10. Bölüm

Vaveyla Yazarı: User4 User

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: 10. Bölüm

Sokak lambaları yeni yeni yanıyordu.
Akşamın o yumuşak serinliği çökmüştü.
Yusuf’la yan yana yürüyorduk.
Elim hâlâ onun elindeydi.
Bırakmıyordu.
Ben de çekmiyordum.
“Üşüdün mü?” diye sordu.
“Yok,” dedim.
Ama parmaklarımı biraz daha sıkı tuttum.
Gülümsedi.
Fark etti.
“Sadece bahaneymiş demek,” dedi.
Gözlerimi devirdim.
“Abartma.”
“Abartmıyorum,” dedi hafifçe eğilerek, “sevgilim.”
Kalbim yine hızlandı.
“Yusuf!” dedim fısıltıyla.
“Ne var?” diye masumca baktı.
“Yolda söyleme öyle”
“Niye?”
“Hoşuma gidiyor.”
Yüzüm direkt kızardı.
“Sus,” dedim gülerek.
Evin sokağına girdiğimizde adımlarım yavaşladı.
Garip bir heyecan bastı.
“Ne oldu?” dedi.
“Hiç” dedim ama sesim ele veriyordu beni.
Kapının önüne geldik.
Anahtarı çıkardım.
Yusuf hâlâ yanımdaydı.
Gitmeye niyeti yoktu gibi.
“Şey” dedim, “ben girdim o zaman.
“Sadece kapıya kadar mı?”
“Evet?”
“İçeri davet yok mu?”
Bir an durdum.
Kalbim hızlandı.
“Yusuf"
“Hmm?”
“Annem evde.”
Bir saniye sustu.
Sonra yüzünde yavaşça bir gülümseme yayıldı.
“Daha iyi.”
“NE?” diye fısıldadım.
Kapıyı açtım.
İçeri girdik.
Ve tabii ki…
Annem salondaydı.
Bizi görür görmez
Bakışları direkt ellerimize kaydı.
Sonra yüzüme.
Sonra Yusuf’a.
O klasik…
Anlayan gülümseme.
“Hoş geldiniz.”
“Hoş bulduk,” dedi Yusuf gayet rahat.
BEN?
Ben yokum.
Yok olmuşum.
Elimi bırakmaya çalıştım.
Ama Yusuf bırakmadı.
Daha da sıkı tuttu.
Gözlerim büyüdü.
Yavaşça fısıldadım:
“Bırak…”
“Niye?” dedi aynı sakinlikle.
ANNEM BAKIYOR.
“Yusuf!”
Annem hafifçe güldü.
“Bırakmasın bence.”
YERİN DİBİNE GİRDİM.
Yusuf keyifle
“Duydun.”
“Anne ya!” dedim yüzümü kapatarak.
Annem ayağa kalktı.
Yusufa baktı
Sonra bana baktı.
“Gayet… beklediğim gibi.”
“Anne!” dedim şokla.
Yusuf gülmemek için dudaklarını ısırıyordu.
“Ne bekliyordun?” dedi bana doğru eğilerek.
“Hiçbir şey!” dedim.
“Yalan,” dedi fısıltıyla.
Annem koltukta yerini aldı.
“Eee, anlatın bakalım.”
“Bugün çok güzel geçti,” dedi.
“Belli,” dedi annem.
“Eftalya’nın yüzünden anlaşılıyor.”
Gözlerimi kapattım.
Gerçekten kapattım.
“Anne yeter”
Yusuf yanımda hafifçe güldü.
“Gerçekten çok güldü bugün,” dedi.
“Bir ara kahkaha atmaktan yürüyemedi.”
“YUSUF!”
Annem güldü.
Yusuf devam etti.
“Bir de utanıyor böyle"
“Yeter dedim!”
“Bak şimdi de kızardı.”
Artık konuşamıyordum.
Yüzüm yanıyordu.
Annem bana bakıp:
“Tatlı olmuşsun,” dedi.
“Anneee…”
Yusuf eğildi.
Sadece benim duyacağım şekilde:
“Bu daha başlangıç.”
O an
Gerçekten onu dürtmek istedim.
Bir süre sonra
Garip olan şey oldu.
Utanmam azalmaya başladı.
Alıştım.
Yusuf konuşuyor, annem gülüyor
Ben de aralarına giriyorum.
“Anne, Yusuf abartıyor bu arada.”
“Ben mi?” dedi.
“Evet!”
“İstersen daha anlatayım,” dedi sırıtarak.
“ANLATMA.”
“Tamam,” dedi.
Ama gözleri diyordu ki: anlatırım.
Bir süre sonra rahatladım.
Hatta gülmeye başladım.
Gerçekten.
Ta ki
Annem yeni bir konu açana kadar.
“Bu arada,” dedi,
“Eftalya hazırlanırken yaklaşık…” durdu, bana baktı,
“45 dakika karar veremedi.”
Donup kaldım.
"Anne yapma"
"Hatta odaya gelip yusuf bunu beğenir mi diye kac kez sordu"
"Hmm öyle mi eftalya.. ama bu günde çok güzeldi, herzaman ki gibi"

