9. bölüm / 9
Gün Doğunca Ne Olur?Gitmem Lazım-2
Bölümler 9Şu an: Gitmem Lazım-2
- 1 Şehre Dönüş1.057 kelime
- 2 Şavkî Han ve Kiracılarla Kavga3.532 kelime
- 3 İkinci ama İlk Karşılaşma...1.948 kelime
- 4 On İki Yıl Önce-İlk Karşılaşma5.877 kelime
- 5 Yeniden Döner mi Talih?2.844 kelime
- 6 Sahibini Bulsun1.964 kelime
- 7 Gitmem Lazım-15.870 kelime
- 8 Erguvan Ağacı663 kelime
- 9 Gitmem Lazım-23.773 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah olduğunda Sare tüm gece gördüğü kabuslardan sebep yarım yamalak uyanmıştı. Şehre dönen Tarık ve Şirin'le birlikte kahvaltıya gitmek için otelden çıkıyordu ki kendisine nazikçe seslenen otelin karşılama şefinin, otellerinden ayrılmalarını rica etmesiyle Serdaroğlu ailesinin hoşgeldin karşılamasını aldı. Sare'in "nasıl olur, ne saçmalıyorsunuz" ile dolu sorularına aldığı ültimatomdan bahsetmeden mahçubiyetle cevapları verdi. Bu cevaplardan bulundukları yerde bir tadilat olacağını diğer tüm odalarının dolu olduğunu kısacası otelde kendine kalacak bir yer olmadığını anladı Sare. Tüm bu tiyatronun sebebinin kim olduğunu gayet tabii biliyordu bağırıp yırtınmanın da bir anlam ifade etmediğini de. Bir hışımla eşyalarını toplayıp otelden ayrıldı. Bu koca şehirde kendisine kalacak bir yerlerin olacağını umuyordu. Yol boyunca aradığı bir kaç otelden de yerlerinin olmadığı bilgisini alınca canı iyiden iyiye sıkıldı. Behzat'la yaptığı konuşmada alttan almamasının sonucuydu bu. Kahvaltı sözüne valiziyle birlikte gittiğinden konuyu öğrenen Tarık tabikide kalacak yer konusunda hiç canını sıkmamasını rahatlıkla bu konuda yardımcı olabileceğini söyledi, kaldı ki Şirin de içtenlikle kendilerinin evinde kalabileceğini hatta şehirde yabancılık çekmesi durumunda yardım teklif etse de ikisinin teklifini de minnettarlıkla reddetti. Reddetti çünkü kendisi bu işi halledebileceğini düşünüyordu, Serdaroğlu ağasının güçlü olduğunu biliyordu ancak bu koca şehirde bir yerlerin illaki olduğunu düşünüyordu. Aldığı teklifler Sare de geceyi dışarıda geçirecek kadar kimsesiz olmadığını ona fark ettirdi, bunu bilmek bile için ısıttı sanki. Yıllardır yurt dışında olduğundan belkide bu ülkenin böyle sahiplenici olmasını özlediğini fark etti. Sare'nin hiç düşünmediği ve isterse sonsuza kadar dahi yanında kalabileceği biri daha vardı ancak bu Sare için bırak son çareye olmayı onun seçeneklerinin arasında bile değildi. Sareyi zorlamaya böyle ufak bir adımla başladıklarını ancak bu genç kadının da neler yapabileceğini henüz kendi bile kestirmiyordu. Bu sabah ki kovuluşu Sare'nin kafasında ki tilkileri dürtmüştü, bastırdığı hıncı da uyandırmıştı.
Kahvaltı dönüşü bu konulardan Ferzan'a bahsetmemelerini söyleyen Sare'ye Şirin anlamamış ifadelerle baktı ki bu Sare'nin açıklamasını gerektiren birçok durumdan biriydi ancak Sare şimdilik başka bir zaman anlatacağı konuların üstünü uzun hikaye diyerek kapadı. Bu sırada da Tarık Halit'in ifadesini değiştirdiği kendisiyle ilgili artık en azından polislik bir mevzusunun kalmadığını söyledi. Handa gördükleri ve bazı fikirleri olan Sare kahvaltı dönüşü ofise geçmeyi planlayan Tarık'a katılacaktı.
