8. bölüm · İzler Kalır/Gerçek Ailem
8. BÖLÜM
Başlamadan önce oy kullanıp yorum yapmayı ve beni hem buradan hemde sosyal medyadan takip etmeyi unutmayın.
Tiktok: Ruhumuzdakiizlerr
Instagram; Ruhumuzdakiizler
İnstagram: İzlerkalirgerceksailemaffical
WhatsApp kanalı linki
https://whatsapp.com/channel/0029VbCP12kDOQIQ4eJPoK3d
🖤
Aras'ı buldu gözlerim. "Bence Aras gayet iyi anlatır." Dememle Aras bana yine ve yine hayal kırıklığıyla baktı.
Bora en sonunda bu kısır döngüden bıkmış gibi, "Yeter! Kim anlatıyorsa anlatsın burada ne halt döndüğünü!" Diye patladı.
Aras'ın bakışları abisini buldu. Derin nefes alıp verdi. "Abi ben..." Sertçe yutkundu. Suratını buruşturarak, "İz ve Kaya'ı dip, dibe görünce tepem attı. Sonra ise ikimiz de birbirimize bir şeyler dedik işte."
Bora kaşlarını çattı. Anında Kaya ve bana döndü. Sorgulayacağı bakışlarla baktı. Kaşlarını havaya kaldırdı. "Dip dibe?" Dedi.
Dayanamayıp ağzıma geleni söyledim. "Götünden uyduruyor ya!"
Aras hemen söze atladı. "Ne uydurması kızım? Bizim olduğumuz halde o kadar yakınsanız biz olmadığımız zaman siz ne kadar yakın oluyorsunuz?!"
Sinirle ayağa kalktığım da o da kalkıp karşıma geçti. "Birincisi bana sesini yükseltme! İkincisi ise yine aynı haltı yapıyorsun! Yaptığın şeyin imasını sikeyim!"
"Asıl sen benimle ilk başta düzgün konuş! Ne diye o kadar yakındınız o zaman? Lan Kaya benim arkadaşım, kardeşim dediğim biri! Abin yaşındaki kişiyle o kadar yakın olamazsın!"
Abin yaşında ki biriyle yakın olamam mı? Sanırım Aras'a babam yaşındaki adamdan tecavüze uğradığımı söylememeliyim.
Sertçe yutkundum. Yüzümü buruşturup, "Yaptığın ima gibi sende çok kötüsün! Hem yakın değildik bile!" Dedim. "Ayrıca kimseye hesap vermek zorunda değilim!"
O sırada Melis'in sesini duydum. "Şey... Aranızda bir nefeslik mesafe bile yoktu." Demesiyle Kaya ve ben aynı anda, "Melis!" Diye bağırdık ona dönerek.
Aras ise bu fırsatı kaçırmadan. "Bak işte Melis bile diyor! Haklıyım!" Demesiyle sertçe nefesimi vererek ona döndüm.
"Sikicem mesafesini ya! İstersem yakın olurum, İstersem kucağına çıkarım sana ne!" Dememle yutkundum. Siktir! Burada Kaya'da vardı. İstersem Kaya'nın kucağına çıkarım mı demiştim?
Sıçtım.
Rezil oldum.
Kimseden çıt çıkmazken hepsi şok olmuş gözlerle bana bakıyordu. Sanırım bunu dememi beklemiyorlardı. Gerçi bana da sürpriz olmuştu. Sanırım bu kadar açık sözlülük iyi değildi. Ağzıma geleni niye söylüyorum lan ben?!
Sertçe dişlerimi dudaklarıma geçirdim. Aras'a bakarken gözlerimi kaçırdım. Diğer tarafa asla bakamıyordum. Ağzımı açıp bir şey diyecekken geri kapattım ve en sonunda sertçe yutkunup konuştum.
"Yok yani..." Dedim ama devamı gelemedi. Hemen geri toparladım. "Yani o manada söylemedim...." Geri yutkundum. Utançtan geberiyordum.