Sessizlik.
Annem bana bakıyor.
Ben…
YOK OLDUM.
“Anne ben odama gidiyorum.”
Yusuf kahkaha attı.
“Dur dur,” dedi kolumdan tutarak.
“Gel buraya,” dedi gülerek.
“Yusuf bırak!”
Ama gülüyordum.
İstemeden.
Annem de gülüyordu.
“Çok tatlısınız,” dedi.
Bir an durduk.
Gerçekten.
O cümle…
Havada asılı kaldı.
Yusuf bana baktı.
Ben de ona.
Ve bu sefer
Utanmadım.
Sadece gülümsedim.
Yavaşça elimi tuttu.
Bu sefer saklamadan.
“Ben artık kalkayım,” dedi.
Annem başını salladı.
“Yine gel.”
“Gelirim.”
Kapıya doğru yürüdük.
Tam çıkarken bana eğildi.
“Bugün güzeldin,” dedi.
“Sen de,” dedim.
“Yarın da görüşür müyüz?”
Kalbim yumuşadı.
“Görüşürüz.”
Gülümsedi.
Sonra fısıldadı:
“Ama yarın annenin yanında daha çok utandıracağım.”
Gözlerim büyüdü.
“YUSUF!”
Gülerek çıktı.
Kapıyı kapattım.
Sırtımı yasladım.
Derin bir nefes aldım.
Yüzüm hâlâ sıcaktı.
Ama içim
Hafifti.
Çünkü artık sadece hoşlanmak değildi.
Artık
Gerçekti.
Ve biraz da
Tehlikeliydi.
Çünkü Yusuf
beni utandırmayı
çok seviyordu.

Kapıyı kapattım.
Sırtımı yasladım.
Gözlerimi kapattım.
“Bugün…” diye fısıldadım kendi kendime.
“Gerçekti.”
Salondan annemin sesi geldi:
“Gitti mi damat?”
“ANNE!” diye bağırdım.
Gülüşünü duydum.
Yüzüm yine kızardı ama
Bu sefer kaçmadım.
Salona gittim.
Annem hâlâ gülüyordu.
“Çok yakışıyorsunuz,” dedi.
Bu sefer sadece gülümsedim.
İtiraz etmedim.
“Biliyorum,” dedim hafifçe.
Kaşını kaldırdı.
“Vay.”
Omuz silktim.
“Yani öyle.”
O gece
yatağa girdiğimde
telefonumu elime aldım.
Yusuf yazmamıştı.
Bir an durdum.
Sonra
gülüms
Kapıyı kapattım.
Sırtımı yasladım.
Derin bir nefes aldım.
Yüzüm hâlâ sıcaktı.
“Bu çocuk beni öldürecek…”
O gece
yatağa uzandım.
Telefonu elime aldım.
Ekrana baktım.
Mesaj yoktu.
Ama bu sefer…
İçimde garip bir huzur vardı.
“Yarın…” diye mırıldandım.
Gözlerimi kapattım.
Ertesi sabah…
Güneş ışığı perde arasından içeri süzülüyordu.
Yavaşça uyandım.
Dün aklıma geldi.
Bir anda gülümsedim.
Telefonumu elime aldım.
Bu sefer…
Beklemedim.
Mesaj kutusunu açtım.
Bir saniye düşündüm.
Sonra yazdım:
“Bugün beni bir yere götürseneee”
Gönderdim.
Kalbim…
beklemeye başladı.
Yazıyor…
Silindi…
Yine yazıyor…
Sonunda mesaj geldi:
“Bu ne cilve?”
Gülümsedim.
“Sevgilime yapıyorum”
Cevap anında:
“Tehlikeli.”
“Niye”
“Dayanamam sonra”
Kalbim hafifçe hızlandı.
“Abartma”
“Hiç abartmıyorum”
Bir saniye durdu.
Sonra:
“Hazır ol”
“Nereye”
“Sürpriz”
“Sevmem sürpriz”
“Bugün seveceksin”
Gözlerimi devirdim.
“İpucu ver”
“Kalabalık”
Kaşımı kaldırdım.
“Hmm… korktum”
“Korkma,” dedi.
“Yanındayım.”
Bu cümle.
Yine.
Aynı etki.
“Ne zaman?” yazdım.
“Bir saate kapındayım”
“BU KADAR MI HIZLI”
“Sen istedin”
Gülümsedim.
“Tamam… bekliyorum”
“Ben de”
Telefonu bıraktım.
Kalbim hızlandı.
“Hazırlan.”
Dolaba yöneldim.
Bir saat sonra
Kapı çaldı.
Derin bir nefes aldım.
Kapıyı açtım.
Yusuf.
Beni gördü.
Ve direkt sustu.
Gözleri üzerimde gezdi.
“Ne?” dedim.
Başını hafifçe yana eğdi.
“Beni böyle çağırırsan” dedi yavaşça,
“ben de böyle bakarım.”
Yüzüm yine kızardı.
“Normalim işte.”
“Hayır,” dedi.
“Bugün biraz daha.”
Gözlerimi kaçırdım.
“Yusuf…”
“Efendim sevgilim?”

