19. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: 🖤 Ruhumuzdaki izler hep kalır...

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 22Şu an: 19. BÖLÜM

Kapının önünde durmuş, Kaya ve Kara Bihter dışarı tarafta ben ve Bora, Aras, Okan, Esra içeri taraftaydık.

Kara Bihter de bizim tarafta olmalıydı!

Kara Bihter, Kaya'nın kucağından bana bakıp miyavladı. Acaba alıp kaçsam ne olurdu ki?

"Kızım, sana yarım saat içinde nasıl alıştı?" Diye sordu, bir bana bir kedisine bakarak.

Omuz silkerek, dudak büktüm. "N'oldu? Kıskandın mı?" Kollarımı göğsümde birleştirdim ve kapının pervazına kolumu yasladım.

Yanımda ki Aras lafa atladı. "Ben bile kıskandım. Babası nasıl kıskanmasın? Bize alışana kadar ağzımıza sıçmıştı, küçücük boyuyla!"

"Düzgün konuş, oğlum,'' Dedi, babası. Ya da babamız.

"Baba şurada ihanete uğramışız sence sorun küfür etmem mi?"

"Neyse, iyi geceler." Kaya aileme bakarak.

"İyi geceler, oğlum. Selam söyle annene."

"Söylerim, Esra teyze," Derken, gözleri benim üstüme kayıp geri çekiyordu.

Gitmek için arkasını dönüp bir kaç adım attıktan sonra Kara Bihter ardı ardına miyavladı. "Kızım, derdin ne senin?" Başını sallayarak. "Sus da, yürü işte. Gerçi seni de ben taşıyorum!"

Kediyle tartışması ardına istemeden tebessüm ettim. Yanımda ki Aras bunu fark eder etmez yanımdan ayrılıp önüme geçti. Gülümsemem silindi.

"Hadi içeri geçelim, sistırım."

"Hayvan gibi boyunla niye önüme geçiyorsun ya?"

Gözlerini kıstı. "Sisterım sadece boyum mu? Cüssem de büyük," dedi, böbürlenerek.

Arkamı döndüğümde herkes kısa Koridorda ilerliyordu. "Daha kaslı görmesem inanacağım."

"Ne?" Dedi, şaşkınlıkla. Bir an herkes durup bana döndü. Ortalarında sıkışmış dururken, bende donup kaldım.

"Ne var?" Herkes bana bakıyor niye ki?

"Daha kaslının açılımı nedir, kızım?" Dedi babam.

"Ha?"

Kaşlarını kaldırdı. "Bence de, ha?"

"Kızımı sal, Okan," dedi Esra ve yanıma geldi. "Yanlış bir şey dedi sanki."

"Esra'm saçmalama isterse-"

"Sus, konuşma. Sana konuş dedim mi?"

"Annem herkese yargı dağıtıyor," dedi, Aras dedikoducu teyzeler gibi bizi izlerken.

"Sana konuş dedim mi?" Aras'a döndü.

"Anne abartmıyor musun-" Diyen Bora'nın sözünü kesti.

"Siz abartıyorsunuz. Farkında mısınız, İz, genç kız. Herhalde hayatında biri olacak, aşık olacak, birini beğenecek..."

"Sıkar o biraz!" Diyen Bora'ya baktım şaşkınlıkla.

"Kes çeneni Bora!"

"Tamam ya," dedi sakinlikle ve bana baktı. "Abiciğim eğer öyle biri olursa bana demekten asla çekinme. Seve seve çocuğun ayağına sıkarım.''

Esra daha bir şey diyemeden Okan girdi araya. "Babam, bana kesinlikle diyebilirsin. Ben çok medeni bir insanım. Çocuğu asla ülkeden çıkarmam."

Aras, "Abiciğim görüyor musun, şunları? Cık, cık! Asıl bana söyleyebilirsin. Ben çocuğu sadece döverim... Belki de fazlası..." son cümlesini kısarak söylemişti, kendi kendine.

"Kesin sesinizi! Kızımı tehdit edemezsin, topuğunuza ben sıkarım sizin!"