"Oha bunu bende beklemiyordum." Diyen Melis'e döndüm. "Sen sus hiç konuşma!" Melis eliyle ağzına fermuar çeker gibi yaptı.
"İz, dediğin şeylere dikkat et." Diyen Bora ile ona döndüm. "Siktir! 16 yaşında ki daha çocuk olan kardeşimin ağzından duyduklarım kalbime iniyordu!"
Bora'nın küfür etmesini kimse beklemiyordu bence. Buna bende dahil.
Dudaklarımı kemirdim. Bora sertçe Kaya'ya baktı. Melis ve Emre otururken hepimiz ayaktaydık.
Kaya sertçe dudaklarını birbirine bastırdı. Şu an sanırım benim yüzümden sıçmıştı.
Bora, "kardeşimle aranda ne geçti lan!" Diyerek Kaya'nın yakasına yapışıp duvara yasladı. Ağzım şokla açılırken hemen yanlarına koştum ve Bora'nın kolunu tuttum. "Ya bıraksana adamı! Kekolar gibi ne halt ediyorsun?" Dememle Kaya'yı bırakmadan bana döndü.
"Hala Kaya'ı koruyor çıldıracağım!"
"Ya benim kimseyi koruduğum falan yok! Bir şey geçmedi! Ne geçebilir mal mısınız? Benim sinirle dediğim saçma, sapan bir şeyle çocuğa yapıştın!"
Bora hala yakasını tutarken derin nefes alıp Kaya'ya döndüm. "Sende bir şey desene?! Beni yalancı durumuna düşürüyorsun!"
Kaya gözlerime bakarak yutkundu. Ona hala bir şey desin diye gözümle işaret verirken Kaya sadece gözlerime baktı. En sonunda Bora'ya döndü. "Bora abi saçmalama istersen," dedi. "Öyle bir şey mümkün mü sence? İz benim kardeşim yaşında."
Kardeşim yaşında? Sanarsın aramızda 10 yaş var, sadece 2 yaş var lan! 2!
"Bak Kaya sen benim kardeşimsin ben seni arkamda ki salaklardan ayırmadım o yüzden aranızda bir şey geçtiyse en azından bana de, yalan söyleme."
"Abi sana niye yalan söyleyeyim? Zaten öyle bir şey olsa gelip sana derdim. Küçüklüğümden belli tanırsın beni yalan söylemem."
Bora Kaya'nın yakasını bırakıp ağzının içinde, "Evet, maalesef küçükken kardeşimle evleneceğini açık bir sözle demiştin." Demesiyle kendimi tutamadan resmen kahkaha attım. Hepsinin bakışları bana dönerken Bora'ya baktım.
Gülmemek için yanaklarımı dişledim. "Baya komikti, bunu bilmiyordum." Dememle bakışlarını görünce sustum. "Zaten ben esmer sevmiyorum." Diyerek omuz silktim. Hepsi kaşlarını çattığına emindim.
"Esmer sevmiyorum mu?" Dedi Melis. Ona dönerek başımı salladım. "Evet," dedim. "Böyle sarışın veya kumral yeşil göz! Off aşırı yakışıklı oluyor!" Dememle ikinci bir şok yaşattım.
Melis ise çok normal şekilde konuştu. "Bir ara benimde ilgimi çekiyordu ama nedense esmer, kaslı olanlar daha çok ilgimi çekiyor." Demesiyle Melis'in yanına gidip karşısına oturdum. Hepsi şaşkınlıkla bize bakıyordu.
"Yani... Esmer de iyi ama sarışınz renkli gözlü olanların aurası bir farklı ya." Dedim. "Böyle sarı kıvırcık saçlı, kaslı falan!" İçim gider gibi anlatmaya devam ettim. "Off çok iyii!"
Melis başını salladı. "Ayy bizim okulda çok fazla sarışın var! Seç beğen al yani! Aşırı yakışıklılar bir de!" Demesiyle Hepsi bir den aynı anda konuştu.
"Ne diyorsunuz siz!" Diye bağırdı Aras.
"Abilerinin yanlarında dedikleri şeylere bak!" Dedi Kaya.