Mekandan çıkarken valizini de alan Sare kapıdaki iki basamak merdivenden inerken daha Tarık valizini arabaya koymak için elinden aldı. Bulundukları mekanının demir ve sonuna kadar açık iki kapılı giriş kesme taşlarla kaplı etnik bir sokağa açılıyordu. Arabaya yönelen Tarık birden karşılarına dikilen Kamer'i görünce şaşkınlığını gizleyemedi. O esnada Şirin'in ofisten sonrasında Sare'yle program yapmak için telefonlaştıklarından ikisi de Kamer'i Tarık'tan sonra fark etti. Şirin dışında kısa bir anlığına şaşıran Tarık ile Sare birbirlerine baktı kısacık bir an. Kamer Sare'yi ve onun olduğunu anladığı valizini görünce dişleri görünecek kadar yoğun bir gülüş kapladı yüzünü. Ne var ki Ferzan'dan aldığı yumrukların hatırası elmacık kemiğinin üzerindeki yara ve gülerken neredeyse kırılacak çenesiyle beraber canını acıttığından kısa tuttu gülüşünü ve başladı hoş beşli laflarına ama karşındaki üç kişiden ikisi yüzündeki yaranın sebebini hem merak ediyor hemde sormayacak kadar Kamer'i önemsemiyorlardı. Şirin'in ise Kamer'i bugünkü ilk görüşü değildi, Şirin daha kahvaltıya gelmeden evden çıkarken babasıyla görüşmeye gelen Kamer beyi görünce yüzünün şaşkınlığını yaşamıştı. Evden çıkarken kimlerle buluşacağını Şirin söylemeden Şirin'in babasından laf arasında öğrenen Kamer'in Sare'nin burnunun dibinde bitmesi tesadüf değildi. Şirinin babası eskiden Kamer ve ailesine çalışırdı. Böyle adamların temiz işlerinin yönetici de Şirinin babası İlyas beydi. Şimdilerde emekli hayatını yaşayıp kızının düğün işlerinden başka koşuşturması yoktu. Ne var ki Kamer babasıyla görüşmeye evlerini ziyarete her geldiğinde Şirin dahil tüm aileye ayrıca bir iyi davranırdı. Bu sabah onlardan biri yaşanmıştı. Şirin buna hiçbir zaman anlama verememiş ancak sorgulayacak kadar da onu rahatsız eden bir durum olmamıştı. Aksine "Kamer abi" dediği bu adamla arası fena da sayılmazdı.
" ov talihe bak, gününüz hayr olsun." dedi
"sağ ol, seninde" deyip konuşmayı başladığı gibi bitirdiğini düşünen Tarık kızlara işaretiyle arabaya yönlendirdi kızları. Sare daha arabaya binmeden Kamer doğrudan Sareye yöndedi, Kamerin yediği dayaktan sonra bir galibiyete ihtiyacı vardı. Ferzan'la karşılaşmasından sonra bu mesele ufaktan ufağa kişisel bir hal almaya başlamıştı.
"yolculuk var her halde" deyip ekledi. "memleketine mi dönüyorsun Sarenur hanım? valla en iyisini yapıyorsun mevsim geçiyor durulmaz burada hem donarsın." dedi.
Yüzünde ne gülüş ne de hinlik vardı.Buralı saymadığı Sare'nin hiç de zoruna gitmeyen "memleketin" lafından ziyade takıldığı başka şeyler oldu, kapıyı açmaya yönelen Sare ona döndü ."Yaz bitmeden sen de bi tutuştun sanki, dön git bize bırak diye diye, ama anlamadığım birşey var" dedi. Kamer'e doğru bir iki adım attı, konuşmada Tarık da hemen diplerinde bitti. "nedir anlamadığın şey Sarenur hanım"
"sen mi gittin? Serdaroğluna geldiğimi haber veren sen misin? O kadar mı korktun?"
dedi yapmacık bir küçümseme kapladı yüzünü. "ne alakası var ya, hem senin onlar na ne ilgin var ki, de mi?"
Sare gözlerini kısıp dişlerini sıktı bir anlığına ve Kamer bu konuyla alakası olmadığına inandırmak için değil bizimde elimiz boş değil tavrıyla bu kelimeleri sarf ettiğini belli ediyordu alenen..Bu tiyatrosuna da hemen son verdi çünkü kurnaz olmaktansa keyif almayı tercih ettiği anlardan biriydi onun için. Sare'nin anladım deyip yoluna gitmesi olasılığı gerçekleşmeden, kız sözüne başlamadan tekrar açtı ağzını,
"ha diyorsun ki ben ailemi atamı sallamışım bir kenara, üstüne kaçtığım adamla iş tutacaktım sen niye kulçun kulçun saklandığım aileme benim geldiğimi söyledin? eyvallah ben ne bileyim senin Serdaroğlu ile sıkıntılı olduğunu"Sare'nin kaşları çatıldı, iyiden iyiye şaşırmıştı. Kamer'in anlattığı gibi olmamıştı ki, Kamer'in bunları bilmesine üstüne üstlük tamamen yalan yanlış bir hikayeyi bilmesine şaşmış, dumur olmuştu birden, "ne saçmalıyorsun sen"
diye sesini yükseltti. Tarık hemen araya girip "Sarenur arabaya bin" dedi Kamer o sırada Sare'nin yükselen sesine aynı seviyede bağırarak "burası senin o havalı Amerikalarına benzemez, örf var adet var yozlaşmış hayatınızı gi oralardan yaşa."