"Anneme bak ya!" Hayretlerle Aras. "Kadın İz'i bulmadan önce bize bulaşan çocukların topuğuna sıkarım diyordu. Şimdi gelmiş oğullarının topuğuna sıkarım diyor. Ah, hayat; sen nelere kadilsin!"

Karşımda ki Emre kollarını birleştirmiş sakince bize baktı. "Anneme hak veriyorum," dedi sessizce.

Abiler ve babam anında Emre'ye döndü, o ise omuz silkti.

"Ne var ya? Niye bakıyorsunuz? Asıl ben çok medeni bir abiyim." Bana baktı. "Değil mi abim? İstediğin erkekleri beğenebilirsin sonuçta. Ben medeni bir abiyim."

"Oğlum, ne diyorsun sen?" Mavi gözleri ateşe bürünmüş, Emre'ye bakan, Bora.

"Rahat olabilirsin yani kardeşim," Diyerek benimle göz temasını bitirip babasına döndü. "Baba, erkeklerin tükenmesi için yapılan proje ne zaman devreye giriyormuş?"

Bir an cidden Emre'ye inanacaktım! Erkekler niye hep böyleydi?...

"Yazıklar olsun..." dedi Esra. Elini benim sırtıma koydu yürümem için. Beraber salona girdik. Küçük basamaklardan inip salona girdik. Girer girmez kafama gelen yastık ile -sert değildi ama- elim kafama gitti refleksle ve arkamı döndüm.

Şaşkınlıkla bakarken arkamda Aras vardı.

"Ne yaptın sen?" Kaşlarımı çatmış ona bakarken.

"Ne yapmışım?" Ellerini cebine koydu rahatlıkla.

"Gabertirim seni!" Diyerek öne atıldım ama annem beni tuttu.

"Kafan yerine gelsin dedim. Belki çıkar aklından."

"Çok pis döverim seni!"

"Olduğun yerde konuşacağına gel de döv."

Beni daha fazla kızdırdı. Tam atılacakken elinde yastık ile gelen Bora'yı gördüm.

Ona baktığımda yastığı bana uzattı. "Al, abim ve Aras'a gününü göster."

Mavi gözlerine bakarak yastığı aldığım gibi Aras'ın olduğu yere fırlattım ve... Tam isabet! Kafasına gelen yastık ile ne olduğunu anlayamadan bana baktı. Eli kafasına gitti ama hemen toparlandı.

"Çocuklar ne yapıyorsunuz?! Oğlum kocaman adamsın böyle mi örnek oluyorsun kardeşlerine?''

Ellerini takım elbisenin cebine koydu ve koltuklara doğru ilerledi. "Bir şey olmaz anne."

"Gel, kız buraya!" Diyerek bana doğru koşan Aras'a, yerde bana attığı yastığı attım. O durduğunda bende arkamı dönerek koştum ve koltuğun arkasına geçtim.

Bana doğru geldi ama koltuğun diğer tarafına geçtim bu sefer. Karşı karşıya dururken sinsice bana baktı.

"Koltuğun arkasına mı saklanacaksın Sisterım?"

"Arkasında olan sensin, ben öndeyim yalnız."

"Gel buraya ödeşeceğiz."

"Sen başlattın!"

"Sen başlattın asıl! Bu yaşta kaslı erkekleri nereden biliyorsun sen? Senin yaşında biri daha kaslının k'sini bilmiyordur!"

"Oha, abart! Yok ben 5 yaşındayım ya zaten!"

"Onun gibi bir şeysin!"

"17 yaşındayım ben!"

"Daha girmedin!"

"Ha, girince sorun yok o zaman? İyiymiş."

"Ben öyle bir şey demedim!" Diyerek bana doğru yana döndü ama hemen koltuğun diğer tarafına geçtim.

"Dedin!"

"Gelsene şuraya!"

"Sıkıyorsa sen gel!"

"Ben geliyorum zaten, sen gelmiyorsun!"

"Yakalamayacak kadar beceriksizsen ben ne yapayım?"

"Anne şu kızına bir şey söyle!" Diyerek annesine dönmesiyle bende döndüm. "Asıl sen şu oğluna bir şey söyle!"

