6. bölüm / 9
GÖLGELER ALTINDA6. BÖLÜM - KARANLIĞA DÖNÜŞ
Bölümler 9Şu an: 6. BÖLÜM - KARANLIĞA DÖNÜŞ
- 1 1. BÖLÜM - KAYIP VE BAŞLANGIÇ543 kelime
- 2 2. BÖLÜM - YERALTINDAKİ SIR624 kelime
- 3 3. BÖLÜM - GÜCÜN BEDELİ640 kelime
- 4 4. BÖLÜM - ORMANDAKİ GÖLGE1.253 kelime
- 5 5. BÖLÜM — GECEYLE GELEN KARŞILAŞMA1.027 kelime
- 6 6. BÖLÜM - KARANLIĞA DÖNÜŞ924 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7. BÖLÜM — KAYIP BİR İZ1.574 kelime
- 8 8. BÖLÜM — DUVARLARIN ÖTESİNDE2.026 kelime
- 9 9. BÖLÜM — KARANLIĞIN İÇİNDE2.471 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
6.BÖLÜM — KARANLIĞA DÖNÜŞ
Metal kapılar birbiri ardına açıldı.Arya’yı taşıyan sedye, uzun ve soğuk bir koridordan geçirilerek laboratuvara sokuldu. Tavandaki beyaz ışıklar yüzüne vuruyor, makinelerin düzenli sesleri boşlukta yankılanıyordu.
“Denek 7 yeniden getirildi.”
“Hayati değerleri kontrol edin.”
“Omuz ve boyun bölgesinde travma var. Serum seviyesi de düzensiz.”
Doktorlar bir anda sedyenin etrafını sardı. Biri Arya’nın koluna bağlı hattı kontrol etti, diğeri monitörün başına geçti. Üçüncüsü dosyasını açarak sonuçları inceledi.
“Bu kadar kısa sürede nasıl kaçabildi?” diye sordu.Yanındaki doktor başını kaldırmadan cevap verdi:
“Bilmiyorum. Zincirleri nasıl kırdığını da açıklayamıyoruz. Fiziksel ölçümleri normal sınırların çok üzerinde.”
“Normal sınırlar mı?”
Diğer doktor acı bir gülümsemeyle başını salladı.
“Bu kadının hiçbir şeyi normal değil.”
Laboratuvarın diğer tarafında, geniş camın ardında siyahlar içinde kadın onları izliyordu.Siyah saçları omuzlarına dökülüyor, yüzündeki soğuk ifade en küçük bir değişiklik göstermiyordu. Ancak gözleri Arya’nın sedyesine her kaydığında çenesindeki kaslar geriliyordu.
Kadın, doktorlardan birine döndü.
“Bana ne olduğunu anlatın.”
Doktor yutkundu.
“Kaçış sırasında ciddi efor sarf etmiş. Yaraları var, ancak kas dokusunda beklediğimiz ölçüde hasar oluşmamış. Serumun etkisi hâlâ devam ediyor olabilir.”
“Olabilir mi?”
“Henüz kesin bir açıklama yapamıyoruz, efendim.”
Kadın birkaç saniye sustu. Sonra cama doğru yürüdü.
“Yine kaçmaya çalıştın, demek hâlâ sınırlarını öğrenemedin. Arya”
Doktorlardan biri temkinli bir sesle araya girdi.
“Efendim, uygulanan serumların sayısı arttıkça vücudundaki tepkiler de şiddetleniyor. Sinir sistemi bu yükü daha fazla kaldıramayabilir. Bir sonraki uygulama kalıcı hasara neden olabilir.”
Kadın yavaşça başını çevirdi.
“Bana onun neleri kaldıramayacağını söylemeyin.”
“Ama—”
“Ben size ne yapacağınızı söyledim.”
