Görüldü kitap kapağı

38. bölüm / 38

Görüldü

32. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Nisanur Çaça

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 38Şu an: 32. Bölüm

Ece

Ertesi sabah okul bahçesinde Arda ile buluştuğumuzda yüzündeki kararlı ifade her şeyi özetliyordu.
"Bu işi bugün bitirmemiz lazım," dedi Arda fısıltıyla. "Emir'i spor salonunun arkasında ya da soyunma odasında yalnız yakalayıp sıkıştıracağız. Çantasına, dolabına bakmamız lazım. O bilekliği ya da diğer piyonları oraya sakladığına eminim."
"Emin misin Arda?" dedim endişeyle. "Ya ters bir şey yaparsa?"
"Merak etme, ben yanındayım," dedi Arda güven verici bir sesle.
O sırada Elif yanımıza geldi. Yüzü bembeyazdı, ellerini montunun ceplerine sokmuş, tedirgin adımlarla yürüyordu. Bakışları bir an Arda’ya, sonra bana kaydı. İçinde tuttuğu bir şeyler var gibiydi ama konuşmuyordu.
Arda, Elif’in bu mesafeli halini fark edince gözlerini hafifçe kısarak ona baktı. Yüzündeki o sakin ifade bir anlığına sertleşip endişeli bir hal alır gibi oldu ama hemen toparladı. "İyi misin Elif?" diye sordu, sesi yumuşaktı ama gözlerindeki o dikkatli bakış Elif’in üzerindeydi.
Elif huzursuzca kıpırdandı. "İyiyim..." dedi kısık sesle. "Sadece... çok gerginim Ece. İçimde garip bir his var."
Onun bu halini yaşanan stresin ağırlığına bağladım. Haklıydı, kime güveneceğimizi şaşırmıştık.
"Siz önden gidin," dedi Elif aniden, adımlarını yavaşlatıp geri çekilerek. "Benim kütüphaneden almam gereken bir ders notu var. Hemen arkanızdan geleceğim."
"Şimdi mi?" dedim şaşkınlıkla.
"Evet, hemen dönüp geleceğim, söz," deyip hızlı adımlarla kütüphaneye doğru yürümeye başladı.
Arda, Elif kütüphane koridorunda kaybolana kadar gözlerini kısarak arkasından bakmaya devam etti. Sonra bana dönüp gülümsedi. "Bırak gitsin, biraz yalnız kalsın," dedi koluma girerek. "Biz spor salonuna bakalım."
Arda ile birlikte spor salonuna doğru ilerlerken, içimdeki o anlamsız sıkıntı daha da büyüyordu.

Kuklacı (ayy katilin lakabı ilerde kullanacaklar)

Elif'in şüphelendiğini biliyordum.
Bazı insanlar meraklarını kontrol edemezdi.
Ve merak, bazen insanı hiç gitmemesi gereken yerlere götürürdü.

Ece

Spor salonuna giden sessiz koridorda Arda'yla yan yana yürürken arkama dönüp bakmamak için kendimi zor tutuyordum. Elif’in tavırları korkmama neden oluyordu. Arda elimi hafifçe sıktı. "Ece, dalgınlaşma. Emir oralardaysa sakin olacağız," dedi.
Başımı salladım ama içimdeki o huzursuzluk geçmek bilmiyordu.
Spor salonunun ağır kapısını yavaşça ittiğimizde, içeriden basketbol toplarının parkeye vuran o boğuk sesi geliyordu. Arda içeriye hızlı bir bakış attı.
"Orada," diye fısıldadı Arda, soyunma odasının koridoruna doğru çenesini işaret ederek. "Yalnız." Hızlı ama sessiz adımlarla soyunma odasına doğru ilerledik.
Arda kolumdan tutup beni soyunma odasına doğru çekti. Kapı yarı açıktı. İçeride Emir tek başınaydı, dolabından çantasını alıyordu.
Arda kapıyı sertçe itip içeri girdi. Ben de arkasından adım attım. Emir sesle birlikte irkilip arkasını döndü, bizi görünce kaşlarını çattı.
"Ne oluyor ya?" dedi Emir, çantasını omzuna asarken. "Ne işiniz var burada?"
Arda öne doğru bir adım attı. "Kes sesini Emir," dedi sert bir sesle. "Kütüphaneye piyonu bırakan da sensin, Ece'ye o mesajları atan da. Bilekliğin bile her şeyi ortaya çıkarıyor."
Emir şaşkınlıkla bir bana, bir Arda'ya baktı. Sonra sinirle güldü. "Siz kafayı mı yediniz? Ne piyonu, ne mesajı?"
"Yalan söyleme!" diye bağırdım dayanamayıp. "Dün gece hastanede olduğumu nereden biliyordun o zaman? Bana mesaj attın!"
Emir’in yüzündeki ifade aniden değişti. Şaşkınlığı yerini öfkeye bıraktı. Bana doğru hareketlendi ama Arda hemen önüne geçti, onu göğsünden itti.
"Yaklaşma kıza," dedi Arda tehditkar bir sesle.
Emir, Arda'ya ters bir bakış attı. Sonra bana dönüp "Ece, ben o gece hastanede falan değildim," dedi hızlıca. "Bana Aras'ın vurulduğunu ve senin hastanede olduğunu Arda söyledi! 'Ece çok kötü, mesaj atıp moral ver' diyen de Arda'ydı!"
O an odadaki bütün hava çekildi sanki. Donup kaldım.
Yavaşça Arda'ya döndüm. "Arda... Ne diyor bu?"
Arda istifini hiç bozmadı. Yüzünde en ufak bir panik belirtisi bile yoktu. Sakince Emir'e baktı. "Saçmalamayı kes Emir. Kendini aklamak için beni mi suçluyorsun şimdi?"
"Telefonuma bak Ece!" diye bağırdı Emir, cebinden telefonunu çıkarıp bana uzatmaya çalışırken. "Aramalara bak, mesajlara bak!"
Tam Emir telefonu bana uzatacakken koridordan bir koşu sesi geldi.
Nefes nefese kalmış bir öğrenci soyunma odasının kapısında belirdi. Yüzü bembeyazdı.
"Ece! Arda!" diye bağırdı çocuk. "Kütüphanede... Kütüphanede bir şey oldu, çabuk gelin!"
Kalbim duracak gibi oldu. Elif...
Arda hemen kolumu tuttu. "Gidelim Ece, çabuk!"
Emir'i odada şok içinde bırakıp koşarak kütüphaneye doğru gitmeye başladık. İçimdeki o kötü his bütün vücudumu sarmıştı.
_______________
Öhmm lakap nasiii

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

274okunma 17beğeni 12yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.