10. bölüm · İzler Kalır/Gerçek Ailem

10. Bölüm

🖤 Ruhumuzdaki izler hep kalır...

Başlamadan önce oy kullanıp yorum yapmayı ve beni hem buradan hemde sosyal medyadan takip etmeyi unutmayın. Keyifli okumalar 🖤

( Tiktok: Ruhumuzdakiizlerr
İnstagram: Ruhumuzdakiizlerr
Kitabın ınstagram hesabı: İzlerkalirgerceksailemaffical)

WhatsApp kanalı linki
https://whatsapp.com/channel/0029VbCP12kDOQIQ4eJPoK3d

🖤

Yüra, Yüra, Yüra.

Yüra'nın anlamı neydi? Bana Yüra demişti ben doğmadan önce. Önceden Yüra diyormuş, şimdi neden diyordu?

Siyah gözlerine şaşkınlıkla bakarken çocuğu geri tepmesini mi veya bana Yüra demesine şaşıracaktım?

Gözlerimizin temasını kopararak, elini düz saçlarına daldırdı. Yan bana doğru otururken elini saçlarından çıkarıp geri mavi gözlerime baktı.

"Kaya?"

"İz?"

"Kaya?"

"İz?"

İkimiz isimlerimizi derken hala bir halt yapmıyorduk.

"Ne yapıyorsun sen ya?" Diye sorarak saçma şeyi sonlandırdım.

"Ne yapmışım?"

Derin nefes aldım.

"Kaya," Dedim uyarır gibi.

"Efendim?"

"Valla çıldıracağım! Oğlum, geri zekalı mısın sen?"

"Asla. Ben bir kere çok zekiyimdir."

Alayla güldüm ve parmağımla onu gösterdim. "Sen?" Dedim.

"Ben," Dedi alayla. "Başka kim olacak? O beyinsiz kardeşin mi ya da benim beyinsiz kardeşim mi?"

"Oha!" Dedim gözlerimi kocaman açarak. "Seni onlara söyleyeceğim, resmen ikisine de aptal dedin."

Güldü. "Aptal demedim. Direkt beyinsiz dedim."

"Çüş!" Dedim kendimi tutamayarak. Resmen bu halime kahkaha attı.

"Bence de çüş!"

Kaşlarım çatıldı, hafif öne eğildim. "Konuyu değiştirdin!"

Bana doğru eğildi. "Konuşulacak bir konu yok gibi sanki?"

"Var ki!" Yüzlerimiz çok yakınken ikimizde gülerek kafamızı eğdik ve... Pat! Kafalarımız birbirine çarptı.

Ben refleks olarak kafamı tutarken Kaya kendi kafasını boş verip direkt benim başımı tutmuştu.

"İyi misin?" Sesi endişeliydi.

İkimizinde eli benim başımdayken göz göze geldik.

Sertçe yutkunduk. Kaya elini başımdan çekip, geriye çekildi.

"İyi misin? Acıyor mu?" Diye sormasıyla kalbimi tekledi.

Başımı salladım hızla elimi indirirken. "İyiyim, asıl sen iyi misin?"

Sanki yeni hatırlamış gibi eli kafasına gitti. "Ha? İyiyim, İyiyim."

"İyi bari."

"İyi."

"Ata Berk'i resmen dövecektin," Dedim salak sohbeti kapatıp yeni bir şey açarak.

"Ha adını da öğrendin?" Diyerek siyah gözlerini kocaman açtı.

"Yo, kendi söyledi," Dedim omuz silkerek.

Gözlerini sıkıca kapattı. Ağzının içinde bir şeyler mırıldandı. Dudaklarını sertçe ıstırdı ve gözünü açmadan öne doğru bana eğildi ve gözlerini açtı.

Bir an da olan fazlı yakınlıktan şok olurken Kaya mavi gözlerime baktı.

Baktı, baktı, baktı ve baktı...

"İz," nefesi yüzüme çarparken, kalbim hızla atıyordu. Bu kadar yakınlık doğru muydu?

