22. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: 🖤 Ruhumuzdaki izler hep kalır...

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 22Şu an: 22. BÖLÜM

Doğum günüme son 4 gün. Ya da öldüğüm güne son 4 gün.

Doğum günlerini kutlayan insanları hiçbir zaman anlamadım. Bir insan doğduğu günü niye kutlardı ki? Saçmalıktı bana göre.

On bir yaşıma kadar doğum gününe kutlayan kişilere özenmiştim. Çocukken bende istiyordum, yanımda ailem olsun, doğum günümü kutlasınlar diye. Artık istemiyordum. 5 yıl öncesine kadar.

Defalarca intihar etmiştim. Bilmiyorlardı. Defalarca zorbalanmıştım. Bilmiyorlardı. Defalarca şiddetten dolayı bayılmıştım. Bilmiyorlardı. Defalarca karanlık bir odada açlıktan ağlamıştım. Bilmiyorlardı. Tecavüze uğramıştım. Bilmiyorlardı.

Çoğu şeyi bilmiyorlardı. Gerçek beni bilmiyorlardı. Ve ben hiç bilmesinler istedim. Öğrenirlerse beni bırakırlardı. Bana bir pislik gibi bakarlardı. Bilmeyeceklerdi. Kimse geçmişimi öğrenmeyecekti. Beni kendilerine alıştırıp, bırakamazlardı.

Kimse bilmeyecek. Doğum günümde hiçbir şey yaşanmadı. Kendime buna inandırdım. Hiçbir şey yaşamadım.

"Ne düşünüyor benim kızım kara kara?" Babamın sesiyle başımı kaldırıp ona baktım. "Bir şey düşünmüyorum."

"İnanmadım, küçük hanım."

İlaçlarımı ve vitaminlerimi kutudan çıkarıp elime verdi. Aras'ın uzattığı bardağı elime aldım. İlaçlarımı yuttuktan sonra babam şurup şeklinde olan, ilaç mı vitamin mi olduğunu çözemediğim şurubu ölçerek kaşığa koydu. Elini altına koyarak dökülmesini engelleyerek bana yaklaştırdı. Onu da içtim.

Suyu geri içip bitirdiğimde, Aras bardağı elimden aldı.

"Biz çıkalım sende biraz dinlen,'' Dedi Bora ve bana yaklaşıp saçlarıma bir öpücük kondurdu. Hepsi Bora'yı taklit ederek başıma, saçlarıma öpücük kondurup odadan çıktı.

Aras hariç.

"Ben kalayım mı, sistırım?"

"Kal, Aras."

Yatağın başlığına yaslanmış dururken Aras da diğer tarafıma geçip benim gibi yaslandı.

"Hâlâ adımla seslendiğini görmezden geliyorum."

"Sen okula gitmeyecek misin?'' Konuyu değiştirdiğinde üstüne gitmedi.

"Senin sayende bende okulu ekiyorum."

Sürekli aklıma takılan ve ne kadar inkar etselerde belli olan o soruyu Aras'a yönelttim:

"Sana bir şey soracağım."

"Ciddi bir şey sanırım. Gerildim. Neyse gönder gelsin, sistırım."

"Melis'i seviyor musun?"

Kahverengi gözleri bana bakarken, Melis adı geçince gözleri parladı.

"Seviyorum tabi ki. O da benim arkadaşım-"

"Geç bunları. Yok, o benim arkadaşımın kardeşi, yok, o benim kardeşim, yok, o benim arkadaşım... Gerçeği söyle, âşıksın ona, değil mi?"

"Çok mu belli oluyor?"

Gülümsedim. "Kabul ediyorsun yani? Gerçekten âşıksın sen!''

Gözlerini benden çekip karşıya baktı.
"Benim âşık olmam bir işe yaramıyor. O bana değil."

"Nereden biliyorsun bunu? Sordun mu kıza?"

"Hayır."

"O zaman kafandan kurma. Bence o da sana âşık zaten. Gayet belli."

"Ben kendimi bildim bileli hep Melis vardı. Onsuz hiç yaşamadım. Varsa yoksa Melis'ti. Ama o hiçbir zaman beni görmedi. Bana aşık değil. Ben onun için abisinin arkadaşı, ailesinin dostlarının oğlu, abisiyim."

"En yakın arkadaşının kardeşi olması, onu senin kardeşin yapmaz."

"Kardeş gibi büyüdük biz." Umutsuzca bana baktı. "Beni seviyor ama âşık değil."

"Kendine buna inandırdın ve öyle sanıyorsun. Melis'e demeden bunu bilemezsin! Git açıl kıza."

"Keşke o kadar kolay olsaydı, be sistırım."

"Bu hayatta ne kolay? Hiçbir şey. Kendini yiyip bitireceğine gidip söyle."

"Bilmediğin şeyler var ve bunu Kaya'ya yapamam."

"Kaya'yı sanki aldatıyormuşsun gibi konuşuyorsun."

Kıkırdadı. "O benim aşk bahçem ki." Gözlerimi devirdim. "Kaya'ya olan aşkını dinlemek tercihlerinin arasında değil, maalesefki."

Derince bir ofladı. "Kaya benim kardeşim gibi değil, direkt kardeşim. Ben ona nasıl diyeyim, ben senin kardeşine aşığım diye? Diyememki."

"Abartıyorsun. Hatta abartıyorsunuz ikinizde. Kaya ve sende."

"Biliyor musun, itiraf edecektim ama edemedim."

