GÖLGELER ALTINDA kitap kapağı

9. bölüm / 9

GÖLGELER ALTINDA

9. BÖLÜM — KARANLIĞIN İÇİNDE

Vaveyla Yazarı: . ا

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 9. BÖLÜM — KARANLIĞIN İÇİNDE

9. BÖLÜM — KARANLIĞIN İÇİNDE

Duvarların ötesinde bir oda vardı.Arya bunu kendi gözleriyle görmüştü.Metal yatak. Soğuk ışıklar. Cihazların başında duran doktorlar. Ve yatağa uzanmış, yüzü solgun bir kadın…Denek 12.

Görüntü birkaç saniye içinde kaybolmuştu ama Arya hâlâ duvara yaslanmış, gördüklerinin gerçek olup olmadığını anlamaya çalışıyordu.
Kalbi göğsüne sığmayacak kadar hızlı atıyordu. Şakaklarından aşağı ince bir ter çizgisi süzülürken nefesini düzene sokmaya çalıştı.Duvara uzattığı elini yavaşça çekti.Parmakları titriyordu.
Az önce gördüğü görüntüyü yeniden hatırlamaya çalıştı. Kendini zorlamadan, yalnızca düşünerek…

Fakat zihninde kalan şey, karanlığın içinde beliren birkaç silik şekilden ibaretti.Gözlerini kapattı.
Bir yatak.
Bir cihaz.
İki doktor.
Hepsi bu.

Daha fazlasını görmek için yeniden denemek istedi. Ama başının içindeki baskı, düşüncesini tamamlamasına bile izin vermiyordu. Sanki beyninin derinliklerinde görünmeyen bir kapı açılmış, ardından o kapı bir anda yüzüne kapanmıştı.

“Ne oluyor bana?” diye fısıldadı.

Cevap yoktu.Buraya getirildiğinden beri bedeni defalarca değişmişti. Yaraları, aldığı serumlar, kaslarında aniden beliren güç…

Ormanda kendisini takip eden adamı tek hamlede metrelerce savurduğu anı hatırlıyordu. O sırada bedeninin içinde bir şey yükselmiş, korkusunu bastırmış ve yerini kontrol edemediği bir güce bırakmıştı.Şimdi ise başka bir şey oluyordu.Gücünü kaslarında hissetmiyordu.Zihninde hissediyordu.

Arya yatağın kenarına oturdu. Başını ellerinin arasına aldı. Birkaç dakika boyunca hiçbir şey yapmadan bekledi.
Sonra bir ses duydu.
Uzakta, koridorun sonundan gelen bir ayak sesi.
Başını kaldırdı.

Bir ayak.Ardından diğeri.Düzenli adımlar, metal zeminde ilerliyordu. Arya normalde bu sesin kendisine ulaşmayacağını düşündü.
Aralarında birkaç kapı, uzun bir koridor ve kalın duvarlar vardı.
Ama ses öylesine açıktı ki adımların arasındaki süreyi bile hesaplayabiliyordu.Ayak sesleri yaklaştı. Bir kapının önünde durdu.

Anahtar benzeri bir mekanizma döndü, kilit açıldı. Ardından bir görevli içeri girdi.Arya başını çevirmeden onu dinledi.Adamın kıyafetleri hareket ederken kumaşın çıkardığı sürtünmeyi, elindeki dosyanın kenarının parmaklarına değmesini, hatta yaklaşırken nefesini tutup tekrar verişini duyabiliyordu.

“Denek 7.”

Arya gözlerini kaldırdı.Görevli elindeki tablete baktı.

“Ölçümler tekrar yapılacak. Ayağa kalk.”

Arya hemen hareket etmedi.
“Beni neden izliyorsunuz?”

“Ne?”

“Burada ne yaptığımı biliyorsunuz. Değerlerimi ölçüyorsunuz, tepkilerimi kaydediyorsunuz. Ama siz bile tam olarak ne olduğumu bilmiyorsunuz.”

Görevlinin yüzünde kısa bir huzursuzluk belirdi.

“Bunlar benim görevim değil.”

“Öyleyse kimin görevi?”

“Yeter. Ayağa kalk.”

Arya yavaşça doğruldu. Adam ona yaklaşırken istemsizce bir adım geri çekildi.

Arya bunu fark etti.Korkuyordu.
Çok azdı ama vardı.
Ve ilk kez Arya, kendisinden korkan birinin karşısında durduğunu açıkça hissediyordu.