"Çüş, yavaş gelin!" Dedi Emre.
"Kesin sesinizi!" Dedi Bora.
Hepsine tek tek baktık sonra ise Melis'le göz göze geldik. "Tamam o zaman İz. Abimlerin yanında konuşamıyorsak tek olunca konuşuruz. Hatta sana birilerini gösteririm." Dediğinde Aras ve Kaya, "Melis!" Diye bağırdılar.
Melis omuz silkti. "Ne ya! Heralde sevgilimiz olacak aşık olacağız! Ay çok romantik!" Dedi neşeyle.
İğrençti bu arada!
Ya ben renkli gözden nefret ederim!
Hele sarışın! Civciv gibi, ıyy! Zaten civciv de sevmiyordum.
Konumuz şu an çünkü benim civciv sevip, sevmememdi!
"Melis o heriflerin hayatı için sesini kes!" Dedi Kaya.
"Sende aynı şekilde, İz." Dedi Bora.
Dudaklarımı büzdüm. "Ne dedim ki?"
"Bence sen gayet iyi biliyorsun."
"Sarışına bozuldun değil mi? Aslında kumral erkeklerde çekici ya."
"İz!"
"Efendim." Dedim masum masum.
"Allah'ım sen bana sabır ver yarabbim!"
"Amin!" Dememle mavi gözlerini kocaman açarak bana baktı.
"Yine ne dedim ya?!"
"Sen bir şey deme, İz!"
"Bir şey dememek çok sıkıcı ama."
"Ya sabır, ya sabır!"
"Amin!"
"Yok ben valla çıldıracağım!"
"Off sende her şeye çıldırıyorsun. Biraz relax ol."
Kaya ve Melis bıyık altından gülerken Bora hala sabır istiyordu. Aras ve Emre'yle zaten konuşmuyordum. Onlar da bence konuşmaya yüzü olmadıkları için bu kadar şeye susmuşlardı.
Melis neşeyle bana döndü. "İz, okula ne zaman başlayacaksın? Ay hemen başla seninle çok işimiz var!"
"İşiniz sadece ders dinlemek! Erkeklere bakmak değil!" Dedi sertçe Bora.
"Bora abi merak etme bakmıyoruz ki," Dediğinde hepsinin kaşları düzeldi. "Takılıyoruz." Demesiyle Bora ve Kaya ağzının içinde küfür mırıldandı.
Melis çok fena bir kızdı.
Aynı benim gibi.
🖤
Şu an çok sevgili(!) Bora abim bizi kanepelere oturtmuş ve televizyona video bağlamıştı. Hepimiz yan, yana kanepeye dizilmiş oturuyor ve karşımızda ki televizyonun açılmasını bekliyorduk.
Bunun öncesi ise Kaya, Emre ve Bora'yla özel olarak konuşmuştu.
Ben, hemen yanımda Melis, Kaya ve Aras oturuyordu. Emre tekli koltuğa, Bora ise ayakta telefondan bir haltlar açmaya çalışıyordu.
"Biz niye ilkokul bebesi gibi sıkış tepiş oturduk buraya?" Diye sormamla Bora, "Hepiniz de yalnış yerlere oturma potansiyele oldukça sahipsiniz."
Sanırım Aras ve Melis'den bahsediyordu.
Belki de azıcık bizden.
"Abi onlar küçüklük videolarımız değil mi?" Diyerek Bora'nın elinde tuttuğu bir şeye baktı Aras. Ben göremediğim için ne olduğunu bilmiyordum.
"Cidden buraya sizin salak çocukluğunuzu izlemek için mi oturdum?" Dedim hayretler içinde.
"Evet küçük hanım. Ayrıca abilerinle düzgün konuş." Dedi Bora.
"Hehe ondan." Dememle arkasından bana bir bakış attı.
"Ne diye izleyeceğiz ki?" Aras'ın sorusunu yanıtladı Bora: "İzlemek için."
"Oha abi ciddi misin?!"
"Aras!"
"Abi!"
