5. BÖLÜM: GÖLGEDEKİLER ve BİNANIN GÖZLERİ

Vaveyla Yazarı: Eren Eryiğit

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 5. BÖLÜM: GÖLGEDEKİLER ve BİNANIN GÖZLERİ

Hikmet Paşazade’nin dairesinden çıkan Yılmaz Komiser ve Çaylak Demir, binanın en üst noktasına, çatı katına doğru yöneldi. Ahşap merdivenler her adımda gıcırdıyor, yukarı çıktıkça çatıya vuran yağmurun damla sesleri ve rüzgarın uğultusu daha net duyuluyordu.

Çatı katındaki küçük dairenin kapısında hiçbir isim yazmıyordu. Sadece kapıya asılmış, kurumuş çiçeklerden yapılma küçük bir çelenk vardı. Yılmaz Komiser kapıyı birkaç kez sertçe çaldı.

İçeriden hafif bir tuval bezi ve boya kokusu yayılıyordu. Çok geçmeden kapı hafifçe aralandı. Karşılarında ellerine ve üzerindeki bol kazağa yağlı boya lekeleri bulaşmış, gözleri uykusuzluktan ve panikten kızarmış genç bir kadın duruyordu. Çatı katının sakini, resim öğrencisi Leman Akçan’dı bu.

"Komiserim..." dedi Leman, titreyen sesiyle. "Aşağıdaki... Ferit Bey’e ne olduğunu duydum. Polisleri görünce aşağı inmeye korktum."

Yılmaz Komiser içeriye kısa bir göz attı. Şövalelerin üzerinde yarım kalmış karanlık portreler ve kasvetli manzara resimleri duruyordu. "İçeri girebilir miyiz Leman Hanım? Binadaki herkesin ifadesine başvuruyoruz."

Leman kapıyı biraz daha açıp kenara çekildi. Demir not defterini hazırlarken Yılmaz Komiser salondaki resimlere yaklaştı. "Gece yarısı, saat 23.30 ile 00.00 arasında neredeydiniz Leman Hanım? Şüpheli bir ses ya da hareket fark ettiniz mi?"

Leman ellerini huzursuzca birbirine sürttü. "Bütün gece buradaydım. Resim yapıyordum. Yağmur çok bastırınca çatının kiremitlerinden sızan suları toplamak için leğen koyuyordum. Ama... evet, aşağıdan sesler geldi."

Demir öne atıldı. "Ne sesi? Detay verin lütfen."

"Saat 23.40 civarıydı," dedi Leman, yutkunarak. "Bodrum kattan sert bir küfür ve bir şeyin devrilme sesi geldi. Ardından birinin hızlı adımlarla merdivenlerden yukarı doğru çıktığını duydum. Kapımdaki dikiz deliğinden bakmaya cesaret edemedim çünkü... Ferit Bey’den çekiniyordum."

Yılmaz Komiser kızın gözlerine kilitlendi. "Neden Ferit’ten çekiniyordun Leman? Sana şantaj mı yapıyordu? Yoksa 3. kattaki Selim Bey ile olan ilişkinizi mi biliyordu?"

Leman’ın yüzü kireç gibi kesildi. "Ben... ben Selim Bey’i sadece binadan tanıyorum! Aramızda hiçbir şey yok!"

"Nevin Sancaktar aşağıda kocasının sizin yüzünüzden şantaj yediğini söyledi," dedi Yılmaz sert bir sesle. "Bize yalan söyleme Leman. Ferit bu binada kimin ne sırrı varsa biliyordu. Senin o çelik kutuda neyin vardı?"

Leman gözyaşlarına hakim olamayarak sandalyesine çöktü. "Ben sadece... sahte antika tabloların taklitlerini çiziyordum! Ferit bana zorla yaptırıyordu bunu! Çizmezsem beni akademiye rezil etmekle tehdit ediyordu! Selim Bey sadece bir iki kez tabloları teslim almak için aracı oldu, aramızda başka hiçbir şey geçmedi! Yemin ederim ben kimseyi öldürmedim!"

Yılmaz Komiser kızın ifadesini not eden Demir’e işaret verdi. Leman’ın itirafı şantaj ağının ne kadar geniş olduğunu kanıtlıyordu.