"Efendim," Diye mırıldandım ama sesimi ben bile zor duymuştum.

Derin nefes verirken, nefesi yüzüme çarptı.

Çok yakınımdaydı. Çok.

Dudaklarını araladı ama geri konuşamadan kapattı. Gözleri gözlerimden uzaklaşarak saçlarıma kaydı.

Baktı, baktı...

Hızla başını eğerek benden uzaklaştı. Nefesi artık yüzüme vurmuyor veya kokusunu solumuyordum.

İkimiz bir şey diyemeden dururken saniyeler içinde Melis ve Aras gelmişti.

"Ay, ne yapıyorsunuz?" Diye sordu Melis her zaman ki neşesiyle.

"Ne yapıyor gibi duruyoruz abicim?"

Gözlerini devirdi. "Off abi cidden öküzsün."

Aras onları hiç duymuyarak direkt bana odaklandı. Melis ve Aras ön sıraya otururken Aras'ın gözleri gözlerimden ayrılmıyordu.

"İyi misin?" Diye sordu.

Başımı salladım.

"Küs müsün peki bana?"

Başımı iki yana salladım.

"Neden konuşmuyorsun benimle?"

Omuz silktim.

"İz..." Gözlerinde pişmanlık vardı. "Özür dilerim."

"Neden?" Diye sordum kaşlarımı çatarak.

"Sana kötü şeyler dediğim için." Dişlerini sertçe dudaklarına geçirerek başını eğdi. Pişmandı.

Kafasını kaldırıp geri baktı. "Bir gün ikimizde karşı karşıya olmak yerine yan yana olacağız." Demesiyle anlamayarak baktım.

Şu an karşımdaydı.

Hayır.

Karşımda oturmak değil her zaman yanımda olmak istiyordu. Aras bana her zaman yanımda olmak istediğini ima etmişti.

Yutkundum. Bir şey demedim o da demedi. Hepimiz susmuş dururken zilin çalmasıyla, Kaya ve Aras sınıftan çıktılar. Hoca sınıfa girdiğinde onun gözü bile benim üstümdeydi.

Hay sizin Aksaylarınıza!

Hoca ders anlatıyor ama ben sadece camdan dışarı bakarak düşünüyordum.

Kaya'yı.

Yüra demişti bana.

Çocukken, R harfini diyemediği için Yüra demişti. Peki şimdi neden Yüra demişti?

Yüra'nın anlamı neydi? Veya bir anlamı var mıydı?

Simsiyah gözleri, saçları... Kokusu... Çok garip hissetiriyordu. Hayatım boyunca böyle hissetmemiştim. Nasıl bir şey hissettiğimi bile tarif edemiyordum.

İlk başlarda herkese karşı nasılsam Kaya'ya karşı da öyleydim. Yakınımda olduğunda bir şey hissetmiyordum ama şimdi niye hissediyordum?

Korktum. Çok korktum. Neyden korktuğumu bile bilmiyordum. Kaya'dan hoşlanmıyordum. İmkansızdı. Bana çok uzak aşık olmak, hoşlanmak...

🖤

KAYA ARAL

Dersi dinlemiyorum. Daha doğrusu dinleyemiyordum. Aras yanımda oturarak dersi zorla dinlerken başımı pencereye çevirmiş dışarıya bakıyordum. İz ve Melis'in sınıfının olduğu kattan bir kat daha üstündeydi bizim sınıfımız.

Tam alt katımızdı, benim oturduğum yerde oturuyordu.

Siktir! Ben psikopat mıydım? Cidden öyleydim!

Bunları düşünecek kadar ne olmuştu bana? Ellerimi saçlarıma sertçe geçirdim. Acaba o çocuk geri İz'le konuşmaya çalışmış mıydı? Gerçi Melis izin vermezdi. Vermezdi dimi? Verirdi! Benim kardeşim kahretsin ki çapkındı! İz'i de kendine benzetebilirdi.

İz, o gün sarışın, renkli gözlü kişiler ilgisini çektiğini söylemişti.

Ata Berk denen herif sarışın ve mavi gözlüydü!