İkisi de aynı anda güldüler. Bora ise diğer tekli koltuğa doğru adımladı. "İz'e verip izlettiğimiz videoların benzerleri." Diyerek oturdu.
Derin bir ofladım. "Ben ne halt yapayım sizin çocukluğunuzu?"
Soruma cevap yerine çok alakasız bir kişiden çok alakasız bir soru geldi.
"Senin küçüklük fotoğrafın var mı, İz?"
"Sana ne." Dedim ona bakmadan.
"Bir soru sordum." Diye diretti Aras.
Çok alakasız kişi Aras'tı
"Ne yapayım?''
Derin nefes aldı. "Cevap ver mesela?"
"Hayır."
"Evet."
"İyi kendin cevapla o zaman."
"Abi bir şey de İz'e."
Bora bana döndü. "Bir şey İz." Demesiyle güldüm.
"Abii!" Diye cırladı salak bebe.
O sırada televizyondan bir ses geldi.
"Aras tırmanma oraya!" Diye bağırıyordu bir kadın.
O kadın annemdi.
Video ilk başta yeşil çimleri sonra ise iki yaşında bahçenin duvarına tırmanmaya çalışan ama düşüp duran Aras'a geldi.
"Annecim oraya çıkılmaz!" Dedi. "Okan gel şu oğluna sahip çık!" Diye bağırdı. Kadrajda şu an sadece salak gibi duvara tırmanmaya çalışan Aras vardı.
"Ya ben mal mıyım? Niye düz duvara tırmanmaya çalışıyorum?" Diye isyan etti Aras. "Rezil oldum ya!"
"Evet malsınn." Diyen tabi ki bendim.
Bora güldü ve Aras'a baktı. "Burada ki herkes zaten o anlarında yanındaydı Aras."
Ben hariç.
Melis'in ise, "çok tatlış." Diyen sesini ise tek ben duymuştum. Kaya aniden Melis'e döndü.
Ya da tek ben değil.
"Geldim hayatım." Dediğinde kadraja girdi. "Oğlum düz duvara tırmanma diye odana tırmanma köşesi yaptık ya babacım?" Dedi genç uzun boyuyla Okan.
O sırada kadraja eli karnında Esra girdi. Annem...
Bana hamileydi.
Karnı çok hafif belli oluyordu. 17 yıl öncesine aitti bu video.
"Hayatım içeri Bora'nın yanına koy otursun orada." Dedi Esra güzelliğiyle.
"Hayatım durmuyor ki sıpa. Anca oradan oraya atlıyor. Kızım olacaktı ne güzel ya. Umarım karnında ki kızımızdır."
"Cinsiyet ayrımı mı yapıyorsun sen? Kız, erkek ne fark eder ikiside senin çocuğun."
"Bizim. Bizim hayatım." Dedi ve karısının başına öpücük kondurdu.
"Bizim aşk meyvelerimiz onlar. Ayrıca tabi ki yapmıyorum. Hepsi için canımı bile veririm ama kızımız olmalı. Senin gibi. Senin gibi masmavi gözleri olsun. Aynı gökyüzü gibi. Saçları senin gibi simsiyah olsun. Tatlı, güzel aynı zamanda senin gibi inatçı başına buyruk olsun. Tek güzelim değil, iki güzelim olsun."
Hepsinin bakışları beni buldu. Babamın dediği gibi olmuştu. Masmavi gözlerim, simsiyah saçlarım olmuştu. Tek şey ikisinden de nefret ediyordum.
Güldü Esra. "Öyle mii?" Dedi ellerini kocasının boynuna dolayarak.
"Annemgil beni boşverip cilveleşiyorlar lan! Yazıklar olsun. Ben düşsem başımı çarpsam beyin kanaması geçirsem annemgil hala cilveleşir!'' Demesiyle Aras'ın hepimiz güldük. Tabi ben çaktırmadan. Kamera büyük ihtimalle bir yere sabitlenmişti. Hiç yerinden oynamıyordu zaten.
"Öyle." Dedi. "Ama sen biraz daha böyle davranırsan kendimi tutamam güzel karım."
