İkinci ama İlk Karşılaşma...

Vaveyla Yazarı: Afzal Per

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: İkinci ama İlk Karşılaşma...

Buraya geleli daha iki gün olmuştu ve "kendimi nezarethanede bulacak kadar ne yapmıştım ki" diye düşünüyordu. Buralar gerçekten bu kızı zorluyordu. Bu hali Sarenur'a bu şehre ilk geldiği günü hatırlattı. Her ne kadar yokmuş gibi davransa da buralar hayatının önemli bir parçasını oluşturan anılar ile doluydu. O zaman da geldiği ilk günün akşamında karakolluk olmuştu. Onaltı yaşında ürkmüş bir kızın yardımına yetişen o delikanlı olmasaydı belkide şimdi bambaşka bir hayatın içinde olacaktı. Bu karşılaşmayla gelişen ne varsa... İyi ya da kötü oldu denemez ancak kader böyleymiş, diye teselli verilebilirdi.

Sarenur nezarethane de tek başınaydı, öyle filmlerde gördüğü gibi bir iki kişi daha olur diye düşünmüştü ama yoktu. Şehrin suç oranı düşük herhalde diye boş boş düşünceler geçiyor aklından ama sonra bu çıkarımından da vazgeçmişti. "Tükürdüğümün yerinde anca bana yetti güçleri" diyordu. "Bi' tarafları o potansiyel magandaları yakalayacak kadar sıksaydı ooo..." neyseki bu boş düşünceler bulutunun arasından başka sesler Sarenur'u gerçeğe dönderdi. Nezarethanenin bulunduğu katta giriş kapısının yanındaki polis masasının oradan bazı sesler geliyordu. Anlamlı cümleler oluşturacak kadar duyulmuyordu. Neyse nezarethanede 3 duvarına dayalı oturaklardan ortadakine oturdu. Avukatı Tarık gelince çıkacağını düşünüp biraz sakinledi ufaktan. Ardından kalkıp Amerika'dan aldığı bu bej takım elbisesinin ceketini çıkartıp oturduğu bankın üzerine düzgünce bıraktı ceketine bakıp bu takımı alırken burada, bu durumda görmekten yaşadığı kalp ağrısı ve asabiyet üç saniye önce edindiği sakinliğini yerinden etti. Tekrar ayağa kalkıp volta atmaya başladı. Kendi kendine mırıldanarak hayali bir tartışmaya devam ediyordu. Akşam olmuş artık buradan çıkıp otele geçmek tek isteğiydi geceyi burada geçirmesi kabul edilemezdi. nezarethanede mırıltılı söylenmeleri havaya karışıyordu.

"Yani utanmadan çökmüşsün hana, ne halt yediğiniz belli değil mülkümde, tabi arbede çıkartırım laf anlamaz dangalak ya....

Ya pisliğe bak sen kim bilir neyin hesabındalar, beni buraya sürüklediler, leş gibi her yer ... "

Sarenur bu cümlelerin odağında dönüp dururken girişteki polis masasının oradan farklı sesler çıkmaya başladı. Sarenur kendi monoloğu ile ilgilenirken bu sesleri duyamadı.

... Sarenur Agir için geldiniz doğru mu avukat bey?...

Tam olarak bu cümleyi bi' anladı az buçuk ve Tarık'ın geldiğini anlayıp ceketine yöneldi. O sırada parmaklıkların oraya kadar gelen ayak sesleri biterken Sarenur ceketini alıp giymeye koyuluyordu.

-Tarık gerçekten çok özür dilerim ben böyle olacağını..

Sözünü tamamlayamadan karşısındakinin Tarık olmadığını gördü. Şok olmuştu, kilitlenip kalmıştı resmen, bu bir kaç saniyelik şok anında Sarenur'un ağzından "Ferzan" ismi dökülmüştü.

Bu ismi söylemek, böyle bir çırpıda, kaç yıldır zikretmediği bu isim şimdi anında birden ne kadar da kolay çıkıvermişti dudaklarından...

