14. BÖLÜM: SON VİRAJ (FİNALE SON 1)

Vaveyla Yazarı: Eren Eryiğit

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 14. BÖLÜM: SON VİRAJ (FİNALE SON 1)

Karakol Sorgu Katı – Gece 01.30

İstanbul Emniyeti’nin kasvetli koridorunda saatlerin tıkırtısı bile kurşun gibi ağırdı. Yılmaz Komiser’in masasının ortasında, olay yerindeki gizli kasadan çıkarılan o ağır, gri renkli Alman malı teyp duruyordu. Cihaz doğrudan duvardaki prize bağlı bir adaptörle beslendiği için günlerdir kesintisiz çalışmış, kasedin sonuna kadar dönüp otomatik olarak durmuştu.

Demir eldivenli elleriyle teybin üzerindeki sayaç numarasını inceledi. "Komiserim, bu cihaz elektrikle çalıştığı için pili bitmemiş. Yaklaşık 48 saattir açık duruyor. Kasaya giren elektrik hattına bağlı. Cinayet gecesinden itibaren odadaki her sesi, her gürültüyü, hatta olay yeri inceleme ekibinin kapıyı kırıp içeri girdiği anı bile kaydetmiş!"

Yılmaz Komiser, masadaki lambayı teybin üzerine doğru eğdi. Dışarıda hafif hafif yağmur çiselemeye başlamıştı. Odanın içindeki tek ses, pencereye vuran damlalar ve iki polisin düzensiz nefesleriydi.

"Başlat Demir," dedi Yılmaz Komiser, sesi pürüzlü ve kısıktı. "Geri sar."

Demir parmağını titreterek "REWIND" tuşuna bastı. Cihazdan yükselen mekanik, tiz gıcırtı odadaki sessizliği bıçak gibi kesti. Makara hızla geriye doğru dönerken Yılmaz Komiser masanın kenarını sıktı. Kalbi adeta göğüs kafesini zorluyordu.

Sayaç cinayet gecesinin saatlerine denk gelen rakama geldiğinde Demir "PLAY" tuşuna bastı.

İlk anda hoparlörden sadece derin, boğuk bir cızırtı yayıldı. Cıssss... hısss...

Yılmaz Komiser öne doğru eğildi. Demir nefesini tuttu. Kasedin şeridi eskiydi; magnetic bant zaman zaman kayıyor, dip ses odayı kaplıyordu.

Sonra ani bir hışırtının ardından net bir ses duyuldu. Ferit Haznedar’ın sesiydi bu:

— "...bana bak Selim! Bu parayı getireceksin dedim sana! Yoksa o fotoğrafları..."

Arka planda kapının sertçe çarpılma sesi, bağırışlar ve bir boğuşma gürültüsü patladı. Selim Sancaktar’ın öfkeli böğürtüsü duyuldu: "Seni öldürürüm adam! Şantajcı piç!" Ardından bir yumruk sesi, yere devrilen bir sandalye... Ve Selim’in ayak sesleri hızla uzaklaştı. Dış kapı çarpılarak kapandı.

O an kaset birden duraklar gibi oldu. Cızzzz... Ses gitti.

Demir panikle öne atıldı. "Komiserim! Kaset koptu mu?"

"Dokunma!" diye bağırdı Yılmaz Komiser. "Bant eski, şerit takılıyor!"

Kaset bir anlık sessizlikten sonra tekrar sarsılarak dönmeye başladı. Hısss... Ve işte o an... Teybin mikrofonuna çok yakın bir yerden, ahşap zemine basan ince topuklu bir ayakkabının tıkırtısı geldi.

Tık... Tık... Tık...

Sadece topuk sesi değildi. Her adımda metalik, ritmik bir ses daha yankılanıyordu. Birinin parmağındaki ağır gümüş yüzük, stresten ritmik bir şekilde yanındaki sehpanın kenarına vuruyordu. Tık-tık-tık... Tık-tık-tık...

Hoparlörden Ferit’in şaşkın, hırıltılı sesi döküldü:
— "Sen... Senin ne işin var burada? Selim az önce—"

Arka plandaki cızırtı bir anda şiddetlendi. Ses parazitlendi, kelimeler birbirine karıştı. Hoparlörden sadece boğuk fısıltılar geliyordu:
— "...S-Selim'in... pisliğini... ben... temizleyeceğim..."

"Ne diyor? Ses neden gitti Demir?!" Yılmaz Komiser masaya bir yumruk indirdi. "Sesi yükselt!"

Demir volüm düğmesini sonuna kadar çevirdi. Cızırtı kulak tırmalayıcı bir boyuta ulaştı. Ve tam o anda, parazitin arasından o buz gibi, soğukkanlı kadın sesi berrak bir şekilde süzüldü:

— "Kocam seni öldüremedi Ferit... Ama suçunu onun üzerine atmak benim için hiç zor olmayacak."

Ferit’in dehşet dolu çığlığı duyuldu: — "Dur! Yapma! Nevin—"

Ağır bir darbe sesi. Antika vazonun kırılma gürültüsü. Bir beden yere yığıldı. Teyp mikrofona yakın bir yerden gelen derin, soğuk bir nefes alışverişi kaydetti. Ardından Selim’in kol düğmesinin halının üzerine fırlatılırken çıkardığı o hafif madeni tıkırtı...

Teybin makarası boşta dönmeye başladı. Cıssss...

Odadaki sessizlik bir balyoz gibi çöktü. Yılmaz Komiser ve Demir donakalmıştı. Demir’in alnından soğuk terler süzülüyordu.

Yılmaz Komiser yavaşça başını kaldırdı. Gözlerinde fırtınalar kopuyordu.

"Nevin Sancaktar..." dedi Yılmaz Komiser, sesi buz gibi bir öfkeyle titreyerek. "Nevin Sancaktar kocasını tuzağa düşürmüş, adamı gözünü kırpmadan öldürmüş."

Yılmaz Komiser doğruldu, belindeki kılıfından silahını çıkardı, mermiyi ağzına sürdü.

"Ekibi topla Demir," dedi Yılmaz Komiser. "Gidip o 'mağdur' kadını alıyoruz."

Lıke atıp yorum yapmayı unutmayın.❤️

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

19okunma 2beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.