
- 9 Küllerin Arasından Yükselen Fısıltılar454 kelime
- 10 Gümüş Uyanış ve Mahzendeki Sır574 kelime
- 11 Fırtına Adasına Yolculuk534 kelime
- 12 Fırtına Adasında Karaya Çıkış ve Kadim Kapı548 kelime
- 13 Malakor’un Tahtı ve Son Mühür603 kelime
- 14 Barışın Kırılgan Gölgesi442 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 Güneşin Elçileri ve Altın Mühür505 kelime
- 16 Güneşin Gölgesinde Toplanan Ordular501 kelime
- 17 Yeni bölüm hakkında20 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Malakor’un Fırtına Adası’ndaki o kadim ve karanlık şatoda sonsuza dek mühürlenmesinin üzerinden üç yıl geçmişti.
Alpler’in üzerini örten o ağır kükürt kokusu yok olmuş, Ordo Argenteum’un gümüş mermili avcı hücreleri tamamen dağıtılmıştı. Doğu klanları ve Alpler’in eski lordları, Luna ve Adrian’ın ezici gücü karşısında biat etmiş; Sisli Vadi Malikânesi ise iki dünyanın da gıpta ile baktığı, efsanelerle anılan bir imparatorluk merkezine dönüşmüştü.
Ancak klanların dünyasında mutlak barış, sadece bir sonraki fırtınaya kadar süren kısa bir sessizlikten ibaretti.
Malikânenin yüksek tavanlı, camlı harita salonunda sabahın ilk ışıkları süzülüyordu. Luna, üzerindeki derin zümrüt yeşili zırh detaylı elbisesi ve başındaki gümüş ve yakut taçla devasa ahşap masanın başında duruyordu. Aradan geçen üç yıl, onun duruşundaki o asil balerin zarafetini silmemiş; aksine bir Alfa Kraliçesi'nin sarsılmaz otoritesiyle birleştirmişti.
"Üç yıldır tek bir gümüş merminin fısıltısı bile duyulmadı," dedi Adrian, arkadan yavaş adımlarla Luna’ya yaklaşarak.
Adrian, siyah deri ceketi ve keskin duruşuyla yine Kraliçesinin hemen arkasındaki sarsılmaz kayaydı. Elindeki gümüş tepside duran iki kadeh taze kanlı yakut şarabından birini Luna’ya uzattı.
Luna kadehi alırken başını hafifçe pencereye çevirdi. Kehribar gözlerindeki o gümüşi halka, dışarıdaki sisli vadiyi izlerken hafifçe titredi.
"Sessizlik beni korkutuyor Adrian," dedi Luna, sesi rüzgar kadar duru ve derin bir tona sahipti. "Malakor mühürlendi, avcılar dağıldı. Ama klanların yaşlı konsey üyeleri ve okyanusun ötesindeki bağımsız klanlar hâlâ bizi izliyor. Bedenimdeki o antik ritim... Son birkaç gündür yeniden karıncalanmaya başladı."
O sırada harita salonunun ağır çift kanatlı kapısı gürültüyle açıldı. İçeri giren kişi klanın baş şifacısı Sera idi. Yüzündeki o alışıldık sakin ifadeden eser yoktu; elleri titriyor, kucağında tuttuğu rünik pusula kontrolsüzce kendi etrafında dönüyordu.
"Luna! Adrian!" dedi Sera, soluk soluğa masaya yaklaşarak. "Liman gözcülerinden ve güney klanlarından mesaj geldi. Bu... bu bir avcı veya düşman klan saldırısı değil!"
Adrian kılıcının kabzasını sıktı. "Ne oluyor Sera? Açık konuş."
Sera pusulayı masanın ortasına bıraktı. Pusulanın gümüş iğnesi tam kuzeyi değil, gökyüzünü ve doğudaki kayıp toprakları gösteriyordu.
"Kayıp Soy..." diye fısıldadı Sera. "Halk arasında sadece masal sanılan, ilk Alfa soylarının ataları olan Güneş Klanı... Sınırlarımıza elçilerini gönderdi. Ve getirdikleri tek bir şart var."
Luna bir adım öne çıktı. Başındaki taç, pusulanın yaydığı garip Altın rengi ışıkla rezonansa girerek parıldadı.
"Ne şartı Sera?"
Sera başını kaldırıp doğrudan Kraliçe'nin gözlerinin içine baktı.
"Kraliçe Luna’nın, tahtını ve kanını evrensel klan konseyine teslim etmesi... Aksi takdirde, kurt soylarının ilk doğum yeri olan Güneş Vadisi’nden gelen ilk ateşi tüm Sisli Vadi’nin üzerine yağdıracaklar."
Luna, kadehteki şarabı tek bir yudumda bitirip masaya bıraktı. Dudaklarında o unutulmaz, tehlikeli ve meydan okuyan zafer tebessümü belirdi.
"Üç yıldır kılıcım paslanıyordu Adrian," dedi Luna, Adrian’ın gözlerine bakarak. "Anlaşılan o ki, masalların da kraliçenin kim olduğunu öğrenmeye ihtiyacı var."
Adrian kılıcını çekip Luna’nın önünde başını eğdi. "Savaşa gidiyoruz Kraliçem."
Bölüm etkileşimi