Zaten tutamamıştı ve sonuç olarak 4 çocuk doğmuştu.
Esra bir elini kaldırıp Okan'ın karnına vurdu. "Bu videoları çocuklarımız izleyecek! Düzgün konuşsana!"
"Bir şey olmaz hayatım."
Esra ellerini çözerek yere eğilecekken Okan durdurdu.
"Dur Esra'm ne yapıyorsun?"
"Ne yapacağım Okan? Çocuğumu alacağım."
"Olmaz hamilesin sen."
"Daha bezelye kadar çocuk. Karnım bile büyümedi ne olacak?"
"Hii! Esra'm oluyor mu öyle ama? Kızımız doğup büyüdüğünde bu videoyu izlediğinde ona ne diyeceksin?"
"Ne alaka hayatım? Lütfen Türkçe konuş artık."
"Bezelye dedin."
"Çünkü daha bezelye kadar küçük."
"Hala bezelye diyorsun kızımıza."
İkiside güldüler ve kayıt bitti.
"Annem ve babam baya hızlılarmış
ya." Dedi gülerek Aras.
Aras'a baktım. "Dört çocukları olduğuna göre normal değil mi?" Diyerek göz devirdim.
"Beş." Dedi Aras.
Anlamayarak ona döndüm. "Ney?"
"Beş çocukları var. Bora abim, Emre abim, Burçak abim, ben ve sen."
Bir şey demedim.
"Yalnız Okan amcanın dediğinin aynısı çıkması. Tam olarak İz'de öyle." Diyen Melis'le hepsi güldü. Ben ise yüzümü buruşturdum.
"İğrençsiniz!" Dedim.
Melis iltifat olarak almış gibi öpücük attı bana dönüp. "Sende bebeğim."
Ben göz devirirken başka bir kayıt başladı.
Yine aynı bahçeydi ve bu sefer Esra'nın karnı daha belirgindi, bir koltukta oturuyor yanında ise onun yaşlarında sarışın, ela gözlü bir kadın vardı. Ve onunda karnı büyüktü. Kadının Melis'in annesi olduğunu anlamam kısa sürdü.
Tek Melis diyorum çünkü Kaya'yla alakası yoktu kadının. Büyük ihtimalle Kaya babasından almıştı genlerini.
Keşke sarışın olsaydı.... O zaman bu kadar yakışıklı olmazdı belki.
Bahçede ki koltukta oturan iki kadına tutulmuştu kamera. İkisi de elleri karnında konuşuyorlardı.
"Ferit Kaya'yı yanıma getir!" Diye bağırdı sarışın kadın.
Melis ve Kaya'nın babası, Ferit.
O sırada kadraja uzun boylu siyah saçlı bir adam girdi. kucağında onun gibi simsiyah saçları olan çocuğu yani Kaya'yı ortalarına bıraktı. Ferit kadrajdan çıkarken Okan kucağında Aras'la girdi. Onu ise Kaya'nın yanına oturtu. İki kadının ortalarında oğulları oturuyordu.
"Anney, buy bana vuydu." Dedi Aras eliyle yanında oturan Kaya'yı göstererek.
"Aras bebeğim yine başlamayalım." Dedi ve eliyle kamerayı gösterdi. "Bak video çekiyoruz size büssürü anı bırakmak için."
"Küştüm ben kaydeş istemiyom." Diyerek minik kollarını birbirine bağladı.
"Benim oğlum biraz fazla kıskanç sanırım."
Evet! İlk defa Esra'ya katılıyorum! Aşırı kıskançtı!
"Çocuk napsın kıskanır tabi." Dedi sarışın kadın arkadaşına bakarak.
"Tabi ki kıskanır Funda ama Aras bambaşka bir şey ya! Uçan kuşu bile kıskanıyor." Demesiyle Funda kahkaha attı.
"Ciddi söylüyorum bak. O gün uçan kuşu görünce ben neden uçamıyorum diye kıskanıp bize küstü!" Diyen Esra ile hem kadrajda ki kadınlar hem de biz güldük.
