9. Bölüm

Vaveyla Yazarı: User4 User

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: 9. Bölüm

Evet bende onu seviyordum
Ertesi sabah…
Alışkanlıkla erken uyandım.
Ama hemen fark ettim.
Bugün kurs yoktu.
Ne saha vardı
Ne antrenman
Ne de onu görme ihtimali.
Tavana bakarak birkaç saniye öylece kaldım.
İçimde garip bir boşluk vardı.
Sanki
Bir şey eksikti.
Telefonumu elime aldım.
Ekran boştu.
Mesaj yok.
Kaşlarım hafifçe çatıldı.
“Ne bekliyorsun ki?” diye mırıldandım kendi kendime.
Ama yine de
Bekliyordum.
Tam telefonu bırakacaktım ki
Ekran aydınlandı.
Yusuf 💬
Kalbim direkt hızlandı.
Mesajı açtım.
“Günaydın.”
Gülümsedim.
Ama hemen cevap yazmadım.
Biraz bekledim.
Sonra:
“Günaydın :)”
Cevap neredeyse anında geldi.
“Bugün garip.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Niye?”
Biraz yazıyor… duruyor… tekrar yazıyor…
Sonunda mesaj geldi:
“Seni görmeyeceğim için.”
Kalbim
Yumuşadı.
Ama dudaklarımda istemsiz bir gülümseme oluştu.
“Daha dün gördün.”
“Yetmedi.”
Bu kadar kısa.
Bu kadar net.
Yatağın içinde doğruldum.
“Abartıyorsun.”
“Hayır.”
Bir an durdu.
Sonra yeni mesaj:
“Ciddiyim.”
Ekrana baktım.
Uzun uzun.
Ne yazacağımı düşünürken bir mesaj daha geldi:
“Özledim bile.”
Nefesim hafifçe takıldı.
Bu kadar erken bu kadar açık
Beklemiyordum.
Ama hoşuma gitmişti.
Çok.
Parmaklarım klavyenin üzerinde durdu.
Sonra yazdım:
“Ben de”
Gönderdim.
Hemen ardından bir mesaj daha:
“Biraz”
Gülümsedim.
Yusuftan cevap gecikmedi:
“Biraz mı?”
“Evet”
“Benimki biraz değil.”
Yüzümü yastığa gömdüm.
Gülmemek için.
“Belli” yazdım.
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra…
“Bugün görüşelim mi?”
Kalbim tekrar hızlandı.
Mesaja baktım.
Tekrar okudum.
Sanki daha farklı yazacakmış gibi.
Ama hayır.
Netti.
Görüşmek istiyordu.
Ben de istiyordum.
Ama
Hemen kabul etmedim.
“Bilmiyorum”
Cevap birkaç saniye sonra geldi:
“Neden?”
“Yoğun kızım ben.”
“Dün hiç öyle görünmüyordun.”
“Bugün farklı.”
“İkna edebilirim.”
Kaşımı kaldırdım.
“Nasıl”
“Gelirsem anlarsın.”
Kalbim bir tık daha hızlandı.
“Evime mi geleceksin?”
“İstersen”
Yüzüm yine kızardı.
“Cesursun”
“Senin yüzünden"
Bu cevap
Direkt vurdu.
Bir süre ekrana baktım.
Sonra yavaşça yazdım:
“Dışarıda buluşalım.”
“Tamam.”
“Çok hızlı kabul ettin.”
“Çünkü görmek istiyorum.”
Yine
O netlik.
O kararlılık.
“Ne zaman?” yazdım.
“Sen söyle.”
Bir an düşündüm.
Sonra:
“Akşamüstü.”
“Yer”
“Sen seç.”
Birkaç saniye geçti.
Sonra:
“Sahilin oradaki park.”
Gülümsedim.
“Olur.”
Kısa bir duraklama.
Sonra son mesaj geldi:
“Bugün daha çok bakacağım sana.”
Kalbim
Gerçekten duracak gibi oldu.
“Bakarsın” yazdım.
“Dün yarım kaldı.”
Gözlerimi kapattım.
Gülümseyerek.
“Yusuf”
“Efendim?”
“Ciddisin değil mi?”
Cevap gecikmedi:
“Fazlasıyla.”
Telefonu yavaşça bıraktım.
Kalbim hâlâ hızlıydı.
Ama bu sefer…
Heyecandan.
Çünkü artık emindim.
Bugün
Sadece bir gün olmayacaktı.
Onu görecektim.
Ve bu düşünce bile

