29. bölüm · Görüldü
25. Bölüm
Özür dilerimmmm son birkaç gün atamadım ama bu bölümü olabildiğince uzun tutmaya çalıştım şu yukarıdaki şarkıyı benim işaretledigim yere kadar dinleyip okuyun kesinlikle daha gzuel olcak(yalnız o çocuk benim arkadaşlar üzgünüm jsjsjajjsja)
_________________
Elimde bulunan şok etkisi yaratan mesaja baktım beni çağırıyordu. Tek başıma ve ıssız bir yere. Ellerim buz kesmiş telefonumu sıkıca tutuyordum. Gözlerim boşluğa takılmış hiçbir şey düşünemiyordum. Her hücrem titriyordu. Napacağımı bilmiyordum eğer gitmezsem hiçbir bok öğrenemeyecektim. Neden özellikle beni seçtiğini öğrenmem lazımdı. Neden benimle uğraştığını, çevremdekilere neden zarar verdiğini her şeyi öğrenmem lazım. Korkuyorum. Birinin omzuma dokunmasıyla korku dolu bir nefes alıp yerimden sıçradım.
" Ece, benim Aras. Sakin ol bir şey yok" korku ve endişe dolu harelerini bana dikmişti.
"A-Aras"
"Evet benim Aras"
Kollarımı sıkıca beline doladım. Gözlerimden yaşlar akarken katilin mesajını ona göstermelimiyim diye düşündüm. Ama bunu yapmazdım. Bunu öğrenirse beni korumak için elinden geleni yapardı. Ama kendini korumayı unuturdu. Sıradaki piyon o olmamalıydı. Evet gece oraya gidecektim ama bundan kimsenin haberi olmayacaktı. Birkez daha benim yüzümden biri ölmeyecekti.
"iyi misin Ece?"
Başımı yasladığım güvenli kollardan ayrılırken "İyiyim sadece... Her şey üst üste geldi. Önce ölü bedenler sonra bu Deniz olayı, bide..."
"Bide... Ne?"
Bunu hiçbir zaman bilemeyeceksin Aras. Özür dilerim. Her şey senin için. Bizim için.
"Bide tam toparlanıyorum derken başka bir olayla yüzyüze geliyoruz sadece yoruldum."
Başını anlıyorum dercesine salladı ve bu sefer kollarını bana dolayan o oldu.
"Merak etme Ece. Her şey yoluna girecek. Biz yan yana oldukça hiç bir güç bizi ayıramaz."
"Umarım Aras umarım ki öyle olacak"
Bir süre daha koridorun ortasında birbirimize sarılı halde durduk.
Daha sonra sınıflara girdik. İlk dersi kaçırmıştık. Çantamı sıramın üstüne bırakıp oturdum. O mesaj aklımdan bir türlü çıkmıyordu. O pislik katili daha fazla kişi zarar görmeden alt etmeliydim. Mesajlarından anladığım kadarıyla ben onun zayıf noktasıydım. O mesajlar sadece bana geliyordu ve beni koruyordu ama bir uyuşmazlık vardı madem beni koruyordu o zaman neden son piyonu bendim? Son olarak beni öldürmek istiyordu. Aklımı deliricem! Neden bir boktan anlamıyordum. Ben bunları düşünürken rehberlik hocası sınıfa girdi.
"Oturun çocuklar. Bu yaşanan son olaylardan sonra size motivasyon konuşması yapmak istedim"
Herkes sessizce yerine geçti ve rehberlik hocasının sözde motivasyon konuşmasını dinlemeye başladılar.
"Bakın gençler. Bu son senenizde böyle olayların yaşanması bizi de derinden sarsıyor. İntihar eden iki gencecik kızımız."
Ne! İntihar mı? Şaka mı bu ? Neler oluyor? Onların intihar etmediğini en iyi onlar biliyor olmalıydı. İşkence edilerek öldürülmüş bedenlere nasıl intihar süsü veriliyordu? Bunun gizlenmesini kim istiyordu? Güvenliğimiz için bize her şeyi anlatmak yerine intihar denilip geçiliyordu.
"Onlar için bir şeyler zor gelmiş olmalı ama bu sizin için bir neden olmasın. Yaşamınız boyunca emin olun ki binlerce zor durumla karşılaşacaksınız ama buna rağmen yıkılmadan dik durmanız lazım. Çünkü tarih pes etmişleri değil, tüm zorluklara rağmen ayakta kalanları anar."
Pes etmişleri değil tüm zorluklara rağmen ayakta kalanları...
