5. bölüm / 17
𝑆𝑜𝑦𝑢𝑛𝑚𝑎 𝑂𝑑𝑎𝑠ı5. Bölüm
Bölümler 17Şu an: 5. Bölüm
- 1 Tanıtım18 kelime
- 2 1.bölüm653 kelime
- 3 3. Bölüm863 kelime
- 4 4. Bölüm685 kelime
- 5 5. Bölüm1.220 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6.Bölüm1.089 kelime
- 7 7. Bölüm1.079 kelime
- 8 8. Bölüm1.193 kelime
- 9 Duyuru19 kelime
- 10 9. Bölüm1.000 kelime
- 11 10. Bölüm2.134 kelime
- 12 .11 kelime
- 13 ..6 kelime
- 14 11. Bölüm1.627 kelime
- 15 12. Bölüm2.236 kelime
- 16 13. Bölüm2.236 kelime
- 17 14. Bölüm863 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece boyunca aklım Yusuf’taydı.Ege gitmişti ama söyledikleri hâlâ kulaklarımdaydı. “Pek öyle bakmıyor ama…” demişti. Haklı mıydı? Yusuf’un bakışları… davranışları… hepsi kafamı karıştırıyordu.Ama en çok da gitmesi.İçimde garip bir eksiklik vardı.Sabah uyandığımda ilk işim telefonuma bakmak oldu.
Saçmaydı, biliyorum. Neden yazsındı ki? Ama yine de bakıyordum.Hiç mesaj yoktu.İçimi hafif bir hayal kırıklığı kapladı.Antrenmana gitmem gerekiyordu ama ayağım hâlâ ağrıyordu.
Yine de evde kalmak istemedim. Onu görme ihtimali bile içimde bir heyecan oluşturuyordu.Sahaya vardığımda kalbim hızlanmaya başladı.
Etrafı gözlerimle taradım.Ve onu gördüm.Yusuf kenarda arkadaşlarıyla konuşuyordu. Gülüyordu… ama beni fark ettiği an yüzündeki ifade değişti. Gülümsemesi kayboldu.İçim sıkıştı.Yavaşça yanına doğru yürüdüm.
Ayağım hâlâ sızlıyordu ama umursamadım.“Yusuf,” dedim.Bana baktı ama bu sefer mesafeliydi. “İyi misin?”Sesi düzdü. Ne sıcak ne soğuk… ama yabancı gibiydi.“İyiyim” dedim. “Dün için…”Cümlemi tamamlayamadım.“Gerek yok” dedi kısa bir şekilde.Kaşlarım çatıldı. “Ne gerek yok?”“Teşekkür falan. Dün zaten ettin.”Sustu.Bu böyle olmayacaktı.“Yusuf, neden böyle davranıyorsun?” dedim sonunda.Gözlerini kaçırdı. “Nasıl davranıyorum?” “Bilmiyorum… garipsin işte.”Bir an sustu. Sonra derin bir nefes aldı.“Senin yanında biri vardı zaten,” dedi. “Benim kalmama gerek yoktu.”İçimde bir şey kıpırdadı.“Ege’den mi bahsediyorsun?”Cevap vermedi ama bu bile yeterliydi.İstemsizce hafifçe gülümsedim.“Yani… kıskandın mı?”Gözleri bir anda bana döndü. “Saçmalama.”Ama verdiği tepki… cevaptan daha açıktı.Bir adım yaklaştım. “Kıskandın,” dedim bu sefer daha emin.“Eftalya—” dedi ama cümlesini tamamlayamadı.Tam o anda ayağım kaydı. Dengeyi kaybettim.Yusuf refleksle beni tuttu.Ellerinden biri kolumdaydı… diğeri belimde.Bir an donup kaldık.Yüzüm ona çok yakındı.
Nefesini hissedebiliyordum
.Kalbim deli gibi atıyordu.Göz göze geldik.Bu sefer bakışlarını kaçırmadı.Aksine… daha da yaklaştı.“Dikkat etsene,” dedi ama sesi beklediğimden daha yumuşaktı.
