Korku

Vaveyla Yazarı: z 🫶🏻

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: Korku

"Sen geçsin mi istiyorsun, geçmesin mi istiyorsun?"

"Benim babam, babanı öldürdü. Amcan, babamı öldürdü..."

Aynı bahaneleri anlatıyordu yine. Hiç vazgeçmeden, bıkmadan aynı yalandan sebepleri sıralıyordu karşımda. Daha fazla dinlemeye dayanamadan araya girdim.

"Eh, sen mi öldürdün babamı? Ben mi öldürdüm senin babanı?"

Sessizliği, kirpiklerini kırpıştırmasıyla bezendiğinde devam ettim sözlerime.

"Biz mi öldürdük babalarımızı Fadime, söylesene?"

Artık sabrım kalmamıştı. Korkmalarından, kaçmalarından, haksızlıklarından yorulmuştum.

"İso-"

"Ben söyleyeyim mi? Toprak rıza vermiş vermemiş, mesele o değil! Mesele hiç o olmadı zaten!"

Bir kez daha ona doğru yaklaştım. Aramızdaki mesafe kapanırken Fadime, sadece hareketlerimi izliyordu.

İşaret parmağımı hafifçe omzuna dokundurdum.

"Mesele senin korkun... Kendine bile itiraf edemediğin zaafın."

Bakışlarına takındığı zırhla beraber gözlerinin yeşili toprağına bulanmıştı. Kaşları çatılırken bir gözlerime bir omzundaki parmağıma bakıyordu.

"Ne diyorsun sen İso? Neden korkuyormuşum ben? Neymiş benim zaafım?"

Yüzümde alaycı bir gülümseme belirdi o an. Abimin nişanında yüzüme karşı silah çeken kızın cesareti gitmiş geriye yalın bir inkâr kalmıştı sanki.

O değil miydi onu kaçırdığımda bile sağlık ocağında başımdan ayrılmayan?

"Yüreğin, Fadime Koçari. Senin zaafın, yüreğin."

"Yüreğimin nesi zaaf oluyormuş Furtunacuk? Ben o işi ebedi anlamadım."

Bu kez aramızdaki mesafeyi eriten Fadime'ydi. İnkâr dolu gözlerinde hâlâ inadını da taşıyordu.

"Korkuyorsun... Bana olan sevdanı kabul edersen inandığın her şeye ihanet edeceğinden korkuyorsun. İşte bu, senin yüreğinin zaafı."

Tane tane söylediklerim kaşlarını daha da çatmıştı. Dudakları itiraz etmek için aralanırken aynı bahaneleri duyacağımdan emindim.

"Biz düşmanız İso. Ben de sana karşı azıcık bile sevda yok, merhamet yok. Hâlâ anlamadın mı?"

"Ben de azıcık vicdan yok sana karşı..."

Beni kaçırdığı gün söylediklerini hatırlatıyordu kendince.

"Bu saçları kestiğim gün aynanın karşında gördüğüm kadın hâlâ gözlerimin önünde. Ben buna sebep olanı unutup da sevdalanır mıyım sence?"

Gözlerinden geçen hüznü gördüğümde bir kez daha sızladı içim. Gözlerimi kaçırırken bakışlarından, saçlarını her gördüğümde canımı yakan o gece bir kez daha canlandı gözümde.

Makasın metal uçları saçları arasında dolanırken ki bağırışı yankılandı kulaklarımda.

"Bakışlarını böyle kaçırırken, saçlarıma bakmaya bile dayanamazken nasıl sevdalanacaksın bana İso Furtuna? Ben, bana yaptıklarınızı yok sayıp nasıl aşık olacağım sana?"

"Fadime..."

"Söyle, söyle nasıl olacak?"

Derin bir nefes aldığımda yeniden gözlerini buldu gözlerim. Ela gözlerinde yağmur bulutları dolanıyordu şimdi.

Çok ileri gitmiştim...

"Özür dilerim. Saçlarının sebebi olduğum için..."

"Özür dilemek hiçbir şeyi değiştirmiyor İso. O gün sağlık ocağında özür dilemen de bir işe yaramamıştı hatırlarsan."

"Unutmadım ki hiç..."

Bir anlık söylediğim cümleyle kaşlarının gevşediğini gördüm kısa bir an.

"Ne?"

"Ne o günü, ne de ondan öncekini... Hiç unutmadım ki."

"N-nasıl yani?"

Güçlükle yuktunduğumda sesindeki şaşkınlığa aldırmadan kendimi ona biraz daha anlatmak istedim. Sanki hiç göstermemiş gibi duygularımı biraz daha anlasın, affetmese de bilsin istedim.

"Niye Eyüphan'ın seni kaçırdığını öğrenince saçlarını sordum sanıyorsun? Dokunamadığım saçlarına değen duvağını yansın diye ateşe atarken niye ellerim titredi sence? O kazadan sonra, seni karların arasında öylece yatarken gördüğümde neden dokunamadım saçlarına, neden tutamadım ellerini sanıyorsun?.."

Gözlerimin acıyla yandığını hissediyordum ama aldırmadan devam ettim sözlerime. Bu fırsat belki de bir daha hiç geçmeyecekti elime..

"Ama sen bunları hiç görmedin ki; gözlerin hep kapalıydı bana..."

Bir adım geri çekilerek bir kez daha nefeslendim uzunca. İkimize de ağırdı bu sözler.

"Neyse, biz en iyisi numara yapmaya devam edelim. Sen seviyormuş gibi yap, ben de sevmiyormuş gibi yapayım..."

Odaya gitmek için hareketlendiğimde yanından geçerken parmaklarını kolumda hissettim. Yerdeki bakışlarımı gözlerine çevirdiğimde ıslak, neredeyse yalvaran bakışları karşıladı beni.