Çenemi sıvazladım. Tamam sakinim, sakinim.

Sakin olmak zorundayım!

O sırada İz'in gözleri geldi aklıma. Masmavi gözleri... Çok açık bir mavi de değildi, çok koyu da.

Çok güzeldi.

Masmavi gözleri ağladığında kıpkırmızı oluyor, mavileri soluk oluyordu. Çok nadir görmüştüm gerçekten güldüğünü. Belki bir, belki iki. Güldüğünde gözleri parıldıyordu. Yaşam gibi hissettiriyordu.

Saçları... Simsiyah küt saçları vardı. Saçları zaten oldukça kısayken daha çok kesmişti. Nefret ediyordu saçlarından, gözlerinden... Direkr kendinden nefret ediyordu.

Bembeyaz teninin aksine simsiyah saçları, mavi gözleri vardı.

Çok güzeldi. Fazla güzeldi.

İz'i anlatmaya kalksam sanırım ömrüm yetmezdi. Her şeyiyle, bütün kusurlarıyla güzeldi.

Gözlerinden çok fazla şeyler yaşadığı belliydi. Neler çekmişti sahi? Şiddet gerçekten görmüş müydü? Doktor yaraların çok fazla olduğunu söylemişti ilk zamanlar. Morluk, yara... İzleri çocukluğundan olduğunu söylemişti iz kalmıştı vücudunda. Adı gibi...

Doktor çocukluğundan kalma izler demişti ama İz zaten çocuktu. Daha on altı yaşındaydı. On altı yaşın küçüğü neydi? Beş? On? Kaç yaştı mesela?

Başka neler yaşamıştı peki? Çok canı yanmış mıydı? Ağlamış mıydı? İçim yandı. Bunları düşünmek çok kötüydü, yaşaması daha da kötü. İz yaşamıştı, belki de bizim bilmediğimiz daha da fazlasını...

🖤

İZ AKSAY

Okul sonunda bitmiş, Melis ve ben kantinde oturmuş bekliyorduk. Aras ve Kaya'nın çıkmasına biraz daha vardı, biz erken çıkıp kantine inmiştik.

"Ay, sence de çok yakışıklı değil mi, İz?" Diye soran Melis'e döndüm.

"Kim?"

Gözlerini kocaman açtı. "Ya sen beni dinlemiyor musun?" Dedi. "Ata Berk'i diyorum, bütün gün neredeyse sana baktı."

"Off, Melis ilkokulda mıyız?"

"Ne alakası var aşkım?"

Omuz silktim. "Bana ne Ata Berk'ten hem? Bana bakıyorsa bakmasın o zaman."

Melis, Hii diye ses çıkarıp eliyle ağzına kapattı. "Bana ne mi? Bebeğim hani sen sarışın, renkli gözlü seviyordun?"

"Yo, sevmiyorum."

"Nasıl ya?" Dedi düşünerek. "O gün abimleri sinir etmek için öyle konuştuk gerçi, kumral mı seviyorsun yoksa?"

"Melis kimseyi sevmiyorum ben tamam mı?" Dedim sinirle.

"İyi tamam ileride seversin."

Göz devirdim. Melis'e hem gıcık oluyor, hem de seviyor gibi bir şeydim. Onu bende bilmiyordum.

"Of keşke bu salaklar da erken çıksaydı!" Dedi bıkkınca.

"Melis sana bir şey sorabilir miyim?" Diye sormamla hemen bana baktı.

"Tabi ki sorabilirsin hayatım." Diyerek sarı, uzun saçlarını arkasına attı.

"Sen ve Aras'ın arasında ne var?"

Melis gerildi. "Anlamadım, nasıl?"

"Aranızda bir şey var mı?"

"Hayır, yok tabiki de. Abim gibi hem o benim."

"Abin gibi?" Dedim sorar gibi.

Başını salladı hemen. "Evet."

"Abi-kardeş yerine birbirine aşık iki ergen gibisiniz de ondan sordum." Dedim açık sözlü olarak.