“ANNEM EVDE.”
“Biliyorum,” dedi sırıtarak.
Gözlerim büyüdü.
“Bilerek mi diyorsun?”
“Evet.”
Arkamdan annemin sesi geldi:
“Hoş geldin Yusuf.”
“Hoş bulduk,” dedi gayet rahat.
Ben yine yandım.
“Anne" dedim fısıldayarak.
Yusuf eğildi.
Kulağıma:
“Daha başlamadım.”
Dışarıda
Yürüyorduk.
“Elimi tutmadan mı gideceğiz?” dedi.
“Yusuf…”
“Elini ver.”
Verdim.
Zaten vermek istiyordum.
“Beni nereye götürüyorsun?” dedim.
“Arkadaşlarımla tanıştıracağım.”
ADIM DURDU.
“NE?”
“Ne var?”
“Yusuf ben”
“Geç kaldın.”
“Elim terledi şu an.”
Güldü.
“Tatlı.”
“DEĞİL.”
Ama gülüyordum.
Bir kafeye girdik.
Ve
Bir masa dolusu erkek
bize döndü.
“OOO!”
“GELDİ!”
“SONUNDA!”
Yusuf gayet rahat:
“Selam.”
Ben…
yokum.
“Gel,” dedi.
Elimi daha sıkı tuttu.
Masaya yaklaştık.
“Beyler,” dedi,
“bu da Eftalya.”
“VAYY,” dedi biri.
“Abi gerçekmiş.”
“FOTOĞRAFLAR AZ KALMIŞ.”
ŞOK.
“YUSUF??”
Gülmeye başladı.
“Biraz gösterdim.”
“BİRAZ MI?”
Masadakiler kahkaha attı.
“Abi kız çok tatlı ya” dedi biri.
“Bir de utanıyor bak” dedi diğeri.
Yusuf keyifle:
“Evet, en sevdiğim hali.”
“Yeter.”
“Bak şimdi daha çok kızardı.”
“YUSUF SUS.”
Birisi döndü:
“Bu arada Yusuf senden daha kötü.”
Kaşımı kaldırdım.
“Nasıl?”
“Gece ‘özledim’ diye ağlayacaktı neredeyse.”
Yusuf: “KES.”
“Ciddi.”
“Ekran var.”
Ben yavaşça Yusuf’a döndüm.
“Öyle mi?”
ŞİMDİ O KIZARDI.
“Abartıyorlar.”
“Yok bence doğru.”
Masada kahkaha.
Ben gülüyorum.
Yusuf bana eğildi.
“Gülme.”
“Gülüyorum.”
“Sonra seni utandırırım.”
“Zaten utandırıyorsun.”
“Daha fazlası var.”