Görevli cihazı hazırladı. Arya'nın bileğine bir sensör yerleştirdi. Ekranda sayılar değişmeye başladı.Adamın nefesi bir an hızlandı.

“Bu mümkün değil,” diye mırıldandı.

“Ne?”

“Bir şey yok.”

Arya cevap vermedi. Ama adamın sesindeki tereddüdü duymuştu.
Ölçümlerde bir anormallik vardı.
Hem de saklamaya çalıştığı kadar büyük bir anormallik.
Ölçüm tamamlandığında görevli sensörü çıkardı ve odadan hızla ayrıldı.
Kapı kapandı.
Arya arkasından bakarken tek bir şeyi düşündü

Benden ne saklıyorlar?

Bir süre sonra koridorda yeniden hareketlilik başladı.Arya daha kapı açılmadan gelen kişilerin sayısını ayırt etti. Üç kişi vardı. Birinin adımları ağır, diğerininki hızlıydı. Üçüncü kişi yürürken sağ ayağını hafifçe sürüklüyordu.Kapı açıldığında içeri iki doktor girdi. Arkalarında genç bir görevli vardı.

“Yeni sonuçları gördünüz mü?”

“Evet. İşitsel tepkileri beklediğimizin üzerinde. Fakat diğer değerler de değişiyor.”

“Ne kadar değişiyor?”Doktor tableti uzattı.

“Sinirsel etkinlikte belirgin artış var. Özellikle belirli uyaranlara odaklandığında.”

Arya gözlerini onlardan ayırmadı.
“Ne tür uyaranlar?” diye sordu.
Doktorlardan biri ona baktı.

“Konuşma izni vermedik.”

“Burası benim hücrem. Hakkımda konuşuyorsunuz. Benim de duymaya hakkım var.”

“Senin burada hakların hakkında konuşacak durumda değiliz.”

Arya'nın çenesi gerildi.Doktor, yanındaki görevliye döndü.

“İşitsel testleri şimdilik durdurun. Görsel tepkileri değerlendirmek için yeni bir protokol hazırlansın. Önceki uygulamanın sonuçlarını da üst kata gönderin.”

“Görsel tepkiler mi?”

Arya'nın sesi sertleşti.
“Bana ne yapmayı planlıyorsunuz?”

Kimse cevap vermedi.Doktorlar odadan çıkarken Arya onların konuşmalarını dinlemeyi sürdürdü.

“Bunu kontrol edebilecek mi?”

“Bilmiyoruz.”

“Ya kontrolden çıkarsa?”

Kısa bir sessizlik.
“O zaman müdahale ederiz.”

Kapı kapandı.
Arya yatağın kenarına oturdu. Ellerini birbirine kenetledi. Bir yanıyla korkuyordu. Diğer yanıyla, bedeninin kendisinden sakladığı şeyleri öğrenmek istiyordu.Çünkü artık tek bir gerçek vardı:Onlar da neye dönüştüğünü tam olarak bilmiyorlardı.Ve bu, Arya'yı en çok korkutan şeydi.

Duvarın öte tarafından hafif bir tıkırtı.
Bir kez.
Sonra iki kez.
Denek 12.
Arya ayağa kalkıp duvara yaklaştı. Elini soğuk yüzeye koydu.
“Buradayım,” diye fısıldadı.

Önce cevap gelmedi. Ardından güçlükle alınan bir nefes duyuldu.

“İyi misin?”

Denek 12'nin sesi çok kısıktı. Arya, kelimelerin arasındaki boşluklardan bile onun ne kadar yorgun olduğunu anlayabiliyordu. Sanki her cümle, bedeninde kalan son enerjiyi de alıp götürüyordu.

“İyiyim,” diye cevap verdi ve devam etti. “Sen nasılsın?”

“Yorgunum.”

Ardından uzun bir sessizlik.
Arya gözlerini kapattı. Kadının nefesini dinledi. Biraz düzensizdi ama hâlâ oradaydı.

“Az önce odana geldiler,”

“Evet…”

“Ne yaptılar?”

“Kanıma baktılar. Bir de… bir şeyler ölçtüler.” Konuşmaya devam etmek için birkaç kez nefes aldı.
“Bazen ne yaptıklarını söylemiyorlar.”

“Bana da söylemiyorlar.”

Uzun süre konuşmadılar.

Sonra Sıla duvara iki kez vurdu.Arya da aynı şekilde karşılık verdi.