Melis gözlerini kocaman açtı. Şok geçiriyordu şu an ama ben böyleydim. Ağzıma geleni çekinmeden söylerdim, bana neydi ki.

"İyi misin Melis, rengin gitti." Dedim alayla.

"İz bak..." dedi kekeleyerek ve yutkundu. "Hayır yani.... Yok öyle bir şey şakasına yapıyorduk biz."

"Niye bu kadar gerildim o zaman?"

Zorla gülümsedi. "Neyim ya sorgu da mıyım ben? Senin içine abim falan mı kaçtı ya? Onun gibi sorular soruyorsun." Dedi alaya alarak.

"Ne alakası var Melis?"

"Al işte!" Diyerek elini şıklattı. "Abimle baya benziyorsunuz. İkiniz bir araya gelmeyin lütfen, düşünemiyorum."

"Konuyu değiştiriyorsun, Melis. Konuşmak istemiyorsan zorlamam zaten bana ne aranızda ki şeylerden. Sadece merak etmiştim ama aldım ben cevabımı."

Melis ağzını açıp bir şey diyecekti ki başka bir ses böldü.

"Selam!" İkimizde sesin geldiği yöne baktığımız da Ata Berk ve yanında iki çocuk vardı.

"Aaa!" Dedi Melis

Melis ile karşı karşıya otururken Ata Berk benim yanıma, esmer, kıvırcık saçlı çocuk Melis'in yanına, diğeri ise başa oturdu.

"Rahatsız etmedik umarım ya."

"Yok canım ne rahatsızlığı," Dedi Melis.

Dizimi titretirken bir el dizime değince hemen kolunu ters çevirip, Ata Berk'e baktım.

Bu hareketimi beklemiyordu sanırım şok geçirmişti.

"Ben..." Dedi ama devamı gelmedi.

"Sakın bir daha bana dokunmaya kalkma." Dedim sertçe ve elimi kolundan çektim.

Hızla başını salladı. "Özür dilerim." Diyerek kendisi sandelyeyi çekerek yakınlığı biraz daha olsa uzağa çekti.

Melis bana bakarken, benim bir hareketimle çocuğu dövebilirmiş gibi bakarken ona bakıp başımı hafifçe salladım bir şey yok gibi.

Melis'in yanında ki çocuk bana bakarak masaya doğru eğildi. Parmağıyla beni göstererek. "Sen..." dedi. "Rüya Aksay?" Dedi sorar gibi. "Değil mi?"

Çocuğa dik dik baktım. "Seni ilgilendirmez."

Güldü. "Doğru tahmin yaptım o zaman?"

Diğer çocuk, "Salak mısın oğlum? Kızı tanımayan mı var?" Dedi.

Başını salladı. "Doğru," Dedi. "Aras'a hiç benzemiyorsun." Demesiyle dişlerimi dudaklarıma geçirdim.

Bu kıvırcık haddini aşıyordu.

Melis sinirle, "Haddini aşma istersen." Dedi sertçe. "Kalkar mısınız lütfen."

Ata Berk hemen, "Kusura bakmayın, boş boş konuşmayı çok severler onlar." Dedi.

Kıvırcık haddini daha fazla aşarak, "Tamam ya sakin olun, ne dedim sanki? Aras'a benzemiyorsun dedim yani..." dedi burun kıvırarak ve gözlerime baktı. "Bir şey içmeye gidelim mi seninle? Tanışmış oluruz güzellik?"
Demesiyle sertçe sandelyeyi iterek ayağa kalktım. Sandelye yüksek sesle yere düşerken bende masaya elimi koyarak eğildim.

"Siktir git!" Dedim sinirle.

Alayla güldü. "Tamam sakin,"

Melis ise hızla ayağa kalkarak yanıma geldi. "Boş ver uğraşmayalım bunlarla gel gidelim."

Melis'e bakarak başımı salladım. Melis çantaları, eşyaları toplarken kıvırcık oturmuş gülerek bize bakıyordu.

Ağzının üstüne çarparım ben bunun...

Derin nefes alıp verdim. Sakinim, sakinim, sakinim bir şey yok.

