11. bölüm / 10
İnsan SergisiSahte Gülüşler.
Bölümler 10Şu an: Sahte Gülüşler.
- 1 Seni Görebiliyorum.8.076 kelime
- 2 Ölü Yada Diri.6.016 kelime
- 3 Kanlı Bataklık.3.925 kelime
- 4 Ahsen İlkay.( özel bölüm )922 kelime
- 5 Vahşetin Dehşetli Çağırışı.5.371 kelime
- 6 Yalancı Yansıma.2.073 kelime
- 7 Bilinmeyenler.1.736 kelime
- 8 Oyunbaz.4.947 kelime
- 9 Rüya Kapanı.326 kelime
- 10 Sahte Gülüşler.1.234 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
8.BÖLÜM
SAHTE GÜLÜŞLER
Sevenin sevgisi gerçektir.
Sevilenin sevgisi sahtedir.
İkisin aşkı ise ölümdür.
Seven karşılıksız sever
Sevilen, sevgi gördüğü için kendini sevmeye mahkûm kılar.
Ve maalesef sevenin sevgisi tektir, hiçtir, yalnızdır.
Sevgi sahte bir oyundur.
Oyunda bir kere yenildin mi bir daha oynamaya korkarsın
Ya da belki de hırslanır kaybettikçe tekrar tekrar oynarsın.
Ama her oynadığında yine kaybeder daha çok hasar alırsın.
Hırs artık senin yaşam amacın olur.
Sevgi ise son oluşun.
Nasıl bulmuştu beni? Aradan geçen onca yıla rağmen hala nasıl… Neyse.
“Neden susuyorsun?” susmuyordum ki. İçimde konuşan o şeyleri hiçe sayamazdım.
“Hadi ama dargın olması gereken ben değil miyim sence?” haklıydı ben terk etmiştim onu hem de ortada bir neden yokken. Vardı aslında ama onunla ilgili değildi bu neden ve ben hesabı ona kesmiştim. “Nasıl buldun beni?”
Daralmış gibi nefes aldı “Arjin konuşmamız gereken daha önemli konular var bunu sende biliyorsun.”
Kafamı kaldırmak istemiyordum. Peki, neden? Ondan çekindiğim için ya da utandığım için mi? Hiçbir de değildi cevabı. Eğer yüzüne bakarsam amacımı unuturdum beni benden iyi bilen birinden anca böyle kaçabilirdim. Eğer bir kere bakarsa işte o zaman çok konuşmuş olurdum.
“Arjin sen neye bulaştın?” ilginç gelişmişti bu konularda. Yüzüme bakmadan anlamıştı o zaman saklayacak bir şeyde yoktu aslında inkâr edebilirdim ama ona karşı daha fazla yalan söylemeye hakkım yoktu artık.
Tam her şeyi anlatacakken onun araya girmesi işime pek gelmemişti çünkü bende ki bu anlatma isteği hiç var olmamış gibi çatı gitti!
“Seni bulduğumda öldüğünü falan sanmıştım! Nasıl bir haldeydin düşünmek bile istemiyorum.”
“Sen beni nerede buldun ki?” kafamı aniden kaldırmak sağlığım için hiç iyi olmamıştı. Boynum çıkmış olabilir mi?
Eli boynuna gitmişti “İşte şu sizin kayalıktaki eviniz yok mu,” boynumdaki acıyı umursamadan salladım. Bir dakika NE! Bizim kayalıktaki ev mi?
“Sen daha demin ne dedin?” çocuk benden korkmuş gibi bakıyordu. “Arjin sen iyi misin? “
Bomba gibiyim. Her an patlaya bilirim. “Viyan bak bunlar benim için çok önemli lütfen her ayrıntısına kadar anlatır mısın?”
Öyle bakıyordu ki insan onun yanında kendini dünyanın en kötü insanıymış gibi hissediyordu. “Anlatacağım ama sende bana neyin peşinde olduğunu anlatacaksın?”
“Nasıl bu kadar iyi olabilmeyi başarıyorsun?” işte aramızda ki tek fark buydu. Ben sahteydim o ise gereçek.
“Ne gibi?” biliyordu cevabını ama ila benim ağzımdan duyacaktı. En azından bunu hak ediyordu.