Funda, Kaya ve Melis'in annesinin adıydı.
"Anne Yüra ve Meliş Ne şaman doğacak?" Diye konuşan Kaya aşırı tatlıydı!
Tek sıkıntı şuydu, Yüra ben miydim? Kaşlarımı çatıp başımı eğerek Kaya'ya baktım o ise zaten bana bakıyordu.
"Yüra mı?" Dedim.
Başını salladı. "Yüra."
"Yüra ne be?" Diye cırladım.
Herkes gülerken kayıt devam etti. Tek sıkıntı bu kayıdı kimse izlememişti. İlk defa beraber izliyorduk.
"Oğlum Yüra değil Rüya." Dedi gülerek annesi.
" Yüra." Dedi omuz silkerek küçük Kaya. "Ben Rüya'yı sevmedim."
Hepimizin bakışları Kaya'ı bulduğunda dediği tek şey, "bebektim." Olmuştu. Onun devamı ise herkesi şok etmişti.
"Babama Rüya ne demek diye sorduğumda dedi ki Rüya uyuduğumuzda gördüğümüz rüyaymış. Hayal gibiymiş öyle dedi. Ben şevmedim işmi."
Bazen harfleri iki yaşındaki çocuk için çok güzel derken bazen farklı söyleyip yutuyordu. Konuşması aşırı tatlıydı.
"Ee bazen Rüya diyorsun ama?" Diye sordu annesi.
"Bazenleri diyesim geliyor."
İki kadında güldü.
"Ben anlamadım Rüya doğduğunda Rüya'mız mı olacak?" Diye sormasıyla iki kadın geri güldü.
Esra gülümseyerek Kaya'ya baktı. Kaya'nın dediği gördüğümüz Rüya iken Esra'nın dediği bambaşka bir şeydi.
"Hepimizin Rüya'sı ama istiyorsan senin Rüya'n olabilir." Demesiyle Kaya kaşlarını çattı.
"Anlamadım?" Kafasını kaşıdı. "Rüya, Rüya'mıza mı girecek?"
İki kadın geri gülerken Esra geri konuştu Funda'ya bakarak.
"Bizim kıza damat alıyorum senin oğlunu."
"Tam tersi olması gerekmiyormu?" Dedi. "Biz senin kızı gelin diye alalım."
"Annem ne meraklıymış Kaya'ya." Dedi Emre alayla.
"Annem niye her video da şu herifle benim kardeşimi yapmaya çalışıyor? Daha çocuk doğmadan damat buluyor lan!" Dedi Aras.
"Ayy çok romantik!' Demesiyle Melis'in hepimiz ona baktık. Melis ise tek Kaya ve bana baktı. "Ama öyle ya! Aşırı romantik! Hem de aşırı! Ahh, annem hep abimi düşündüğü için mal gibi ortada kalmışım ben ya! İnsan biraz karnında ki kızını düşünür."
"Öyle diye Aras'ı da sana alsaydı." Dedim kendimi tutamayarak. Bu sefer hepsi bana bakarken omuz silktim ve kayıt devam etti.
"Esra'm ne konuşuyorsunuz gülerek bakayım?" Diyerek Okan ve Ferit kadraja girip iki yanda ki koltuğa oturdular.
"Bizim kıza damat alıyorum." Demesiyle Okan yerinde dikleşti. "Ne? Ne demek alıyorum? Saçmalama Esra yine mi? Hayır olmaz, olmaz ben vermiyorum kızımı kimseye."
"Sakin ol bebeğim ya!" Dedi Esra.
"Hayatım sen benim kalbime mi indireceksin? Hastanelik olacağım sonra kızımı ilk doğduğunda göremeyeceğim."
Okan bilmiyordu o zaman ama kızını doğduğunda göremeyecekti zaten. Dediği olmuştu.
Ben doğar doğmaz kaçırılmıştım ve beni hiç görmemişti.
Kimse bilmiyordu ama aylar sonra kızını hiç göremeden kızı ondan gidecekti.
Rüya gitmişti babasından.
Rüya gittiğinde ise İz doğmuştu.