Sare'yi Kamer'den gelen bu yafta daha da sinirlendirmişti, henüz kendisinin bilmediği ancak Kamer'in de kendisinin uyuşmadığını belirttiği ar namus yapısına göre de yaşamadını sonraları öğrenecekti ama şimdi tekrar bağırdı "ne saçmalıyorsun korkak herif diyordu" bunun üstüne Tarık Sare'yi tuttuğu gibi arabaya bindirdi. Kamer'in neyin peşinde olduğunu henüz bilmese de, onunla ağız dalaşına girmenin kendilerine hiçbir faydasının olmayacağını aksine Sare'yi yıprattığını anlamıştı hemen. Kamer arkasından, "ne bağırıyorsun, gerçekleri duyunca yavuklunun da senin de bu asabiyetiniz nedir? az sakin yav" deyip güldü.
Şok içinde arabadaki Sare'yi daha uyuz etmeye çalışıyordu ancak Sare hâlâ şaşkınlığının da içeride onu tutan Şirin'e bakıp "ne saçmalıyor bu" diyordu aslında kendisine söylediği bu cümlenin bitmesiyle araba hareket aldı.
Keyfi yerine gelen Kamer Tarık'ların çıktığı mekana girdi. Arabada ne saçmalıyor bu diye tekrar edip duruyordu Sare, durumu anlamaya çalışıyordu Tarık dikiz aynasından kızların durumunu kontrol ediyordu. Şirin hiçbir şey anlamamış "yavuklu mu o kim" diyor Tarık da sadece ağzını oynatarak "Ferzan" dedi, Sare fark etmeden nişanlısının sorusuna cevap verdi ve bu sessizce verilen cevabın veriliş şeklinden sebep Şirin Sare'ye çaktırmadan ve konunun gizli olduğunu anlamıştı. Tarık'ın her hareketinden ne yapmayı neyi amaçladığını hemen çözerdi Şirin. Tarık Ferzan'ın öncesinde yaptığı kavgayı bildiğinden Şirinden hallice sayılacak kadar anlamıştı konuyu ancak Serdaroğlu ailesinin, Sare'nin kaçtığı adamın ne demek olduğunu anlayamamıştı. Bunları Sare'ye soracaktı ancak şimdi şaşkınlık ve öfkesi kabaran Sare'yle öncelikle bürosuna gideceklerdi, orada ofiste daha sakin bir şekilde konuşaklarını düşünüyordu.
Şirin'i bıraktıktan sonra Varcan Hukuk bürosuna geçen Tarık, Sare'yle ne yapacaklarını konuşacaktı. Henüz Ferzan'ın ettiği kavgadan haberi de olmayan Sare Kamer'in anlattığı yalan geçmişi düşünüyordu. Tarık yanına gelip bir bardak su verdi Sare uzatılan su ile dalmış gözleri ayıldı. Tarık'ın meraklı ve açıklama bekleyen bakışlarıyla karşılaşsa da şimdi burda anlatacak mecali var mı yok bilemiyordu. Tarık Sare hakkında bildikleri, onu nüfusuna alan ve Sare'nin baba saydığı dayısı ve onun ailesinden başka bir yakını da olmadığıydı. "Peki Kamer'in bahsettikleri neydi? Serdaroğlu ile Sarenur'un ne ilgisi vardı?" bugün değilse de tüm hikayeyi öğrenmesi yakındı. Şimdi kendine gelen Sare'nin Tarık'la konuştu ancak aslında arabada ki gibi kendisiyle konuşuyordu.
"anlamıyorum ben, anlamıyorum bu herife bu yalan yanlış bilgiyi niye verdiler. Tarık öyle olmadı bak kaçmak zorunda kaldım ben, burada bana hayat yoktu, biz kalsaydık da ölecektik..."
Kilitlendi bir an, ölecektik dediğinde, o dalan kehribar gözleri tekrar ayıldı, yaş dolmuş gözleriyle Tarık'a dönerek, "bu, bu tamamen zırvalık, Kamer'le birlik olamazlar, yoluma çıkmaya hakları yok. Bak ben bunun için gelmedim buraya. Bırak yoluma çıkmayı yüzüme bakamayacak halde olmalılar. Herşeyi kendilerine hak görüyorlar."