"Kaya'dan mı çekindin?''

Burukça gülümsedi. "Hayır. Ellerimde çiçeklerle gittim ona. Beni reddeceğine emin olsamda gittim ona. Sana aşık olmuşum diyecektim. Diyemedim. Teneffüste gittim ona. En sevdiği çiçeği aldım. Küçük bir buket yaptırmıştım... Başka biri vardı yanında."

"Başka biri?''

"Sarılıyorlardı. Buğra'a, Melis'in eski sevgilisi. Hatta arabadayken duymuştun. Benden önce davranıp, açılmış. En kötüsü ise Melis kabul etmişti. Ona lale almıştı bir kere. Melis kırmızı gül severdi. Aşkı temsil ettiğini söylerdi hep. Melis kırmızı gül severdi, lale değil." Aras'ın gözlerinde hayal kırıklığı vardı.

"Sonra niye açılmadın?"

"Buğra'yla ayrıldıktan sonra ağlayarak benim yanıma gelmişti." Dudaklarını ıstırdı. "Ben ondan vazgeçmiştim, tamam mı?! Başka birini seviyordu. Tamam, Aras dedim kendime. Başkasını seviyorsa, aşkını kalbine göm dedim. Buna karar verdiğim zaman ondan ayrılıp benim yanıma geldi." Gözleri doldu bana bakarken. "Valla vazgeçmiştim. İnanıyorsun değil mi? Valla vazgeçtim-"

"İnanıyorum, Aras. İnanıyorum sana. Sen ne dediysen odur."
Gülümsedi bana.

"Öptü beni," dedi bir anda.

"Ne?''

"Valla ben öpmedim. Kendisi gelip beni öptü. Aylar geçti üstünden hiç konuşmadı. Sürekli kaçtı benden, bakmadı gözlerime. Sonra konuştuğumda hataydı dedi. Öptüğü için beni pişmandı. Öyle işte."

"Baya baya seni öptü yani ve senden kaçtı?"

"Evet."

"Bence o senden değil, kendinden kaçıyormuş. Sen bile diyorsun o benim arkadaşımın kardeşi diye. Onun içinde sen abisinin en yakın arkadaşısın. Melis'in kaçma sebebi sizin sürekli o senin abin denmesi."

"Yani, ne demek oluyor bu?"

Gülümsedim. "Şu demek oluyor, benim canım abim: Melis seni seviyor."

"Abim mi?" Gözleri ışıldadı. "Abi dedin bana?" Hızla yaslandığı yerden doğruldu ve eliyle kendini gösterdi. "Bana? Ve Melis beni mi seviyor?"

"Doğru duydun."

"Abi, ha?" Otuz iki diş sırıttı. "Melis beni seviyor, kardeşim bana abi dedi. Allah! Bugün benden mutlusu yok!" Yatakta resmen oturarak zıplıyordu.

Gülerek onu sabit tutmaya çalıştım. "Otur adam akıllı şuraya ya."

"Kızım, nasıl oturayım ben şimdi? Ha, abim?" Daha fazla güldü. Yataktan jet hızıyla kalktı. Oda da gidip gelmeye başladı.

"Gidip Melis'e mi diyeyim şimdi? Ya sevmiyorsa ama? Yok yok seviyordur. Ama Kaya'ya ne diyeceğim?"

Yataktan kalkıp karşısına geçip durdurdum. "Sakin ol. Melis'e gidip seni seviyorum diyeceksin işte. Duygularından bahset. Kaya'ya gelecek olursak ise... İlk başta gidip ona söyle. Bence zaten o da farkında her şeyin. Kendini hazır hissettiğinde de Melis'e söylersin. Çok bekleme ama."

"Kaya'yayla aramız bozulmaz değil mi?"

"Kardeşine aşık oldun diye mi? Bence kardeşini senden başka kimseyle olmasını istemez. Tabii sizin kıskanç abi rollenmenizden dolayı belki dayak yersin."

"Dayak mı?" Başını salladı, kabullenir gibi. "Olur, yerim. Melis için dayakta yerim!"

Omzuna vurdum. "Yürü be, aslan abim!'

Yüzümü ellerinin arasına aldı. "Aslan abin sana kurban olsun!"

Aniden bana sıkıca sarıldı. Hiç düşünmeden bende kollarımı ona sardım. Sıkıca sarıldım.

"Melis'e âşıksın demek." Duyduğumuz ses ile, Aras'la geriye çekildik. Hâlâ kollarımız birbirine sarılıydı. Tedirgince gözlerimiz birbirine bakarken ayrıldık.

Aras zaten kapıya dönüktü. Bende arkamı dönüp kapıya baktım.

Bora ve Emre abim, kapının iki yanına yaslanmış bize bakıyorlardı.

"Abilerim?''

"Abim?" Dedi Bora ve içeriye adımladılar.

Emre abim, Aras'ın ensesine vurdu. "Lan, sen âşık mı oldun?!"

"Abi, ne vuruyorsun ya?"

"Bende artık, acaba Aras ne zaman inkâr etmeyecek diyordum,'' Dedi Bora abim.

"Sakın söylemeyin kimseye!"

"Sence diğerleri bilmiyor mu?"

Tedirgince baktı Aras. "Diğerleri? Kim biliyor ki? Diğerleride mi bizi dinledi?" Abisinin arkasındaki kapıya bakmaya çalıştı.

"Bazen bu çocuk nasıl bizim kardeşimiz diye sende düşünüyor musun, Abi?" Emre abisine bakarak.

