21. bölüm · İki gölge bir hayat

Gerçeğin ağırlığı

Nisa 🦋💙

Annem her şeyi öğrenmişti.

Ama ben hâlâ nasıl olduğunu anlayamıyordum.

Koridorun ortasında öylece kalmıştım.

Annem odasına doğru ilerlerken arkasından baktım.

“Anne…”

Durdu.

Ama arkasını dönmedi.

“Ne oldu?”

Sesindeki kırgınlık hâlâ devam ediyordu.

“Ben… gerçekten söylemek istemiştim.”

Annem birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra yavaşça bana döndü.

“Ne zaman?”

Cevap veremedim.

“Ne zaman söyleyecektin, Zeynep?”

Başımı eğdim.

“Bilmiyorum.”

“Ben senin annenim.”

“Biliyorum.”

“Öyleyse neden başkasından öğrenmek zorunda kaldım?”

Gözlerim dolmaya başladı.

“Çünkü seni üzmek istemedim.”

Annemin yüzündeki ifade değişti.

“Beni üzmek istemedin mi?”

Başımı salladım.

“Evet.”

“Zeynep…”

Yanıma doğru geldi.

“Beni üzmemek için kendini yalnız bırakmışsın.”

Bu cümle karşısında sustum.

Çünkü haklıydı.

Ben gerçekten de her şeyi kendi içimde tutmuştum.

Okulda yaşananları…

Esra’yı…

O iki kişiyi…

Oğuz’u…

Ve sonrasında olanları.

Hepsini kendi başıma halletmeye çalışmıştım.

“Ben korktum,” dedim sonunda.

Annemin gözleri yumuşadı.

“Neden bana söylemekten korktun?”

“Bilmiyorum.”

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra annem elimi tuttu.

“Bana her şeyi anlatmak zorunda değilsin demiyorum.”

Başını hafifçe eğdi.

“Ama korktuğunda, canın yandığında ya da bir şey olduğunda… benim bilmem gerekiyor.”

Gözümden bir yaş süzüldü.

“Özür dilerim.”

Annem bu kez elimi bırakmadı.

“Ben de sana kızdığım için değil, seni koruyamadığımı düşündüğüm için kırgınım.”

O cümleyi duyduğumda içimde bir şey sıkıştı.

“Senin suçun değil.”

“Biliyorum.”

“Gerçekten.”

Annem başını salladı.

“Yine de bir anne olarak insan bazen kendini suçluyor.”

Birbirimize baktık.

Sonra aklıma takılan soru yeniden aklıma geldi.

“Anne…”

“Efendim?”

“Bunları sana kim anlattı?”

Annemin yüzündeki ifade yeniden değişti.

Birkaç saniye sessiz kaldı.

“Bunu neden soruyorsun?”

“Çünkü… ben kimseye anlatmadım.”

Annem gözlerini kaçırdı.

“Okuldan biri benimle konuştu.”

“Kim?”

Bu kez cevap vermedi.

“Anne?”

“Şimdilik bununla ilgilenme.”

“Nasıl ilgilenmeyeyim?”

Sesim istemeden yükseldi.

“Benim hakkımda konuşulmuş. Hem de ben yokken.”

Annem derin bir nefes aldı.

“Zeynep, şu an önemli olan kimin söylediği değil.”

“Benim için önemli.”

Annem bana baktı.

“Biliyorum.”

Sonra yavaşça:

“Zamanı geldiğinde sana anlatırım.”

Başımı salladım.

Ama içimdeki merak daha da büyümüştü.

Okuldan kim benim için annemi aramıştı?

Ve neden?

Odamın kapısını kapattığımda Berfin hâlâ salondaydı.

Efe de koltuğun kenarında oturuyordu.

İkisi de bana baktı.

Berfin hemen ayağa kalktı.

“İyi misin?”

Omuzlarımı kaldırdım.

“Bilmiyorum.”

Yanıma geldi.

“Annen çok kızdı mı?”

“Hayır.”

Bir an durdum.

“Daha çok kırıldı.”

Berfin başını salladı.

“Bence bu daha kötü.”

Efe ona baktı.

“Hiç yardımcı olmuyorsun.”

“Ben gerçekleri söylüyorum.”

İstemeden gülümsedim.

Efe bana baktı.

“En azından biraz gülümsedin.”

“Çok konuşuyorsun.”

“Eski Zeynep geri geliyor.”

Berfin de gülümsedi.

Sonra yüzü ciddileşti.

“Annen her şeyi biliyor mu?”

“Evet.”

“Esra’yı da?”

Başımı salladım.

“Her şeyi değil. Ama okulda olanları biliyor.”

Berfin birkaç saniye düşündü.

“Peki kim anlattı?”

“Bilmiyorum.”

Efe kaşlarını çattı.

“Annen söylemedi mi?”

“Okuldan biri aramış.”

Berfin bana baktı.

“Kim olabilir?”

Omuzlarımı kaldırdım.

Aklıma istemeden tek bir isim geldi.

Oğuz.

Ama hemen bu düşünceyi uzaklaştırdım.

“Bilmiyorum.”

Efe sessizce:

“Belki öğretmendir.”

“Belki.”

Ama içimdeki ses buna pek inanmıyordu.

Gece olduğunda herkes odasına çekilmişti.

Ben ise yatağımda tavana bakıyordum.

Uyumaya çalışıyordum ama aklım sürekli aynı yere gidiyordu.

Annem.

Okul.

Oğuz.

Ve o telefon konuşması.

Kim annemi aramıştı?

Oğuz olabilir miydi?

Belki okulda olanları anlatmıştı.

Belki de…

Telefonum titredi.

Elimi uzatıp telefonu aldım.

Ekrana baktım.

Bir mesaj vardı.

Oğuz.

Kalbim bir an hızlandı.

Mesajı açtım.

Kısa bir cümle yazıyordu.

“Zeynep, konuşmamız gerekiyor.”

Ekrana birkaç saniye boyunca baktım.

Ne yazacağımı bilemedim.

Parmaklarım klavyenin üzerinde bekledi.

Sonra tek bir şey yazdım.

“Neden?”

Mesajı gönderdim.

Cevap birkaç saniye sonra geldi.

“Çünkü Esra gile bir ders vermeliyiz”

Bir mesaj daha geldi.

“Yarın okulda konuşalım.”

Telefonu yavaşça yatağın üzerine bıraktım.

Gözlerimi kapattım.

Ama artık uyumam mümkün değildi.

Çünkü annemin öğrendiği gerçek…