Doktor sustu.Kadın yeniden Arya’ya döndü. Yüzünde bir anlığına anlaşılması güç bir ifade belirdi. Öfkenin ardında saklanan, yıllardır kilitli tutulmuş bir anı gibi…
Fakat bu ifade o kadar çabuk kayboldu ki gören biri bunun gerçekten yaşanıp yaşanmadığından emin olamazdı.
“O benim en değerli parçam..Onu kaybetmeyeceğim.”
Doktor dosyasını göğsüne bastırdı.
“Peki ya proje başarısız olursa?”
“Başarısız olmayacak! ”
“Ya Arya dayanamazsa?”
Kadın bu kez doğrudan doktorun gözlerinin içine baktı.
“O dayanmak zorunda..”
Ardından yeniden sedyeye döndü.
“Hazırlıkları başlatın. Bir sonraki aşamaya geçiyoruz.”
“Bu kadar erken mi?”
Kadın, sanki soruyu duymamış gibi elini kaldırdı.
“Şimdi.”
Laboratuvar hareketlendi. Çekmeceler açılıyor, metal tepsiler masalara yerleştiriliyordu. Bilgisayar ekranlarında yeni grafikler belirdi. Bir teknisyen, özel muhafaza kutusundan şeffaf bir tüp çıkardı.Tüpün içinde koyu kırmızıya çalan bir sıvı, ışık vurduğunda sıvının yüzeyinde garip bir parıltı oluşuyordu.Kadın, tüpü eline almadı. Yalnızca dikkatle izledi.
“Bu kez hata istemiyorum.”
“Anlaşıldı, efendim.”
Arya’nın parmakları hafifçe kıpırdadı.Önce bir parmağı, ardından diğeri…Göz kapakları ağır ağır aralandı. Görüşü bulanıktı. Tavandaki ışıklar birbirine karışıyor, başının içindeki uğultu düşüncelerini bastırıyordu.
Nerede olduğunu anlamaya çalıştı.Sonra metalin soğukluğunu hissetti.Bilekleri bağlıydı, nefesini tuttu. Zincirleri çekmeye çalıştı ama kolları güçsüzdü. Omzundaki yara sızlıyor, boğazından istemsiz bir inleme çıkıyordu.
“Uyandın demek.”
Arya başını çevirdi.Camın arkasındaki siyah silueti gördü. Yüzünü tam seçemiyordu ama o sesi tanıyordu. O ses, geceler boyunca zihninin içine sızmış; korkularına, öfkesine ve kâbuslarına karışmıştı.
Dudaklarını araladı.
“Sen…”
Kadın bir adım yaklaştı.
“Evet, benim.”
“Kimsin sen?”
Başını hafifçe yana eğdi.
“Bunu gerçekten öğrenmek istiyor musun?”
“Beni buraya sen getirdin. Bana ne yaptığını bile bilmiyorum. Bedenimde ne var, neden böyleyim, neden hiçbir şeyi hatırlayamıyorum? Bana cevap ver!”
Kendine hâkim olmaya çalışıyordu ama korkusu öfkesinin arasından sızıyordu.Kadın bir süre onu izledi.
“Çünkü henüz hazır değilsin.”
Arya acıyla güldü.
“Hazır değil miyim? Beni bir masaya bağladınız. Bedenime bilmediğim şeyler enjekte ettiniz. İnsanları gözümün önünde acı çekerken izledim.”
Nefes almak için durdu.
“Buna ne isim veriyorsun? Deney mi? Tedavi mi? Yoksa işkence mi?”
Kadının yüzündeki gülümseme silinmedi.
“Bazen aralarındaki farkı anlamak zordur.”
Gözleri öfkeyle parladı.
“Senin için öyle olabilir.”
“Bana meydan okumayı seviyorsun. Çocukluğundan beri böyle miydin acaba?”
Arya’nın yüzündeki ifade değişti.
“Ne dedin sen?”
“Hiçbir şey.”
“Hayır. Az önce ne dedin?”
