İnsan Sergisi kitap kapağı

4. bölüm / 10

İnsan Sergisi

Ahsen İlkay.( özel bölüm )

Vaveyla Yazarı: Ecrin Cege

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: Ahsen İlkay.( özel bölüm )

AHSEN İLKAY
ÖZEL BÖLÜM

“Sakın bana şu en son aldığımız maskeyi kullandığını söyleme.”
“Evet, en son aldığımız maskeyi kullandım. Ne oldu?”
“Kızım senin okuma yazmanda mı yok? Badem sütlü o maskeler.”
Ne badem sütümü? Salak Ahsen niye bakmıyorsun neyli olduğuna ya!
Kızları şaşkın ve korkulu şekilde bana baktıklarını görünce hemen lavaboya koştum.
Merdivenleri ikişer üçer çıktığımdan hangi ara geldiğimi anlamamıştım ama şu an ki derdim bu değildi.
Şuan yüzümde badem sütü vardı! Ve ben bu kötülüğü kendime yapmıştım.
Eğer bir kez daha eskisi gibi kızarıp iz kalırsa öldürürüm kendimi. Ya kızım sen neden alerjin olan şeyi yüzüne sürüyorsun!
Bir an Lila’ nın söylediği şey geldi aklıma. ‘okuma yazmanda mı yok senin?’ yoktu galiba.
Eğer o yazı göz önünde olacak kadar büyükse bir daha Lila’ nın dilinden düşemezdim. Allah korusun.
Aynada yüzümü baktığımda maskenin kaymış olduğunu gördüm. Bu görüntüye gülmekten ağlaya bilirdim ama alerjim tutarsa bu sefer gülmekten ağlayan Lila olurdu herhalde.
Hemen yüzümü yıkadım. Kurulamak için havluya elimi uzattığımda havlunun olmadığını fark ettim.
Gözlerime su kaçtığından biraz kızarmışlardı zar zor aça bilmiştim. Acıdan sulanmış gözlerle havluların olduğu dolaba doğru yönelmiştim ki kapının açıldığını gördüm.
Zar zor ayırt edebiliyordum kapının önünde siyah bir siluet vardı.
“Pardon kapıyı çalmadan girdim sorun etmezsin umarım.”
Bu kimdi ya? Maske bir şey falan yapıp beni komaya sokmuş olmasın! Ay umarım komada falan değilimdir daha saç bakımımı yapmadım ki ben!
“Tabii sende haklısın susmakta lavabonun kapısının önünde böyle birini görmeyi beklemiyordun.”
“Sen kimsin? Ve evimde ne arıyorsun?”
“Bir misafir diyelim.” Bu benle basbayağı dalga geçiyordun.
Gözlerimde sulanma geçince etrafı daha net göre bilmiştim. Karşımda siyah maskeli bir adam vardı adam diyorum çünkü böyle bir ses tonunda kadın olabileceğini tahmin etmiyorum.
Bir dakika karşımda tanımadığım biri var şu an! Hem de gecenin bu saatinde. Aaa! Ahsen sen salak mısın? Bağırsana niye sohbet ediyorsun. Ya hırsızsa? Ya bize bir şey yaparsa?İşte diyorum benim beynim yok!
Tam çığlık atacaktım ki burnuma değişik bir koku geldi boğazımı yaktı sanki nefes alamadım. Geriye doğru sendelediğimden tutunacak bir yer aradım ama elim boşluğa gelince dengemi kaybedip yere düştüm. Kafamda bir sızı hissettim.
“Böyle karşılaşmak istemezdim ama ne yapalım kader böyleymiş.”
Son duyduğum şey onun sesiydi sonra her şey uğultuya karıştı.
♾
Boğazımda bir yangı vardı sanki her yerim ağrıyordu. Gözlerimi yavaşça araladığımda etrafın zifiri karanlık olduğunu gördüm ya da göremedim mi demeliydim. Asıl önemli soru ben şu an neredeydim?

Kafama birden bire bir ağrı girdi, elimi tam kafama götürecektim ki ellerimi kaldıramadım. Kafamı ellerime doğru eğdim de sadece bir kıpırdama gördüm oda zaten parmaklarımdı. Gözlerim bir süre sonra karanlığa alıştığı için bazı şeyleri ayırt edebiliyordum ellerim kalın bir iple bağlanmıştı.

“Kimse yok mu? Arjin! Bakın eğer bu bir şakaysa hiç komik değil. Çabuk çözün şunları.”
Kalbim yerinden çıkmak istercesine atıyordu. Ne olduğunu buraya nasıl geldiğimi hatırlamak için beynimi biraz daha zorladım.