"İso... Yapma böyle."

Kolumu parmaklarından nazikçe çekerken başımı geriye attım istemsizce. Gözlerimi birkaç saniye kapatırken sabırsız bir nefes verdim.

"Fadime, ben essahtan yoruldum..."

"İso, ben de yorgunum tamam mı? Sürekli tek başına savaşıyormuşsun gibi konuşma artık. Ben babamın karşısına bile çıkamıyorum evlendiğimizden beri! Seni öldüren herifin yeğeniyle evlendim ben diyemiyorum!"

Gözyaşları akmasın diye, konu ona gelmesin diye yine düşmanlığa sarılmıştı. Art arda kurduğu cümlelere hissizdim artık.

"Yine yapıyorsun bak... Yine konuyu bizden alıp babana, amcama getiriyorsun. Fadime, gerekirse saçlarıma senin yüzünden kıydım diye bağır çağır defalarca sana yemin ederim sesimi çıkartmam! Ama artık bizim olmayan günahları aramıza sokma."

"Nasıl yapmayım İso, nasıl? Sen bana bakınca babanın katilinin kızını görmüyor musun?"

Babamın katilinin kızı.

"İşte sen bunu anlamıyorsun, ben Fadime'yi seviyorum, ben Fadime'yle evliyim, ben sadece Fadime'yi görüyorum. O kadar... Keşke sen de sadece İso'yu görsen. Keşke korkularını bir kenara koyup sadece ben olduğum için elimi tutsan."

"Hâlâ korku diyorsun, bu kadar korkak mıyım ben senin gözünde?"

Söylediğim o kadar sözün arasında yine cımbızla korkak dememe takılmıştı. Yine kaçıyordu. Bahanesi farklıydı ama yaptığı aynıydı.

Ona doğru bir adım attığımda refleksle geri adımlamıştı. Bir adım daha attığımda kafasını kapının pervazına vurmaması için elimle engel oldum.

"Korkuyorsun, kaçıyorsun. Hatta daha açık konuşayım..."

Kısık bir sesle söylediklerimin yutkunmasına sebep olduğunu görürken devam ettim sözlerime.

"Bana sevdanı itiraf edersen, yaşayacaklarından korkuyorsun. Abin gibi, Esme gibi olmaktan; kabuslarla uyandığın gecelerde yalnızlığını unutmak için sarıldığın düşmanlığa ihanet etmekten korkuyorsun. Bir kez elimi kendi isteğinle tutarsan, senden önce elimi çekmemden korkuyorsun..."

Tuttuğu nefesi yüzüme çarparken elleri göğsüme yükseldi. İteklemek, uzaklaşmak, kaçmak istiyordu ama yapamamıştı. Göğsümde yumruk haline gelen elleriyle gözlerini yumdu birkaç saniye.

Ağlamamak için yaptığı bu hareket başarılı olamamış, gözyaşları yanaklarına süzülmeye başlamıştı. Boştaki elimle silmek istedim yüzünü ama benim elim de tıpkı onunki gibi havada kalmıştı.

"Fadime... Sevda böyle bir şey değil. Biliyorum, bize bu sevda haram; ikinizi de yakar dediler. Biriniz diğerine ihanet eder dediler."

Kafamı iki yana sallarken Fadime de yumduğu gözlerini açmıştı. Bakışları havadaki elime takılı kalırken gözyaşları hâlâ akmaya devam ediyordu.

"Sevda böyle bir şey değil... Eğer sen benim elimi tutarsan, elini benden çektiğin güne kadar seni bırakmam. Sen eğer bir gün bana sarılırsan ilk ayrılan ben olmam. Eğer bir gün saçlarını yeniden uzatmaya karar verirsen... sana söz veriyorum her bir teli aklaşana kadar yanından ayrılmam."

"İso, yapma."

Kafasını iki yana sallarken söyledikleri boğazıma yumru gibi oturmuştu. Niye bu inkar hâlâ, niye?

"Ben, ben yapamam tamam mı? Babam annemi bırakıp gitmişken, Esme abimi bırakıp gitmişken Gezep abim hâlâ Hicran'dan gözünü çekemezken ben yapamam İso... Sevda bize iyi gelmez, sevda iyileştirmez. Hele bizim sevdamız, bize saçlarımıza ak düştüğünü görecek kadar bile yaşatmaz bizi... Olmaz..."

Gözlerimden akan yaşlara bu kez ben de engel olamamıştım. Seviyordu, sevdiğimi de biliyordu ama umut edecek cesareti kalmamıştı. Haklıydı. İlk kez haklı olmak göğsümdeki ağrıyı geçirmiyordu...

Ellerini iki yanına indirirken bir kez daha derin bir nefes aldı. Ne zaman yanıma düştüğünü bilmediğim elimden kalan boşluktan sıyrılarak uzaklaştı benden. Aramızdaki mesafe açılırken bir kez daha baktım ardından.

Merdivenlerden çıkmadan önce gözyaşlarını sildi, kısa bir an omzunun üzerinden baktı bıraktığı yerde duran bedenime. Nihayet gözlerimi buldu bakışları. Kafasını "özür dilerim" der gibi eğdiğinde gözlerimi yummak istedim, çevirmek istedim bakışlarımı. Yapamadım. Vazgeçen o oldu. Ahşap merdivenden yükselen seslerle çıktı bakış açımdan.

Bense yokluğunda bıraktığı o kısacık özrüne bakakaldım...

"İlk bakışta değil, son bakıştadır aşk..
Yani ayrılırken sana nasıl bakıyorsa, o kadar sevmiştir seni... İşte bu kadar." mıdır peki?🥹

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

394okunma 11beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18