33. bölüm · Görüldü
27. Bölüm
Hastane koridorunun soğuk ışıkları gözlerimi yakıyordu. Ellerime baktım, tırnaklarımın arasına kurumuş kan lekeleri dolmuştu. Zaman durmuş gibiydi, ameliyathanenin kapısına kilitlenmiş bir halde öylece duruyordum. Kalbimin atışını sanki göğsümde değil, kulaklarımda hissediyordum.
Derken koridorun başından hızlı ve telaşlı ayak sesleri yankılandı. Aras’ın annesiyle babası koşarak geliyordu. Annesinin yüzündeki o korkuyu görünce yerin dibine girmek istedim. Beni gördüğü an duraksadı, üstümdeki kana ve perişan halime baktı.
"Sen Ece misin?" dedi sesi titreyerek.
Gırtlağıma bir düğüm oturdu. Yutkunmaya çalıştım ama olmadı. Sadece başımı sallayıp "Evet..." diyebildim.
Ailesi panik içindeydi, ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. Aras’ın babası doktorlara doğru koştururken annesi bana döndü. "Ne oldu, ne işiniz vardı gece vakti orada?" diye sordu.
Katili, okulda yaşananları, gelen mesajları ya da o lanet piyonu anlatamazdım. Anlatsam Aras’ı daha büyük bir belanın içine sokmaktan korktum.
"Ben... Ben gece bir iş için gitmek zorundaydım, dedim sesim titreyerek. Aras beni yalnız bırakmak istemedi, peşimden geldi. Biri saldırdı bize, ben ne olduğunu bile anlamadım..."
Annesi söylediklerimi duyunca bir an durdu. Yüzündeki endişe birden öfkeye dönüştü.
" Oğlum şu an orada senin yüzünden yatıyor! diye bağırdı bir anda. Eğer Aras senin peşinden gitmeseydi şu an burada bu halde olmazdı!"
Bir şey diyemedim. Haklıydı çünkü. Ağzımı açıp tek bir kelime bile savunma yapamadım. "Ben böylesini istemedim" diye fısıldayabildim sadece ama sesim koridorda kayboldu gitti.
Daha fazla orada duramadım. Hastanenin bahçesine fırlattım kendimi. Gece soğuğu yüzüme çarptıkça içimdeki o suçluluk duygusu daha da büyüdü. Bahçedeki banklardan birine oturdum, ellerimi kafamın arasına aldım. Gözlerimi her kapattığımda aynı görüntü geliyordu aklıma. Kütüphanedeki o karanlık, Aras’ın yere düşüşü, yüzündeki acı ifade ve bana doğru uzatmaya çalıştığı eli...
Keşke o bilinmeyen numaradan gelen mesajı hiç takmasaydım. Keşke kütüphaneye gitmek gibi bir aptallık yapmasaydım. Aras sırf beni korumak için kendini öne atmasaydı şu an evinde mışıl mışıl uyuyor olacaktı. Ya bir daha uyanamazsa? Ya ona bir şey olursa? Bütün bunlar benim yüzümdendi.
Aras'ın ailesi haklıydı burada durmam sadece daha kötü şeylere yol açacaktı. Çantamı almak için hastene kapısından içeri girdim. Adımlarım her yürüdüğümde cam batıyormuş gibi acıyordu. Çantamı koluma takıp gitmek üzereyken kapı açıldı, bir hemşire dışarı çıktı. "Hasta uyandı" dedi Aras'ın annesi Nejla hanıma.
Kalbim öyle hızlı atmaya başladı ki s o kapıya doğru hareket ettim. Ama adımlarım kapıya varmadan durdu. Aras’ın annesinin o sözleri kafamda yankılandı tekrar: Senin yüzünden. Onun yanında olmam ona sadece zarar veriyordu. Onu gerçekten korumak istiyorsam belki de yapmam gereken tek şey ondan uzak durmaktı. Arkamı döndüm, gözümden akan yaşı silip hastane bahçesinden dışarı doğru yürümeye başladım.
(っ.❛ ᴗ ❛.)っ
\ilahi bakış açısı/
Aynı anlarda hastane odasında Aras, gözlerini yavaşça açıyordu. Başındaki keskin ağrıya ve vücudundaki sızıya rağmen etrafına bakındı. Baş ucunda annesi ve babası vardı, annesi gözyaşları içinde onun elini tutuyordu.
Aras’ın boğazı kurumuştu, dudakları aralandı. Annesinin yüzüne baktı ve boğuk bir sesle o ilk soruyu sordu:
" Ece nerede?"
Annesi şaşırdı, yüzü biraz asıldı.
" O kız mı? Az önce gitti Aras. Şimdi onu düşünme sen ameliyattan yeni çıktın, dinlenmen lazım."
Aras, kolundaki serum iğnesine ve bedenindeki o ağır ağrıya aldırmadan doğrulmaya çalıştı.
" Dışarı mı çıktı? dedi panikle. İyi miydi? Bir şey yapmadılar değil mi ona?"
Annesi onu omuzlarından tutup geri yatırmaya çalışırken Aras’ın gözleri kapıda takılı kalmıştı.
()()()()()()()()()()()()()()()()()()()()()()
Bölüm hakkında yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayalımmmm 💋💋💋💋💋💕
