5. bölüm · Kalbin İkinci Şansı

Yarına Hazırlık

Lidya Demir

---

Leyla’nın bakış açısından:

Telefonum titrediğinde uykunun ağırlığı hâlâ üzerimdeydi. Elimi yarı kapalı gözlerle ekrana uzattım, parlak ışık yüzümü aydınlatırken bildirimde Atlas’in adını görünce kalbim hafifçe hızlandı. Yorgunluğuma rağmen parmaklarım hemen cevap yazmaya başladı.

– Evet, hâlâ uyumadım.

– Seni arayabilir miyim?

Mesajı okuyunca şaşkınlık ve merak birbirine karıştı. Saat neredeyse 1’e gelmişti ama onunla konuşma fikri, uykunun ağırlığını kolayca bastırdı.

– Tabii, ara.

Aramasıyla birlikte kalbim bir adım daha hızlandı. Telefona cevap verirken, içimde garip bir beklenti vardı.

"Alo..." dedim yumuşak bir sesle.

"Leyla..." Sesindeki hafif uykululuk, adımı söyleyişindeki o ton... içimden aşağıya doğru bir ürperti gönderdi. Kahretsin, sesi telefonda daha da çekici geliyordu.

Normal görünmeye çalıştım ama sesimdeki hafif heyecanı bastıramadım.
"Niye hâlâ uyanıksın?"

İç çekti.
"Uyuyamıyorum… yarın nerede buluşacağımızı düşünüyorum."

Cevabına istemsizce gülmemek elde değildi. Adam resmen gecenin bir yarısı beni arayıp buluşma planı yapıyordu.

Yatağımda dağılmış saçlarımı geriye attım. Hem şaşkın hem de meraklıydım.
"Şu an ciddi misin? Saat neredeyse sabahın biri oldu ve sen yarını mı düşünüyorsun?"

"Yarın kafeye gitmeyi düşündüm."

Onu yatağında, gözleri yarı kapalı hâlde bu planı yaparken hayal ettim ve dudaklarımda küçük bir gülümseme belirdi.
Esnememi bastırıp hafif alaycı bir sesle, "Kafe ha? Ne kadar orijinal." dedim.

Uykulu bir kahkaha attı.
"O zaman sinema? Yeni bir film çıkmış. Romantik komedi. Birlikte izleyelim diyorum."

Kaşlarımı hafifçe kaldırdım. Bu öneri beklediğim en son şeydi. Bu adam tam bir çelişkiydi—hem çekici hem de sinir bozucu.
"Romantik komedi mi? Demek koca, sert görünümlü adam gizliden gizliye aşk filmi tutkunuymuş."

"Gizliden gizliye değil… ha ha… Sadece senin sevdiğini düşündüm."

Başımı sallayarak güldüm. Direnmenin gereksiz olduğunu anladım.
"Tamam, kabul ediyorum romantik komedileri seviyorum. Ama birine söylersen inkâr ederim."

"O zaman bana evinin konumunu at. Yarın akşam altıda seni almaya gelirim."

İç çekerek, karışık bir ifadeyle, "Tamam, peki. Atarım konumu." dedim.

"Artık rahat uyuyabilirim. Sana tatlı rüyalar, Leyla."

Söylediğine gülmeden edemedim. Adam imkânsız biriydi, ama garip bir şekilde bu hâli hoşuma gidiyordu.
Başımı salladım, yüzümde kocaman bir gülümsemeyle, "Sana da tatlı rüyalar, Casanova. Yarın görüşürüz."

(Casanova, İtalyan bir kelime. Günümüzde, çok flört eden, kadınlarla arası iyi olan, romantik ve biraz çapkın erkekleri tarif etmek için kullanılıyor.)

Telefonu kapatıp yatağa uzandım. Gözlerim kapanırken yüzümde hâlâ o aptal gülümseme vardı.