Şehre Dönüş

Vaveyla Yazarı: Afzal Per

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: Şehre Dönüş

O kadar uzun zamandır düşünmüyordu ki oraları, o insanları, bu yolculuk her şeyi hatırlamasına, belki de olmamış gibi davrandığı tüm yaşananların öyle ya da böyle yaşandığı gerçeğini getiriyordu Sarenur'un aklına.

Daha dün restoranın mutfağında tüm düzeni oluşturdum sonunda önümde hiç bir büyük iş kalmadı diye kendini rahatlıyordu. Şimdi bir uçağın içinde binlerce kilometre uzağa annesinden kalan koca bir hanın meseleleriyle ilgilenmeye gidiyordu. Hiç de gitmek istememesine rağmen.... Gariptir ki pek gergin de sayılmazdı, içinde gerginlikten ziyada bu şehri düşündükçe alevlenen bir hınç vardı. Varlıklarını, zihninde yokluğa eşitlediği o insanların şehrine gittiğinde, kan bağının anlamsızlığını kalbine kazıyan insanlarla karşılaşmak istemiyordu sadece. Kendinden emin değildi, seneler öncesinde kendini bu insanlardan korumak için yeterince güçlü değildi ama şimdi ise her şey farklıydı. Bastırdığı hıncına kapılmaktan korkuyordu, bu korkusunu gerçeğe dönüştürmeden ve hiçbir işi uzatmadan dönmek şimdilik tek isteğiydi. Hiç bir bela yaşamadan işlerini halledip restoranına, ABD'ye dönecekti. Bu düşünce yığınının arasında, aklına "onunla" karşılaşırsa ne yapacağını bilmediği geldi. Bu düşünce ruhunu sanki bir şişeye sıkıştırıyor da nefesinin kesilmesine neden oluyordu. Bunları düşünmemek için gökyüzünü seyretmeye yöneldi.

Uçak penceresinden dışarıyı seyre dalmış bu genç kadının açık kahve saçlarından bir kaç zülüf beyaz tenine dökülmüştü, saatlerdir süren yolculuktan saçları da payını almıştı. Omuzlarının biraz altında biten dalgalı açık kahve saçlı, kehribar rengi hafif çekik gözlü bu kadın, içindeki karmaşanın aksine, gökyüzünü seyrederken insana öyle güzel ve huzurlu bir manzara veriyordu ki onun öznesi olarak yarattığı bu manzarayı kimsenin görmemesi israftı. İnce nazik bedeni koltukta, her an kalkacakmış edasıyla oturuyordu. Bu hali huzursuzluğunu da hafiften ele veriyordu. İnce parmaklarını birbirine kenetlemiş, sağ elinin kenarındaki eski yarasını sol baş parmağıylada okşuyordu. Bu yaraya her dokunduğunda kaosa dahada yaklaştığının gerçeğiyle yüzleşiyor ama dışarıyı seyretmeye devam ederken huzursuzluğu yorgunluğunda verdiği bir rehavetle yer değiştiriyor, yolculuk saatleri tükeniyordu.

Uçaktan, iniş için kemerlerin takılması anonsu geldiğinde ise göğsündeki bir başka yara izinin üzerinde gezdiriyordu sol elinin parmaklarını. Anonsla ellerine yükelenne br komutmuş gibi kemerini takmaya koyuldu. Sarenur da kemerini takarken dönüş sırasında İstanbul aktarmasından önce annesinin mezarına gidip gidemeyeceğini hesaplıyordu, tabi önce gitmeden Van'a da uğraması, anneannesinin evine de gitmeliydi. Tüm bu dönüş planını daha inmeden kafasında kurmak, kendini bir şeylerden uzaklaştırmak, zihnini boşaltmak için fark etmeden oluşturduğu bir yöntemdi. Geçmişin yükünü dönüş sırasında uğrayacağı yerleri düşünerek atlatmaya çalışıyor istanbul aktarmasında da balık yemeye dahi gidebileceğinin hesabını yapıyordu bir anlığına. Kendince bu lanet yerdeki işlerini çözüp siktir olup gitmenin peşinde olduğunu, dönerken bir güzel balık yiyebilir ise başka hiçbir şeye gerek olmadığını söylüyordu.

Rehabilitesi zor şeyler yaşamış bu genç kadının yüzüne bakan herkes gayet sağlıklı ve taze bir yüzle karşılaşırdı, kehribar rengi alımlı gözlerine doğrudan bakmak gerçekten cesaret isterdi ama o gözlere gerçekten bakan, kalbi taşlaşmamış her gerçek insan, içten içe acı çeken yalnız bir ruhun izlerini görebilirdi. Neyse ki yıllardır yaşadığı yerde bunu fark edecek hassasiyette ve kültürde kimse yoktu ama artık memleketindeki insanların arasındaydı, an itibariyle şehre inmişti. Bundan sonrasında hiç fire vermeden devam etmeliydi. İndiğinde içine çektiği ilk nefeste kabul etmek istemese de tanıdık kokuları almanın hazzını yaşadı. Yıllarını mutfağa adamış gelecek vaat eden bu genç şefin kokulara hassasiyet tabiki olağan bir durumdu, aldığı bu haz gözle görülemeyecek kadar kısa ve anlıktı. Uçaktan indiği ve asla dönmeyeceğini düşündü yerdeydi artık, geri dönüş yoktu. Ona söylendiği gibi artık kaçmanın faydası da yoktu, köklerini kabul etmeden yoluna bakmak imkansızdı. Onu karşılayacak arkadaşının bekleyeceği karşılama tarafına doğru yürümeye başladı.

