7. BÖLÜM: SAKLI BELGE

Vaveyla Yazarı: Eren Eryiğit

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 7. BÖLÜM: SAKLI BELGE

Nişantaşı sokakları sabahın soğuk sisiyle kaplanırken Yılmaz Komiser ve Çaylak Demir, kahvehaneden çıkıp doğruca apartmanın zemin katına döndüler. Halil Efendi ve karısı Fadime Hanım, kapıcı dairesinin kapısında tedirgin gözlerle komiserleri karşıladı.

Yılmaz Komiser adımlarını ağır tutarak içeri girdi. Bakışlarını sakince Halil Efendi’ye dikti, sesi alçak ama odadaki havayı donduracak kadar ağırdı:

"Halil Efendi... Biz seninle az önce konuştuk ama sen bize çok önemli bir detayı anlatmayı unuttun."

Halil Efendi’nin kasketini tutan elleri titremeye başladı. "N-neyi unuttum komiserim?"

"Geçen ay bu sokakta yaşanan o büyük kavgayı!" dedi Yılmaz Komiser, babacan ama tavizsiz bir tonla. "Ferit’in üzerine kurusıkıdan bozma silahla yürüdüğünü, 'Seni bu sokakta yaşatmam!' diye bağırdığını neden gizledin?"

Fadime Hanım bir anda ellerini önlüğüne bastırıp ağlamaya başladı. Halil Efendi ise dizlerinin bağı çözülmüş gibi arkasındaki sandalyeye çöktü.

"Komiserim, yemin ederim ben Ferit’i öldürmedim!" dedi Halil, gözleri panikle büyüyerek. "O adam karıma laf attı, binada huzur bırakmadı! Gözüm döndü o gün, evdeki o eski hurda silahı aldım üzerine yürüdüm ama vurmayacaktım! Zaten Hikmet Paşa’mızla karım elimden zorla aldı o silahı. Ben kimseyi vurmadım komiserim, vallahi vurmadım!"

Demir öne eğildi. "O silah şimdi nerede Halil? Gece neredeydi?"

"Hikmet Paşa’da komiserim!" dedi Halil, göğsü hızla inip kalkarken. "O gün Paşa silahı elimden alıp 'Bu bela sende durmasın' diyerek kendi dairesine götürdü. Hâlâ onda!"

Yılmaz Komiser derin bir nefes aldı. Maktul Ferit silahla değil, kafasına vurulan ağır bir antika vazoyla öldürülmüştü. Ancak o silahın varlığı ve binadaki el değiştirme hikayesi şüphe ağını iyice karmakarışık hale getiriyordu.

"Halil Efendi, şimdi Demir ile karakola gidip bu kavgayı ve silah meselesini resmi ifadeye geçireceksin," dedi Yılmaz Komiser.

Tam o sırada bodrum katın merdivenlerinden Olay Yeri İnceleme amiri hışımla yukarı çıktı. Elindeki şeffaf delil poşetini doğrudan Yılmaz Komiser’e uzattı. Yüzünde büyük bir keşfin heyecanı vardı.

"Komiserim! Bodrum katı tekrar taradık. Ferit Haznedar’ın cesedinin hemen altındaki antika kilimin altına gizlenmiş, zemine gömülü küçük bir çelik kasa bulduk. Kasanın kilidi zorlanarak açılmış."

Yılmaz Komiser kaşlarını çattı. "İçindekiler duruyor mu?"

"Kasa tamamen boşaltılmış komiserim... Ancak katil aceleyle belgeleri toplarken kasanın iç köşesinde saklı duran küçük bir kağıt parçasını gözden kaçırmış."

Olay Yeri İnceleme amiri delil poşetini ışığa doğru kaldırdı. Poşetin içinde, üzeri kurumuş koyu kırmızı bir kan lekesiyle kaplı, katlanmış eski bir senet ya da itiraf mektubu parçası duruyordu.

Yılmaz Komiser eldivenli elleriyle poşeti teslim aldı. Kurumuş kan lekesinin hemen altındaki sararmış el yazısına dikkatle baktı. Yazılanları okuduğu an Yılmaz Komiser’in yüzündeki bütün renk çekildi. Gözleri büyük bir dehşet ve şaşkınlıkla açıldı.

Çaylak Demir heyecanla atıldı: "Komiserim! Ne yazıyor kağıtta? Ferit’in şantaj yaptığı kişilerin listesi mi?"

Yılmaz Komiser kağıttan gözlerini ayıramıyordu. Sesi fısıltı kadar kısık, ama oda dolusu insanı susturacak kadar ağır çıktı:

"Bu bir şantaj listesi değil Demir..." Yılmaz Komiser başını yavaşça kaldırdı. Gözlerinde büyük bir fırtına kopuyordu. "Bu belge... 10 yıl önce işlenmiş ve üzeri örtülmüş bir cinayetin itiraf mektubu! Ve altındaki imza...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

23okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.