5. bölüm / 9
GÖLGELER ALTINDA5. BÖLÜM — GECEYLE GELEN KARŞILAŞMA
Bölümler 9Şu an: 5. BÖLÜM — GECEYLE GELEN KARŞILAŞMA
- 1 1. BÖLÜM - KAYIP VE BAŞLANGIÇ543 kelime
- 2 2. BÖLÜM - YERALTINDAKİ SIR624 kelime
- 3 3. BÖLÜM - GÜCÜN BEDELİ640 kelime
- 4 4. BÖLÜM - ORMANDAKİ GÖLGE1.253 kelime
- 5 5. BÖLÜM — GECEYLE GELEN KARŞILAŞMA1.027 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6. BÖLÜM - KARANLIĞA DÖNÜŞ924 kelime
- 7 7. BÖLÜM — KAYIP BİR İZ1.574 kelime
- 8 8. BÖLÜM — DUVARLARIN ÖTESİNDE2.026 kelime
- 9 9. BÖLÜM — KARANLIĞIN İÇİNDE2.472 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
5. BÖLÜM — GECEYLE GELEN KARŞILAŞMA
Arya, nefes nefese ormanın derinliklerine koşuyordu. Ay ışığı, ağaçların sık dalları arasından ince çizgiler hâlinde süzülüyor; rüzgârın etkisiyle kıpırdayan gölgeler, sanki peşinden gelen görünmez yaratıklarmış gibi yerde uzayıp kısalıyordu.
Her adımda omzundaki yaralar biraz daha sızlıyor, beyaz elbisesine bulaşan kan, karanlıkta belli belirsiz görünüyordu. Nefesi boğazına takılıyor, ciğerleri yanıyordu. Buna rağmen duramıyordu.
Ayağı köklerden birine takıldı. Dengesini kaybederek öne doğru sendeledi, avucunu ıslak toprağa bastırıp düşmekten son anda kurtuldu. Parmaklarının arasına çamur doldu. Birkaç saniye boyunca olduğu yerde kaldı, başını kaldırmadan nefes almaya çalıştı. Uzaktan bir dalın kırılma sesi duyuldu.
Arya başını hızla çevirdi.
Ardından başka bir ses…
Bu kez daha yakından.
Ayağa kalktı ve koşmaya devam etti. Ağaçların arasından geçerken karşısına aniden bir adam çıktı. Arya refleksle geri çekildi, ellerini savunma pozisyonuna kaldırdı.Adam da aynı anda elini silahına götürdü.Birbirlerine birkaç adım mesafede, nefes nefese kaldılar.
Ali, karşısındaki kadına dikkatle baktı. Dağılmış siyah saçları yüzüne yapışmıştı. Üzerindeki beyaz giysi yırtılmış, kolları ve omuzları kan lekeleriyle kaplanmıştı. Yüzündeki korku, gözlerindeki öfkeyle birbirine karışmıştı.
Ali silahını tamamen kaldırmadı ama elini de üzerinden çekmedi.
“Sen… kimsin?”
Arya cevap vermek yerine arkasına baktı. Gözleri karanlığın içinde bir şey arıyordu.Ali bir adım yaklaştı.
“Sana bir soru sordum. Kimsin sen? Burada ne yapıyorsun?”
Arya’nın dudakları aralandı. Sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.
“Koş…”
Ali kaşlarını çattı.
“Ne?”
“Koş, dedim!”Arya’nın sesi son kelimede çatladı.
Tam o sırada uzaktan gelen ayak sesleri ve bağırışlar ormanın sessizliğini bozdu.Ali başını seslerin geldiği yöne çevirdi. Ağaçların arasında hareket eden ışıklar vardı. Birden fazla kişi…
Ali, Arya’ya baktı.
“Bunlar mı peşinde?”
Arya başını hızla salladı.
“Beni buldular. Beni tekrar götürecekler.”
“Nereye götürecekler?”
“Bilmiyorum!”
“Nasıl bilmiyorsun? Seni neden kovalıyorlar?”
Arya’nın gözleri doldu ama ağlamadı. Öfkesi, korkusunun önüne geçmişti.