Sare'nin yaş dolu gözlerinden birkaç damla yanaklarına boşalmıştı bile, Tarık Sare'nin böyle dağılması beklemiyordu. Onun "tamam sorun yok halledeceğiz, sen topla kendini yeterki" sözleriyle toplanan Sare hâlâ söyleniyordu kendi kendine, " arsızlık bu yaptıkları" falan derken birden Kamer'in o "yavuklun" lafına düştü aklı. Birden Tarık'a "yavuklu ne ya?" dedi. Tarık kelimenin anlamını bilmediğinden sorduğunu anlayınca "sevgili eş demek Sarenur" deyince Sare yok artık der gibi gözyaşları dinmiş, gözleri iyice açıp kaşları çatıldı ve sinirden güldü bir saniyeliğine. Dudakları gülüşününden serbest kalıp eski haline gelince "Ferzan ne yaptı, o sahtekar ne yaptı da bu Kamer öyle dedi." deyince Tarık Ferzan'a söz verdiğinden Sare'ye "bilmiyorum bende anlamadım" falan deyip Ferzan'ı da paylayacak olan Sare'nin odağının Ferzan'a dönmesini engellemiş oldu.
Bugünün macerası daha yeni başlıyordu ne var ki, Sare sakinleşip tam anlamıyla kendine gelince Tarık'a bundan sonra nasıl yol alacağını anlattı. Tüm bunların aralarında kalacağına dair de söz istedi. Ferzan'a ayrı Sare'ye ayrı sırdaşlık sözleri vermekten içten içe yılmaya başlayan Tarık, daha kolay insanlarla arkadaş olsaydım keşke diyerek geçireceği günlere ilk adımını attı. Sare planının anlattı.
"Hanı alıcam, pazarlık, arabulmak falan yok. Aldıktan sonra istersen bitiririz vekalet vekil şeyini, işte ne demekse tam karşılığı, bizim seninle olan bu işlerimizi, senin kavgan olmayacak çünkü bu" dedi. Tarık geçmişi tam bilmediğinden anlam veremedi buna, neden der gibi baktı Sare'ye direkt, Sare devam etti, "Babanı ilk gördüğünde bahset benden, seninde bilmen gerek artık geçmişimizi, her şey karışmadan neyin ne olduğunu sağlam birinden öğren" dedi ancak Tarık'ın aklında bir soru daha vardı. "Aramızda bunlar tamam. Ama peki Ferzan ? O aldı ya bu han konusunu üstüne, inattır bırakmaz alamam ondan geri"
Sare farkında değildi ancak Tarık'ın Ferzan'ı tanımasından hoşnut olmuştu. Bu konuları diğer müsebbibi Ferzan'dı zaten onun bunları bilmesinde hiç sakınca yoktu. Sadece üçünden başkası asla bilmemeliydi neyin peşinde olduğunu, hele ki Serdaroğlu ailesinden saklamak en önemlisiydi. "Ferzan'a da anlat. Zaten babanla konuşunca... neyse Ferzan'ın de bilmesi iyi bile olur belki" dedi.
Tarık'la anlaşmış gibiydiler, Sare Tarık'ın sezdirmeden Sadece Kamer ve Halit le ilgili bazı bilgilerini toplaması istedi ve akşam İstanbul'a geçip Amerika'ya döneceğinden Tarık'la vedalaştı.
Sare akşam olmadan Behzat'ı görmeyi planlıyordu. Onun olduğunu düşündüğü çarşıdaki işyerine geçti. Şehre ilk geldiği zamanlar bu binanın önünde durmuştu Cihat, öz babasının arabasından o ilk gün kaçmıştı. Şimdi park ettiği yer yine o zaman o arabanın durduğu yerde duruyordu.
İçeri girdiğinde onu tanıyan yüzlerin olup olmadığını bilmiyordu, bu onu biraz gerdi ancak Behzat'ı görüp basıp gideceğinden sebep kendini rahatlattı. Odağını bozmadan "o suratsız Behzat'a dağılmış halde görünmemek lazım" diyordu içinden. Kuyruğu dik tuttuğunu gösterecek bir tavırla adını danışmaya söyleyip Behzat'ı aratmasıyla danışmadaki hanım ona hemen yol gösterdi. Behzat bir zamanlar Cihat'ın odası olan odaya geçmişti. Sare odanın kapısı açılınca fark etti, bunu hatırlaması ayık zihninin işiydi. Sare içeri girer girmez karşısında masasına kurulu Behzat'ı gördü. Danışmadaki hanımında çıkmasıyla Behzat "hoş geldin" deyip karşısındaki koltuğa buyur etti etti eliyle.
Sare hiç hoş gelmemişti, önceden de uyuz olduğu Behzat en son görmek istediği kişiler listesinde ilk üçe oynardı. Bir kaç saat önce yaşlar saçan gözlerini Behzat'a dikti. Oturmayı tercih etmedi ama tam karşına gelecek kadar yürüdü, "o kamer ne biliyor? ne yalanlar uydurdunuzda o herif geniş geniş benimle konuşabiliyor?"