Bir saniye sustum.
Sonra gülümsedim.
“Denersin.”
Gözleri değişti.
“Deneyeceğim.”
Kalbim hızlandı.
Ama bu sefer
Kaçmadım.
Çünkü artık sadece utanç yoktu.
İçinde
Tatlı bir cesaret de vardı. 💕
herkes hâlâ bana bakıyordu.
“Bu kadar bakmayın,” dedim gülerek.
“Alış,” dedi biri.
“Biz Yusuf’un anlattıklarını dinleye dinleye zaten seni tanıyoruz.”
Gözlerim direkt Yusuf’a döndü.
“NE ANLATTIN?”
Yusuf omuz silkti.
“Güzel şeyler.”
“Detay?”
“Gizli.”
Masadakiler:
“DEĞİL.”
“Abi her şeyi anlattı,” dedi biri.
“Mesela utanınca gözlerini kaçırıyormuşsun”
“YETER.”
“Bir de sinirlenince ‘Yusuf’ diye dişlerini sıkarak söylüyormuşsun.”

Yavaşça ona döndüm.
“Yusuf.”
Masada bir anda:
“AYNISI!”
Kahkaha patladı.
Ben de tutamadım, güldüm.
Ama Yusuf pes etmedi.
Bana doğru biraz yaklaştı.
“Elimi bırakmadığını da söyledim.”

Bakışlar direkt ellerimize kaydı.
Elimi çekmeye çalıştım.
Ama yine
Bırakmadı.
“Bırak,” dedim fısıldayarak.
“Niye?”
“Herkes bakıyor.”
“Baksın.”
Kalbim hızlandı.
Masadakiler:
“OHHH ABİ!”
“Romantik Yusuf aktif.”
“Kesin kız yüzünden değişti.”
Bu sefer Yusuf gözlerini devirdi.
“Susun ya.”
Ben gülümsedim.
“Demek değiştin.”
“Hayır,” dedi bana bakarak.
“Sadece doğru kişiyi buldum.”

Bu sefer
ben sustum.
Gerçekten.
Kalbim yumuşadı.
Ama tam o anda
“Abi geçen gün ne dediğini söyleyeyim mi?” dedi biri.
Yusuf: “SÖYLEME.”
“Söylüyorum.”
“Yapma.”
“Yapıyorum.”
Bana döndü:
“‘Eftalya gülerken duruyor zaman’ dedi.”

SİSTEM ÇÖKTÜ.
“YUSUF?”
Yusuf direkt yüzünü kapattı.
Masada alkış.
“VAY BE!”
“ŞAİR ÇIKTI.”
Ben
gülmemek için kendimi zor tuttum.
“Çok mu romantikmiş?” dedim sırıtarak.
Yusuf bana baktı.
“Gülme.”
“Gülüyorum.”
“Sonra…”
“Ne sonra?”
Bir saniye sustu.
Sonra yaklaştı.
“Seni herkesin ortasında utandırırım.”

Gözlerim büyüdü.
“Yapmazsın.”
“Dener misin?”
Masadakiler:
“GERİLİM!”
Ben kaşımı kaldırdım.
“Denersin.”
Gözleri hafifçe daraldı.
Gülümsedi.
“Tamam.”
Bir süre daha oturduk.
Artık ben de rahatlamıştım.
Hatta sohbet ediyordum.
Gülüyorduk.
Ama Yusuf
Sürekli fırsat kolluyordu.
Belli.
Bir anda ayağa kalktı.
“İçecek alacağım,” dedi.
Bana baktı.
“Geliyor musun sevgilim?”
YİNE.
“Yusuf…”
Masadakiler:
“Sevgilim dedi yine!”
Yüzüm yine kızardı.
Ama bu sefer
Gülümsedim.
“Geliyorum,” dedim.
Onunla birlikte kalktım.
Tezgâha doğru yürürken
ona baktım.
“Bilerek yapıyorsun.”
“Evet.”
“Niye?”
“Çünkü böyle daha güzelsin.”

“Sen var ya…” dedim.
“Ne ben?”
“Çok fenasın.”
“Daha başlamadım.”
İçecekleri aldık.
Geri dönerken
bir anda durdu.
Bana döndü.
Bu sefer sesi daha alçaktı.
“Rahatsız oldun mu?”