Alayla sırıttım. Herkesin hayat felsefesi buydu zorluklarla göğüs ger hayatta kal. Peki hayata tutunmaya çalışan gençleri hayattan koparanlar? Ellerinde tuttukları iplerle uçurumdan inmeye çalışanların iplerini koparanlar suçlu sayılmıyor aksine ipleri kopanın zorluklara dayanamadı diye anılmasıydı sorun. Rehberlik hocası konuşmasına devam etti.
"Bu yüzden zorluklara göğüs ger ve hayatta kalmaya çalış. Hem size moral olsun hem de yaşanan bu kötü günleri unutabilmek için haftaya bir etkinlik yapmayı planlıyoruz. Kamp yapmanın herkese iyi geleceğini düşünüyoruz. Herkesin katılması zorunludur. Şimdi evlerinize dağılabilirsiniz iyi günler."
Çantamı koluma takıp kimseyi beklemeden sınıftan çıktım.
Kafamı toplamam lazımdı. Kimseyi görmeden toparlanmalıydım. Her şeyi detaylıca düşünüp kararımı vermeliydim. Ne yapacaktım? Kütüphaneye gideceğim kesindi ama bunu Aras'a haber vererek mi yapmalıydım? Aras'a haber verirsem oraya tek başıma gitmeme izin vermezdi. Bu yüzden hem o hem de ben zarar görecektik. Bu işi tek başıma halledecektim. Hızlı adımlarla eve doğru gittim. Her şeyi etraflıca düşünmem lazımdı. Okuldan hızlıca ayrılmam onu endişelendirecek ve her yerde beni arayacaktı bu yüzden evden de hızla ayrılmam lazımdı. Kimsenin beni bulamayacağı bir yerde buluşma saatine kadar bir karar vermeliydim. Kapı şifresini girdikten sonra hemen üstümü değiştirmek için odama doğru ilerledim. Dolabıma ilerleyeceğim sırada yatağımın üzerinde bulunan kağıdı görmemle adımlarım durdu. Korku dolu bakışlarım sarı renkli not kağıdına kaydı. Yavaş adımlarla yatağıma doğru ilerledim. Nefes alışverişim kesik kesikti notu elime aldım ve korkarakta olsa okumaya çalıştım.
"Çok kötü zamanlardan geçiyorsun biliyorum. Ama her şey daha iyi olacak kendine güven."
Ah! Tabii ya gerizekalı. Dün izlediğim reels videosunda bir kadın böyle yaparak kendimize daha iyi geleceğimizi söylemişti ve ben bunu unutup katilden yeni bir mesaj sanmıştım. Ah cidden giderek daha kötü oluyordum. Notu buruşturup yere attım ve dolaptan birkaç giyecek çıkardım siyah hırkamı beyaz crop üstümün üzerine giyip zincirimi çektim. Ve dışarı çıktım, merdivenlere ilerleyeceğim sırada Aras'ın da merdivenlerden bu tarafa doğru doğru geldiğini gördüm. Lanet olsun evde çok oyalanmıştım. Hemen asansörün olduğu tarafa doğru koştum. Düğmeye basıp beklemeye başladım ama bir türlü gelmiyordu. En önemli zamanlarda her şey ağır çekimde çalışıyordu zaten. Düğmeye üst üste basmamamın sonucunda nihayet açılmıştı hemen asansöre girip zemin kata bastım, kapıların kapanmasına az kala Aras asansörün önünden geçti nefesimi tutup beni görmemesini diledim. Neyse ki beni görmeden gitmiş ve asansör kapıları tam zamanında kapanmıştı. Artık hiçbir şey düşünemiyordum. Beynim durmuş gibiydi. Binadan çıkıp okula doğru ilerlemeye başladım. Yavaş yavaş yürüyordum. Havanın kararmasını bekliyordum.
Nihayet buluşma saatini gelince okula girdim. Elimde küçük el feneriyle okul koridorlarında ilerlemeye başladım. Kalbim göğüs kafesimi deliyor, nefes almayı unutuyordum. Karanlık koridoru aydınlatan el fenerini kütüphanenin kapısına tutup derin nefes almaya çalıştım. Orda olduğunu biliyordum ve aramızda olan tek şey bu kapıydı. Kapı koluna uzanıp kapıyı açtım gıcırdayarak açılması kalbimin daha hızlı atmasına neden olurken geri dönüşün olmadığını anladım ve içeri girdim. kitaplıkların önünde ilerlerken pencerenin önünde bir karaltı gördüm. Oraya doğru yavaş adımlarla ilerledim.
"Sonunda geldin piyonum. Senden beklenmeyecek kadar cesurca bir hareket."
Ses değiştirici kullanıyordu. Çünkü sesi ürkütücü ve metalikti.
"Evet geldim." Dedim sesimi olabildiğince korkusuzca tutmaya çalışarak.