Havaalanına indiğinde Sarenur'un buradaki işlerini ayarlayan avukatı Tarık onu karşıladı. Tarık'ın bu şehrin kavurucu güneşinden mi yoksa doğuştan mı olduğu bilinmeyen açık kumral saçları vardı, parlak ela gözlü, bakınca insana huzur verici ifadesi olan güzel bir adamdı. Sesi mesleğinin tüm ciddiyetinin yükün üzerine almaya kararlı, tok bir yapıdaydı. Sarenur ilk tanıştıklarında böyle sesli bir adamin küçüklüğü nasıldır ya diye dusunmeden edememişti. Tanışalı beş altı seneye yaklaşmıştır. Tarık yaşına göre fazlasıyla tecrübeli bir avukattı, erkenden mesleğe atılmıştı. Şehir dışında hukuk fakültesini bitirip işini yapmak için memleketini tercih etmişti. Kurum ve şirketlere hizmet veren bir bürosu vardı ailesinin, baba mesleğini devam ettirenlerden yani.

Yıllardır tanışan bu ikili artık sadece işten de bağımsız olarak konuşup sohbetler edebilen iki arkadaşa dönüştüler yıllar içinde. Tarık'ın havaalanında Sarenur'u fark eder etmez elini sallaması ve Sarenur'un hemen onu görüpte ona yönelmesi bir oldu. Tarık ona sarılırken daha, "Hosgeldin, nasıldı yolculuk?" diye sordu hemen. Sarenur'un elindeki valize yönelirken, "Hoşbuldum, ne olsun uzun bi yolculuktu, uyuyamadım pek, yoruldum da" diye karşılık aldı. Ardından direkt çıkışa oradan da Tarık'ın arabasına yöneldiler yürürken iki arkadaşın olağan sohbetleri devam etti, hâl hatır sormalar falan derken arabaya kadar geldiler. Sarenur buraya tatile gelmediği için çokta turistik işlerle meşgul değildi. Tarık da bunun farkındaydı çünkü mülk sahibi olan, vekaletini aldığı Sarenur'u han konusundaki işleri çözemediği için çağırmıştı. Tarık Sarenur'a arabaya binmesi için yol verdiği sırada "otele bırakayım seni, dinlen. Akşama yemek için alırım yine otelden, yarın bakarız hanın durumlarına, bugün hiç hırpalama kendini" dedi. Sarenur, "emin değilim bugün halledemeyiz biliyorum ama yarın da uzayacaksa bugünden girelim konulara diyordum, hem sen bana konuyla ilgili tüm bu ödemelerin belgeleriydi falan bir kopyasını versen, akşama onları incelersem diyordum" dedi, erkenden gitmenin derdindeydi. Sarenur'un bu cevabı üzerine Tarık ısrar etmeye başladı. Gerçekten tanıştırmak istediği nişanlısı hakkında bahsederken iyice parlayan gözleri Sarenur'un vicdanına oynuyordu sanki. Nişan törenlerine de gelmemiş tebrik hediyesi göndermişti sadece. Ayrıca kızla da tanışmak istiyordu bir yandan, buraya kadar gelip görüşmemek baya bir kabalıktı. Üstelik bu toprakların bitki örtüsü misafirperverliğe bu kadar kayıtsız kalmak da ayrıca ayıptı. Tüm bunlardan sebep ve Tarık'ın gönlünü kırmamak için akşama görüşmeye sözleştiler.

Sarenur'un kalacağı otele geçerken gördüğü şehir hem hatıralarındaki gibiydi hem de değildi. Kendisiyle beraber şehirde değişmişti ancak yeni binaların yarattığı değişiklik yerli yerinde ki şehrin siluetine fark katmıştı sadece. Şehir özünden giden bir şey olmadığını bu genç kadına sezdiriyordu. Tüm o güzel ve kötü hatırlar dönüyordu kafasının içinde ama artık bunları göz ardı ediyor, sildiği ailesini bu şehrin sokaklarında hâlâ varlıklarını sürdürüyor olması sadece garip geliyordu. Yıllar önce lanetler okuyarak aklından sildiği bu insanları bundan sonra burun buruna gelecek pek çok şey yaşanacağını hiç hesaplamamıştı.

Otele vardığında Tarık'la akşam için sözleşip ayrıldılar, odasına çıktığında bir iki telefon görüşmesi yaptı, restoranlarda işlerin nasıl olduğunu, sorun çıkan bir durum olup olmadığını sorup mevcut haberleri aldı. Ardından büyük dayısını aradı, vardığını, otele geçtiğini yarın hanın durumuyla ilgileneceğini söyledi, büyük dayısının ona açtığı kanat olmasa bugün olduğu kadın olmayı bırak hayatta dahi olmayabilirdi. Sarenur buraya gelirken onunla uzun uzun konuşmuş tüm bu hengameyi kendisinin ülkeye dönmeden halledilmesinin mümkün olup olamayacağını sormuştu, her defasında gelmemek için diretti ise de en nihayetinde buradaydı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.