Kitlenip kalmıştı sanki, bu şok etkisi polis memurunun kapıyı açıp "çıkabilirsin" diye Sarenur'u dışarıya yönlendirmesiyle etkisini bir nebze azaltmıştı. Gerçektende karşısındaki kişi Ferzan'dı. Yıllar öncesinden çok farklı görünüyordu ama oydu. Tek değişmeyen şey Sarenur ile aralarındaki boy farklıydı. Fezan siyah takım elbisenin içinde hiç sırıtmıyor, sanki hep böyleymiş gibi tüm heybetiyle karşısında gerçek bir adam olarak duruyordu. Sarenur'un onu böyle göreceği hiç aklına gelmezdi. Ne var ki yıllar kendisini değiştirdiği kadar Ferzan'ı da değiştirmişti. Delikanlılıktan artık adam unvanı verecek şekilde sakallı yüzü ve düzgün şekillendirilmiş subay tıraşlı saçlarıyla, veda ederken bıraktığı kumral masum bakışlı, uçarı genç delikanlıdan eser kalmamıştı sanki. Şimdi baktığı gözler masum bir kahvelikten keskin bir bakışla çevrili koyu kahve bir hal almıştı. Sarenur bu şaşkınlıkları yaşarken Ferzan'da değişmeyen asıl şey uzun boyu değil, ona karşı olan hisleriydi. Keskin bakışlı bu gözler her bakışında eriyip biter vaziyette Sarenur'un kehribar gözlerine kitlenirdi. Yine öyle bakabilmeyi öyle can feda edecek kadar isterdi, ki artık buna bile hakkı olmadığını düşündüğünden kendisini içten içe hırpalar şekilde dizginleyen bir ifade takınmak zorundaydı. Ferzan Alandağ'ın tüm şehirde cevabını veremeyeceği bir sorgu sual yoktu ama şimdi, karşısındaki kıza bakışlarının bile hesabını veremeyecek bir avukat olarak Sarenur'un karşısındaydı. Komiserin odasına yürürken Sarenur'a doğru hafif kafasını eğip ilk resmi konuşmalarını başlattı. Yarı çekingen ama içten bir sesle " İyi misin Sare dedi ?"
Bi' an durdu Sare, o durunca Ferzan'da durup ona döndü birşey mi var der gibi bakarak, Sare başını kaldırıp Ferzan'ın gözlerine bakıp, "iyiyim ama..." dedi, "ama ne, bir sorunun mu var, ne oldu?" diye karşılık aldı Ferzan'dan sesinde endişe vardı.

Sare cümlesini tamamlamak istesede Ferzan'ın yüzüne baktığı şu saniyeler içinde kafasının içinde o kadar çok Ferzan'ın Sare deyişleri vardı ki, ona "Sare" denmeyeli kaç yıl geçmişti hesaplayamıyordu o an. Şimdi sadece cevap vermesi gerekiyordu ama.... ama... ama neydi ki ve birden, "ama neden sen geldin?" dedi bir çırpıda.Ferzan tebessüm etti buna karşılık, ufak bir sitem ifadesi vardı bu tebessümün içinde ve "karakoldan çıkalım açıklarım" dedi, "Tarık'a ulaşamadık". yürümeye devam ettiler.

Ferzan'ın gözlerinde bir hüzün belirmişti karşılaşmalarının ilk dakikasında. Eşlik eden memur, komiserin odasına yönlendirmesiyle bu iki eski aşık odadan içeri yürümeye devam ettiler. Onca sene yaşanan acı ayrılıktan sonra sanki normalmiş gibi yan yana yürümek bile Sare'ye müthiş bir acı veriyor, etrafındaki hava bile ateşe dönmüşte her yerini yakıyordu sanki. Öte yandan Ferzan Sare'nin yaşadığı şok dalgasını bir kaç saat önce yaşadığından şuan dalgaları dinmiş olsa da, onu hâlâ sarsan bir fırtınaya daldırmıştı yüreğin, dışarıdan belli olmasa da bu iki sahtekardan biri yanıyor biri de boğuluyordu ama gerçek hayat şuan yüzleşmelerini bekleyecek kadar anlayışlı değildi.

Sare'nin hâlâ Ferzan'la karşılaşmanın şaşkınlığıyla komiserin odasına nasıl geldiklerini bile anlayamadı. Komiser tekrar neler olduğunu anlatmasını talep ettiğinde tüm olayı anlatı Sare, Ferzan'da müvekkili olan Sare ile iki satır konuştuktan sonra böyle bir durumda Sare'yi müvekkili olarak bir başkasına karşı temsil etmekten dolayı garip hissetti, neyseki konu salıverme ve hukuki takiple devam edecek şekilde neticeye bağlanacaktı.

Karakoldan çıkışı nasıl yaptığını, ifadesinde tam ne dediğini net hatırlamıyordu, neyi imzaladığını gözü dahi görmedi, ifade sonucunda onunla konuşan memurun, komiserin neler dediğini uzaktan bir uğultudan başka birşey değildi onun için. Ferzan'ın onlar ile konuşmasını duyuyordu ama anlayamıyordu. En nihayetinde çıkış tamamlandı. Sare dışarı attı sonunda kendini, onu çıkartan son dakika avukatı Ferzan da peşi sıra arkasından geldi.