Melis ile bir iki adım gidecekken geri seslendi. "Yarın görüşürüz güzellik!" Diye bağırdı. Melis ile ikimiz durup birbirimize baktık.

"Senin de mi içinden aynı şeyler geçiyor, bebeğim?" Diye sordu tatlı tatlı.

Başımı salladım. "Eğer aklında senin onlarla konuşmak yoksa kesinlikle aynı şey geçiyor."

Güldü. "Sence çok kızarlar mı?" Diye sordu.

"Kesinlikle. Ama bir şey yapmazsak daha çok kızacaklarına eminim," Dedim alayla.

"Tamam o zaman halledelim şunları bari."

Alayla konuştum. "Çantayla yapmazsın di mi?" Diye sordum.

Kahkaha attı. "Ben çantayla girişebilirim ancak ama seni bilemem."

Bende güldüm. İkimiz hızla arkamızı dönerek kıvırcığın yanına ulaştık. İlk hamle Melis'in çantayla çocuğun kafasına vurması oldu. Çocuk hızla ayağa kalkıp küfürler savururken, Ata Berk ve diğer çocuk şokla bakıyordu ve kantinde olan diğer insanlar da tabi...

Kıvırcık saçlarını sıkıca tuttup çektim.
Çocuk geriye eğilmek zorunda kalırken, "Eğer bir daha konuşursan seni gebertirim!" Dedim.

Çocuk hızla benden kurtulup geriye kaçarken, "Piskopatsınız!" Diye bağırdı. Hızla çocuğun bacak arasına tekmeyi savurdum. İki büklüm olurken keyifle güldüm. Melis ile birbirimize bakıp Kahkaha attık. Melis çantayla son kez çocuğun kafasına vurup, koluna taktı.

"Gelir bizimkiler şimdi, hadi bahçede bekleyelim," Demesiyle Melis'in başımla onayladım.

Masada oturan Ata Berk ve diğer çocuk sokla hala bize bakarken hızla ayağa kalkıp arkadaşlarının yanına gittiler.

Ata Berk yerde arkadaşına eğilmişken hala bana bakıyordu.

Arkamızı dönüp Melis'le ilk başta kantinden sonra ise okuldan çıktık. Bahçeye indiğimizde herkes dağılmaya başlıyordu.

"Sence haberleri olur mu?" Diye sordu Melis, bahçenin köşesinde ayakta dikilirken.

"Olursa olsun, bana ne? Hem bir şey yapmadık bile."

"Çocuğun bacak arasına vurdun İz!" Dedi hayretle. "En azından tokat falan atsaydın. Bir de çok sert vurdun kızım."

"Hak etmişti."

Başını salladı. "Evet etmişti."

"Kim neyi hak etmiş?" Diye soran sesle ikimizde irkilip sesin sahibine döndük.

Kaya ve Aras.

İkisi aynı anda, "Kim neyi hak etti?" Diye sordular tekrardan. Melis ile birbirimize baktık.

"Size ne," Dedim omuz silkerek.

"Evet ya size ne? Kız kıza konuşuyoruz biz, siz bizi mi dinliyorsunuz?" Diye çemkirdi Melis.

"Ne alakası var Melis?" Diye sordu Kaya bıkkınlıkla.

"Çok alakası var," Diye ben atladım.

Hepsinin gözü bu sefer bana döndü.

Aras, "Bir şey olmadı di mi?" Diye sordu tedirgince.

"Ay ne olabilir acaba Aras?" Dedi Melis.

"Kızım sorularıma, soruyla karşılık vermesene."

"Nedenmiş?"

Güldü sinirle Aras. "Bak hala ya!"

Melis gülerek dil çıkardı Aras'a.

"Melis o dilini ağzına sok," Diye araya giren tabi ki de Kaya'yaydı.

Melis hemen dediğini yaptı.

"Siz niye buradasınız? Sınıfınıza girdik yoktunuz," Dedi Kaya ikimize bakarak.

"Erken çıktık," Dedim.