"Bir şey, oğlum, bir şey, kızım."

Aras'ın bana yaklaştığını görünce hızla diğer koltuğun oraya gittim ve arkasına geçtim.

"Gel şuraya, düzgünce anlaşalım!" Karşıma geçti. Koltuk yine aramızdayken, üstünde duran yastığı alıp yüzüne fırlattım ama son saniye yastığı tuttu.

"Derdin ne senin? Abini mi döveceksin?"

"Asıl senin derdin ne? Kardeşini mi döveceksin?"

Dudakları kenara kıvrıldı. "Kardeşim olduğunu kabul ettin sonunda."

Gözlerimi kocaman açtım. "Ben öyle bir şey demedim!"

"Kendini kandır sen!"

"Sen kendini kandır!"

"Tamam gel şu konuda anlaşalım sonra istersen beni dövebilirsin."

"Seni dövmek için, senden niye izin alayım ki?"

"Kızım, manyak mısın sen?"

"He, manyağım!" Dil çıkardım.

"Abiye dil çıkarılmaz!"

Koltukta duran diğer yastığı alıp fırlattım. Beklemediği darbe ile geriye adımladı.

"Sen varya..." yerden alıp yastığı bana attı. Hemen yana kaydım ve yastıktan kurtuldum.

Diğer yastığı alıp fırlattım ama o da kurtuldu.

Arkamdan gelen kıkardama sesiyle yandan arkama baktım. Hepsi yan yana dizilmiş gülerek bizi izliyordu.

"Oh, keyfiniz yerinde mi bari?"

"Çook!" Dedi Emre.

"Çook!" Diyerek onu taklit ettim.

Hepsinin gözleri arkamı bulunca hızla arkamı döndüm ama yüzüme gelen yastığı ön göremedim.

Dudaklarım aralandı. Yastık artık açılmış ve tüyleri etrafa saçıldı. Saçlarıma kadar tüy olmamla yastığı Aras'a fırlattım. Tüyler ikimize de yapışmıştı.

Yerler, koltuklar... Her yere tüyler saçıldı.

"Bittin sen!" Diyerek bana atıldı ve ben ne olduğunu anlayamadan her şeyi tersten görmeye başladım.

Çığlık atmamla Aras'ın beni sırtına attığı gerçeği yüzüme tokat gibi çarptı. Sırtını tekmelemeye başladım.

"Ne oldu, nevrin mi döndü?"

"Beni hemen indir yoksa-''

Alaylı gülüşü duyuldu. "Yoksa ne?"

Cümlesi bittiği anda bacağımı kaldırarak karnına geçirdim. İnleyipz iki büklüm olmasıyla elleri gevşedi ve onu iterek yere indim. Bir an başım dönsede toparlandım.

Eli karnındayken bana baktı. "Karnımın deştin!"

"Bırak dedim sana!"

Yerdeki tek düzgün duran yastığı alıp bana attı. İkimizde birbirimize fırlatmaya başladığımızda Aras yanda duran koltuğa çıktı.

"Ne duruyorsun gelsene?''

"Mal mısın niye koltuğa çıktın?"

Gözlerini devirdi. "Şu an sorun sadece benim koltuğa çıkmam mı?"

Etrafa baktım. "Değil gibi."

Eline sağlam iki yastık aldı ve birini bana fırlattı. Yastığı tuttum.

"Geç karşıma. Kaybeden kazananın sözünü dinler."

"Koltuğun üstünde yastık savaşı diyorsun yani?"

Başını salladı. "Öyle diyorum."

"Kaybedince ağlamak yok?''

Alayla güldü ve eliyle kendini gösterdi. "Ben mi?" Başını iki yana salladı. "Kaybedince ağlayan sen olacaksın.''

Koltuğa çıktım. "Görelim bakalım."

İkimiz de yastıklarda biribirimize vurmaya başladık en sonunda benim yastığım açıldı ve başımızdan aşağı tüye bulandık.

Aras sağlam yastığına bakıp sırttı. Bana doğru savurduğunda elimde ki yastık yüzüyle sol tarafa savurdum. Yastığı yere attığımı sanmıştım. Yüzümde ki gülümseme ile oraya baktık Aras'la.