En son yüzümü yıkıyordum sonra biri geldi benimle konuştu ama sonrası yoktu.

“Ooo uyuyan güzelde uyandığına göre oyuna başlaya biliriz demek.”

Derin sessizliği bozan bir ses vardı, onun sesi. Önüme bir sandalye çekti ve oturdu o oturur oturmaz loş bir ışık yandı.

Burası bizim bahçedeki kullanmadığımız eşyaları koymak için yaptırdığımız küçük bir depoydu.

“Kimsin sen?”
Tek söylediğim şey buydu.

“Uykucu olduğumuz kadar meraklıyız da bakıyorum.”

Cevap vermedim.

“İyi sen bilirsin ben hemen başlamayalım diye öyle sana zaman veriyordum ama sen o hakkı kullanmamayı seçtin.”

Ne demek istiyordu? Neye başlayacaktık?

Oturduğu sandalyeden kalkıp arkama geçti ve gözlerime bir şey bağladı.
Kalbim tam şu an çıkacaktı yerinden. Terlemiştim ama soğuk terlemiştim. Tüylerim diken diken olmuştu.

“Bırak beni! Ben den ne istiyorsun?”

“Senden sadece çok ses çıkarmamanı istiyorum Ahsen.”

Adımı nerden biliyordu? Of buda şu an sorulacak sorumuydu adam evime kadar gelmiş beni kaçırmış benim şu an takıldığım sorun adımı nerden biliyor olması mıydı cidden.Bravo Ahsen polislere taş çıkartırsın.

Gözlerimi bağladıktan sonra önümde durmuştu, hissede biliyordum.

“Başlayalım o zaman.”

Birden bire karın boşluğumda bir acı hissettim. Ağzımdan bir çığlık çıkmıştı.

Derin derin nefes alıyordum. Bir şey saplanmıştı karnıma.
Saplanan şey yavaş yavaş aşağı doğru ilerliyordu ve bu daha çok canımı yakmıştı. Yanımdan uzaklaşıp yine arkama geçmişti ama o şey hala bedenimdeydi ve acı bedenimin her zerresine işliyordu.

“Bırak beni ne olur, ya ben sana ne yaptım? Ben tanımıyorum bile seni.”

“Ben seni tanıyorum ama Ahsen’ cim.”

Parmaklarımın uçlarım yavaşça uyuşuyordu sanki. Yüzüme değen nefesle irkildim. Daha sonra ise ince bir şey köprücük kemiğimin altına girdi. Son nefesimle zar zor haykırmıştım.

“Arjin”

“Bak, kalbimi kırıyorsun cidden. Daha yeni başladık.”

Midem bulanıyordu, başım dönüyor,

Ölüyordu ama ben bir şey yapamıyordum. Keşke rüya olsa da kurtulsam bu kâbustan bu işkenceden ama bitmiyordu, devam ediyordu o sivri şeyi bedenime sokmaya.

Yaşama mücadelesi verdiğim çırpınışlarım canımı daha çok acıtıyordu.
Nefes almayı unutmuş gibiydim çabalıyorum ama alamıyordum tıpkı şu an ki durumda yaşadığım gibi anlamak istiyorum ama anlayamıyordum. Bedenim soğumaya başlamıştı ya da ben üşüyordum fakat sonuç yine aynıydı. Ölüyordum.
Ellerime bir sıvı bulaşmıştı ne olduğunu anlaması çok da zor değildi.

Ağzımdan bir sıvı geldi. Tadı yoktu belki de tat duyum artık çoktan gitmişti çünkü dilimde çoktan karıncalanmaya başlamıştı. Ben ne yapmıştım ona da bunu yapıyordu bana?

“Yardım” derin bir nefes. “Yardım edin” derin bir nefes daha. “Yardı-“ gerisi gelmedi sesimde çıkmamıştı zaten çünkü benim sesimi bastıracak bir ses vardı. Son nefesimle beraber patlayan bir silah vardı. Tam boynuma giren bir kurşundu sesimi kesen.

“Yazık, kendi ölümüne neden olan birinin adını, ölürken o isimden haykıra haykıra yardım istemen… Çok yazık.”

Harcanmıştım. Bu oyunda bende harcananların arasına katılmıştım.
Yarım ağız sırıttım.

Ölmüştüm, saç bakımımı daha yapmadan hem de. Ölmüştüm acaba badem sütümü vardı maskede.

Artık kimse benim uykumu yarıda bölemeyecekti. Gözlerimi bu sefer yarına açmak için değil ebediyen kapanmak üzere kapatmıştım.

TATLI RÜYALAR.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.