"Bazen değil, çoğunlukla."

"Sistırım, bir şey yap! Bunlar senin abini eziyorlar!"

Gülerek, Aras'ın önüne barikat gibi geçtim. "Kimse benim abimi ezemez, dalga geçemez."

Kaşları havalandı Bora abimin. "Bizde burada eşek başı oluyoruz sanırım?" Dalga geçerek.

Omuz silktim.

"Görüyorsunuz değil mi? Gozlerim yaşardı. En sevdiğim kardeşim ya..." dedi duygu sömürüsü yapan Aras.

Arkamdan ona baktım. "Yalnız senin benden başka kardeşin yok."

"Olsaydı da en çok seni severdim merak etme." Gözlerimi devirdim. Yana kayarak eski konumuma geçtim.

"Açılacak mısın, sen şimdi?" Dedi Emre abim.

"Sistırım, açıl dedi."

"Ben dedim diye açılmayacaksın herhalde?"

Masum, kahve rengi gözlerini üzerime dikti. Umudu kırıldıktan sonra yapmak istemiyordu. Aşk ne saçma bir şeydi.

"Bana bakma öyle," dedim kızgınlıkla. "Sen bilirsin, istediğini yap."

''Ne kadar yardımcı oluyorsun, sistırım ya?"

Daha ne yapabilirdim acaba? Kendisi açılacak cesareti yoksa açılmasın. Onun yerine ben mi itiraf edeyim Melis'e?

"Aras, senin için çok kötü bir haberim var." Aras hemen Emre abime döndü. Bakışlarından sanki anlamıştı.

"Korkuyorum, abi. Lütfen söyleme onu. Hayır hayır, iptal!"

Kahkaha attı Emre abim. ''Yola çıkmış bile." Kimden bahsettikleri hakkında hiçbir fikrim yoktu.

"Kimden bahsediyorsunuz? Kim geliyor?" Konuşmamla Bora abimin mavi gözleri benimkilerle buluştu.

"Babaannemiz, geliyor."

"Babananemiz mi?"

Başını salladı. "Yola çıkmışlar bile."

Aras anında kendini yere attı. Evet attı! Bayılma numarası yaparak yere kapanmasıyla, neye şaşıracağımı şaşırmıştım.

Yerde yatan Aras'a bıkkınca bir bakış attı Emre abim. "Çok takma onu sen, bebeğim," dedi bana bakarak.

"Babananemleri şimdiye kadar zor tutmuştuk. Bizimde yeni haberimiz oldu, babam izin vermemişti gelmelerine. O yüzden haber vermeden yola çıkmışlar. Deli edecek bu kadın beni." Bora abimin böyle demesiyle sebepsizce gerildim.

"Kötü biri mi ki?"

Yerde yatan Aras anında gözlerini cin gibi açtı. Direklerini yere yasladı. "Kötü hafif kalır! Kadın tam bir deccal!"

"Düzgün konuş lan!" Ayağımızın altında yatan Aras'a, karnına ayağını geçirdi. Sert olmadığı belli olmasına rağmen Aras anında karnını tutup inledi.

"Abi, böyle olmaz füze atsaydın!" Aras'ı yine duymamazlıktan geldi. "Kötü biri değil..." Doğru kelimeyi bulamıyormuş gibi düşündü. "...Biraz-"

"Deccal!" Diyerek sözü tamamladı Aras. Ayağa kalktı hızla. "Sisterım, gel biz senle evden kaçalım. Çekilecek çile değiller. Ayrıca sen hastasın!"

"Aras'a hak vereceğim aklıma gelmezdi," dedi Emre abim. "Hayırın anlamını bilmiyorlar cidden."

Bora abim, Emre abime sende mi bakışı attı.

"Niye geliyorlar ki?" Oğlunun evi olduğu için olabilir mi, İz? "Yani..."

"Seni görmeye," dedi Emre abim. "Defalarca anlatmamıza rağmen dinlemediler. Şimdi de habersiz yola çıkmışlar. Kapıdan da kovacak değilsiniz herhalde demiş babama."

Bora abim bana döndü. Rahatsız olduğumu düşündü. "İstemediğin sürece eve almam abim."

Yanımda ki Aras koluyla beni dürttü ve ağzının içinde mırıldandı. "Sisterım istemiyorum de." Bora abim ona dönmesiyle başka tarafa bakıyormuş gibi baktı.

"Burada mı kalacaklar?" Diye sordum.

"Geceye geri dönecekler. Babaannem kalmak ister büyük ihtimalle ama izin vermez annemgil zaten."

"Benim için sıkıntı değil." Sözlererim dudaklarımdan çıkmasıyla, Aras elini kalbine götürdü. "Ah, kalbime indi."

"Sen niye sevmiyorsun bu kadar?" Aras'a yönelttiğim soruyla eğdiği kafasını kaldırdı. "Gelince kesinlikle anlayacaksın. Özellikle deccal kuzenleri görünce... Sahi, abi hangileri geliyor.''

"Babaannem ve Müjgan yengemler."

"Amcam?"

"Karısı geldiğine göre o da geliyordur."

"Deccal çocuklarıda mı?"

"Ne bileyim Aras?"

"Ya okulunuz yok mu, ne diye geliyorsunuz? Bir yerden yırtsaydık keşke."

"Senin gibi çocuklarıda okulu ekmiş işte, Aras." Tahammül edemiyormuş gibi konuşan Bora abimle sustu.

