11. bölüm · İki dünya iki kalp tek kader
11. Bölüm
Diyar'ın son sözleri odanın içinde yankılanıp kaldı.
"Bir daha seni kaybetmek istemiyorum, Amara."
Ne diyeceğimi bilemedim.
Hayatım boyunca çok şey duymuştum.
Yalanlar duymuştum.
Sözler duymuştum.
Vaatler duymuştum.
Ama ilk defa birinin gözlerinin içine baktığımda söylediği şeye gerçekten inandım.
Elini bırakmadım.
O da bırakmadı.
Bir süre sadece birbirimize baktık.
Sessizliği yine Diyar bozdu.
"Bu kadar ağladığına göre beni seviyorsun."
Şaşkınlıkla ona baktım.
"Kurşun yedin, hâlâ dalga geçiyorsun."
"Bu sorunun cevabı değil."
İstemeden gülümsedim.
"Dinlen sen."
"Kaçamak cevap."
Tam o sırada kapı açıldı.
İçeri Fahri girdi.
Bizi görünce yüzünde kocaman bir sırıtış oluştu.
"Rahatsız etmeyeyim mi?"
İkimiz de aynı anda ona baktık.
"Çık dışarı." dedi Diyar.
Fahri kahkaha attı.
"Kurşun yemişsin ama huyun değişmemiş."
Sonra ciddileşti.
"Konuşmamız lazım."
Diyar'ın yüzündeki ifade anında değişti.
Ben bunu fark etmiştim.
Fahri kolay kolay böyle konuşmazdı.
"Ne oldu?"
Fahri birkaç saniye sustu.
Sonra bana baktı.
Ardından Diyar'a döndü.
"O uyandı."
Odanın içi bir anda sessizleşti.
Diyar'ın yüzü gerildi.
"Kim?"
Fahri derin bir nefes aldı.
"Adam yakalandıktan sonra hastaneye kaldırılmıştı ya..."
Bir anda benim de aklıma geldi.
Beni kaçıran adam.
Babamın eski koruması.
Diyar'ın vurulmasına sebep olan adam.
"Uyandı."
Diyar yavaşça doğrulmaya çalıştı.
Ben hemen omzuna dokundum.
"Yatma."
"Bu önemli."
Fahri başını salladı.
"Hem de çok."
Ben hiçbir şey anlamıyordum.
"Biriniz bana da anlatabilir mi?"
Diyar gözlerini bana çevirdi.
Sonra ilk defa tereddüt ettiğini gördüm.
Bu beni korkutmuştu.
Çünkü Diyar kolay kolay korkmazdı.
"Amara..."
"Ne var?"
"Babanın ölümüyle ilgili yeni şeyler öğrendik."
Kalbim sıkıştı.
Babam.
Bu konu ne zaman açılsa içimde aynı boşluk oluşuyordu.
"Ne öğrendiniz?"
Fahri cevap verdi.
"Babana ihanet eden kişi düşündüğümüz kişi değilmiş."
Kaşlarım çatıldı.
"Nasıl yani?"
"Yıllardır suçlanan kişi suçsuzmuş."
Dünyam başıma yıkılmış gibi hissettim.
Çünkü çocukluğumdan beri duyduğum hikâye tamamen farklıydı.
"İmkânsız."
Fahri başını iki yana salladı.
"Maalesef mümkün."
Odanın içi yeniden sessizleşti.
Sonra Diyar konuştu.
"Adam konuşmak istiyor."
"Kim?"
"Beni kaçıran adam."
Başımı çevirdim.
"Benimle mi?"
"Evet."
Şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilemedim.
"Neden?"
Diyar gözlerini kaçırdı.
"Çünkü sana anlatması gereken bir şey varmış."
İçime kötü bir his çöktü.
Hem de çok kötü.
Sanki duyacağım şey bütün hayatımı değiştirecekmiş gibi hissediyordum.
Ertesi gün Diyar'ın bütün itirazlarına rağmen hastaneye gittik.
Gerçi itiraz eden sadece Diyar'dı.
Doktorlar da onu bırakmak istemiyordu.
Ama kimse onu durduramıyordu.
Sonunda hastaneden çıkıp başka bir hastaneye gittik.
Adam özel güvenlikli bir odada tutuluyordu.
Kapının önünde polisler vardı.
İçeri girmeden önce elim buz kesmişti.
Diyar bunu fark etti.
Elimi tuttu.
"İstersen girme."
Başımı salladım.
"Hayır."
Gerçeği öğrenmek istiyordum.
Ne kadar acı olursa olsun.
Kapı açıldı.
İçeri girdik.
Adam yatağın üzerinde oturuyordu.
Beni görünce başını kaldırdı.
Yüzünde ilk kez öfke yoktu.
Yorgun görünüyordu.
Hem de çok.
Birkaç saniye bana baktı.
Sonra gözleri doldu.
Bu beni daha da şaşırtmıştı.
"Amara..."
İsmimi söyleyiş şekli garipti.
Sanki yıllardır tanıyormuş gibiydi.
Diyar hemen önümde durdu.
Adam acı bir şekilde güldü.
"Hâlâ aynı."
"Neyi anlatacaksan anlat." dedi Diyar sertçe.
Adam başını salladı.
Sonra gözlerini bana çevirdi.
"Önce senden özür dilemem gerekiyor."
Şaşkınlıkla baktım.
"Neden?"
Adamın sesi titredi.
"Çünkü yıllarca senden uzak durdum."
Odanın içindeki herkes sessizleşmişti.
Kalbim hızlanıyordu.
Adam devam etti.
"Ve çünkü seni koruyamadım."
Bir adım geri attım.
"Ne demek istiyorsun?"
Adam gözlerini kapattı.
Sonra yavaşça açtı.
Ve söylediği şey bütün dünyamı durdurdu.
"Ben sadece babanın koruması değildim, Amara."
Nefesim kesildi.
Adamın gözlerinden yaş süzüldü.
"Ben senin öz dayındım."
O an odadaki herkes donup kaldı.
Ben de...
Çünkü hayatımda ilk kez ne düşüneceğimi bilmiyordum.
Ve hissettiğim şey korkudan çok daha büyüktü.
Çünkü anladım ki...
Babamın ölümüyle ilgili gerçekler daha yeni ortaya çıkmaya başlıyordu.