“Yani ne biliyim ben hiçbir şey demenden Londra’dan buraya geldim. Hem de sen kardeşini ararken ve şimdi yıllar sonra gelmiş seni terk eden birinin hayatını kurtarma peşindesin.”
“Arjin beni isteyerek terk etmediğini biliyorum belki de bu bulaştığın şey yüzünden terk ettin.”
Beni bu kadar tanıması normal değildi. Şaşırmış gözlerim her şeyi anlatıyordu artık.
Buz tutmuş elimi sıcak tenini değdirdi. “Seni bulduğumda camlar kırılmıştı yani camlarla kalsa yine iyi eve ev demeğe bin şahit isterdi. Seni yerde kanlar içinde görmeyi hiç beklemiyordum.”
“Peki, sen orada ne arıyordun?” hesap soruyormuş gibi olmuyorumdur umarım. “Seni bulmak istemiştim. Aklıma gelen her yere baktım en sonunda da kayalıkta ki ev geldi aklıma, kızları aradım ama hiç birine de ulaşamadım.
“Kızların hiç birine mi?” ya başlarına bir şey geldiyse? “Ben ne zamandır buradayım?”
“yani iki güne yakın, Arjin her şeyi yarıda kesmeyi bırakır mısın anlayamıyorum!” Eğer ben Viyan’ı bile kızdırmayı becerdiysem bizim katil beni iyi öldürmemiş.
“Viyan bak seni kırmakta istemiyorum ama durumlar senin bile anlamayacağın kadar karışık. Hem benim yanımda olman çok yanlış biz ayrıldık.”
“Şu durumda seni bırakmayacağım bunu sende biliyorsun. Ben belki yıllar önce niye bıraktığın hakkında bir açıklama yaparsın diye geldim ama sen bir açıklamayı bile bana çok görüyorsun.”
“Peki, sen seni niye terk ettim onun açıklamışını istiyorsan anlatayım bırak beni ve geldiğin yere geri git!”
“Arjin evet benim gelme sebebim oydu ama artık umurumda bile değil, ben sadece şu an bulaştığın şey neyse ya da her neyse işte içinden çıkmanı istiyorum! Ya ben seni bulduğum da nefes dahi almıyordun ya! Sen vücudunun da ki yaraların farkında mısın? Sağlam yerin yok!”
Cidden o kadar kötü durum damıydım? Oturduğu yerden kalkıp karşıma geçti.
“Bak Arjin beni bırakmış olman umurumda bile değil. Bana güvenebileceğini biliyorsun.”
“Yapma.” Sesim çok ince çıkmıştı. Elmacık kemiğimdeki morluğu elinin tersiyle okşadı. Sanki biraz bastırsa kırılacak bir şeymişim gibi dokunuyordu. “Sana bunu kim yaptı?” onunda sesi kısık çıkmıştı bu sefer.
Artık gardım inmişti zaten daha nereye kadar dayanacaktım ki.
“Peşimde bir katil var.” Gözleri çok endişeli bakıyordu. “Sana o mu yaptı bunları?” sadece kafamı sallamakla yetinmiştim.
“Bunlarla kalsa yine iyi,” yarım yamalak sırıtıyordum. “Önce ülkü daha sonrası kesilmedi.”
“Nasıl? Onlara damı zarar verdi.” Çeneme doğru bir sıcaklık gelene kadar ağladığımın farkında değildim.
“Öldüler. Öldürüldüler! Benim yüzümden!” dilerim hiç durmuyordu hatta gittikçe daha hızlı sallanmaya devam ediyorlardı. “Öldüler mi? Başka ölenlerde mi var?” sakin davranıyordu aslında sakin olduğu falan yoktu ben ürkerim diye kendini tutuyordu. O benim her halimi biliyorsa bende onun her halini biliyordum.
“Annem, babam.” Yine nefesim daralıyordu. “Ahsen hatta teyzem bile, Viyan benim yüzümden öldüler! Ama ben neden her şey benim yüzümden olduğunu bilmiyorum. Ben katili bile tanımıyorum.” Ben kendimi suçlarken onun bana sarılması sakinleşmeme hiç yardımcı olmuyordu!
Gözlerimin önünden bir karartı geçti. “Viyan biliyor musun ben Tolga’yı öldürdüm.