Yastığın tüyleri açılmış başka birinin tepesinden dökülüyordu.

Bora'nın.

Aras ile nefes nefese kalmış, göğsümüz hızla inip kalkarken yüzümüzde ki gülümseme silinmişti.

Siyah takım elbisesine, siyah saçlarına düşen beyaz tüyler karşısında donuo kaldı. Bora sanırım bize geleceği için yakınımızdaydı. Arkada ise ailem..

Koltuk tepesinde Aras ile durduk. Bir kaç tüy daha havada uçuşurken Bora başını kaldırıp bize baktı.

Dudaklarımı ıstırdım. Mavi gözleri Aras ve ben arasında gidip geldi ve en sonunda bende durdu.

Bittik, İz.

Derin bir sessizlik oldu.

Dudaklarım aralandı ama bir şey demedim. Bora'nın arkasından gelen kahkaha sesleriyle gözlerim oraya gitti. Hepsi bir yerde gülerek bize bakıyordu.
Geri Bora'ya baktım. Başını eğdi ve iki yana sallayarak tebessüm etti. O sırada daha fazla dayanamayarak Aras ile ikimiz de kahkahalara boğulduk.

"Bebelerin elinde maskara olduk," dedi gülmemek için çabalarken.

Gözleri bana ulaştığında gülmemek için yanağımı ıstırdım.

Saçlarında ki beyaz tüyleri işaret ettim. "Bence çok yakıştı."

Elini saçlarına daldırıp, karıştırdı. Tüyler aşağı düşerken bazı tüyler duruyordu.

"Abi, pamuk prensese benzedin." Anırarak gülen Aras, koltuğun tepesine oturmuş duruyordu.

Bora'nın bakışları bana değdi. "Asıl İz, pamuk prensese benzedi."

Herkesin gözleri bana döndü.

"Öyle bir masal vardı sanki?" Dedi Emre.

Başını salladı Okan. "Vardı. Pamuk prenses masalının kitabı odasında duruyor hatta," Demesiyle şaşkınca ona baktım.

"Ben niye görmedim?"

"İlk kattaki odanda. Çekmecede duruyordu."

Yutkundum.

"Siyah kısa saç, beyaz ten.. Pamuk prenses oldun," Diyen anneme baktım ve suratıma buruşturdum.

"Alakamız yok."

"Var," dedi, Bora.

Gözlerimi ona diktim. "Bir kere onun gözleri renkli değildi."

"O da onun ayıplığı."

"Sen az önce pamuk prensesi mi kötüledin?"

"Evet, ne var bunda? Masal bir kere saçma bir şeydi." Annesine döndü. "Anne prensin öpüp uyandığı salak prenses hangi masaldı?"

Kıkırdadı annem. "Küçükken o prens olmak istiyordun, oğlum."

Yüzünü buruşturdu.

"Ne saçma masaldı," Diye mırıldandı.

"Baya saçmaydı," dedi Emre. "Prenses bayılıyor ve prens öpünce uyanıyordu. Bildiğin izni olmadan öpüyor ve bunu çocuklar izliyor, okuyor. Bildiğin taciz."

"Oha, ilk defa Emre abime katılıyorum," Diye tabi ki Aras'tı.

"Kes lan!"

"İz'e katıldım. Kardeşim asla pamuk prenses olamaz." Bora'nın konuşmasıyla kaşlarım çatıldı.

"Niyeymiş o?"

"Uyanmak için niye bir prense ihtiyacın olsun? Gereksiz, ayrıca kimse benim kardeşimi öpemez."

Annem ve babama döndüm. "Siz hu evden önce mağarada falan mı yaşıyordunuz?" Bora'ya döndüm. "Ayrıca o aşk öpücüğü."

Değildi. Tacizdi.

"Ne aşk öpücüğü, kızım?'' Dedi, sinirle.

Onu daha fazla kızdırma fikri çok hoşuma gittiği için devam ettim.

"Evet, pamuk prenses de taciz. Ama düşünsene ölüm döşeğindesin ve sevdiğin, aşık olduğun adam gelip seni öpünce uyanıyorsun. Aşk öpücüğü."