Bir an durdum.
Gerçekten düşündüm.
Sonra başımı salladım.
“Hayır.”
“Emin misin?”
“Eminim.”
Gülümsedim.
“Seninle olunca… alışıyorum.”
Gözleri yumuşadı.
“Güzel.”
Masaya döndük.
Ama bu sefer…
Ben de oyuna girdim.
“Bu arada,” dedim,
“Yusuf dün annemin yanında da böyleydi.”
Masadakiler:
“Abi annesiyle de tanıştı ha?”
“Ciddi misin?”
Yusuf bana döndü.
“Eftalya…”
Gülümsedim.
“Ne var?”
“İntikam mı bu?”
“Biraz.”
Masadakiler kahkaha attı.
“Abi kız seni yedi.”
“Geçmiş olsun.”
Yusuf başını salladı.
“Tamam,” dedi bana bakarak.
“Şimdi gerçekten başladık.”
Kalbim hızlandı.
Ama bu sefer
Kaçmadım.
Gülümsedim.
“Bekliyorum.”
Ve o an
ikimiz de anladık.
Bu sadece bir buluşma değildi artık.
Bu
Birbirimizi tanıdığımız,
zorladığımız,
yaklaştığımız bir oyundu.
Ve en güzel kısmı?
İkimiz de kaybetmek istemiyorduk. 💕

Yusuf’un söylediklerinden sonra hâlâ biraz toparlanmaya çalışıyordum. Gülüşler yavaş yavaş dinerken Yusuf bir anda ona doğru hafifçe eğildi.

“Sen böyle utanınca…” dedi alçak bir sesle, “daha komik oluyorsun.”

gözlerimi kocaman açtı.“Yusuf, yapma…”

Ama Yusuf’un aklında bu sefer daha büyük bir hamle vardı.

Telefonunu eline aldı, hızlıca bir şey yazdı. Birkaç saniye sonra ortamın diğer ucundan biri seslendi:

“Yusuf! Şu videoyu açsana!”

merakla baktım “Ne videosu?”

Yusuf masaya yaslanıp sırıttı.“Azdan az, çoktan çok gider…”

Videoyu açtıklarında kendi sesimi duydum

“Ya Yusuf saçmalamaaa…”

Donakaldım

“YUSUF?!”

Meğer Yusuf, dün Eftalya’nın cilveli konuşmalarından kısa bir ses kaydı almıştı.Masadakiler bir anda kahkahayı bastı.

“OOO bu ne ya!”“Yusuf bu kız sana baya düşmüş!”“Tekrar aç lan!”

Yüzüm kıpkırmızı olmuştu, elimle kapatmaya çalışıyordum

“Yer yarılsa da girsem…” diye mırıldandım

Yusuf hâlâ gülüyordu ama gözleri bendeydi

Aniden doğruldum Yusuf’a doğru eğildim ve dişlerimin arasından konuştum

“Sen… bittin.”

Yusuf kaşlarını kaldırdı.“Daha bitmedi…”

Bir anda ayağa kalktı.

“Arkadaşlar,” dedi, “Eftalya’nın bir özelliğini daha söyleyeyim mi?”

panikledim“Yusuf sakın—”

“Utandığında kulağı kızarıyor.”

Herkesin bakışı bir anda bana döndü.
"Bakmayın ya" dedim kulaklarımı kapatarak
Ve gerçekten kulaklarım kıpkırmızıydı.

Masada bir anlık sessizlik oldu, sonra kahkaha patladı.

Artık tamamen pes etmiştim Gülmemeye çalıştım ama sonunda kendimde gülmeye başladım

“Tamam,” dedim "tamam… kabul. Çok fenasın.”

Yusuf omuz silkti.“Ben demiştim.”
Ama yusufa kararlı kesin ama birazds utangaç bir şekilde bakıyordum.

“Bunun intikamı…” dedim hafifçe gülerek,“çok kötü olacak.”

Yusuf gülümsedi.

“Bekliyorum.”

Ama içten içe biliyordu…benim bu sefer gerçekten hazırlık yapacagımı

…Gözlerim de farklı bir şey vardı.

Yusuf hâlâ rahat rahat gülüyordu.“Ne oldu? Sessizleştin bir anda…”

derin bir nefes aldım .Sonra yavaşça doğruldum

“Tamam,” dedim sakin bir sesle, “sıra bende.”

Yusuf kaşını kaldırdı.“Cidden mi?”

telefonumu çıkardı.Ekrana birkaç kez dokundu, sonra masanın ortasına koydu.