Elini çekmedi.Ben de çekilmedim.O an… zaman durmuş gibiydi.“Bırakabilirsin,” dedim fısıltıyla ama içten içe bırakmasını istemiyordum.Hafifçe gülümsedi. “Emin misin?”Cevap veremedim.Bir süre daha öyle kaldık.Sonra yavaşça beni bıraktı ama eli hâlâ bileğimin üzerindeydi. Parmakları tenime değiyordu… ve bu küçücük temas bile içimde bir sıcaklık yayıyordu.“Özür dilerim,” dedi aniden.Şaşırdım. “Neden?” “Dün… öyle gitmemeliydim.”Gözlerim yumuşadı.“Ben de söylemeliydim kalmanı istediğimi,” dedim.Kısa bir sessizlik oldu.Sonra hafifçe güldü.“Demek istiyordun yani?”Başımı eğdim. “Belki…”Gülümsedi.Bu sefer gerçekten.Ve o an anladım…Aramızdaki o tuhaf gerginlik gitmişti.Yerine daha farklı bir şey gelmişti.Daha sıcak… daha gerçek.“Barıştık mı?” dedi elini hafifçe uzatarak.Eline baktım. Sonra ona.Gülümsedim.“El sıkışarak mı?” dedim.“İstersen başka bir yöntem de bulabiliriz,” dedi sırıtarak.Gözlerimi devirdim ama gülüyordum.Elini tuttum.“Barıştık.”Ama içimden bir ses diyordu ki…Bu sadece bir barışma değildi.Bu… daha büyük bir şeyin başlangıcıydı.
Elini tuttum.
“Barıştık.”
Ama elim onun elindeyken çekmek istemedim. O da bırakmadı zaten. Parmaklarımız birbirine değiyordu… sanki bu temas fazla kısa sürerse bir şeyler eksik kalacakmış gibi.
Yusuf bir adım daha yaklaştı.
Kalbim hızlandı.
“Eftalya…” dedi adımı bu sefer daha yavaş, daha dikkatli söyleyerek.
Gözlerimi kaldırıp ona baktım. Aramızdaki mesafe neredeyse yok olmuştu.
“Dün seni öyle bırakmak istemedim,” dedi. “Ama… seni onla görünce…”
Cümlesini tamamlayamadı.
Ama anlamıştım.
“Benim için önemli değildi,” dedim yumuşak bir sesle. “Yani… Ege.”
Gözleri bir anlığına yüzümde gezindi. Sanki doğruyu söyleyip söylemediğimi anlamaya çalışıyordu.
“Peki ben?” diye sordu aniden.
Bu soru…
Hazır değildim.
Ama kalbim cevabı çoktan vermişti.
“Sen…” dedim, sesim neredeyse fısıltıya dönmüştü. “Farklısın.”
Bu kelime bile yetmişti.
Yusuf’un bakışları değişti. Daha derin… daha yoğun bir hal aldı.
Elimi biraz daha sıkıca tuttu.
Diğer eli yavaşça yüzüme yaklaştı. Parmakları yanağıma değdiğinde içimden bir ürperti geçti. Bu his… daha önce hiç yaşamadığım bir şeydi.
Kaçmadım.
Aksine… olduğum yerde kaldım.
Nefeslerimiz birbirine karışıyordu artık.
“Kaçmıyorsun” dedi hafifçe.
Başımı çok az salladım. “İstemiyorum.”
Bu cümle aramızdaki son mesafeyi de yok etti.
Yusuf biraz daha eğildi.
Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki duyulacak sanıyordum.
Gözlerimi kapatmadım.
Son ana kadar ona baktım.
Ve sonra
Dudakları dudaklarıma değdi.
Yumuşak ama o kadar yumuşak ki ikimizde dudaklarımızın birnirine değdiğini anlamadı her şeyi değiştiren bir temas.
Zaman bir anlığına durdu sanki.
Geri çekildiğinde nefesim kesilmişti.
Gözlerim hâlâ onun gözlerindeydi.
Ne diyeceğimi bilmiyordum.
Ama söylemem de gerekmiyordu.
Çünkü o an… her şey zaten belliydi.
Yusuf alnını hafifçe benimkine yasladı.
“Sanırım…” dedi kısık bir sesle “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”
Gülümsedim.
“Zaten olmamalıydı” dedim.
Bu sefer o gülümsedi.
Ve elimi bırakmadı.
Elimi cektiğimde " eftalya eve gitmeden once soyunma odasının önünde seni bekliyicem" dedi gülümseyerek" tamamm gelirim görüşürüz" dedim gitmek istemessmde " görüşürüz" dedi sıcak bi tebesümlle.
Antreman bitmişti üstümü giyinmeye soyunma odasına gidicektim kapının önünde yusufu gördüm. Arkası dönük duruyordu minik minik adım atarak ellerimi yusufun gözlerine götürüp " bil bakalım ben kimin " dedim " hmm ecrin ela.. pekii eylül?" Dedi bu isimleri duyunca hayal kırıklığına uğramıştım ve üzülmüştüm.
Ellerimi yusufun gözünden çektim, onu ittirip soyunma odasına girdim ve kapıyı yüzüne kapattım. " Eftalya eftalya ya valla şaka yaptım eftalya" dedi " istemiyorum seni git" dedim ve sustum. Birşey dememişti bende o ara üstümü değiştirmiştim.