Behzat babasının ona neler anlattığın, geçmişin, kendilerine zararı olmadan, ne kadarını paylaştığını biliyordu. Açıklama bekleyen Sare'ye bir şeyler söyleyecekti tabi ancak kibrinden asla ödün vermeden yapacaktı bunu, "sen burada değildin, ne istersek onu anlatırız burası bize ait çünkü. Ondan diyorum gitmek senin hayrına olur diye. Bugün Kamer'le başlar yarın tüm çarşı,eşraf."
Behzat'ın Bu utanmayı geç abisinin kendisine yaptıklarından sebep biraz bile mahcup olmamasını anlayamıyordu. Behzat sözlerine devam etti, "Kim olduğunu bizden duyacak insanlar, o zaman burada hayat sürmek tat verecek mi sana, ha Sarenur?" dedi.
Behzat Sare'nin zaten gitmek istediği söylemesine rağmen yine de kenarda beklemeyi tercih etmemişti. Dünkü konuşmalarıyla Sare'nin bir ihtimal kalmasını engellemek için daha fazla kalırsa neler olacağını baştan göstermeyi düşündüğünden yaptı ne yaptıysa ancak o onaltı yaşındaki ergen kız çoktan gitmişti. Behzat bunun Sare'yi daha da kışkıttıklarını düşünemiyordu henüz çünkü tanıdı o mazlum kızı gönderecek şekilde planını kuruyordu. Tüm bunların üstüne otelde Ferzan'ı görmesiyle, ve o anki şaşkınlığını sonraya saklayarak, ikisinin beraber olduğunu, olabileceğini tahmin etti. Bu beraberliğin duygusal olsun olmasın Behzat ve ailesine zarar vereceğini öngörmek zor değildi. Sare'yi şehirden göndermesi gerekiyordu, kısacası şu veya bu şekilde pek çok sebebi olan Behzat olası ihtimalin en mümkününü engellemeye çalışıyordu.
Sare eskiden amca dediği bu adamın kendisini daha şimdiden böyle kovmaya çalışmasını bir an dışarıdan bir gözle tartı ne acıklı olduğunu düşündü ancak bu duygusal çukura girmeyi tercih etmedi ve kendine acıyarak zaman kaybetmeyecekti. Bugün onun bastırdığı nefret ateşinin ilk kıvılcımı çakıldı zihninde. Hak edenin bedel ödediği bir dünya hiç fena olmazdı. Odaya şöyle bir göz gezdirip Behzata döndü, "gidiyorum, şimdi gidiyorum hatta... ama Behzat şu kaldığım üç beş günde gerçekten canımı sıktın, bunu bil"dedi.
Behzat'ın Sare'ye böyle bir etkisinin olmasının Behzat üzerinde hiçbir üzüntü veya vicdan azabı yaratmaması, Behzat'ı bilen birini şaşırtmazdı. Sare de pek âlâ biliyordu bunu amcası olarak kendisine doğrudan adıyla seslenen Sare'yi saygısız ve aşırı bulsa da onun canını sıktığını itiraf etmesinden memnun olmuştu. Sare kapıyı açtı tam çıkarken birden dönüp "güzel oda ama..." dedi. Çenesini hafiften sola döndürüp dudaklarını çok ufak gerdi. Sare Behzat'ın kendisinin "ama"sından sonrasında ne diyeceğiyle ne kadar ilgilendiğini tartmak için doğrudan yüzüne bakıyordu ve Behzat'ın gözlerinde ki merakı gördü ve tamamladı cümlesini "...ama boş kalmış biraz sanki" dedi, gözleriyle duvarı göstererek.
Kapıyı kapatınca sessiz bir gülüş kapladı Sare'nin yüzünü. Binadın çıkana kadar devam eden bu gülüş eşliğinde arabasına binip havaalanına doğru sürdü arabayı.
Ferzan, Varcan Hukuk'a geldiğinde ne Tarık'ı buldu ne de otelden çıkış yaptığını öğrendiği Sare'yi buldu. Tarık duruşmada olduğundan Ferzan ona ulaşamadı. Sare ile konuşmaların peşi sıra adliyeye gittiğinden son yaşananları Ferzan'a söyleyememiş bu yoğun günün temposundan sebep Ferzan'a Sare'nin döneceğinin haberini de henüz verememişti. sonrasın Ferzan'la konuştuklarında bu denli hızla panikleyeceğini haliyla tahmin edemeyeceğini söyleyip kendini haklı çıkaracaktı. Sare'yi de aramak istedi ancak bir durup düşündü. Tam bu sırada Tarık'ın asistanı ile karşılaştı ve Tarık'ın duruşmada olduğunu oradan eve geçeceğini öğrendi bu öğrendiği bilginin neticesinde teşekkür etti tam çıkacakken "peki" dedi. "Sare. Yani Sarenur hanım, o geldi mi buraya ya da Tarık'ın takviminde mi, bilgin var mı?" deyince öğrendiği gibi havaalanına yola çıkması bir oldu.