"İz! Benim tepemi attırma! İstersen kocan olsun nereye öpüyor?"

"Oha kocam mı?" Dedim, gözlerimi kocaman açarak.

"Ne kocası? Yaşından utan."

"E sen dedin."

"Ne dedim?"

"Kocan dedin."

"Mecazi anlamda dedik herhalde! Ne meraklısın."

Dudaklarım kenara kıvrıldı. "Kocaya mı?''

"Rüya!-" duraksadı. ''İz!"

"Efendim, abiciğim."

Sinirle güldü. Eliyle burun kemerini sıkmaya başladı.

"Bir de abiciğim demesi yok mu...?" Diye mırıldandı ama ne dediğini anlamadım.

"Ağzının içinde konuşmasana!"

"Binada yaşasaydık kesinlikle kavulmuştuk. Çok şükür zenginiz!"

"Mal beyinli, sence binada durumu olmayanlar mı oturuyor?"

"Yoo."

"O zaman?"

"Abi anlamıyorum seni? Ne anlatıyorsun?"

Annesine döndü. "Anne hiç mi imkanı yok?"

İç geçirdi annem. "Keşke oğlum."

Hala koltuğun tepesinde otururken duraksadı. "Neye?"

"Karışmana!" Bütün bir ağızdan çıktı.

Hayal kırıklığıyla baktı. "Yazıklar olsun... Ama bakın siz! Eğer ailem sizden daha zenginlerse nasıl onlara koşuyorum!"

"Ha, ailen zengin olsa bizi bırakacaksın?'' Dedi, babam.

Babasının gözlerinin içine bakarak, "babamı bile tanımam."

"Eşek herif! Senin yüzünden artık baba terliği çıkaracağım piyasaya!"

"Oha mantıklıymış! Anne terliği ve baba terliği! Çok klas..."

"Sen acaba klasın anlamını biliyor musun?" Dedi Bora.

Yandan bakış attı. "Cidden sizin ailenizden değilim." Bana döndü. "Sistırım sana bir soru soracağım ama dürüst cevap ver." Abisigile baktı. "Sakın onlardan korkma ama!"

"Sor, Aras."

"İki sorum var. Birincisi: Şimdi biz zenginiz ya," dedi böbürlenerek. "Fakir olsaydık bizimle gelmek ister miydin?"

Mal mısın bakışı attım. "Farkında mısın bilmiyorum ama sizin zengin olduğunuzu bildiğim halde gelmek istemedim."

"Doğru ya!" Elini alnına vurdu. "Tüh! Ben kesin fakir olsalardı gelmezdim."

Güldüm. "Neyse ki zenginsin Aras. Seni fakir olarak hayal edemiyorum."

"Ayy, di mi bende!"

"Ay ne oğlum?" Dedi Emre.

Aras onu duymamazlıktan geldi. "İkinci soru geliyor şimdi. Düşün ki Sisterım ben aslında bu aileden değilim. Seninde abin değilim-" duraksadı. "Bu fikri sevemedim. Ne demek senin abin değilim?" Annesine baktı. "Anne ben evlatlık falansam bana söyleme tamam mı? Neyse. Şimdi benim ailem çıkmış ultra mega zenginler. Bende onlarla gidiyorum. Her şeye rağmen o benim abim! Bende onunla geleceğim mi diyeceksin yoksa abimi götürürseniz sizi mezara sokarım mı dersin?"

"C şıkkı: Alın tepe tepe kullanın derim."

Herkes gülmeye başladı Aras ise dondu. Ciddi anlamda dondu ve annesine döndü. "Anne tutmayın beni, ben çatıdan atlamaya gidiyorum."

"Atlamayacağını herkes biliyor oğlum," dedi, babam gülmemeye çalışırken.

"Yazıklar olsun baba." Koltuğun tepesinden yere atladı. "Ben evi terk ediyorum. Aşk bahçemin yanına gideceğim. Artık gardaşım Kaya, anam, babam Funda ve Ferit'tir."

"Bu durumda Melis gibi harika bir kardeşin oluyor," Dememle bana döndü bakışları. Koltuğun tepesinden yere indim.