Karakolun önünde iki kişi karşı karşıya duruyorlardı artık. Sessizliği Ferzan bozacaktı ancak bu birkaç saniye içinde Ferzan da geçmişin kötü hatıralarını yüzüne vuran o "neden" sorusuna cevap vermesi gerekiyordu önce. Ama Sare'ye ne demeliydi, nasıl başlamalıydı, hoşgeldin diyecek kadar dangalak bir giriş yapamazdı.Ne var ki yıllardır o yüzü görmemişti, keşke özlemini dile getirebilseydi. "Eski okul arkadaşıydı da tatile mi gelmişti mal Ferzan, kiz nezarethaneden şimdi çıktı, içeride havalar nasıl de istersen" diye içinden kendine kızıyordu, neyse kafasında bunları döndürürken birden, "Bunca sene sonra seni yine tekrar aynı nezarethanede karşılaşmak... Kırk yıl düşünsem aynı şekilde ilk konuşmamızın karakolda olacağını tahmin edemezdim" dedi. Sare utançla hüzün arasında bir ifadeyle cevap verdi, "Bende bunu tahmin etmezdim hiç, burada bi bana yer yok, ondan sanırım."

Ferzan buna katılmasa da onaylamaya yakın bir baş hareketiyle karşılık verdi. Etrafa bakınıp gözlerini Sare'ye çevirdiğinde Sare'nin neden geldin sorusuna açıklamalı cevabını vermek için lafa girdi.
Tarık'ın babasıyla bir görüşmesi olduğunu Tarık'ın önemli bir müvekkilinin nezarethanede olduğunu ve acil karakola gidilmesi gerektiği haberinin geldiğini ancak ofiste, bir iki stajyer dışında yardımcı olabilecek herkesin uzak bölgelerde olduğunu görünce, Tarık ve ailesiyle eski hukukları olduğunu ve bundan sebep yardımcı olmak istediğini söyledi.
Konuşurken Sare'nin ona inanması için ayrıca bir çaba sarf ediyordu, dürüst davrandığını bir oyun oynamadığı, karşılaşmalarının tamamen tesadüf olduğunu anlamasını istiyordu ve devam etti, "Yola çıktım, bilgiler paylaşılınca bende senin beni gördüğün haldeki gibi afalladım mesajı üç kere kontrol ettim, yazan Sarenur Agir sen misin diye, Sare...
Senmişsin meğer, gerçekten bir tesadüftü"dedi.

Tüm bunları söylerken yolda gelene kadar Tarık'a kendisine Sare'nin müvekkili olduğundan ona hiç bahsetmemesinden sebep dümdüz sayıp sövdüğünü, Sare'yi tekrar görebilecek olmanın garip heyecanıyla kaç hız ihlali yaptığından ve tüm o özleminin gözlerini yaşla dolduracak kadar yoğun olduğunu, umutsuzca hâlâ içine aşkının yeşerdiğinden söz etmedi.

Sare bu açıklamaya karşılık ne demeliydi son görüştüklerine ona söylediği tüm sözlerin üstüne şimdi teşekkür etmek... Ferzan'ın içinden düşündüğü dangalakça lafları dizisini Sare de sarf etmek istemiyordu besbelli. Anlıyorum şeklinde tüm bunlara karşılık başın sallayıp etrafa bakınıyordu. Biraz daha böyle karşılıklı dururlarsa ruhuna çöken ağırlığın altında kalacaktı sanki Sare.
Ferzan'ın gözlerine bakmamak için fazla çaba harcadığı fark edip daha doğal bir oyunculuk sergilemesi gerektiğini anladı. " O zaman ben gerisini Tarık'la çözerim, sana da zahmet oldu teşekkür ederim, ne denir böyle bir durumda bende bilemedim ama gerçekten çok teşekkür ederim." dedi.

Yıllar öncesinde kendine en yakın olanın şimdi bu kadar uzak olmasına karşı söyleyebilecek bir açıklaması veya başka bir lafı yoktu Sare'nin. Aslında konuşacak tonlarca mesele vardı ancak bu konuşma gerçekleşirse ikisininde geçmişin altında kalmadan, konuşmaya sağ kalarak devam edemeyeceklerinden emindi. Sare nasıl hissettiğini veya nasıl hissetmesi gerektiğini bile çözemiyordu. Aynı yaraları tekrar açmamak için "Nasılsın?" veya "Fakülteye dönüp okulu bitirmişsin. Buna sevindim" demek şöyle dursun, Ferzan'ın mezuniyet törenini Amerika'da sabahın beşinde bir telefon ekranından ağlayarak izlediği gerçeği gözünün önüne geldi ve sanki Ferzan bunu yüzünden anlayacak diye bir saniyeliğine korku kapladı yüreğini, o eski saf kızın yersiz korkusuydu bu. Tüm bu sorular ve ifadeler eskiye bağlı pek çok anıyı hatırlatacak ve zaten çözemeden kaçtığı ne varsa gün yüzüne çıkmaya ilk adım olacak şeylerdi. Sare bunun için burada değildi, bunların üstünü örtmeyi seçmişti, Ferzan ise zamanında canını çok acıtıp onu üzmüş olmanın verdiği vicdan yükü ve pişmanlıkla artık Sare'nin isteği ne ise canından parça koparma pahasınada olsa kabul etmişti. böyle anlaşmışlardı o son buluşmalarında. Yıllar önceki hikaye Sare'nin önce şehri sonrada bir kaç ay içinde ülkeyi terk etmesiyle, Ferzan'ın ise kalıp hiç olmadığı kadar mutlu olduğu anılarla dolu bu şehirde eski neşesi olmadan, şehri de bir daha eskisi gibi görmeden noksan ruhlu bir adam olarak yaşamaya devam etmesiyle sonlanmıştı.

