4. bölüm / 17
KANLI DOLUNAY II: MÜHÜRLÜ TAHTSurlardan İnen Fırtına
Bölümler 17Şu an: Surlardan İnen Fırtına
- 1 DİKKAT10 kelime
- 2 Yabancı Sancaklar ve Sisli Yollar286 kelime
- 3 Gümüş Mermiler ve İlk Saldırı392 kelime
- 4 Surlardan İnen Fırtına384 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Savaş Konseyi ve Kara Harita341 kelime
- 6 Gümüş Kalede Ay Tutulması391 kelime
- 7 Kalbin Merkezinde287 kelime
- 8 Zehirli Deneyler ve Küller379 kelime
- 9 Küllerin Arasından Yükselen Fısıltılar454 kelime
- 10 Gümüş Uyanış ve Mahzendeki Sır574 kelime
- 11 Fırtına Adasına Yolculuk534 kelime
- 12 Fırtına Adasında Karaya Çıkış ve Kadim Kapı548 kelime
- 13 Malakor’un Tahtı ve Son Mühür603 kelime
- 14 Barışın Kırılgan Gölgesi442 kelime
- 15 Güneşin Elçileri ve Altın Mühür505 kelime
- 16 Güneşin Gölgesinde Toplanan Ordular501 kelime
- 17 Yeni bölüm hakkında20 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Surların üzerindeki koruma rünü gümüşi bir ışıkla parıldarken, vadideki kaos yerini stratejik bir kıyıma bıraktı. Luna’nın serbest bıraktığı şok dalgası, avcıların frekans cihazlarını tek tek patlatmış, Ordo Argenteum birliklerini darmadağın etmişti.
Adrian kılıcını havaya kaldırdı. Gözlerindeki altın sarısı pırıltı, Alfa emrinin habercisiydi.
"Sürü! Surları açın! Vadiyi temizliyoruz!"
Malikânenin devasa demir kapıları gürültüyle ikiye ayrıldı. Sisli Vadi’nin savaşçı kurtları, kükreyerek ve karanlığa karışarak çöken avcı hatlarının üzerine çullandı. Ormanın içinden gelen pençe ve çelik sesleri, gecenin sessizliğini tamamen yok etmişti.
Luna kulenin kenarından aşağı baktı. Lord Vane, çöken zemin yüzünden geriye çekilmeye çalışıyor, siyah devasa formuyla avcılarına emirler yağdırıyordu.
"O benim," dedi Luna, sesi rüzgarda buz gibi çınlayarak.
"Birlikte," dedi Adrian.
İkili kulenin yüksek tırabzanlarından aşağıya, doğrudan savaş alanının ortasına doğru atladı. Yere indiklerinde, Luna’nın ayaklarının bastığı toprakta gümüşi rün çizgileri parıldadı. Zümrüt yeşili elbisesinin etekleri kana ve çamura bulanmıştı ama duruşu bir kraliçeden farksızdı.
Ordo Argenteum’un üç üst düzey avcısı, ellerindeki özel gümüş tüfekleri Luna’ya doğrulttu. "Ateş!"
Gümüş mermiler havadaki nemi yakarak Luna’ya doğru süzüldü. Ancak Luna hareket bile etmedi. Adrian, çelik kadar hızlı bir refleksle kılıcını savurarak mermilerin yönünü havada değiştirdi; hemen ardından dönüşerek iki avcıyı tek bir hamlede yere serdi.
Luna ise kalan son avcıya doğru adım attı. Avcı titreyen elleriyle şarjörünü değiştirmeye çalışıyordu ama Luna çoktan yanındaydı. Parmağının ucuyla adamın göğsündeki zırha dokundu. Clara’nın günlüğünden öğrendiği rün enerjisi adamın zırhını içten dışa eritti.
"Efendine söyle," diye fısıldadı Luna adamın kulağına. "Sisli Vadi’ye gümüşle gelenler, burada toz olarak kalır."
Adamı kenara savurduğunda, doğrudan dev siyah kurt formundaki Lord Vane ile göz göze geldi. Vane, hırlayarak öne fırladı; keskin dişleri Luna’nın boğazını hedef alıyordu.
Luna, balerin geçmişinden gelen imkânsız esnekliği ve bir Alfa’nın insanüstü hızıyla yana kaydı. Vane’in hamlesi boşa çıktı. Luna, dönüşünün yarattığı ivmeyle elindeki gümüşi rün enerjisini dev kurdun böğrüne indirdi.
Bir kemik çatırtısı ve boğuk bir uluma vadiyi kapladı.
Lord Vane yere kapaklanırken, geri kalan Doğu klanı savaşçıları ve avcılar pes ederek silahlarını düşürmeye başladılar. İlk saldırı püskürtülmüştü ama bu sadece savaşın açılış perdesiydi.
Adrian, kanlı kılıcını kınına sokarak Luna’nın yanına geldi. "Vane yaralı ama kaçmayı başaran avcılar var," dedi. "Ordo Argenteum ana karargâha haber uçuracaktır."
Luna, başındaki gümüş ve yakut tacı düzelterek ormanın derinliklerine baktı.
"Uçursunlar," dedi Luna, kehribar gözlerindeki o gümüşi halka alevlenirken. "Bırakın gümüş ordularını toplasınlar. Çünkü bu sefer savunmada kalan biz olmayacağız. Savaşı onların kapısına taşıyacağız."
Bölüm etkileşimi
