19. bölüm · Görüldü
18. Bölüm
Merhabaa bir kaç gün yazamadım üzgünümm
Neys hadi daha fazla tutmayayım iyi okumalarrr
///////:///////////:///:///////////://///////////
O gecenin sabahında resmen gözlerimi kırpmadan sabahı etmiştim. Aras salondaki koltukta uyumuştu ama ben her tıkırtıda "Acaba kapıda biri mi var?" diye düşünmekten helak olmuştum. Sabah olduğunda Aras’la beraber, sanki bir savaş alanına gidiyormuşuz gibi evden çıktık. Okul yolunda ikimiz de çok sessizdik, Aras sürekli etrafı kolaçan ediyordu.
Okula girdiğimizde direkt kantine, bizim her zamanki masaya geçtik. Ama içim içimi yiyor, o piyon ve not gözümün önünden gitmiyordu. Aras masaya oturduğumuz gibi eğilip fısıldayarak konuşmaya başladı.
"Ece, o notu kimseye gösterme şimdilik. Kimin ne olduğunu bilmiyoruz, okulda da her şey çok karışık zaten."
"Aras, çok korkuyorum ya. 'Oyun başladı' ne demek? Sanki biri bizi izliyor gibi..."
Tam o sırada yan masadan bir sandalye gıcırtısı geldi ve Arda, elinde tostla yanımızda bitti. "Hayırdır ya, ne oyunu? Bensiz oyun mu oynuyorsunuz siz? Aşk olsun Ece, çocukluk arkadaşın burada dururken gizli gizli ne çeviriyorsunuz?"
Arda'nın o her zamanki şebeği tutmuştu ama ikimiz de o kadar gergindik ki gülümseyemedik bile. Aras ters ters Arda'ya baktı. "Arda, sırası değil kardeşim, git başka yerde ye tostunu."
Arda bir terslik olduğunu anlamış gibi kaşlarını kaldırdı. "Ooo, ortam gergin. Ne oldu? Bir şey mi kaçırdım?"
Biz Arda’yı nasıl geçiştiririz diye düşünürken, Elif nefes nefese yanımıza koştu. Elinde telefonu tutuyordu ve yüzü kireç gibiydi. "Ece! Aras! Şuna bakın çabuk!"
Telefonu masanın ortasına, önümüze koydu. Okulun meşhur itiraf sayfası açıktı. "Gördünüz mü? Geçen gün tuvalette ölü bulunan o kız vardı ya... Onunla ilgili bir sürü şey paylaşılıyor."
Ekrana eğildik. Birisi anonim olarak şöyle yazmıştı: 'O kızın ölümü kaza falan değil. Yamaç’ın o gün kızla tartıştığını görenler var. Hatta Yamaç kızın dolabına bir şeyler bırakıyormuş sürekli.'
"Yamaç mı?" dedim şaşkınlıkla.
Elif fısıltısını iyice alçalttı. "Sadece bu da değil. Yamaç’ın o kızla önceden bir meselesi varmış diyorlar. Ve bakın, sayfanın altına birisi piyon fotoğrafı atmış!"
O an kanımın çekildiğini hissettim. Masanın altından Aras'ın elini tuttum, o da benimkini sıktı. Arda ise "Piyon mu? Satranç mı oynuyoruz oğlum biz? Ne oluyor lan, biri bana anlatsın artık!" diyerek iyice paniğe bağladı. Korktuğu her halinden belliydi, gözleri fır fır dönüyordu.
Aras derin bir nefes aldı ve Arda ile Elif’e bakıp, "Tamam, madem dahil oldunuz... Dinleyin," dedi. "Ece’nin kapısına dün gece bir piyon ve bir not bırakıldı."
Elif ağzını kapatıp küçük bir çığlık attı. Arda ise elindeki tostu masaya düşürdü. "Nee? Olay ciddi yani? Ben kaçıyorum abi, benim daha yaşayacak hayallerim var, çoluk çocuğa karışacaktım daha!"
"Kaçma lan hemen!" dedi Aras onu kolundan tutup geri oturtarak. "Bir şeylerin peşine düşmemiz lazım. Ve sanırım ilk durağımız şu gizemli Yamaç olacak."