Sanırım akrabalarla tanışma zamanı gelmişti... Hem de doğum günüme 4 gün kala.

🖤

Hayatımda bazı, hatta çoğu şeyi yeni keşfetmiştim. Sevgi, saygı ve aile. Küçükken hayalini kurduğum ailedeydim.

Bana saygı duyuyorlardı, ezmiyorlardı. Ve en önemlisi sevdiklerini iliklerime kadar hissediyordum. Aylar önce bana birisi gelip sevildiğini hissedeceksin dese gülüp geçerdim. Çünkü beni sevecek kimse yoktu hayatımda. Sevecek birini geçtim hayatımda bir insan bile yoktu. Kimsem yoktu. Ne annem, babam, abilerim, ne de arkadaşlarım.

Başımın okşanması için yanımda olan bir annem yoktu. Canım yandığında sığınacağım bir babam yoktu. Üzüldüğümde derdimi anlatacak bir abim yoktu. Kısa ve özet: kimsesiz.

Şu an yaşadığım hayat bana çok yabancıydı ama bir o kadar da benim hayatımdı. Benden alınan hayat değil, çalınan hayat.

İz ve Rüya arasında sıkışıp kalmıştım ve şimdi bana ikisi de yabancıydı. İz kimdi? Hiç kimse. Rüya kimdi? Her şey. Rüya'nın her şeyi vardı. İz'in ise hiçbir şeyi.

Acaba Rüya olarak hayatıma başlasaydım ne olurdu diye çok merak ediyorum. Kimsesiz kalmazdım çünkü ailem vardı. Dayak yemezdim çünkü ailem beni korurdu. Aç kalmazdım çünkü ailem doyururdu. Tecavüze uğramazdım çünkü o yurttan annemi bulacağım diyerek çıkmazdım. Çıksamda ailem beni bulurdu.

Kısaca her şeyin sonu aileye geliyordu. Aile her şeydi.

"Kızım, yumurtandan da ye. Vitamin alman lazım, sen hiçbir şey yememişsin." Düşüncelerimin arasına karışan ses, babamın sesiydi.

Elimde tuttuğum çatalımla tabağımdaki zeytinlerle oynayıp duruyordum. Nerede olduğumu unutmuştum bile. Hayal dünyama çok kapılmıştım.

Aradan 1 saat geçmişti ve biz kahvaltı sofrasındaydık. Çorbamı içmeme rağmen zorla masaya oturmuştum.

"Aç değilim ki," dedim oflayarak. "Ayrıca ben yumurta sevmiyorum."

Yumurtadan nefret ediyordum. Kokusuna bile tahammülüm yoktu.

"Sevmiyor musun? Yumurta sevilmez mi, kızım?" Şaşıran babama hayretlerle baktım.

"Asıl sevilir mi?" Sesim yükselti sitemle. ''İğrenç bir şey. Kokusu bile çok kötü, yiyen insanları anlayamıyorum asıl!"

Sözlerimin bitmesiyle önümde duran yumurta tabağı alınıp, masanın benden en uzak köşesine koyuldu. Kimin aldığına merakla baktığımda karşımda olan Emre abimin olduğunu gördüm. Bana göz kırpmasıyla tebessüm ettim.

Masanın başında oturan annemin bakışları üzerindeydi. "Yumurta yemezsen nasıl vitamin alacaksın?" Annem endişeli ve kızgın gözlerle çaprazında yani Emre abimin yanında oturan babama döndü. "Kızına bir şey söyle.''

"Yavrum, ne söyleyeyim? Zorla mı yedireyim sevmediği şeyi?"

Direklerini masaya yasladı annem ve babama doğru eğildi.

"Vitaminsiz mi kalsın kızımız, Okan?"

Babamda annem gibi eğildi. Aralarında ki mesafe azdı. Sanki bizden özel konuşuyorlarmış gibiydiler.

''Hayatım, vitamin sadece yumurta da yok."

"Ama-"

"Bebeğim, kızımız küçük değil. Yani küçük ama bebek değil. Proteinli, vitaminli besinleri yiyebiliyor."

"Çok sorumsuz bir babasın, Okan," dedi şiddetle annem. Geriye sandelyesine yaslandı. Masadaki kimse böyle bir çıkış beklemiyordu. Tatlı atışmaları bir anda yükselmişti.

"Esra'm sakin mi olsan?'' Endişeli ve şaşkınlığı hem sesiyle hem de bakışlarıyla anlaşılıyordu babamın.

Annemin gözleri bizi buldu. Hep onun bana dediği soruyu ben ona yönelttim:

"İyi misin, anne? Aranız mı bozuk?"

Annemin bakışları beni bulurken gözlerinden büssürü duygular geçti. Mavi gözlerinin yumuşamasıyla dolması bir oldu.

Ona ilk defa anne dediğimde isyan ediyordum ve canını acıtmak için söylemiştim. Şimdi ise annem olduğu, merak ettiğim için demiştim. Annemdi o benim.

Seni çöpe atan annen, İz.

Zihnimdeki sesi duymamla kasıldım ama duymamazlıktan geldim.

"Hiçbir şeyim kalmadı, anneciğim." Kocaman gülümsedi. "Sen bana anne dediğinde hiçbir şeyim kalmıyor, iyileşiyor."

Hüzünlü gözlerimi ona belli etmemeye çalıştım ama ne kadar etmedim bilmiyorum.

"Etrafımda o kadar fazla erkek olunca çıldırmamak elde değil inan ki, güzelim." Annemin alaylı sesiyle kıkırdadım.