İkisi aynı anda, "Niye?" Diye sordu.

"İstediğimiz zaman çıkarız," Dedim.

Aras ikimize baktı. "Neyse bugünlük afettik. Bir daha kuralları çiğnemeyin."

Göz devirdim. "Allah razı olsun ya!" Dedim çemkirerek. "Hadi gidelim artık."

Başlarını salladılar. Okuldan çıkıp eve doğru yürümeye başladık. Aras sürekli olarak bana dönüp okulun nasıl geçtiğini, birinin rahatsız edip, etmediği hakkında büssürü şeyler sorup duruyordu.

"Ay, valla başım şişti,Aras ya! Kız iyi diyor ya!" Dedi Melis.

"Sen karışma sarışın," Diyerek Melis'e döndü Aras.

Melis gözlerini kısıp baktı. "Bana bak esmer, istediğime karışırım ben."

"Bence ikiniz de susun!" Diye ben patladım.

"İz'e katılıyorum." Diye destekli beni Kaya.

"İyi sustuk." Diye ikisi aynı anda konuşunca birbirlerine dönüp tersçe baktılar.

O sırada Aras'ın telefonu çalmasıyla cebinden çıkarıp kulağına yasladı.

"Efendim?" Diyerek karşı tarafı dinledi. "Nasıl ya?" Dedi kaşlarını çatarak. "Ne alaka abi? Söyleseydin ya."

En sonunda of'layıp telefonu kapattı.

"Ne oldu hayırdır?" Diye sordu Kaya.

"Of, valla bir onlar eksikti ya!" Diye bağırdı. "Sevgili babaannem, dedem ve kuzenlerimiz geliyormuş!"

Siktir ya! En iyisi ben evden kaçayım.

"Annengil eve gelmişmi ki?'' Diye sordu Kaya.

Başıyla onayladı Aras. "Yeni gelmişler, aslında daha duracaktı annem ama İz'i tek bizimle bırakmak falan istememiş, bakıcı dikmişler yanına, biz de yarın gidelim ziyarete diyorduk aslında. Annem geri gidecekken gideriz artık."

Başını salladı Kaya.

Aras sinirle ellerini saçlarına geçirdi. "Ya anannem daha hasta yataklarında, annemin onun yanında olduğunu bildikleri halde geliyorlar ya! İz'i bulduğumuzdan belli annemi arayıp size gelelim diyorlarmış!" Dedi Sinirle.

"Annem tabi ertelemiş daha erken diye o cadı babaannem ise babamı arayıp karın bizi evde istemiyor,torunumu bana göstermiyor demiş bir de!"

"Ağağağağa!" Diye bağırdı Aras. "Kaya yemin ederim ben bu kadını hiç sevmiyorum ya! Bunu söylediğimde de annem ve babamdan dayak yiyorum! İmdat!"

Kaya Aras'ın ensesine vurdu. "Salak mısın oğlum? Bağırıp durmasına insanlar deli sanacak."

"Ben delirdim ki zaten!" Dedi. "Ay bir de o kokoş kuzen gelir," Diyerek sesini incelleti. " 'Aras şaka mısın sen yiaa gerçekten mii' diye konuşur," Diyerek yüzünü buruşturdu. "Iyyy!"

"Ya cidden bu kadında hiç utanma falan yok ya! Annemi geçmiş olsun diye aramamış bile şimdi arayıp size geleceğim demiş."

"Aras sus artık! Başım şişti ya! Anladık babaannenden nefret ediyorsun, hiç sevmiyorsun tamam!" Diyerek patladım sonunda.

Aras hüzünle bana baktı. "Şimdi öyle diyorsun Sisterım ama o kadınla tanışınca emin ol sende öyle düşüneceksin."

Yüzümü buruşturdum. "Ben kimseyle falan tanışmak istemiyorum."

"Seni kaçırabilirim Sisterım, sen iste yeterli."

Gözlerimi devirdim.

Bir an ciddileşti Aras. "İz, bana kırgın mısın hala?" Diye sormasını bende beklemiyordum.