"Hı, hı ondan..." Diye mırıldandı. "Neyse ki şakaydı! Evet canım ailem şakaydı! Asla sizi bırakmam! Ultra mega zengin ailem çıksa bile..." Son cümleyi derken sesini sadece kendi duyuyordu. "Neyse ki yok! Keşke olsaydı- yani olmasaydı ki zaten yok."

"Saçmalamayı bırak artık," dedi, Bora.

"He abi, he!" Bir anda çığlık attı. "Hadi film keyfi yapalım!"

Esra, "Etrafı toplarsan neden olmasın?" Dedi.

Anında etrafa baktık. Ciddi anlamda ortalığın ağzına sıçmıştık. Her yer de tüyler varken yastıklar yerde, patlamış, koltuklar resmen şekil değiştirmişti.

"Aa burayı kim yaptı?!"

"Yine başladık..." dedim bıkkınca.

🖤

"Sistırım, tatlı mı, tuzlu mu?"

"Tatlı."

"Aa, bendee!"

Güldüm. "Susta şunu koy artık.''

İçecekleri bardağa döke saça koydu.

"Umarım annemgil düzgün bir film seçmiştir."

"Bence buna dua et. Yarın okul olmasına rağmen hala ayakta ve film izleyeceksin. Zor izin verdiler zaten."

"Yarın okulu unut Sisterım. Uyuya kalacağız ve gitmeyeceğiz."

"Aynen. Onlarda öyle diyordu.''

"Gör bak sen." Beni ikna edercesine ama olmadım. "Saat 2 olmuş lan! Uykun geldi mi?"

"Hayır," dedim çünkü uykum olsa bile geceleri uyuyamıyordum, uyusam bila kabuslar görerek. O yüzden hep gün doğduğunda 1-2 saat uyuyordum.

Mutfağın kapısında Bora belirdi. "Hadi artık, bir içecek koyacaksınız. İki saattir sizi bekliyoruz."

"Gelip sen koysaydın o zaman," dedim. "İçecek koymak ne kadar zor biliyor musun?"

Gülmemek için zor durdu. Eliyle şişeyi işaret etti. "Şişeden, bardağa koymak mı? Evet, epey zor olmalı. Nasıl düşünemedim?"

"Dalga geçmesene."

"Evet abi, yani ayıp oluyor," dedi Aras.

"Yok abiciğim, ne dalgası? Yani patatesin kabuğu olduğunu bile yeni öğrenen kardeşlerimle ne dalgası?"

Aras ile ikimiz birbirimize baktık.

Boğazını temizledi Aras. "Vahim yoluyla öğrendiğini varsayıyorum abi."

Dudaklarımı kemirdim. "İlk defa Aras'a katılıyorum."

İçeriden bir ses duyduk.

"Evet anne ya! Çok komikti! Bir görseniz hallerini, inanamazsınız. Saatlerce uğraştılar ve yakmışlardı!"

Aras ile ikimiz kapıya baktık.

Emre.

Yanımızda Kaya harici o vardı ve şu an bütün rezillikleri anlatıyordu!

"Sıçtık," dedi, Aras sessizce.

"Çok komikti!" Yine Emre'nin sesi...

Aras bana döndü. "Sistırım komikte değildi di mi?"

Başımı iki yana salladım. "Asla değildi."

"Unutmadım bunu abi," dedi kapıya bakarak. "İntikam soğuk yenen bir yemektir."

"Abartmayın da gelin hadi," Diyerek mutfaktan çıktı Bora.

Aras anında bana döndü. "İntikam?''

"Bu biraz töre, namus, intikam oldu ama olur. Plan ne?"

"Aklımda haince şeyler var. Yarın benim odamda buluşuyoruz ve sana planı anlatıyorum. Sonra ise icraata geçiriyoruz."

"Kabul!"

Aras tezgahtar tepsiyi aldı ve içeri doğru adımladık. Salona geldiğimizde ortalık daha fazla batmıştı. Büyük koltuğu televizyonun dibine çekmişlerdi. Ortalık hala bıraktığımız gibi duruyordu. Annem ve babam koltukta yan yana oturmuşlardı. Babamın yanında Bora, annemin ise Emre vardı yanlarında.