Kadın cevap vermedi.Arya zihnini zorladı. Çocukluğuna ait bir şey hatırlamaya çalıştı ama karşısına yalnızca parçalanmış görüntüler çıktı: karanlık bir koridor, uzaktan gelen bir kadın sesi, küçük ellerini tutan başka bir el…
Sonra başının içinde keskin bir ağrı belirdi.Arya gözlerini kapatıp dişlerini sıktı.Kadın onu dikkatle izliyordu.
“İşte böyle,” diye mırıldandı.
“Zihnin hâlâ direniyor.”
Arya gözlerini yeniden açtı.
“Beni tanıyor musun?”
O soğuk gülümseme ile
“Çok yakında her şeyi öğreneceksin.” dedi.
Ardından yüzünü doktora çevirdi.
“Hadi başlayalım.”
Doktor, enjeksiyon setini eline aldı.
“Efendim, son kez uyarıyorum. Vücudu bu uygulamayı reddedebilir.”
“Öyleyse neden reddettiğini öğreniriz.”
“Ya kalbi durursa?”
Kadının bakışları sertleşti.
“Durmayacak! ”
Doktor istemeyerek başını eğdi ve Arya’nın yanına geldi. Enjeksiyonun içindeki koyu kırmızı sıvı, şeffaf tüp boyunca yavaşça hareket ediyordu.
Çaresiz bakışlarıyla :
“Hayır… Lütfen, yapmayın!” diye haykırıyordu.
Doktor, kolunu sabitlemek için elini uzattı.
“Lütfen, hareketsiz kalın.”
“Benden bunu istemeyin.”
“Ben sadece emirleri uyguluyorum.”
“Öyleyse ilk kez kendi kararınızı verin.”
Doktorun eli havada asılı kaldı. Bir anlığına göz göze geldiler. Adamın yüzünde korkuyla karışık bir suçluluk vardı. Ama bu duygu, kadının sesi yeniden yükselene kadar sürdü.
“Devam edin!”
Doktor irkildi. Enjeksiyonu koluna yaklaştırdı.
Arya zincirlerini bütün gücüyle çekiyor, metal halkalar bileklerine gömülüyordu. Acı, kollarından göğsüne yayıldı ama çırpınmayı bırakmadı.
Kadın, gururlu bi bakışla :
“ Bu aşamadan sonra artık eskisi gibi olmayacaksın Arya. Seni yaratmak için çok uzun zaman harcadım, şimdi vazgeçmemi asla bekleyemezsin.”
Elini kaldırarak doktora işaret verdi.
Enjeksiyonun ucu derisine çok yaklaşmıştı.Arya gözlerini kapattı. Bilekleri zincirlerle bağlıydı, bedeni bitkindi ve kaçacak hiçbir yeri yoktu.Ama içindeki o yabancı sıcaklık yeniden uyanıyordu.Bu kez daha güçlüydü.
Damarlarında bir kıvılcım dolaştı. Parmak uçlarında hafif bir titreşim hissetti. Monitördeki çizgi aniden yükseldi.Doktor duraksadı.
“Bir dakika… Değerleri değişiyor.”
Kadın cama doğru eğildi.
“Ne oluyor?”
“Sinirsel aktivite artıyor. Ama bu mümkün değil. Daha enjeksiyonu uygulamadık!”
Arya gözlerini açtı.Bir anlığına gözbebeklerinin çevresinde kırmızı bir parıltı belirdi.Kadın kıpırdamadan onu izledi.Arya’nın dudakları aralandı. Sesi güçlükle duyuluyordu.
“Beni böyle uyandırmamalıydınız. ”
Monitörden tiz bir alarm sesi yükseldi.Doktorun eli titriyordu Enjeksiyonun ucu koluna değmek üzereydi.Kadın bağırdı:
“Devam et.”
Ve tam iğne derisine batmak üzereyken…
Ekran karardı.
Bölüm etkileşimi