Şaşkınlıkla ona baktım. "O nereden çıktı?"

Omuz silkti. "Bir yerden çıkmadı, olan bir konuydu zaten."

Derin nefes verdim. "Hayır, Aras demiştim sana. Sana kızgın, küs veya kırgın değilim."

Acıyla güldü. "Doğru öyle dedin, o zaman neden gözlerin tam tersini söylüyor?"

Yutkundum. "Bir şey söylemiyor gözlerim. Kendi kafandan uydurma."

Aras başını eğdi bir şey demedi, bende demedim.

🖤

Eve geldikten sonra benimle konuşmak isteyen abiler veya annemi dinlememiş, direkt odama çıkıp duşa girmiştim. Bu odaya girmekten her seferinde korkuyor ama geri umursamıyordum.

Banyonun aynasından kendime baktım.

Kısa saçlarım ıslak, yere sular damlıyordu. Üstümde sadece iç çamaşırlarım vardı. Ve vücudumda ki izler...

Sol göğsümün üstünde bir yanık izi...

Sırtımda hala ilk gün ki gibi duran kemer izleri...

Karın bölgemde küçük kesik izleri...

Bacağımın üstünde morluk izi...

Adım gibi vücudum da İz'di...

Bora'nın, Emre'nin, Aras'ın vücudunda izler var mıydı?

Hayır yoktu.

Çünkü onların her zaman yanında anne ve babaları vardı.

Düştüklerinde ellerinden tuttup kaldıran, yaralarını saran, endişelenen, öpüp, koklayan, anne ve babaları vardı.

Benim yoktu.

Neden yoktu ki? Neden mesela? Çok mu büyük bir şey istemiştim? Neden mesela onca çocuğun arasında benim hayatım maffolmuştu? Tek kızım diye mi? Neden?

Doğar doğmaz kime ne yapmıştım ki başıma bunlar gelmişti? Ben şu an kendi öz aileme güvenemiyordum, sevemiyordum. Ya o mektup ve fotoğraflar onların planı, beni kandırıyorlar olabileceği bile vardı aklımda.

Bir insan ailesine güvenemeyecekse kime güvenecek ti?

Sevilmek istiyordum. Sevilmek çok mu zor du acaba? Sevilmek için ne yapamam gerekiyordu? Ne bedeli ödemem gerekiyordu mesela?

Abilerim vardı...

Bana sürekli yanımda olduklarını, beni sevdiğini söyleyen abilerim vardı.

Doğru muydu?

Cidden beni seviyorlar mıydı?

Kendime baktım aynadan, sonra ise izleri'me...

Gözümden yaş akarken başımı iki yana salladım. Hayır kimse kusurlu birini sevemez veya kusurlu bir kardeş istemezdi.

Şiddet gördüğümü biliyorlardı sadece. Başka hiçbir şey bilmiyorlardı.

Hayatım boyunca kimseye sarılmamıştım çünkü sarılacak kimsem yoktu.

Ama Bora'ya sarılmıştım... İlk defa ve son kez.

Son kez miydi gerçekten, peki?

Beni sıkıca saran, güvende olduğumu hissettiren kişiye sarılmayacak mıydım?

Yutkundum. Evet.

Gerçeği öğrenirlerse benden nefret ederler, benden soğurlar. Hatta tiksinirler...

O zaman gitmeme izin verirler miydi?

Hemen kendimi toparlayarak duştan çıktım. Dolaptan siyah, düğmeli pijama takımını alıp giyindim. Öğlen olabilirdi ama bu pijama giymeyeceğim anlamına gelmezdi.

Aklıma gelen anımla gülümsedim.

Yetimhanede sadece pijamayı uyurken giyip, kalkar kalmaz çıkarmamız gerekiyordu. Ne kadar gereksizdi değil mi? Tabi ben rahatıma düşkün aynı zamanda da dik başlı olduğum için itiraz eder yine o pijamayı giyerdim. Tabi sonuçları biraz kötü olurdu.

Dudaklarımda acı bir tebessüm oldu.

Baya acı olurdu.