''Etrafımda fazla erkek mi?'' Babam çatıdan kaşlarıyla anneme bakıyordu. "Senin etrafında ne erkeği Esra'm? Hangi lavuklar? Bana niye söylemedin? Neredeler?"

"Anne kim rahatsız ediyor seni?" Dedi, yanımda oturan Aras.

"Annemin etrafında erkek kimse yok ki?" Emre abimin düşünceli sesi geldi.

Annemle biz hayretlerle bakarken gülmemek için zor tutuyorduk kendimizi.

"Bizden bahsettiğini anlamamış olamazsınız değil mi?" Dedi oldukça ciddi bir sesle Bora abim. Ailesinin neden bu kadar saf olduğunu düşünüyordu büyük ihtimalle.

"Biz mi?" Dedi Aras.

'"Oğlum, cinsiyetin ne senin? Oradan bakınca hepimiz kız gibi mi duruyoruz?"

Artık dayanamayıp sesli bir şekilde gülmeye başladığımda annemde bana eşlik ediyordu.

"Bebeğim bence gayet ciddi bir şekilde anladın. Erkekler fazla saf oluyorlar."

"Saf mı?" Dedi babam ama hâlâ anlamsız şekilde bakıyordu. Bunu derken bile sesinde saflık vardı.

Bora abim dışımda kimsenin anlamaması daha komikti. Sanki hepsi kızdı.

"Şu an zihnimde ama o kıskanç, bırakamıyor beni kıskanç şarkısı çalıyor.'' Anlamaz şekilde Aras'a baktığımızda bıkkınca bakış attı. "Abi, yaşlı mısınız ya? Ekran sürenizi arttırın biraz!"

"Bence direkt yasak koyalım sana oğlum. Ne dersin?"

"Hayır derim anne!"

Keyifli bir şekilde kahvaltımızı yaptıktan sonra koltuklara oturmuş duruyorduk.

"Ne zaman varırlar?" Diye oldukça yerinde olan soruyu sordu Aras.

"Bilmiyorum ama yolları az kalmıştır." Babamın sesiyle ofladı Aras.

"Pijamalarımla karşılarım artık.''

"Git üstünü değiş, eşek herif," dedi babam.

Aras'ın sinsice bakan kahve gözleri bende durdu.

"Ne bakıyorsun?"

"Sende değiş o zaman, sistırım.''

Babam araya girdi. ''İsterse değişir, değiştirmez. Sana ne oğlum, benim kızımdan."

"Baba senin kızın genetik olarak benimde kardeşim oluyor ya?!"

"Sus konuşma! Yürü üstünü değiş.''

"Bu evde zaten kimse beni sevmiyor! Kaçacağım bu evden!" Ayağa kalktı.

"Aynen. Bohçanı al hatta karşı eve kaçarsın.'' Emre abimin alaycı sesiyle kızgınlıkla baktı Aras.

"Kaya'm, okula gitti mi acaba?... Gerçi hava soğuk, gitmesin diye mesaj atmıştım ona."

Kahkaha patlattım. "Adamın sevgilisiymiş gibi cidden bunu yazdın mı?"

Kaşlarını kaldırdı Aras. "N'oldu kıskandın mı, sistırım? Benim yerimde olup yazamadığın için?''

Gülen dudaklarım şaşkınlıkla doldu. Sinirle ona baktım. ''Bende Melis'e yazmıştım." Gerilmesiyle alaylı bir şekilde ona baktım. "Aa, yoksa kıskandın mı abiciğim?" Sevimlice gülümsedim. "Benim yerimde olup yazamadığın için?"

"Valla korkulur sizden..." Diyen Emre abime döndük. Aynı anda, "Sen karışma abi!" Dememizle sinirle birbirimize döndük Aras'la.

"Beni taklit etmesene?" Ejderhalı patiği ile ayağını yer vurdu.

"Sende lüzumsuz yere konuşma o zaman!"

"Ben ne zaman lüzumsuz yere konuştum?"

"Çoğu zaman!"

"Çocuklar!" Diyerek uyardı babam.

Sanki Kaya ile aramızda bir şey varmış iması yapıp duruyordu. Sadece o da değil, herkes! Hastanedeki sarı hemşire bile imasını yapmıştı. Hatta imasını geçtim direkt demişti ya!

"Ben istesem Melis'e yazarım, ararım. Ne var bunda?" Bana diklenen Aras'a kaşlarımı çattım.

"Ben de istesem yazarım, ararım. Ne var bunda?"

"Hayrola sen kimi arıyorsun, kızım?"

"Niye? Sen yapınca tamam da bana gelince mi hayrola?"

"Ne alakası var, sistırım?''

"Senin dediğinin ne alakası var?"

"Yine başladılar ne alakası var demeye..." dertli bir şekilde konuşan Bora abim ile daha fazla sinirlendik.

"Hiç aşık olmamışsın ki, nereden bileceksin?!" Aras'ın çıkışıyla derin bir sessizlik oldu.

"Oğlum, sen oldun mu ki?" Diyen babama bakmadan yutkundu Aras.

"Hayatım, sus. Seni ilgilendirmez," dedi annem.

"Esra'm, nasıl beni ilgilendirmez? Ben bu zibidinin babasıyım! Âşık olduysa benim niye haberim yok?"

"Annemin de yok ki." Bunu diyen tabi ki bendim.