Yine arabada karakola giderken olduğu gibi Tarık'a sövüyordu ancak bu sefer bir yandan Sare'yi arıyordu ancak telefonu kapalıydı. Böyle mi gidecekti gerçekten diyordu içinden Tarık hâlâ açmıyordu. Söylenip durmaya başladı "ipten adam alıyor sanki artist, ne duruşmaymış, tükürdüğümün ticaret hukuku" aklına Şirin geldi havaalanı yolundaydı, gidebildiği kadar hızlı gitmeye çalışıyordu.
Şirin Tarık ve Sare'nin aksine anında cevap verdi Ferzan'a ve öğrendiği şeylerden sonra daha da endişelendi. Şirin ona sabah Kamer'le olan karşılaşmalarını ve Sare'ye söylediği ve ima ettiği o yakışıksız sözlerinden bahsetti. Ferzan sordukça Şirin anlattı. "Kızın nasıl etkilendiğini görmen lazımdı Ferzan. Ben de Tarık da tam ne oldu anlamadık. Beni bırakınca ofise geçtiler orada Tarık'la konuşmuşlar benim bildiğim." bi onbeş yirmi dakika önce konuşmuşlar ve Şirin'le de vedalaşmış o zamandan beridir de Ferzan Sare'ye ulaşamıyordu ama süreyi düşününce Sare'nin de hâlâ yolda olması yüksek ihtimaldi. O zaman yolda denk gelebileceğini düşündü daha da hızlandı ve Sare'nin kullandığı arabanın ne olduğunu Şirin'e sordu. Şirin emin değildi ama kiraladığı şirketin adını hatırladı çünkü Sare ilk geldiği günün akşamı araç kiralamayı aradığında Şirin de yanındaydı. İsmi kendisine söyler söylemez Şirin'e teşekkür edip kapadı. Hemen öğrenmesi gereken araç bilgisini acentadan o an uydurduğu yalan dolan bir hikayeyle öğrendi. Ferzan için yalan söylemek övünmeyi tercih etmediği yeteneklerindendi.
Sare Şirin'i bile arayıp vedalaşmış diye düşündü ona yetişmeye çalışırken. Sare'nin arabasını görür diye bakınırıyordu, bir yandan kendi kendine "üç gün de tanıdığın kızı bile aramışsın bana nasıl söylemezsin" deyip duruyordu. Elediği her arabada daha da hızlanıyor zaten tenha olan yolda karşısına çıkan her arabaya Sare'nin arabası mı diye bakıyordu. Bu arayış ihlal edilen pek çok hız kuralını takiben yaklaşık beş dakika kadar sürüdü, Sare'ye yetişmişti. O sırada ne olduğunu anlayamayan Sare arkadan devamlı kornaya basan arabadakinin başta Ferzan olduğunu anlamadı. Ferzan durmayacağından korkup daha da hızlandı. Sare'nin arabasını sollarken birbirlerine bakıyorlardı, Sare Ferzan'ı görünce o an şaşkınlıkla "Ferzan "dedi gayri ihtiyari. "Sağa çek" diye bağırdı Ferzan ve önüne geçti. Bir kaç yüz metre sonra sağa çekip arabalarından indiler. Sare daha birbirlerine doğru yürürken ellerinin içini yukarıya bakacak şekilde kaldırdı kollarını, "ne yaptığını sanıyorsun sen" dedi. Ferzan Sare'nin şaşkınlığının yutacak kadar yoğun biri sinirle geldi yanına ve "asıl sen ne yapıyorsun, hiç haber vermemek nedir ya? dönüyor musun hemen, ya hiç mi umrunda değilim gerekten"dedi.
Sare'nin kaşları çatıldı, Ferzan ona hesap sorup anlam veremediği şekilde sinirli sinirli konuşurken. "Bağırma bana" dedi Ferzan gibi bağırarak. Ferzan'da "tamam" diye bağırdı ve ardından normal tonda konuşmaya geçmiş oldular. Ferzan elleriyle yüzünü ovuşturup devam etti, "Şirinle konuştum, ne sen ne Tarık'a ulaşamadım, sabahki karşılaşmanızı anlattı, o iti dün öldürecektim ben ahh." dedi pişmanlık sinirine karışıyordu. "Sen Kamer'i boşver ben icabına bakarım o iti doğduğuna pişman ederim hiç de dert değil gitme yeter ki" dedi. Sesindeki o yakarışı Ferzan kendini tutmaya çalıştıkça belli belirsiz çıkıyordu ortaya sanki,
"ne diyorsun sen Ferzan" dedi Sare. Eskiden de onu endişelendiren tavırlı hâli geldi gözünün önüne. "bak o ... o Kamer'se gidişinin sebebi hallederim diyorum, o Behzatsa gırtlağına çökerim" dedi. Sare'ye iyice yaklaştı elini tutmak istediyse de ona dokunmadan durudu. Konuşmasına devam etti. " sen burada kalıyorum de yeter ki, ben karşına çıkan ne varsa yolundan kaldırım."Sare merakına yenik düşüp sordu. "nasıl kaldıracaksın mesela" dedi.
