35. bölüm · Görüldü
29. Bölüm
Emir’den cevap gelmesi uzun sürmedi. Ekran aydınlandığında gelen mesajı nefesimi tutarak okudum:
"Nejla teyze hastane kapısında 'O kızın yüzünden oldu' diye bağırıyordu Ece, oradan duydum. Sen neredesin, iyi misin?"
Yazılanları okuyunca kafam daha da karıştı. Mantıklıydı... Nejla Hanım gerçekten de öyle bağırmıştı. Ama o bileklik? O koku? Emir'e hiçbir şey yazamadım. Evde kalmak, bu belirsizliğin içinde boğulmak tam anlamıyla işkenceydi. Aras’ı görmem lazımdı. Onu kendi gözlerimle iyi olduğunu görmeden duramazdım.
Siyah kapüşonlumu çekip evden çıktım. Hastaneye vardığımda gece yarısını geçiyordu. Nejla teyzeye yakalanmamak için koridorun köşesinde dakikalarca bekledim. Hemşirelerin nöbet değişimi sırasında koridor boşalınca fırsat bu fırsat deyip Aras’ın odasına süzüldüm.
Kapıyı yavaşça kapatıp yatağa doğru ilerledim. Cihazların bip sesleri arasında Aras gözlerini araladı. Beni gördüğü an yüzündeki o yorgun ifade bir anda dağıldı.
"Ece..." dedi boğuk bir sesle.
Daha fazla dayanamadım. Yanına yaklaşıp boynuna sarıldım. Kokusunu içime çekerken gözyaşlarım tekrar süzülmeye başladı. O da serumlu eline rağmen kolunu sırtıma doladı.
Sarıldıktan sonra geriye çekilip hızlı hızlı konuşmaya başladım. "Aras ben çok korktum... Katil bizim okuldan biri, bilekliğini gördüm, basketbol takımından biri! Sonra fotoğraflar geldi, seni çekmişler... Bir de Emir mesaj attı ama—"
Lafımı bitiremeden Aras uzandı ve birkaç saniyeliğine dudaklarını dudaklarıma örttü.
Zaman durdu sanki. Geri çekildiğinde gözlerimin içine bakıyordu. "Sakin ol," dedi fısıltıyla. "Şimdi iyiyim. Yanımdasın."
O an dünyadaki bütün gürültü sustu. Aras elimi tuttu, "O katil kimse bulacağız ama tek başına hareket etmeyeceksin, söz ver bana," dedi. Başımı salladım.
Yatağın kenarındaki sandalyeye oturdum. Elini iki elimin arasına aldım, bırakmak istemiyordum. "Seni burada bırakıp gidemem," dedim fısıltıyla. "Yine bir şey olursa..."
Aras parmaklarımı hafifçe sıktı. "Bana bir şey olmayacak Ece. Sen eve git, dinlen. Yarın okulda dikkatli ol yeter."
Koridordan gelen adım seslerini duyunca istemeden ayağa kalktım. Hemşireler devriye gezmeye başlıyordu, yakalanırsam Nejla teyzeye haber verirlerdi. Aras'ın alnından öpüp "Sabah yine geleceğim" dedim ve odadan gizlice çıktım.
Ertesi sabah okula gittiğimde adım atmak bile zor geliyordu. Koridordaki herkes gözüme şüpheli görünmeye başladı. Basketbol takımındaki çocukların yanından geçerken bileklerine bakmaktan alamıyordum kendimi.
Tam o sırada Emir önümü kesti. "Ece? Dün gece mesajıma dönmedin, merak ettim seni. İyi misin?"
Gözlerinin içine baktım. O kadar doğal duruyordu ki... Ama üzerindeki o hafif odunsu koku burnuma gelince irkildim. "İyiyim Emir, şoktaydım sadece. Sonra konuşuruz," deyip yanından hızlıca uzaklaştım.
Bu yükü tek başıma taşıyamayacağımı anlayınca öğle arasında Elif ve Arda'yı okulun arkasındaki çardaklara çağırdım. Başımda dönen her şeyi, gelen mesajları, Aras'ın vurulduğu anı ve basketbol bilekliği detayını tek tek anlattım.
Elif şoktan ağzını kapatırken Arda sırayı yumrukladı. "Bizden biri yani... Okuldan!" dedi sinirle.
"Aras hastanedeyken tek başıma hiçbir şey yapamam," dedim sesim titreyerek. "Bana yardım etmeniz lazım."
"Sacmalama Ece, tabii ki yanındayız," dedi Elif elimi tutarak. "Şimdi ne yapıyoruz?"
Kütüphaneye gitmeye karar verdik. O olayın yaşandığı yere, belki kaçırdığımız bir şey vardır diye. Kütüphanenin kapısını açtığımızda ortalık sessizdi. Aras'ın vurulduğu masaya doğru yürüdük.
Tam masanın ortasında, düştüğü yerin hemen yanında yeni bir piyon duruyordu.
Elif geriye doğru bir adım attı. Arda öne atılıp piyonun altındaki katlanmış kağıdı aldı. Yavaşça açtı ve okudu:
"Sıradaki kim olsun Ece?"
Elif ve Arda dehşetle bana döndü. Katil etrafımdaki herkesi hedef tahtasına koymuştu.
____________________
Evettttt bu kadardı beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayınnn 💋💋💋