"Annelerin her şeyden haberi olur. Senin kendinde farkında olmadığı şeyi ben bir bakışta anlarım," Dedi bilmiş bakışlarıyla annem.

Bunu derken sesindeki imayı ben uydurmuştum değil mi? Her şey derken? Benim fark etmediğim ne vardı? Benim merakımı babam giderdi.

"Kızımın farkında olmadığı ne olabilir?"

"Sen anlamazsın."

"Niye? Ben bu çocukların babası değil miyim?''

"Değilsin mi, dedim ben sana?"

"Evet. Sen anlamazsın dedin. Anneleri anlıyorda babaları mı anlayamıyor?"

"Okan, bazen çok yoruyorsun beni, hayatım." Bıkkınca annem.

"Ben Kaya'ya yazayımda bize gelsin." Annem ve babamın konuşmasını aldırmadan koltukta ki telefonunu aldı. Ardı ardına mesajlar atmaya başladı. Hâlâ ayakta dururken Bora abim konuştu:

"Okula gitmemişler mi?"

"Abi, izninle yazacağım işte. Gittiyse bile bi' koşu okuldan alıp gelirim onu. Akrabalarla beni tek bırakamaz!"

"He, Aras, he."

"Mesajlarıma bakmıyor!" Diyerek bağıran Aras ile hepimiz irkildik. "Beni mi aldatıyor yoksa? Bir gün gelmedim diye kesin yeni kankalar edindi kendine!" Telefondan çalma sesi geldi. Aras, Kaya'yı görüntülü arıyordu.

Salonun bir ucuna gidip gelirken telefon yanıtlanmasıyla Aras durdu.

"Ne var, niye arıyorsun?" Diyen ses, Melis'in sesiydi.

"Ben seni mi aradım, sarışın?"

"Yoo, abimi aradın esmer," Derken sesi uykuluydu.

"O zaman sen niye açıyorsun? Ayrıca sen okulda değil misin? Abin olacak herif nerede? Başka kankalar mı edindi yoksa?"

"Ben sana niye sen okulda değilsin diyor muyum? Ve de abim duşta. 244 mesaj atma sebebin ne, Aras? 2 dakika içinde 244 mesaj attın! Senin yüzünden önemli bir şey sanıp odamdan kalkıp buraya geldim!"

"Aman, ne zahmet etmişsin! İki adımlık yer!"

"Kes be! Ne istiyorsun?''

Aras çapkınca gülümsedi. "Seni."

"Oha," dedim bir anlık.

Babam öksürmeye başladığında Aras bizim olduğumuzu yeni hatırlamış gibi hemen toparlandı.

"Kim var senin yanında? Ayrıca git çapkınlıklarını başka kızlara yap, Aras abiciğim!"

Abi dendiğini duymasıyla Aras kıpkırmızı oldu.

"Ben çapkın değilim," dedi oldukça ciddi bir sesle Aras. Telefonu bize doğru çevirip, bizi gösterdi bir anda.

Yatakta yüz üstü uzanmış Melis'i gördüm. Aras telefonu kendine çevirdi.

"Baştan söylesene!"

"Niye? Anamgil var diye iyi kız rolleri mi kesecektin?''

"Ben neysem oyum. Annenlere rol kesen sensin!"

"Tamam tamam. İnandık, he."

"Esra teyze lütfen şu oğluna bir şey söyle!" Diye bağırdı telefondan Melis. "Canım kankam, İz'im! Lütfen abinin kafasına benim yerime vurur musun?!"

"Benim kardeşim bana vurmaz, bir kere!" Telefondan kapı açılma sesiyle beraber başka bir ses daha geldi.

"Melis, odamda ne işin var? Üstünü değişmeden yatağıma niye yattın? Telefonum niye sende ve kiminle konuşuyorsun?'' Ardı ardına sorular soran kişi Kaya'yaydı.

Sesini duymamla oturduğum yerden kıpırdandım. Hâlâ hastanede yaşananlardaydı aklım. Acaba hemşire bozuntusu ne demişti Kaya'ya?

"Ağağağa!" Çığlık attı Aras. "Aşk bahçem, benim! Aras'ın Aras'ın!"

Büyük ihtimalle telefonu Kaya eline aldı. "N'oldu?"

"Ne alabilir ya?" Dedi cilveli bir sesle Aras.

''Aras cıvıma lütfen. Hiç havamda değilim. 244 mesaj atacak kadar önemli ne var?"

"Anlatsam bayılırsın, o derece! Sen niye ıslaksın? Ha, duştaydın unutmuşum."

"Ne boş konuştun," Diye mırıldandım.

"Ne boş konuşuyorsun, Aras?" Diyen başka biri ise, telefonun ucundaki Kaya'yaydı.

"Deccal babaannem, Müjgan yengem ve deccal kızları geliyormuş bize!"

Telefonun ucunda bir sessizlik oldu.

"Yakışıklı olan kuzeni de geliyor muymuş?" Diye soran Melis'ti. Kaya nasıl baktıysa artık Melis'in sesi gelmedi.

"Ben bu bilgiyi ne yapacağım? Ayrıca İz hasta değil mi? Niye geliyorlarmış?" Benim adımın geçmesiyle dudaklarımı yaladım.

"Bende aynısını dedim de işte... Aras kimki de onu dinlesinler? Neyse hadi atla bize gel! Onlarda gelir zaten birazdan. Beni tek bırakma!"

"Gelemem, yatacağım."

"Sen niye okula gitmedin? Ve okula gitmediğin gibi niye bana gelmiyorsun? İz gel dese gelirdin ama!"