Sare'nin aksine Ferzan Sare'ye nasıl olduğunu, nerede kaldığını sordu, onu bırakmayı teklif ettiyse de olumsuz cevap alması beklediği bir şeydi. Saat gerçekten geç olmuştu. Sare birbirlerini ne kadar az görürlerse o kadar hayra olacağının farkındaydı, bunu kesin bir şekilde reddetti ama kaçar gibi davranırsa gerçekten utanacaktı. Ondan sebep ağır davranıp konuşmayı sürdürdü. Ferzan'ın yüzünü görmek her ne kadar acılarını hatırlatsa da ona bakmak içinde bir yerlerde gülücükler saçan bir şeyi de uyandırıyordu sanki. Ferzan da farklı şeyler hissetmiyordu ama bu iki kişinin burada ayrılması ve Sare'nin Ferzan'la bir daha görüşmemesi şu saatten sonra Ferzan'ın en son istediği şeydi. Sare'yi rahatsız etmek istemiyor ama şartlar eskisi gibi de değildi ve Ferzan için bu bir fırsat, şanstı. Çektikleri acının son buluğuna işaret olduğuna yoruyor, bu şansı kullanmaktan başka bir şey düşünmüyordu ve aniden, "Sare biliyorum çok yoruldun ama söylemem gerek bu konuyla ilgili bir süre daha ben yardımcı olacağım sana, dediğim gibi Tarık yok ve Şavkı Hanındakiler, gerçekten yabana atılacak konu değil ..."devam etmeden Sare sözünü kesiti ve caddeye doğru yürümeye başladı ufak ufak, Ferzan da onu takip ediyordu. "Olmaz, aklın alıyor mu senin bunu, bunca sene sonra ikimizin yan yana olmasını, olmaz ben yarın büroya geçerim, başımın çaresine bakarım. Sen..." gözlerini Ferzan'a çevirdi ama tamamlayamadı cümlesini. Sare'nin sözünün kesilmesi için Ferzan'a bakması bile yetiyordu,zaten bakışları üzerinde olan Ferzan devam etti bu duraklamayı fırsat bilip, "Tarık temiz adam, böyle şeylerde siz yıpranırsınız bırak yardım edeyim" dedi.

Yinede Ferzan onu ikna edememiş gibiydi, yıllar önceki ilişkilerinde Ferzan'ın sözüydü ağır olan ama şimdi ne ilişki vardı nede Sare o uysal genç kızdı. Ferzan bunu zamanla anlayacaktı ki bunun ilk sinyallerini aldığı daha ilk karşılaşmalarında zaten zor bir gün geçirmiş olan Sare'yi ne yormak ne de sınırını aşıp ona saygısızlık etmek istemiyordu. Ferzan Sare'nin eliyle durdurduğu taksinin kapısını açıp, tek istediğinin ona yardımcı olmak olduğunu ve yarın onunla iletişime geçeceğini söyleyip Sare'yi taksiye bindirdi.

Bu kadar katı davrandığı Ferzan'ın yanında olmak ona kendisinin bile tahmin edemediği ölçüde zayıf hissettiriyordu. Onu hâlâ affedememiş ama ne yazıktır ki yıllar sevgisini yok edememişti de. Ferzan'a kızgın değildi, kızgın olmayı da yıllar önce bıraktı, onun sevgisi Sare'nin onu sevdiği gibi narin ve hassas değildi ama bundan ne çıkardı,dünya üzerinde doğmuş ve doğacak bir insan birini ne kadar çok sevebilirse Ferzan'ın da kendisini o kadar sevdiğini ve her şeyi ikisi için yaptığını biliyordu. Bundan sebep belkide başta kızgın olsa da yıllardır Ferzan'a kızgın değildi artık ancak affettmek... Bu Sare'nin yapamadığı en büyük meziyetti. Sandığından çok daha zayıf ve üzgün olduğunu o takside anladı. Ferzan'ın ona gelirken özlemden dolan gözlerindeki yaş şimdi ikisi ayrılırken Sare'in gözlerinden acıyla ve sessizce boşalmaya başladı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.