Telefonu bıraktıktan sonra bir süre öylece oturdum.
Kalbim hâlâ hızlı atıyordu.
“Bugün görüşelim mi?”
Cümlesi kafamda dönüp duruyordu.
Ve cevabım
“Olur.”
Derin bir nefes aldım.
Sonra aniden yerimden kalktım.
“Hazırlanmam lazım.”
Dolabın kapağını açtım.
Normalde bu kadar düşünmezdim.
Ama bugün
Farklıydı.
Elime bir şey alıyorum bırakıyorum.
Başka bir şey deniyorum olmuyor.
“Bu çok mu abartı”
“Bu çok mu sade"
“Yusuf bunu beğenir mi?”
Bir an durdum.
Aynadaki halime baktım.
Sonra hafifçe gülümsedim.
“Sen ne yapıyorsun ya”
Ama yine de
Özen gösterdim.
Saçımı düzelttim.
Hafif bir şeyler sürdüm.
Ne fazla… ne eksik.
Tam hazır olmuştum ki
Kapı çaldı.
Annem.
Kapıyı aralayıp içeri baktı.
Ve beni baştan aşağı süzdü.
Kaşını hafifçe kaldırdı.
“Hmm.”
Gözlerimi devirdim.
“Anne”
İçeri girdi.
“Bu ‘anne’lik bir durum,” dedi kollarını bağlayarak.
“Ne var”
Yatağa oturdu.
“Bir yere gidiyorsun.”
“Evet.”
“Belli.”
Gülümsedi.
“Yusuf.”
İsmimi söylemedi.
Direkt onun adını söyledi.
Yanaklarım kızardı.
“Anne ya”
“Ne?” dedi gayet rahat. “Dün anlamadığımı mı sandın?”
Hiçbir şey diyemedim.
Sadece gülümsedim.
Annem biraz yumuşadı.
“Heyecanlı mısın?”
Başımı hafifçe salladım.
“Biraz.”
“Güzel” dedi. “Olmalı.”
Sonra biraz daha ciddileşti.
“Ama bir şey soracağım.”
Dikkatle ona baktım.
“Onun yanında kendin gibi misin?”
Bu soru
Beklemediğim kadar derindi.
Bir saniye düşündüm.
Sonra
“Evet.”
Hiç tereddütsüz.
Annem gülümsedi.
“Tamam o zaman.”
Rahatladım.
Ama o devam etti:
“Ve seni değerli hissettiriyor mu?”
Kalbim yumuşadı.
“Evet,” dedim bu sefer daha sessiz.
Annem başını salladı.
“İşte bu önemli.”
Ayağa kalktı.
Kapıya doğru yürüdü.
Sonra durdu.
“Geç kalma,” dedi.
“Tamam.”
Kapıyı kapatmadan önce ekledi:
“Ve tadını çıkar.”
Gülümsedim.
“Edicem.”
Sahile doğru yürürken
Kalbim tekrar hızlanmaya başladı.
Ama bu sefer
Heyecandan.
Onu uzaktan gördüm.
Bankın yanında duruyordu.
Ellerini cebine koymuştu.
Ama beni görür görmez
Duruşu değişti.
Düzeldi.
Ve
Gülümsedi.
Ben de.
Adımlarım yavaşladı.
Yanına geldim.
“Beklettim mi?”
“Biraz” dedi.
“Ciddi misin?”
“Hayır" dedi gülerek. “Daha yeni geldim.”
Göz göze geldik.
Kısa bir sessizlik oldu.
Ama bu sefer farklıydı.
Daha yoğundu.
Yusuf beni baştan aşağı süzdü.