Boş boş turduğum koltukta laf yine bana gelmişti. Şurada masumca oturunca bile konuyu bana bağlanıyordu!

"İz, dese düşünmeden gelirdim." Demesini kimse beklemiyordu.

Dudaklarım aralandı ama bir şey diyemedim. Bütün bakışların bana döndüğünü hissetsemde dönüp bakmadım.

"Sen kime bakıyorsun orada?" Dedi Kaya. Bizimde dinlediğimizden haberi yoktu. Tam konuşacakken eliyle beni durdurdu Aras.

"Kardeşim dese düşünmeden gelirsin? Niyeymiş?"

"Kardeşin kadar güzel değilsin, Aras." Alaylı sesiyle beraber iyice yerin dibine girdim. Resmen utançtan ölecektim!

Sonuçta herkes birbirini güzel bulabilirdi ki? Bunda bir şey yoktu... Ama abi tayfası hiç öyle bakmıyordu.

"Bahsettiğin kişi benim kardeşim." Ciddi bir sesle konuşan Aras'tan ben bile ürkmüştüm.

"Abi sıçtın..." Diye fısıldayan ses Melis'indi.

"Düşüncemizi de mi belirtmek suç oldu? Niye öyle bakıyorsunuz?" Diye sordu Kaya kardeşine. Birazdan cenaze namazı olunacaktı, haberi yoktu.

Ne ara ayağa kalkıp Aras'a ulaştığını anlayamadığım Bora telefonu Aras'tan aldı.

Refleksle ayağa kalktım.

"Kardeşim hakkında başka düşüncelerin var mı, merak ettim açıkçası, Kaya.''

Derin bir sessizlik oldu... Ölüm sessizliği...

"Bora abi?"

"Söyle abisi?" Alaylı ama bir o kadarda sinirli bir sesle.

"Çok iyi gördüm seni." Aniden yükselen heyecanlı sesiyle.

"Bende, aslanım, bende. Bir dahaki ne iyi gözükmek için kardeşim hakkında konuşma."

"Ne dedim ki abi?" Dedi kısılan masum sesiyle.

"Kardeşim dese gelirsin, ha? Benim kardeşimi güzel buluyorsun?"

"Yalan söylemekten ziyade, doğruları söylemek daha iyi."

"İnkâr da etmiyorsun?"

"Kötü bir şey demedim ki."

Ayakta dikilmekten vazgeçip onlara doğru adımladım. Bora abimin kolunu tuttum.

''Abi, çocuğu salsan mı?" Elinde tuttuğu telefonu bırakmadan şaşkınca bana baktı.

Göz ucuyla telefona baktığımda üstü çıplak şekilde duran Kaya'yı gördüm.

Omuzlarıyla bakıştıktan sonra, ıslak saçlarından damlayıp boynuna doğru süzülen su damlalarını fark ettim.

Kameradan ben gözükmeme rağmen telefonu Aras'a verdi, daha doğru attı.

"Neresi çocuk bunun? Kocaman adam.''

"Yani, ne alakası var?''

"Ben şimdi alakayı arıyorum,'' Diyen Aras'tı. Anlamadığımız dil, kesinlikle sosyal medya diliydi.

"Bu çocuk seni niye güzel buluyor, İz?"

"Güzel olduğum için." Sevimlice gülümsememle bakışları yumuşadı.

Kendimi güzel bulmuyordum ama bunu duymak nedense hoşuma gidiyordu. Nedense o geceden sonra, hiç güzel gelmemiştim kendime.

''Bunda abartılacak ne var?"

"Sen desen gelecekmiş, bak. Ara istersen, çağır. Ne de olsa sen desen, düşünmeden gelirmiş!"

Dişlerimi dudaklarıma geçirdim. Ben niye sitreslenmiştim ki? Saçmalıktı.

Onu daha fazla sinir ederek, abimin kolunu tuttuğum elimi Aras'a uzattım.

"Tamam o zaman, ben diyeyim."

Elimi tutarak indirdi abim. Arkadan Aras'ın, Kaya'ya bir şeyler fısıldayıp kapattığını duydum.

"Beni sinirlendirmek için yapıyorsun."

Gözlerimi devirdim. "Senin sinirlenmediğin bir şey var mı? Mağarada mı yaşıyorsun, sen? İnsanlar birbirini güzel, yakışıklı bulabilir. Bu gayet doğal bir insani durumdur."

''Kaya yakışıklı mı?"

"Bunu kast etmemiştim ama evet.''

Kaşları havalandı. ''Kaya'yı yakışıklı buluyorsun ve bunu inkâr etmiyorsun?"

"Yalan söylemekten ziyade, doğruları söylemek daha iyi." Kaya'nın dediklerini dememle daha fazla çıldırdı.

Taş gibi çocuktu yani. Yakışıklı demek kesinlikle az kalırdı. Tabi bunu abime desem Kaya'yı vurma olasılığı çok fazlaydı.

"Ne dedim ki ben şimdi..." Kendi kendime mırıldandım.

"Başka ne diyeceksin zaten, abim?"

''Kızımı sıkıştırma, oğlum." Sesin sahibi tabi ki annemdi.

Babam anneme eğilip, bir şeyler mırıldandı ama biz duymadık. Merakla ne dediğini merak ediyordum ama annemin ölümcül bakışlarını görünce ne dediğini tahmin etmek zor değildi.

"Kızım, eğer sen tanışmak istemezsen odanda durabilirsin. Yarım saat oturup, yolcu ederim onları."