“Bilmiyorum dedim! Ben hiçbir şey bilmiyorum!”Sesi ormanda yankılandı.
Bir anlığına ikisi de sustu.
Ali, karşısındaki kadının yalnızca korkmuş olmadığını fark etti ve sesi biraz yumuşadı.
“Tamam. Sakin ol. Bana bildiklerini anlat ki, sana yardım edebileyim. ”
Arya’nın gözlerindeki korku, içinde açıklayamadığı bir huzursuzluk uyandırmıştı. Birkaç saniye boyunca düşündü. Sonra bakışlarını yere indirdi.
“Beni öldürmeye çalıştılar,” diye fısıldadı.
Ali’nin yüzündeki ifade değişti.
“Kim?”
Arya gözlerini kapattı. Zihninde görüntüler belirdi: beyaz ışıklar, metal bir masa, bileklerini kesen zincirler, yüzlerine maske takmış insanlar ve camın arkasında duran siyahlar içindeki kadın...
Arya irkilerek gözlerini açtı.
“Yerin altında bir yer var,” dedi.
Ali’nin kalbi hızlandı.
“Yerin altında mı dedin?”
Arya başını salladı.
“Evet. Dört kat, belki daha fazla.. ”
“Peki nerede?”
Elini başına götürdü.
“Bilmiyorum!”
Ali, sakin bir sesle :
“Peki,” dedi.
“Şimdilik hatırlamaya çalışma.”
Arya ona baktı. Bu kez gözlerinde öfkenin yanında şaşkınlık da vardı.Ali devam etti:
“Seni sorguya çekmenin zamanı değil. Önce şu adamlardan kurtulmaya çalışalım. Tamam mı? ”
"Tamam"
Ormanın derinliklerinden sert bir ses yükseldi.
“Bu tarafa bakın! İzler burada!”
Ardından başka bir ses:
“Denek 7’yi canlı getirin.! ”
Ali silahını kaldırarak ağaçların arasına baktı.
“Denek 7 mi?”
Arya’nın elleri titremeye başladı.
“Bana öyle diyorlar.”
Bu sözleri söyler söylemez ilk kurşun patladı.Mermi, Arya’nın hemen yanındaki ağacın gövdesine saplandı. Kıymıklar yüzüne savruldu. Ali kolundan tutarak onu yere çekti ve ikisi büyük bir ağacın arkasına sığındı.
“Başını kaldırma!” diye bağırdı.
Kurşunlar ağaçların gövdelerine çarpıyor, toprağı parçalıyor, gecenin sessizliğini kesintisiz bir gürültüye dönüştürüyordu.
Ali silahını kaldırıp karşılık verdi. Birkaç el ateş ettikten sonra hızla şarjörünü kontrol etti. Karşılarında çok fazla kişi vardı.
Arya, ağacın arkasında ellerine baktı. Parmakları titriyordu. Kalbi göğsünü parçalayacakmış gibi atıyordu. Damarlarının içinde tanıdık olmayan bir sıcaklık hissetti.Sıcaklık önce bileklerinden dirseklerine, ardından omuzlarına yayıldı. Nefesi değişti. Sesler bir anda daha belirgin hâle geldi. Uzakta birinin ayağını sürüyerek yürüdüğünü, diğerinin silahını doldurduğunu, bir başkasının ağaçların arasından kendilerine doğru yaklaştığını duyabiliyordu.Arya başını kaldırdı.Bir adam, silahını doğrultarak ağacın arkasından çıktı.
“İşte buradasın!”
Adam üzerine atıldığı anda Arya içgüdüsel olarak kolunu kaldırdı. Adamın bileğini yakaladı ve bütün gücüyle onu yana savurdu.Adam birkaç metre ötede, kalın bir ağacın gövdesine çarparak yere düştü. Elindeki silah karanlıkta yuvarlandı.Arya donup kaldı.
Ali gördüklerine inanamıyordu.
“Sen... onu nasıl yaptın?”
Arya başını iki yana salladı.
“Bilmiyorum. Bilmiyorum.. ”
Sesinde korku vardı. Kendi gücünden korkuyordu.