"Demir," dedi Yılmaz Komiser. "Çatı katıyla işimiz bitti. Şimdi binanın gözü ve kulağı olan aşağıya, zemin kata iniyoruz. Kapıcı Halil Efendi ve cesedi bulan karısı Fadime Hanım'ın yanına."

İki komiser merdivenlerden aşağıya, zemin katın arka tarafındaki kapıcı dairesine indi. Kapıcı Halil Efendi ve elleri titreyen karısı Fadime Hanım içeride endişeyle bekliyordu. Halil Efendi, komiserleri görünce hemen ayağa kalktı.

"Buyurun komiserim, bir şey mi buldunuz?"

"Henüz değil Halil Efendi," dedi Yılmaz Komiser. Sandalyelerden birini çekip oturdu. "Ama senin ve eşinin ifadesi bizim için çok kritik. Bu binaya kim girer, kim çıkar senden kaçmaz. Dün gece yağmurda dış kapı kilitli miydi?"

Halil Efendi kasketini elinde çevirerek konuşmaya başladı. "Komiserim, dış kapıyı ben her akşam saat 22.00’de kilitlerim. Daire sakinlerinde anahtar vardır, dışarıdan gelen de zile basar. Dün gece saat 23.30 sularında dış kapının zili çaldı. Otomattan baktım, 4. kattaki Hikmet Paşa’mızın yeğeni Kaan Bey gelmişti. Sırılsıklamdı. Kapıyı otomattan açtım."

"Girişte veya bodrum katta bir tuhaflık gördün mü peki?" diye sordu Demir.

"Kaan Bey içeri girdikten hemen sonra kapının önünde durup telefonla konuşmaya başladı," dedi Halil Efendi. "Tam o sırada bodrum kattan, Ferit Efendi’nin dairesinden sert bağrışmalar ve cam kırılma sesi geldi. Kaan Bey de sesi duyup aşağıya doğru baktı. Sonra hızla merdivenlerden yukarı çıkmaya başladı. En son saat 23.50 gibi Kaan Bey, Paşa’nın ceketiyle hızlıca dışarı çıktı."

Yılmaz Komiser bu kez bakışlarını, köşede gözleri ağlamaktan şişmiş olan kapıcının karısı Fadime Hanım’a çevirdi. "Fadime Hanım, cesedi ilk bulan sensin. O anı bize en başından anlat."

Fadime Hanım ellerini önlüğüne sıkarak konuşmaya başladı, sesi tir tir titriyordu:
"Komiserim... Saat gece yarısını biraz geçiyordu. Sobamız sönmek üzereydi, ben de odunluktan birkaç parça odun almak için bodrum kata indim. Odunluğa geçerken Ferit Bey'in daire kapısının aralık olduğunu gördüm. İçeride ışık yanıyordu ama hiç ses gelmiyordu."

Demir öne doğru eğildi. "Kapı açık mıydı?"

"Evet amirim, hafifçe aralıktı," dedi Fadime Hanım gözyaşları arasında. "İçeri seslendim, 'Ferit Bey, bir şey mi oldu?' dedim. Cevap gelmeyince merdivenden bir adım atıp içeri baktım. Salon darmadağındı, yerdeki antika vazolar kırılmıştı. Tam arkama dönüp kaçacakken... antika masanın kenarında Ferit Bey’in bacaklarını gördüm. Yerde sırtüstü yatıyordu. Şakaklarından çıkan kan antika kilime yayılmıştı. Gözleri açık kalmıştı! O dehşeti görünce elimdeki odunları düşürüp kendimi dışarı attım, avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım..."

"Peki o dakika merdivenlerde veya bodrum katta kaçan birinin ayak sesini duydun mu?" diye sordu Yılmaz Komiser.

"Hiç ses yoktu komiserim," dedi Fadime Hanım başını sallayarak. "Sadece bodrum katın arka havalandırma penceresinden gelen rüzgarın uğultusu vardı. Sanki katil işini bitirip gürültüsüzce yok olmuş gibiydi."

Yılmaz Komiser ayağa kalktı. Binadaki tüm parçalar tamamlanmıştı.

"Teşekkürler Halil Efendi, sağ ol Fadime Hanım," dedi Yılmaz Komiser sertçe. Demir’e dönerek kapıya yöneldi. "Apartmandaki sorgular bitti Demir. Şimdi sırada dışarıdaki gizem var. Bursa’dan gelen şu fırtınalı yeğen Kaan’ı bulmaya gidiyoruz!"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

30okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.