4. bölüm · İki dünya iki kalp tek kader
4. Bölüm
Diyar'ı gördüğümde tam yerime oturacaktım ki bana:
"Hemen kalk, üstüne düzgün şeyler al ve konağın kapısının önüne gel." dedi.
Ne olduğunu anlamadım ama karşı çıkmadım. Eşofman ve tişört giyerek dışarı çıktım.
Konağın kapısının önünde, konakta yaşayan herkes toplanmıştı.
"Ne oldu?" diye sordum.
"Bizi buldular." dediler.
Hepimizi arabalara bindirdiler ve Mardin'de, dağların yakınlarında bulunan tenha bir yerdeki büyük bir konağa götürdüler.
Herkes olayı biliyordu ama bana anlatmıyordu.
Diyar da gitmişti ama nereye gittiğini sorduğumda cevap vermiyorlar, "Boş ver." diyorlardı.
Babannemin yanına gidip ona sordum. O da:
"Anlatacağım." dedi.
Diyar gelmedi. Neredeyse bir hafta boyunca orada kaldık. Daha sonra tekrar Mardin'in merkezindeki eve döndük.
Diyar'a ne olduğunu sorduğumda beni avludaki çardağa çağırdı ve her şeyi anlattı.
Kısacası, husumetlileri varmış. Onlarla çatışmışlar. Eğer bizim yerimizi bulurlarsa bütün konağı patlatacaklarmış. Bu yüzden bizi kimsenin bilmediği bir yere götürmüşler.
Tabii bunu duyduğumda biraz korktum ama belli etmedim.
Sonra odama geçip ders çalışmaya devam ettim.
Yaklaşık bir saat sonra Diyar odaya geldi ve aç olup olmadığımı sordu.
Açıkçası açtım ve bunu net bir şekilde söyledim.
Biraz sonra yemek getirdiler. Aslında yemeğimi Diyar getirmişti.
Yemeğimi güzelce yedim. Daha sonra aşağıya, mutfağa gidecektim ki ayağım kaydı ve düştüm.
Büyük bir çığlık attım.
Bütün avlu sesimle inledi.
Diyar odasından çıkıp koşarak yanıma geldi. Beni kucağına alıp arabaya bindirdi ve hemen hastaneye götürdü.
Hastanede ayağımın kırıldığını söylediler.
Bu da üç-dört ay boyunca yürüyememek demekti.
Yürüyememek işe gidememek demekti.
İşe gidememek ise konakta boş boş kalmak demekti.
Ama buna ses çıkaramıyordum; çünkü kendimi konakta güvende hissediyordum.
Ayağımın kırılmasının üzerinden bir hafta geçmişti. Hem canım çok acıyordu hem de çok sıkılıyordum.
Acıdan ders çalışamıyor, yürüyemiyor ve hiçbir şey yapamıyordum.
Sanki hayat durmuş gibiydi.
İkinci haftada ağrılarım azalmaya başladı.
Sonra zaman yavaş yavaş geçti.
Aylar sonra ilk defa yeniden yürüyebilmenin mutluluğunu yaşadım.
Bu hayatta o mutluluğu paylaşacak kimsem yoktu.
Ama merak ettiğim bir şey vardı:
Çocukluk arkadaşım ve kuzenim olan Elçin şimdi neredeydi?
