11. bölüm / 15
İNTİKAM DUYGUSU (90'LAR İSTANBUL SERİSİ)11. BÖLÜM: Çifte Sorgu Ve Maskeler
Bölümler 15Şu an: 11. BÖLÜM: Çifte Sorgu Ve Maskeler
- 1 1. BÖLÜM: ZEMİN KATININ SIRRI334 kelime
- 2 2. BÖLÜM: SİREN SESLERİ VE ŞÜPHELER417 kelime
- 3 3. BÖLÜM: KAPALI KAPILAR ARDINDA793 kelime
- 4 4. BÖLÜM: GECE YARISI ZİYARETÇİSİ537 kelime
- 5 5. BÖLÜM: GÖLGEDEKİLER ve BİNANIN GÖZLERİ834 kelime
- 6 6. BÖLÜM: KAHVEDEKİ FISILTILAR ve ESKİ HESAPLAR668 kelime
- 7 7. BÖLÜM: SAKLI BELGE463 kelime
- 8 8. BÖLÜM: FIRTINANIN GÖBEĞİ425 kelime
- 9 9. BÖLÜM: SORGU ODASINDAKİ ÇATLAKLAR455 kelime
- 10 10. BÖLÜM: GECE OPERASYONU VE KANLI MANŞET543 kelime
- 11 11. BÖLÜM: Çifte Sorgu Ve Maskeler463 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12. BÖLÜM: Adaletin Soğuk Yüzü418 kelime
- 13 13. BÖLÜM: YOLUN SONUNA DOĞRU (FİNALE SON 2)541 kelime
- 14 14. BÖLÜM: SON VİRAJ (FİNALE SON 1)575 kelime
- 15 15. BÖLÜM: YOLUN SONU (FİNAL)780 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İstanbul Emniyeti’nin sorgu koridorları o akşam iki farklı hayatın çöküşüne şahitlik ediyordu. Sol taraftaki sorgu odasında Selim Sancaktar sandalyede çökmüş bir halde dururken, koridorun sonundaki nezarethanede eski Bursa Başkomiseri Turgut Karadağ demir parmaklıkların arkasında volta atıyordu.
Yılmaz Komiser, masanın üzerine Adli Tıp’tan gelen şeffaf delil poşetini bıraktı. Poşetin içinde, üzerinde maktulün kanı duran gümüş işlemeli 'S.S.' harfli kol düğmesi duruyordu.
"Bu ne Selim Efendi?" dedi Yılmaz Komiser, sesi odadaki soğuk havayı kesecek kadar sertti. "Ferit Haznedar’ın cesedinin hemen yanında, berjerin altında bulundu. Üstelik Ferit’in tırnaklarında senin o gece giydiğin ipek gömleğin iplikleri var."
Selim gözleri dehşetle açılarak kol düğmesine baktı. Elleri titremeye başladı.
"K-komiserim... Yemin ederim ben yapmadım!" diye bağırdı Selim. "Evet, o gece dairesine gittim, tartıştık! Beni tehdit ediyordu, gözüm döndü bir yumruk attım! Ama çıktığımda adam hayattaydı, bağırıyordu! O kol düğmesi... O kol düğmesi ceketimdeydi, nasıl oraya düşmüş bilmiyorum!"
Demir not defterini kapatıp masaya vurdu. "Yalan söylüyorsun Selim! Ferit ölmeden önce katilinin gömleğini kavramış, can havliyle boğuşmuş. Kol düğmen de orada kalmış!"
İçeride Selim çaresizlik içinde çırpınırken, yan odada Yılmaz Komiser’in talimatıyla Polis Memuru Demir, Nevin Sancaktar’ın ifadesini alıyordu. Nevin mendiliyle gözyaşlarını silerken, sesi titriyordu.
"Polis bey, kocaman adam kocamı sürükleye sürükleye getirdiniz," dedi Nevin mağdur bir tonla. "Selim hırslı bir adamdır, çabuk sinirlenir, kavgacıdır... Ama bir insanı öldürebilir mi? Ben... ben bilmiyorum."
Demir öne eğildi. "O gece eve geldiğinde nasıldı Nevin Hanım? Saat kaçta geldi?"
Nevin yutkundu, sanki kocasını korumak istiyormuş da ağzından laf kaçırıyormuş gibi bir tereddüt sergiledi: "Gece yarısına doğru geldi... Çok gergindi. Üstünü başını hemen değiştirdi, gömleğini çamaşır sepetine attı. Bana hiç bakmadı, tek kelime etmedi. 'Sorma bir şey' deyip yattı. Ben kocamı savunmak istiyorum ama... o gece halinden çok korktum."
Gecenin ilerleyen saatlerinde Yılmaz Komiser nezarethaneye indi. Demir parmaklıkların arkasında oturan eski Başkomiser Turgut Karadağ başını kaldırdı.
Yılmaz Komiser, cebinden çıkardığı 10 yıllık kanlı itiraf belgesinin fotokopisini parmaklıkların arasından uzattı. "Mesleğine, rütbene yazık ettin Turgut. Yunanistan’a kaçarken Ege’de yakalanmak bir Başkomiser’e yakıştı mı?"
Turgut belgedeki kendi imzasını görünce gözlerini kapattı. "Ferit bir şeytandı Yılmaz..." dedi boğuk bir sesle. "10 yıl önceki o dosyayı kapatmam için bana yalvarmıştı, sonra o belgeyle beni ömrüm boyunca haraca bağladı. Her ay maşımdan, birikimimden ona pay gönderiyordum. Sonunda oğlum Kaan durumu öğrendi, ben de o belgenin peşine düştüm. Ama yemin ederim ben o gece Bursa’daydım! O adamı ben öldürmedim!"
"Olayı sen çözmedin ama Ferit’in ölümüne giden o karanlık yolu sen döşedin Turgut," dedi Yılmaz Komiser. "Şimdi ikiniz de cezanızı çekeceksiniz."
Saatler gece yarısını geçtiğinde Selim Sancaktar tutuklanarak nezarethaneye gönderildi. Nevin ise ifadesi tamamlandıktan sonra karakolun kapısından dışarı çıkarıldı.
Nişantaşı’nın soğuk ve karanlık caddesine adım attığında Nevin durdu. Arkasını dönüp emniyet binasının ışıklarına baktı. Gözlerindeki o yaşlar bir anda kurudu. Yüzündeki o kederli, çaresiz eş ifadesi tamamen silindi.
Nevin ceketinin yakalarını kaldırdı. Dudaklarının kenarında soğuk, muzaffer ve tüyler ürpertici bir gülümseme belirdi.
Bölüm etkileşimi