Ama bu sefer saklamadı.
“Güzel olmuşsun.”
Kalbim hızlandı.
“Normalim işte.”
“Hayır” dedi.
“Bugün biraz daha.”
Gözlerimi kaçırdım.
“Sen de fena değilsin.”
Gülümsedi.
“Yine mi fena değil?”
“Evet.”
“Bunu geliştirmemiz lazım.”
Güldüm.
Birlikte yürümeye başladık.
Yan yana.
Omuzlarımız neredeyse değiyordu. Gerçi benim onun omuzunun biraz aşağısına geliyordu.
Ama ikimiz de Bilinçli olarak o mesafeyi koruyorduk.
Bir süre sonra Yusuf durdu.
Ben de durdum.
Bana döndü.
Bu sefer
Ciddiydi.
“Eftalya.”
Kalbim
Yine hızlandı.
“Hmm?”
Derin bir nefes aldı.
“Dün sana bir şey söyledim.”
“Hangisi"
“Paylaşmak istemiyorum ya"
Başımı salladım.
“Evet.”
Bir adım yaklaştı.
“Bugün de aynı şey geçerli.”
Gözlerimin içine baktı.
Uzun uzun.
“Ve bundan daha fazlası da var.”
Nefesim yavaşladı.
“Ne gibi”
Bir saniye durdu.
Sonra
Hiç kaçmadan söyledi:
“Senden hoşlanıyorum.”
Kalbim
Gerçekten duracak gibi oldu.
Ama devam etti
“Yani sadece hoşlanmak da değil.”
Bir adım daha yaklaştı.
“Seninle olmak istiyorum.”
Rüzgar hafifçe geçti.
Ama ben hiçbir şey duymuyordum.
Sadece onu.
“Ciddi bir şekilde.”
Gözlerim ondan ayrılmadı.
“Ve bunu saklamak istemiyorum artık.”
Sessizlik oldu.
Ama bu sefer
Cevap sırası bendeydi.
Yavaşça nefes aldım.
Sonra
Bir adım yaklaştım.
“Ben de" dedim.
Sesi çıkacak gibi olmayan bir kalple.
“Ben de senden hoşlanıyorum Yusuf.”
Gözleri değişti.
Yumuşadı.
Ama ben devam ettim:
“Ve seninle olmak istiyorum.”
Bu cümle
Her şeyi netleştirdi.
Yusuf hafifçe gülümsedi.
Ama bu sefer o gülümseme
Daha derindi.
Daha gerçekti.
“Yani” dedi.
“Sevgili miyiz”
Gülümsedim.
“Sanırım öyle.”
Bir saniye bile beklemedi.
Elimi tuttu.
Ama bu sefer
Daha farklıydı.
Daha kesin.
“Sanırım değil,” dedi.
“Kesin.”
Güldüm.
“Tamam.”
Elimi sıktı.
Ben de karşılık verdim.
Ve o an
Her şey yerine oturdu.
Kıskançlık, gerilim, karışıklık…
Hepsi bir yere bağlandı.
Çünkü artık adı vardı.
Biz

2 bucuk saat boyunca nerdeyse hiç telefona bakmayıp yusufla gezip tozup gülüp eğlenmiştim aynı şekilde o da eğlenmişti.

"Ee günün sonunda geldik.. geldik sevgilim"

"Geldik sevgilim" dedim kocaman bir gülümsemeyle.

"Hadi seni evine bırakayım"

"Yine mi, ama seni çok yoruyorum"

" Ne! Asla yormuyosun ayrıca bunu yapmak beni mutlu ediyor"