"Sisterım görüyor musun, ailecek oturmuşlar. Biz kimiz ki zaten?''

"Çocuklar yerde oturuyor," Diyerek yerde ki minderleri gösterdi Emre. Minderler nereden çıkmıştı?

Onların önümde duran minderlere oturduk yan yana. Aras yarısını getirirken döktüğü içecekleri bize verdi. Ben babam ve Bora'nın tarafındayken Aras Anne ve Emre'nin tarafına oturmuştu.

Yerde duran atıştırmalıklardan ağzına attı Aras. "Ee ne seçtiniz?"

O sırada ekranda Alvin ve sincaplar yazısı belirdi.

"Oha," dedi , Aras şokla. "Küçükken izlerdik bunu."

"Evet," dedi, babam. Bana baktığını hissedince başımı arkaya çevirdim. "Bizim aile filmimizdir. Annen sana hamileyken de çok izlerdik, hep beraber..."

Önüme döndüm. Ben hiç izlememiştim.

"Daha önce izlemiş miydin?'' Diye sordu Bora. Ona bakmadan başımı iki yana salladım. "Hayır."

"Güzel," Demesiyle arkama baktım geri.

"Ne güzel? Daha önce izlemem mi?''

"Evet," dedi ve ağzına patlamış mısır attı. "İlk ailenle izliyorsun."

Gözlerimi devirdim. "Abart." Mırıldandım. Ve bir anda güldüm.

"N'oldu?"

"Seni sincap filmi izlerken hayal edemedim de."

Bakışlarını kıstı. "Allah, Allah. Niyeymiş o?"

Omuz silktim. "Hadi Küçükken falan tamam da... Şimdi izlemen komik."

"Yaşı mı var izlemenin acaba?'' Diye sordu Emre.

Ona baktım. "Hayır, yok tabi ki de." Yanaklarımı ıstırdım. "Üstünüze niye değiştirdiniz? Bence Alvin ve Sincaplar izlerken takımelbise daha iyi olurdu.'

"Nedeni belli oldu,'' Dedi, Bora.

"Oha üstünüzde ki, eşofman ve tişört mü? Şok oldum..."

"Abartmasan mı?'' Dedi, Emre.

"Ben mi?" Elimle kendimi gösterdim. "Bence siz abartmayın. Evin içinde bile takım elbise giyiyorsunuz. Uyurken de üstünüzü değişiyor musunuz?"

"Ne alakası var? Herhalde değişiyoruz," dedi en büyük abim. "Pijama sonuçta sadece yatarken giyilir.''

"Sen abartma asıl. Rahat falan mı batıyor size? Dışarı çıkmadığın zaman niye üstünü değişir bir insan?''

"Oha, sonunda benim gibi düşünen bir kardeşim!" Bunu diyen tabi ki Aras'tı. "Sisterım en azından annem ve babam şimdi pijama giymişler. Ama şu ikili," eliyle abilerini gösterdi. "Asla göremezsin."

"Sevmiyoruz, oğlum, sizene?'' Bora kızgınlıkla.

"Cidden rahat batıyor size," Diyerek önüme döndüm. Sırtımı koltuğa yasladım ve bacaklarımı öne doğru uzattım. Aras da aynı benim şekilde yanımdaydı. İkimizin de ayağında ejderhalı patik vardı. Üstümüzde de aynı şekilde ejderhalı pijama olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

"Of, hadi başlatın, artık!" İsyan etti Aras ve ayağa kalktı. Tam ışığı kapatacakken dudaklarımı araladım ama bana kalmadan başka biri konuştu.

"Lambayı kapatma, Aras!" Diye konuşan kişi Bora'ydı. Refleksle arkama döndüm. Aynı tona yakın olan gözlerimiz buluştu. Yutkunup, önüme döndüm.

Aras'ın eli havada kalmıştı. "Niye ki? Yoksa bu yaşta karanlıktan mı korkuyorsun abi?" Alaya aldı ama sonra bir an bana değdi bakışları ve ciddileşti. "Olabilir, sonuçta. Bende korkuyorum karanlıktan. Açık daha iyi." Geri yanımıza gelip; yere yanıma oturdu.