"Benden korkmuyor musun?" Dedi bana doğru dönerek yüzünü tamamen kapatmıştı.
"Korkuyorum ama bana zarar veremezsin" dedim başımı dik tutarak.
"Sana zarar vermeyeceğimi düşünüyorsun demek" dedi bir adım bana yaklaşarak.
"Evet bana zarar veremezsin buraya gelmeden önce çok düşündüm. Sadece bana mesajlar gönderiyorsun ve eğer seni biraz tanıyorsam böyle dolaylı yollarla uğraşmazsın. Oyun oynamayı seviyorsun ama satrançta da olduğu gibi rakibini hazırlıksız yakalayarak onu şaşırtıp yenmek istiyorsun. Her şeyi düşünüp plan yapıyorsun ama hazırlıksızlık yakalamak senin yapabileceğin bir şey. Önce lavabodaki kız, orada yalnız olduğunu düşünüyordu ama sen birden çıkıp onu öldürdün sonra... Spor salonundaki kız, kanı sadece bulunduğu kısımdaydı kaçmaya çalışmamıştı çünkü onu beklemediği bir anda aniden öldürmüştün daha sonra ise bedenine işkence etmiştin."
Korkutucu bir kahkaha attı. Bir adım geriledim.
"Düşündüğümden daha zekiymişsin piyonum. Sonunda ne düşündüğümü anlayan biri. Benim gibi düşünen başka bir psikopat."
"Ben psikopat değilim!" Dedim bağırarak.
Bana bir adım daha yaklaştı "Evet öylesin sen istemesende."
"Sen hastalıklı bir düşünce yapısına sahipsin. Bu yüzden benim de sana benzediğimi düşünüyorsun."
"Belki de öyledir piyonum. Beni bulacak tek kişi sensin. Oyunu sen başlattın bitirecek olanda sesin."
"Ne..." Cümlemi tamamlamama kalmadan kütüphanenin kapısı sertçe açıldı.
(Bundan sonrası bu şarkıylaaa)
"Ece!"
Kapıya doğru baktığımda Aras'ı gördüm.
"Aras?"
"Sana kimseye söyleme demiştim piyonum sonuçlarına katlanacaksın." Maskeden gelen metalik sese dönüp.
"Yemin ederim kimseye haber vermedim beni nasıl buldu bilmiyorum gerçekten. Lütfen bir şey yapma."
Ağlayarak yalvarıyordum.
"Çok geç" dediğini duydum ve koşarak Aras'ın olduğu tarafa ilerledi.
"ARAS!" demem kalmadan katil elindeki bıçağı Aras'ın karnına sapladı. Aras'ı iterek kapıdan koşarak çıktı. Aras ayakta elini karnına bastırmış gözleri dolmuş bana bakıyordu. Sonra yere diz üstü çöktü.
"ARAS!" Koşarak yanına gittim elimle yüzünü tutup. "Aras lütfen dayan Aras lütfen beni bırakma"
Yere daha da yığılıp başını dizime yasladı.
"E-ce" sesi kısık çıkıyordu.
"Aras kendini yorma lütfen ambulansı çağırdım lütfen biraz daha dayan lütfen"
"E-ce sana bir şey yaptı mı?" Bu durumda bile beni düşünüyordu.
"Hayır bak ben iyiyim benim hiçbir şeyim yok şuan önemli olan sensin lütfen kendini bırakma lütfen."
Göz yaşlarım onun kana bulanmış gömleğini ıslatırken ne yapacağımı bilmiyordum.
"Lütfen ağlama Ece" dedi öksürekek.
Göz yaşlarımı elimle hemen silip "Tamam ağlamıyorum bak. İyi olacaksın ambulans birazdan burada olur kendini sakın bırakma tamam mı?" Göz yaşlarımı silmeye çalışsamda yapamıyordum yüzüm ıslanmaya devam ediyordu.
"Seni seviyorum Ece. Eğer başaramazsam..."
"Hayır! Böyle deme başaracaksın."
"Eğer başaramazsam sakın kendini bırakma benim içinde yaşa olur mu?"
"Senin için yaşamayacağım çünkü birlikte yaşayacağız anladın mı birlikte ve biz."
Yüzüne bir gülümseme yayıldı.
"Biz..."
Ve... Gözleri kapandı. GÖZLERİ KAPANDI.
"Hayır, hayır aç gözlerini aç lütfen AÇ ŞU GÖZÜLERİNİ"
Açmıyordu. Yeşil gözlerini göremiyordum. Gülümserken gülen gözleri şuan kapalıydı göremiyordum. Sesini duyamıyordum. Hissetmiyordum sıcak tenini.
"HAYIIIR!"