“Dinleyin bakalım,” dedim nhafif bir gülümsemeyle.

Yusuf’un sesi duyuldu:

“Ya… aslında kötü biri değil ya… biraz tatlı sadece…”

Yusuf bir anda dondu.

“Eftalya… o ne?”

Ama kayıt devam etti:

“Gülünce de… şey… güzel oluyor…”

Masadakiler bir an sessiz kaldı, sonra bir anda kahkaha patladı.

“OOO YUSUF!”“Abi aşık olmuşsun sen!”“Şuna bak şuna!”

Yusuf’un yüzü yavaş yavaş kızarmaya başladı.“Kesin şunu!”

kollarımı bağlayıp keyifle izliyordum “Daha bitmedi…”

Kayıtta Yusuf’un sesi tekrar geldi:

“Ya ama söylemeyin lan… dalga geçerler sonra…”

Masadakiler bu sefer iyice koptu.

“GEÇ KALDIN!”“Zaten geçiyoruz!”

Yusuf yüzünü elleriyle kapattı.“Ben bunu ne zaman söyledim ya…”

Hafifçe eğildim gözlerinin içine bakarak fısıldadım

“Sen farkında değilken…”

Yusuf başını kaldırdı, bu sefer gerçekten utanan oydu.

Geri yaslandım zafer kazanmış gibi gülümsedim

“Nasılmış?” dedim

Yusuf başını iki yana salladı, gülmeden edemiyordu.

“Tamam… kabul. Bu round senin.”

omuz silktim “Ben demiştim.”

Masadaki ortam artık tamamen şakalaşmaya dönmüştü.Ama Yusuf bir an bana baktı

Bu sefer farklı bir şekilde.

“Demek beni böyle dinliyorsun…” dedi hafifçe.

göz kırptım “Belki…”

Yusuf gülümsedi.

“Tamam o zaman… oyun yeni başlıyor.”

Bende gülümsedim

Çünkü ikimizde de biliyorduk.

Masadaki sohbet bir süre daha devam etti. Gülüyorduk, birbirimize takılıyorduk, küçük küçük laf atıyorduk…

Ama zamanın nasıl geçtiğini anlamadım.

“Ben artık kalkıyorum,” dedim, saate bakarak.

Yusuf bana döndü.“Seni bırakayım mı?” dedi.

Kısa bir an düşündüm, sonra başımı salladım.“Olur,” dedim.

Arkadaşları hemen araya girdi:

“Ooo beraber gidiyorlar!”“Yusuf dikkat et, kız seni yine rezil etmesin!”

Yusuf gülerek ayağa kalktı.“Kesin sesinizi ya…” dedi.

Ben de gülüyordum artık, eskisi kadar çekinmiyordum.

Dışarı çıktığımızda hava biraz serinlemişti.Kısa bir sessizlik oldu.

“Bugün…” dedim, “fena değildi.”

Yusuf hafifçe gülümsedi.“Sadece fena değildi mi?” dedi.

Omuz silktim.“Biraz fazla konuştun ama,” dedim.

Başını salladı.“Sen de az değildin,” dedi.

İkimiz de güldük.

Arabaya bindik. Yol boyunca biraz konuştuk, bazen de sustuk ama o sessizlik garip değildi, rahatsız etmiyordu.

Evin önüne geldiğimizde Yusuf arabayı durdurdu.

Kemerimi çözdüm, kapıyı açmadan önce durdum.

“Yarın…” dedim, “yine görüşür müyüz?”

Bana baktı.“Bakarız,” dedi.

Gözlerimi kıstım.“Bakarız ne demek?” dedim.

Hafifçe sırıttı.“Belki,” dedi.

Gülerek başımı salladım.“Tamam… görüşürüz o zaman,” dedim.

Kapıyı açıp indim.

Kapıyı kapatmadan önce tekrar eğildim.“Ve Yusuf…” dedim.

“Hmm?” dedi.

“Bugünkü hesabı kapatmadım,” dedim.

Kaşını kaldırdı.“Ben de,” dedi.

Gülümseyip kapıyı kapattım ve eve doğru yürüdüm.

Yusuf’un hâlâ bana baktığını hissediyordum.

Gece odamdaydım.

Ama aklım hâlâ ondadaydı.

Ve içimden bir şey diyordu:

Bu hikâye…asıl şimdi başlıyor.