Aslında akrabalarla tanışmak asla istemiyordum, ki halim de yoktu zaten. Ama Aras'ın deccal diyerek gezdiği kişileri merak ediyordum.

Aklıma takılan detayı yeni fark etmiştim.

"Ankara'da yaşamıyor mu, onlar?" Dedim babama doğru.

"Yok, kızım. İstanbul'da yaşıyorlar."

Kafam iyice karışmıştı, bunun nedeni ise nereli olduğumuzu anlamaya çalışmamdı. Biz Ankara, onlar İstanbul'da.

"Nereliyiz, biz?" Diye sormamla, koltukta oturan babam yanıtlamasına kalmadan başka biri yanıtladı.

"Ankara'lıyız." Sesin sahibi olan Bora abime döndüm.

"Siz niye İstanbul'da yaşamıyorsunuz?"

Emre abim, "Annem de babam da Ankara'lı. İki tarafında Ankara sevgisi ağır bastığı için kendi memleketlerin8de yaşamaya devam etmişler. Babaannem, amcamlarla beraber yaşıyor. O yüzden o da İstanbul'da," Diyerek merakımı giderdi.

"Anladım da, ben de hiç Ankara'lı tipi yok ki!" Sitem etmemle beraber gülüştüler.

"Nereli olmak isterdiniz küçük hanım?" Gülen Bora abimle düşündüm.

"Bilmem. Hiç düşünmemiştim."

Başını iki yana sallayarak gülümsedi bana ve kolunu omuzlarıma atarak beni kendine çekti. Dudaklarıma bir tebessüm kondu.

"Yiyeceğim, şu kızın tatlılığını!" Bunu diyen Aras'tı.

"Tatlı olduğumu düşünen tek insan falansın," dedim yüzümü buruşturarak.

"Tek değilim bu arada."

🖤

Hayatımda çoğu şey, bana gerçekmiş gibi gelmiyordu. Aylar önce ailemden kaçıyordum, şimdi ise canım ailem olmuşlardı. Ve akrabalarıma tanışacaktım. Benim kanım, canımdan olan kişilerle.

Garip geliyordu.

Dolabımı açıp, ne giysem diye baktım. Pijamayla durabilirsin demişlerdi ama rahatsız olduğum için değişmeye çıkmıştım.

Kıyafetlere göz gezdirdim. Bana ait olduklarını söyledikleri eşyalar bile bana ait değildi. Çoğu şey benim tarzımdaydı ama bir o kadar da değildi.

Lacivert bir baggy jeans aldım dolaptan ve yatağa attım. Üstlerime bakmaya başladım. Ev ne kadar sıcakta olsa ben üşüyordum. O yüzden beyaz bir sweatshirt aldım ve arkamda kalan yatağıma fırlattım.

Yatağa doğru ilerlediğimde, başucumda duran ateş ölçer ile bakıştım. Sürekli ateşini ölçüm durmuşlardı. Süreklidir kastım, 5 dakikada bir. Aras biraz bokunu çıkartmıştı.

Pijamalarımı çıkarıp kıyafetlerimi giydim. Makyaj masama ilerleyip pifa oturdum. Siyah saçlarım iyice birbirine girmişti. Uzun olmadığı için toplayamıyordum da. Toplasam geri çıkıp duruyordu. Düz saçlı olduğum için sabit kalmıyordu.

Karmaşık olan saçlarımı taradım. Aslında duşa girmiş, sonra ise abim saçımı kurutmuştu ama Aras yüzünden geri birbirine girmişti. Sevgili abim, saçlarımı karıştırmıştı.

Saçlarımı tarayıp karmaşıklığı bozdum. Daha pürüzsüz görünüyorlardı.

Saçımın aldığı şekli falan umursamazdım aslında.

Tarağı masaya koyduktan sonra aynadan kendime baktım. Buraya geldim geleli kilomda bir değişiklik olmamıştı, çünkü bir şey yemiyordum.

Gün içinde o kadar fazla şey yedirmeye çalışıyorlardı ki, kilo alırsam şaşırmazdım.

Gözaltlarım şişmemişti çünkü alışkanlardı. Geceleri bilincim açık, kabus görerek veya hiç uyumuyordum.

Aklıma gelen şey ile duraksadım.

Gece uyumuştum.

Saatlerce ve aralıksız.

Ailem yanımdayken uyumuştum.

Dudaklarım iki yana kıvrıldı.

Başka bir şey yapmadan kalktım. Hiçbir zaman makyaja özenen bir kız olmamıştım. Belki ilerleyen zamanlarda severdim.

Sanırım bazı şeyler düzeliyordu.

Doğum gününe 4 gün kaldı, İz.

Ayağımda duran patiklerimi geri giydim ve odadan çıktım. Merdivenleri bitirmek üzereyken bir ses duydum.

"Ceket iadesi yaptık, geri dönüşü olmasın." Abimin sesiyle beraber gözlerimi devirdim.

Bir dakika, kime diyordu bunu?

Kaya buradaydı.

Gecikme için kusura bakmayın. WhatsApp kanalından haber veriyorum, bölüm ile alakalı şeyleri. Oradan bakabilirsiniz.

WhatsApp kanalı linki

https://whatsapp.com/channel/0029VbCP12kDOQIQ4eJPoK3d

Tiktok: Ruhumuzdakiizlerr
İnstagram: Ruhumuzdakiizlerr

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

54okunma 10beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.