Kapıyı açtım karşıdaki bankta uyuyan yusufu gördüm. Onu öyle görünce sanki karşımda bi çocuk uyuyomuş gibi gülümseyerek yanına oturdum.
Elimi kafasına koyup saçlarıyla oynamaya başladım aradan biraz zaman geçti ben hala saçlarıyla oynuyordum .
Yüzüne eğilip yanağına öpücük kondurucaktın ki tamda öpecekken yusuf uyanmıştı "ee şey" diyip çıkışa doğru hızlı adımlarla yürümeye başladım çok utanmıştım yanaklarım hemen kızarmaya başlamıştım arkama baktığımda yusuf koşuyordu gülmeye başlamıştım " ya gelme ya" diye söyleniyodum " niye yoksa öpmek istemiyormusun? Ben öyle düşünmüyorumda" dedi. Cevap vermedim sonunda çıkışa gelmiştim.
Arkamı dönüp yusufa baktım ama onu göremedim merak edip geri döndüm. Yürümeye başlamıştım etrafa bakarak tam vaz geçip gidecekken yusuf tuvalletten çıkıp beni tuvalete soktu.
Duvarla kendi arasına almıştı kalbim çıkacak gibiydi " y-yusuf" diye kekeledim "eftalyacım" dedi sırıtarak. " Ben uyurken saçımla oynamak ve öpmeye çalışmak ha?" Dedi dahada yaklaşarak " bi anlık oldu sadece " dedim kendimi itmeye çalışarak " Öyle miymiş" diye konuşmaya başladı. Dudağıma yaklaşmaya çalışıyordu en sonda kendime yenilip yusufun dudağına yapışmıştım o da ellerini yüzüme koyarak karşılık veriyordu. 3 dakika boyunca aralıksız öpüştük. Dudaklarından ayrılıp " özür dilerim kendimi tutamadım" dedim yüzüne bakamayarak.
Yusuf cevap vermedi kolumdan çekip dışarı çıkardı. Motorunun yanına getirdi yedek kaskı kafama narince takıyordu. Kaskı taktıktan sonra dudaklarıma yakınlaşmaya başladı ama daha fazla yakınlaşırken oflayarak elini gözüne koyarak sildi arkasını dönüp motoru işaret etti. Kafamı sallayıp motora bindim
. " Tutun tamam mı" dedi motora binerek " tamam" dedim motoru çalıştırmaya başlamıştı yolda bir anda arkasını döndüğünde ona tutunmadığımı fark ettiğinde son hızda devam etti. O an o kadar sarsılmıştım ki tutunabildiğim kadar sıkı tutun muştum ona"
Eve gelmiştik motordan inip kaskı verdim " tekrardan özür dilerim" dedim üzgünce " dilemene gerek yok ikimizde bundan zevk aldık" dedi ciddi bir şekilde "ama hayır-" dicekken elini dudağımın üstüne koyup" itiraz istemiyorum" diyip yanağımdan makas aldı.
Mutlu olmuştum elimi yanağıma koymuştum.
" Ee hanım efendi numaranızı vermicekmisiniz artık " dedi gözünü kırparak. " Tamam veriyim barii" dedim ve elimi uzatarak telefonunu istedim "buyrun" dedi telefonu uzatarak halletmiştim artık evimize dağılma zamanı gelmişti "neyse yarın görüşürüz kendine iyi baak seni seviyorumm" diyip kaçıcakken kolumdan tutup " bende seni seviyorum prenses" dedi ve kolumu bıraktı.
Tam kapıyı çalıcakken annem kapıyı değişik bir yüz ifadesiyle açtı " eftalya kızım kapıdaki o çoçuk kimdi" dedi. Olamaz annem yusufu görmüştü "sadece arkadaşım anne" dedim gözlerimi kaçırarak annem salonu işaret ederek salona geçti.
Bende onun arkasından odaya geçtim "bak kızım benden hiç birşey saklama utanma olur mu? Sen artık duygular hissedebilcek yaşdasın ve birisine karşı duygular beslemene asla kızmam ama bunu benden saklarsan çok kızarım" dedi bana sarılarak " anne..." " anne seviyorum onu" dedim ağlayarak " e kızım neden ağlıyorsun" dedi şaşkın bir şekilde " ya beni sevmiyorsa" dedim ağlamaya devam ederek " dışardan hiç öyle gözükmüyor" dedi beni mutlu etmeye çalışarak " gerçekten mi " "gerçekten" dedi " teşekkur ederim anne hep yanımdasın" ddedim sar8larak " güzel kızım..." Diyerek kafamı okşadı
Okadar yazıyorum bi yorum bi begeni ya 😭