Kaldırım derken öldürmenin de buna teklifine dahil olduğun Sare'nin anladığını fark etti.
"hiç bir suç işlemeden yaparım. Tamam mı? kim olursa olsun ben uğraşırım sen kal yeterki gitme." dedi gözlerin kızı ikna etme için hiç ayırmıyordu ondan.
Sare başını Ferzan'ın gözlerine bakacak kadar kaldırmış onu çözmeye çalışır bir halde Ferzan'ın yüzünü, ruhunu çözmeye çalışıyordu sanki. Kafasını sola eğdi, bu adamı gerçekten anlamıyordu. İkisinden biri, ki bu kişi Ferzan'dı, tüm olayı bilmediğinden tüm paniğiyle aklına ilk geleni hiç filtre etmeden serbestçe söylüyordu.
"Behzat peki, hatta Bawer Ağa?" dedi Sare.
Ferzan o zaman anladı bilmediği bir durumlar olduğunu. Otelde gördüğünde Sare'nin bahsetmedi şeyler vardı. Dün o masada sır saklayan tek kendisi değildi. Aklından bir sürü şey geçiyordu ama o ikisinden de ne korkuyor ne de çekiniyordu. Sare burada kalacaksa onları çıplak elleriyle öldürmeye hazırdı. Zaten bu, Sare ve kendisine yaşattıkları ayrılığın diyeti olacağından onlara ne yapsa da hiç vicdan azabı çekmeden yaşayacağına emindi. Ne var ki hayat Ferzan'ın ön görmediği şekilde yol alacak ve Ferzan'a, yoluna çıkanlarla nasıl baş etmesi gerektiğini doğrudan Sare'den öğrenmek zorunda bırakacaktı, Sare'ye rağmen yine de Sare'yi sevmenin nasıl zor ve sarsıcı bir tadı olduğunu anlayacaktı.Tüm bunların yaşamasına daha çok varken Ferzan Sare'nin sorusuna duraksamadan net cevapla döndü.
"Çözerim" dedi, "o zaman çocuktuk, şimdi her şey farklı anlamıyor musun? yeter ki şunu istiyorum de ben halled..."Sare Ferzan'ın lafını kesip "halledersin biliyorum" .dedi.
Derin bir nefes aldı, karşısındaki adamın yine hâlâ o pervasız aşkı olduğunu anladı. Eliyle Ferzan'ın yanağını avucuna aldı. İkisininde gözleri birbirine kenetlenmişti. Sare bu kahve-kara gözlü pervasız adamla ne yapacağını düşünüyor, Ferzan'sa tekrar kendisine gelen Sare'nin kavuşmaları için bir şansı varsa bunun boşa gitmemesi için çırpınıyordu. Sare'nin tekrar kendisinin olması için ne gerekirse yapmaya hazırdı. Sare bunu o yolun kenarında iyice anlamıştı anlamasına da, bu hiç bir şeyden haberi olmayann deli Ferzan'a ne demeliydi.Ferzan yanağını tutan Sare'nin elini tutmak için elini tam kaldırıyordu ki Sare birden girdikleri o efsunlu halden çıktı ve, "Gitmem lazım, Ferzan..." dedi. Yüzünde biraz önceki şevkat uçup gitmişti. "olmaz, yapma bu kadar çabuk olmaz" dedi. Sare'nin lafını keserek, gözleri nemlenmişti, bu adamın dudaklarının arasından işlerin daha da çıkılmaz hâle girmesi mümkün sözleri sarf etmesini önlemek için Sare hemen devam etti yarım kalan cümlesine, onu tekrar bölmesin diye Ferzan'nın gözlerinin içine bakarak tekrar etti.
"Gitmem lazım Ferzan çünkü bir planım var" dedi.
Bu sözlere karşılık Ferzan'ın yüzü, Biraz önce Sare'nin ki gibi anlamamış bir ifadeye büründü, bu sefer o şaşırmıştı.
" nasıl yani... döneceksin o zaman"
"dönücem tabi, böyle aksiyon kovalayacağına biraz sabretseydin Tarık sana anlatırdı."