Ali ona bir an baktı. Sonra önlerinde yeniden beliren silahlı adamlara döndü.
“Bunu sonra konuşacağız. Şimdi koş!”
Arya ayağa kalktı ve onunla birlikte ağaçların arasına daldı.Orman, kaçışlarını zorlaştırıyordu. Dallar yüzlerine çarpıyor, kökler ayaklarına dolanıyordu. Ali bir eliyle silahını tutuyor, diğer eliyle dalları kenara itiyordu. Arya ise acısına rağmen onun önünden ilerliyordu.Arkadaki bağırışlar giderek yaklaşıyordu.
“Sağa gidiyorlar!”
“Çevrelerini sarın!”
Ali arkasına dönüp ateş etti. Bir adamın yere düştüğünü gördü ama durmadı. Arya’yı gözden kaybetmek istemiyordu.Tam bir ağacın çevresinden döndükleri sırada silah sesi duyuldu.
Ali’nin bedeni sarsıldı.Bir an ne olduğunu anlayamadı. Sonra sağ bacağında keskin bir yanma hissetti. Adımları sendeledi.
“Ah!”
“İyi misin? ”
Ali kanayan bacağını tuttu.
“Devam et!”
“Vurulmuşsun. Yaran—”
“Koş!”
Arya bir an duraksadı. Onun kendisini geride bırakmaya çalıştığını anlamıştı.
“Seni burada bırakamam.”
Ali acısına rağmen ona baktı.
“Beni tanımıyorsun bile!”
Arya’nın cevabı gecikmedi.
“Sen de beni tanımıyorsun. Ama yine de beni kurtarmaya çalıştın!”
Ali söyleyecek bir şey bulamadı.Arya kolunu onun beline dolamaya çalıştı. Ali’nin ağırlığı altında sendeledi ama onu bırakmadı.
“Birlikte gideceğiz,” dedi kararlı bir sesle.
“Beni tekrar o yere götürmelerine izin vermeyeceğim. Seni de burada bırakmayacağım.”
Ali, onun yüzüne baktı. O birkaç saniyede, korkunun içinden yükselen inadı gördü.Tam cevap verecekti ki arkalarından gelen ayak sesleri yaklaştı.Bir gölge Arya’nın arkasından fırladı.Arya dönmeye fırsat bulamadan tüfeğin dipçiği boynuna indi ve yere düştü.
Ali silahını kaldırmaya çalıştı ama nişan almaya uğraşırken ikinci bir kurşun karnına saplandı.Ali acıyla yere düştü.
Silahlı adamlar Arya’nın etrafını sardı. Biri diz çökerek nabzını kontrol etti.
“ Bilinci kapalı. Hemen götürüyoruz.”dedi.
Diğerlerinden biri Ali’ye doğru döndü. Yerde kıvranan adamın yaralı bacağına, ardından karnından yayılan kana baktı. Bu karanlık ve sessiz ormanda sabaha kadar kan kaybından öleceğine inanmış olacak ki onu orada bırakmaya karar verdi. Tek kelime etmeden arkadaşlarının peşinden yürüdü.
Arya’yı kollarından tutup yerde sürüklemeye başladılar. Beyaz giysisi çamura bulanıyor, saçları toprağa sürtünüyor, başı her adımda yana düşüyordu. Ne bir hareketi vardı ne de onları durdurabilecek bir gücü…
Birkaç dakika içinde ağaçların arasında kayboldular. Fener ışıkları giderek uzaklaştı, ayak sesleri önce zayıfladı, sonra tamamen kesildi.
Orman yeniden sessizliğe gömüldü.Ali, dalların arasından süzülen ay ışığının altında hareketsiz yatıyordu. Bir eli karnındaki yarasına bastırılmış, diğer kolu bedeninin yanında öylece kalmıştı. Gözleri kapalıydı. Dudaklarının arasından güçlükle çıkan nefesi giderek zayıflıyordu.
Arya gitmişti.
Ve Ali, karanlığın ortasında, onu kurtarmak için hiçbir şey yapamadan bilincini kaybetmişti.
Bölüm etkileşimi