Herkesin sessizleşmesiyle sonunda hayatımda ilk defa duyduğum, Alvin ve Sincaplar'ı başlattılar.

Filmi izlerken, sürekli Aras yanımızda ki atıştırmalıkları bana uzatıyordu durmadan.

"Aras, tamam," dedim. "Yiyeceğim zaman alırım."

Cıkladı. "Yemiyorsun ama Sisterım."

"Sussanıza!" Diye uyardı Emre.

Aras abisine döndü. "Sanki sinamadayız! Triplere bak!"

"Kes, Aras," Diyen bu sefer Bora'ydı.

"Aras kimki zaten?"

"Oğlum, susunda izleyin."

"Baba, ezberimde artık film. Milyonuncu kez izliyoruz.''

"Ama bu sefer kardeşinle."

"Annemin karnındayken de izlemiştik ki." Bana döndü. "Hatırlıyor musun, sistırım?" Şu an ciddi miydi, gerçekten?

"Ciddi misin sen?''

"Evet. Ben Hatırlıyorum anne karnını. Sen?''

"He, Aras. Hatta annemin karnındayken çok net izledim, hatırlıyorum."

Herkes Aras'a mal mısın diye bakıyordu.

Omuz silkti. "Herkes bana bakıyor niye ki?'' Hepimizden bir kıkırtı döküldü.

Saatler akıp giderken ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama en son hatırladığım başımın düştüğü bir omuzdu.

AKSAY AİLESİ

Bütün aile oturmuş, defalarca izledikleri filmi izliyorlardı. Saatler akıp gitmiş, Aras ve İz uyuyakalmışlardı.

İz'in kafası yanında ki abisinin omuzuna düştü. Aras'ın. Aras zaten uyuklurken omzunda hissetiği ağırlığa kafasını yasladı. Aras için burnuna değen saçlarda ki koku hem tanıdık bir o kadar da yabancıydı.

İkisinin de uyuduğunu fark eden aileleri filmi durdurdular.

Emre kardeşlerinin bu halini fotoğrafa çekti hemen. İz biraz daha yan dönmüş, iyicene sokulmuştu abisine.

"Uyudukları hale bak,'' Dedi, Emre.

"Bu anın çok hayalini kurmuştuk, sanki?'' Dedi, Okan karısına bakarak.

"Çook," Diye iç geçirdi Esra.

Tebessüm ile kardeşlerini izleyen Bora, ''Boyunları falan ağrıyacak,'' Dedi.

"Bence ellemeyin böyle yatsınlar," dedi, Emre. Annesine döndü. ''Anne eskiden yeryatağı yapardın bize. Hep beraber yatardık. Yine öyle yapalım mı?"

Oğlunun bu isteğine karşılık yutkundu Esra. Başını salladı, ağır ağır. "Yapalım, oğlum."

"Rahatsız olursa?" Diyen sese döndüler.
Bora. "Rahatsız olur. Yapmayalım.''

Emre'nin yüzü düştü. "Olur mu ki?''

Bora kafasını kardeşlerinden çekip, diğer kardeşine baktı. "Olur." Bir o kadar istiyor ama kardeşi rahatsız olur diye bir şey diyemiyordu. Anne ve babasına döndü. "Olur mu ki?"

Küçük bir çocuk gibi olmaz desin istiyordu, Bora. Ama olmadı.

"Bilmiyorum,'' Dedi, Esra. Kocasına döndü o da. "Olur mu, sence?''

"Siz bana kızımızın bizden rahatsız olup, olmayacağını mı soruyorsunuz?"

Derin bir sessizlik oldu.

"Olur,'' Dedi, Bora.

"Olur," dedi, Emre.

"Olur," dedi Esra.

"Olur,'' Dedi, Okan.

Hepsi anında birbirine döndü. Aynı anda olur dediler. Ama bilmedikleri şey ise kızları hayatında ilk defa, gece vakti rahatlıkla uykuya dalmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

480okunma 28beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.