Ferzan'ın yüreği biraz serinleyince bu sözlerden sonra, "o artisti boğacam zaten" dedi. "Herifçioğlu açmıyor telefonunu. Sana da ulaşamadım. off ne sandım bende ya" deyip bulundukları sapsarı tarlalarını düzlüklerine doğru başını çevirdi. Eliyle başındaki saçları karıştırdı. Ne yapacağını bilemiyordu şu saatten sonra. Son kurşunum diye dümdüz konuşmuş bir seni seviyorum demediği kalmıştı. Şimdi Sare'ye ne diyecekti, birden hatırladığı bir şeyin daha hesabını sormayı, durum tansiyonuyla, kendinde hak gördü.
"ya üç gündür tanıdığın Şirin'e veda ediyorsun ama ben, bana niye haber vermedin? Arıyorum ulaşamıyorum, neler düşündüm."dedi. Sare'nin de buna düşünmeden cevap verecek geçerli mazereti vardı.
"Şarjım bitmişti, tekrar ediyorum eğer ki sabretseydin bir kaç saat, bunu yaşamazdık, ayrıca havaalanına gidince seni de arayacaktım" dedi, açıklamak yapmaktan pek memnun olmasa da Ferzan'ın fevri yüreği bir anlığına hoşnutlukla çarpıldı sanki bu son sözle. "arar mıydın?" dedi. Ferzan bunu söylerken gözlerini öyle masumane yönelmişti ki Sare'ye, biraz önce katil olmaktan çekinmeyeceğini söyleyen adamla aynı kişi olduğuna inanmak zordu.
"arardım." cevabı çekingen bir sesle geldi.
Rahatlar bir şekilde nefes verdi Ferzan. Tüm aksiyon ve biraz önce dümdüz söylediklerinden sebep artık Sare'ye rol yapacak durumu çoktan yıkmıştı. Dönüşte "iyi halt ettin Ferzan" diye diye bu sefer de kendine sövecekti. Ondan öncesinde Sare'yle vedalaşacaktı. Sare "benim uçağımı kaçırmamam lazım burda ayrılalım, sende Tarık'la konuş. Birde Ferzan şey..." dedi endişeli bir çekingenlikle. "ne, bir de ne?"
"senden rica ediyorum, işi zora sokacak sorunlar çıkartma olur mu? Yani az önce dediğin 'Hallederim' durumuna girme ne olur" Ferzan o zorluğu dün çıkardığından artık çok geçti ama Kamer'le olan kişisel meseleleri de düşününce pişman falan değildi. Sare devam etti,
"bak avukat olmuşsun artık. Yani lütfen kavga gürültü olmasın geldiğimde, ben zaten bir vukuat çıkarttım istemeden. Döndüğümde daha da çıkılmaz bir halde olmasın konular" dedi ama Ferzan madem açık oynuyoruzu dedi içinden, "o konuda bundan sonrası için söz veririm ancak öncesinde. bazı anlaşmazlıklar yaşamadım diyemem. Kamer'le." dedi devam edeceğini düşünen Sare, "e yaşadın da ne oldu. Ne yaptın?" diye sordu.
"Kendimce müdahale ettim diyelim ama sen dönene kadar plana sadığım henüz içeriğini bilmiyorum ama."
Sare de ufaktan bi sinir gülümsemesi belirdi." te Allah'ım ya, Ferzan sana sinirlenecek bir zamanım bile yok şuan, gitmem gerek" dedi. Geri geri iki adım attı arkasını dönüp arabasına gitti. Ferzan içten içe en azından bir sarılma almayı bekliyor olacak ki bu ayrılışa biraz burkuldu içi. Ferzan da arabasına yöneldi ancak binemedi, sol arka kapısına yaslandı,Sare hareket ederken. Ferzan el sallayıp onun hareket alıp uzaklaşmasını seyretti bir süre.
Alabildiğine düz sarı ekinler kahve topraklar arasında yalnızdı. Elleri cebinde etrafı izledi bir süre. Bu konuşmaları hâlâ kör kütük Sare'ye aşık olduğunu açık etti. Ferzan'ın erkenden foyasının ortaya çıkması endişelendirdi yüreğini ama olan oldu bir kere diyordu kendine. Sağ elinin parmaklarıyla gözlerini ovuşturup "ahh" diye bir sesle oynayan ashabını ayar çekti. Elini göğsünün üzerine koydu. iki kere işaret parmağıyla göğsünün soluna ard arda vurdu. Kendine kızmaya başladı, tüm dönüş yolu da böyle geçecekti. Ellerini saçlarına götürüp başını tuttu. "Olsun dönecek, dönecek" diye kafasını hem kendini onaylar hemde ikna etmeye çalışıyormuş gibi sallıyordu. Arabasına binip vedalaştığı bu sonsuz ekin çarşafının arasından şehre doğru yol aldı.
Bölüm etkileşimi