“Ne!” sarılmayı kesmişti. İşte herkes benden nefret ediyordu, edeceklerdi. Ben masum değildim.
“Arjin sen birini öldürmüş olamazsın bunu ikimizde biliyoruz.” Hayır, biz hiçbir şeyi bilmiyoruz eski sevgilim.
Arkadan biri dokundu omuzuma. Ama bir dakika Viyan karşımdaysa bu kimdi? Hızla ayağa kalkıp arkamı döndüğümde yine onlar vardı. Annemle babam.
Kafamı hızlıca salıyordum. “Hayıt, hayır! Gelmeyin! Gidin lütfen gidin.” Viyan neyden korktuğumu anlamaya çalışıyordu. Oda ayağa kalkıp yanıma doğru geldi. “Arjin sakin ol bak biz varız sadece kimse yok orada.”
Sırtım camla buluşunca kaçacak yerimin kalmadığını anlamak beni daha çok ürpertiyordu.
“Hayır ordalar! Viyan gelmesinler. Lütfen yalvarırım.” Orada öylece durup bana bakan Ahsen beni korkutmaktan çok üzülmeme yardımcı oluyordu.
Gözlerimi kapatırsam belki giderler diye düşündüm ama bu sefer bebek sesine engel olamadan kulaklarıma en acılı şekilde doldu.
Ellerimle kulaklarımı sıkıca kapattım. Bacaklarım artık beni taşımıyorlardı, bacaklarımı kendime doğru çektim. Kendimce koruma kalkanı oluşturmuştum.
“Tamam, sakin ol ben buradayım. Bak kimse yok ikimiz varız sadece.” “Sen de yalan söylüyorsun! Seni terk ettiğim için şu an vicdan azabı çekiyordum. Gerçek değilsin sende!”
“Arjin yapama lütfen.” Ne yapmayım ya? Neyi düzeltmeye çalışsam daha da berbat ediyordum! Ben artık hiçbir şey yapmak istemiyorum.
Titrememe engel olan biri vardı. Burnuma dolan kokusu kimin olduğunu açıklıyordu. “Ben sana kırgın değilim ki. Sen de kendini üzme.”
“Sussun Viyan lütfen sussun artık!” eli bu sever saçlarıma gitti. “Tamam, sen aç gözlerini ve sadece bana bak olur mu?”
Açmaya deniyorum ama olmuyordu işte yapamıyorum! Bu korkma değildi ben hiçbirinden korkmuyordum. Onları görünce sanki ben öldürmüşüm gibi hissediyordum suçlu gibiydim kendi gözümde de onların gözünde de. Vücudumdaki sıcaklık benden uzaklaştı.
Birkaç dakika sonra ise bütün sesler sustu onlar susturan ise keman sesi olmuştu. Yavaşça kasılmış bedenim gevşedi, yerinden çıkacak gibi atan kalbim birazda olsa yavaşlamıştı. Ellerim kulaklarımdan düştü ama gözlerim hala birbirine kenetlenmiş gibiydiler.
Şarkının içine saklanmıştı sanki ruhum. Beynim müzikten uyuşmuş gibiydi. En sonunda gözlerimde aralandı. Biraz ileride gözleri kapalı olan Viyanı görmüştüm başka biri yoktu sadece o vardı. Şarkı bitiğinde oda gözlerini açtı, sakinlemiş olduğumu görünce yüzünde ufaktan bir tebessüm belirmişti.
Yeşil hareleri koyulaşmıştı sanki.
Yerden kalkacak gücü kendimde bulamamıştım. Ona gitmek istemiştim sarılmak gelmişti içimden. Onu çok özlemiştim, kırgında bana ama belli etmek istemiyordu fakat birbirimiz için o kadar şeffafken bu biraz zordu. Belki ben ona gidemedim ama o bana gelmişti.
“Viyan ben çok ö-“ yanıma oturdu. “Şşş” normalde olsa kimsenin lafına göre hareket etmezdim ama o an pekiyi durumda değildim. Yanıma oturduğunda kafam omuzuna düştü. Onun eli ise saçlarıma.
“Açıklama yapmak zorunda değilsin Mira.” Mira demişti. Çünkü Arjin gardını düşürmezdi, ağlamazdı
Bölüm etkileşimi