O sırada kantinin kapısından Yamaç girdi. Üstünde siyah bir kapüşonlu vardı, kafasını kaldırmadan hızlı adımlarla arka tarafa doğru ilerledi. Bakışları o kadar soğuk ve tuhaftı ki, gerçekten bir katilin bakışlarına benziyordu. Ama o ölen kızla ne ilgisi olabilirdi? Ve biz şimdi onu nasıl takip edecektik?
Arda masanın altına doğru eğilerek, "Şu an bize baktı mı? Bence bize baktı. Ben bittim, kesin beni ilk o piyonla vuracak," diyip ayağa kalktı.Aras, Arda’yı kolundan tutup sandalyeye geri fırlattı resmen. "Otur şuraya salak salak konuşma, millet bize bakıyor!"
Arda sendeleyerek oturdu, elindeki tosttan bir ısırık alıp ağzı doluyken konuşmaya başladı. "Ya Aras, sen anlamıyorsun kardeşim. Bu işler öyle 'geldim, gördüm, piyonladım'la bitmez. Bak, bence bu katil kesinlikle bir stratejik-manyak. Adam satranç tahtasına çevirdi bizi ya! Ben şimdi yolda yürürken L mi çizeceğim at gibi? Ya da ne bileyim, çapraz mı gideceğim?"
Elif gözlerini devirdi. "Arda, saçmalamayı keser misin? Adam piyon bırakmış diyoruz, sen hala at diyorsun, fil diyorsun."
Arda omuz silkti. "Benim canım tatlı kardeşim, ben bu duruma piyonzedelik diyorum. Ece, sen de artık bir piyonzedesin, aramıza hoş geldin."
Hafifçe kıkırdadım ama içimdeki o huzursuzluk geçmiyordu. Gözüm hala kantinin köşesinde tek başına oturan Yamaç’taydı. Yamaç cebinden bir kağıt çıkardı, bir şeyler yazdı sonra kağıdı öyle bir hırsla buruşturdu ki, masadaki tepsiyi neredeyse deviriyordu. O an başını kaldırdı ve göz göze geldik. Bakışları o kadar derin ve yorgun bakıyordu ki.
"Şuna bak," diye fısıldadım bizimkilere. "Yamaç hiç de öyle 'katil tipi' gibi durmuyor aslında. Daha çok bir şeyden kaçıyor gibi."
Aras kaşlarını çattı. "Katilin tipi mi olur Ece? Ama haklısın, çok fazla göze batıyor. Eğer o piyonları o bırakıyorsa bu kadar dikkati üzerine çekmesi aptallık olur. Belki de birini koruyor?"
Elif hemen atıldı. "Ya da birini arıyor! O kızla, yani ölen kızla o kadar yakınlarsa, belki de katili o da bulmaya çalışıyordur?"
Arda masaya vurup bağırdı. "Buldum! Yamaç aslında bir 'ters-manyak'. Yani bizi koruyor gibi yapıp aslında bizi... neyse, sustum." Aras'ın bakışlarını görünce hemen önündeki tuzu karıştırmaya başladı.
O sırada zil çaldı. Herkes sınıflara doğru dağılırken Yamaç yerinden fırlayıp kütüphaneye doğru giden merdivenlere yöneldi. Sınıfı tam ters yöndeydi.
"Derse girmiyor," dedi Aras. "Ece, Elif, siz sınıfa geçin. Arda, sen benimle geliyorsun."
Arda’nın yüzü bir anda düştü. "Hadi canım! Niye ben? Ben daha stratejik destek birimiyim abi, beni niye ön cepheye sürüyorsun? Aras, bak benim tansiyonum var, 'panik-atak-vari' bir şeyler yaşıyorum şu an!"
Aras dinlemedi bile, Arda’yı ensesinden tuttuğu gibi peşinden sürükledi. Elif’le birbirimize baktık.
"Ece, biz de boş durmayalım," dedi Elif koluma girerek. "Şu itiraf sayfasındaki piyon fotoğrafını kimin attığını bulmamız lazım. Okulun internet ağından mı atılmış, bir bakalım."
Sınıfa doğru yürürken koridorun sonundaki karanlık köşede birinin bizi izlediği hissine kapıldım. Arkama baktığımda kimse yoktu ama yerdeki o soğuk mermerin üzerinde, sanki bilerek oraya bırakılmış gibi duran bembeyaz bir tebeşir tozu gördüm. Yanına yaklaştığımızda, yere küçük bir "X" işareti çizildiğini fark ettim.
