37. bölüm · Görüldü
31. Bölüm
Doktorun odadan çıkışıyla aldığımız derin nefes bile içimdeki o sıkıntıyı söküp atmaya yetmedi. Aras'ın durumu şimdilik kontrol altındaydı ama ayağa kalkacak kadar iyi değildi, vücudu çok zayıf düşmüştü.
İçeri girmeme izin verdiklerinde adımlarımı olabildiğince sessiz atarak yatağın yanına yaklaştım. Aras gözleri yarı açık, serum borularına bağlı bir şekilde yatıyordu. Beni görünce hafifçe gülümsedi ama o güçlü duruşundan eser yoktu.
"Ece..." dedi, sesi adeta bir fısıltı gibiydi.
"Yorma kendini," dedim elini uzanıp tutarak. "Konuşma hiç."
Gözlerini kapatıp açtı. "İyiyim ben," derken bile nefes alırken zorlanıyordu. Zorlukla yutkunup parmaklarımı sıktı. "Okulda... tek başına dolaşma. Arda ve Elif'in yanından sakın ayrılma, tamam mı? Beni düşünme, onlara tutun."
İçim cız etti. Beni korumak için çırpınırken bile en yakın arkadaşına sonsuz bir güvenle beni emanet ediyordu. Başımı salladım. "Tamam, söz. Sen sadece iyileşmeye bak."
Hemşire içeri girip sürenin bittiğini söyleyince Aras'ın elini son bir kez sıkıp istemeye istemeye odadan çıktım.
Hastane çıkışında bahçedeki banklardan birine oturduk. Hava kararmaya başlamıştı. Arda huzursuzca bacağını sallayıp duruyordu, sonra bana dönüp kararlı bir sesle konuştu:
"Ece, o kütüphaneden çıktığımız anı hatırlıyorsun değil mi? Emir'in o kekelemesini, ne diyeceğini bilemeyişini gördün. Adam resmen panikledi. Her şey ortada."
Elif "Ama Arda, ya gerçekten düşündüğümüz gibi değilse?" diye araya girecek oldu ama Arda hemen lafını kesti.
"Ne demek değilse Elif? Çocuk o saatte hastanede olduğunu nereden bilebilir başka? Bence sakın polise gitme işini karıştırmayalım şimdilik. Emir'in üzerimize geleceğini anladık, onu kendi yöntemimizle köşeye sıkıştırmalıyız. Ece'yi tehlikeye atamayız."
Arda'nın benim güvenliğimi bu kadar düşünmesi, olayı hemen kontrol altına almaya çalışması içimi rahatlatmıştı. "Haklısın," dedim yorgun bir sesle. "Emir bir şeyler gizliyor ve bunu ortaya çıkaracağız."
Kafedeki bir masaya geçip oturduğumuzda Arda cebinden telefonunu çıkardı, kütüphanede bulduğumuz piyonun fotoğrafına bakıyordu.
"Şu piyonun altına gizlenen nottaki yazı stiline baksana," dedi Arda fotoğrafı büyütüp bana doğru uzatırken. "Siyah tükenmez kalemle, harfleri sağa yatık yazmış. Basketbol takımının panosundaki Emir'in el yazısıyla birebir aynı."
O an kafam o kadar doluydu ki sadece başımı salladım. Arda'nın o katlanmış küçük nottaki yazının detaylarını ve incelemesi sorgulayacak kadar iyi değildim. Aras'ın durumu, Emir'in şüpheli hareketleri derken zihnim durmuş gibiydi.
Eve döndüğümde odama geçip yatağa uzandım. Yorgunluktan gözlerim kapanıyordu ki telefonuma gelen bildirim sesiyle irkildim.
Bilinmeyen bir numara değildi bu sefer. Ekranı açtığımda gönderenin Emir olduğunu gördüm.
Derin bir nefes alıp mesajı açtım:
"Ece, Aras'ın yanında olmanı anlıyorum ama yanındaki kişilere dikkat et. Her şey göründüğü gibi değil. Yanlış kişiye güveniyorsun."
Telefonu sinirle yatağa fırlattım. Emir hâlâ hedef saptırmaya, beni manipüle etmeye çalışıyordu. Ama bilmiyordu ki ben artık onun oyunlarına gelmeyecektim.
_____________
Sizce kimmm yazın lütfennnnn. Bide katıl ortaya çıkıyor yavaş yavaş. Kitap kaç bölüm olcak bilmiyorum ama maximum 50 bölüm sürecekkkk