Bu küçük ses, aralarındaki tek işaretti. Birbirlerini göremiyorlardı ama hâlâ cevap verebiliyorlardı.Ve bazen insanın tamamen kaybolmadığını bilmesi için bundan fazlası gerekmiyordu.

Ali, hastane odasının penceresinden dışarı bakarken yağmurun cama bıraktığı izleri takip ediyordu.Yara yerleri kapanmaya başlamıştı. Karnındaki kurşun yarası hâlâ hareket ederken sızlıyor, sağ bacağına ağırlık verdiğinde keskin bir ağrı yükseliyordu.

Doktorlar dinlenmesini söylemişti. Ali ise dinlenmenin, zihnini susturmak anlamına gelmediğini çok iyi biliyordu.

Telefonunu eline aldı.Rauf'tan gelen son mesaj sıradandı. Sağlığını sormuş, soruşturmanın ekip tarafından yürütüldüğünü belirtmişti. Cümlelerde yanlış bir şey yoktu.

Ama Ali artık yalnızca cümlelere bakmıyordu.Mesajların gönderildiği saatlere, kelimelerin seçimine, cevapların ne kadar hızlı geldiğine de dikkat ediyordu.

Arya'nın dosyasına bağlı kayıtla ilgili konuşmalarından sonra gelen tehditler, soruşturmanın birileri tarafından izlendiğini gösteriyordu.Rauf'un bu işin içinde olup olmadığını bilmiyordu.Şimdilik onunla ilgili kesin bir sonuca varmayacaktı.

Ali, Mert'i aradı.
“Laboratuvar sonuçlarında yeni bir şey var mı?”

“Ormandan alınan kan örneklerinden biri karşılaştırmaya uygun çıktı. Ama arşivdeki kayıtlarla eşleştirme tamamlanmadı.”

“Takip et. Sonuç çıkar çıkmaz bana haber ver.”

“Tamam. Bu arada ev için hâlâ izin yok.”

Ali gözlerini kapattı.“Biliyorum.”

“Bir şey bulursak önce haber vereceğiz."

" Tamam, teşekkür ederim.” dedi ve telefonu kapattı.

Ayaklarını yere bastırdı, yavaşça ayağa kalktı. Birkaç adım attı. Karnındaki ağrı artınca durup derin bir nefes aldı.Henüz hazır değildi.Bunu kabul etmek canını sıkıyordu ama gerçeği değiştirmiyordu.

O eve giderse kendini savunabilmeliydi. Karşısına kimin çıkacağını, içeride ne bulacağını bilmiyordu. Ormanda yaşadıkları, bu işin sıradan bir kayıp soruşturması olmadığını göstermişti.

Ali yeniden yatağa oturdu ve gözlerini kapattı.
Beyaz, kanlı elbise.
Ormanın karanlığı.
Kendisine uzanan el.

Yüzünü hâlâ tam olarak hatırlayamıyordu. Ancak onun gözlerinde gördüğü korkuyu ve aynı anda taşıdığı kararlılığı unutmamıştı.O kadının kim olduğunu öğrenmeden bu dosyayı kapatmayacaktı.

Üç gün sonra

Doktor, Ali'nin yaralarını kontrol ettikten sonra taburcu olabileceğini söyledi.

Hastaneden çıktığında hava kapalıydı. Yağmur durmuştu ama kaldırım taşları hâlâ ıslaktı.Arabaya binerken karnındaki yara sızladı. Bir an durdu, elini kapının kenarına dayadı. Ağrının geçmesini bekledi.Sonra direksiyona geçti.Önce eve gidip dinlenecekti. Ardından tek katlı eve ilişkin elindeki bilgileri yeniden inceleyecek, giriş için bir yol bulacaktı.
Orada saklanan bir sır vardı.Ve o sır, insanların kaybolmasına neden oluyordu.

Gece yarısını geçmişti.Tek katlı ev, ağaçların arasında karanlığa gömülmüş duruyordu. Dışarıdan bakıldığında terk edilmiş gibiydi.
Pencerelerin ardında ışık yoktu.
Bahçedeki otlar uzamış, giriş kapısının boyası yer yer dökülmüştü.

Ali arabayı evden uzakta bırakmıştı.Bir süre yol kenarında bekleyip çevreyi dinledi. Rüzgârın dallarda çıkardığı ses dışında belirgin bir hareket yoktu.

Evin çevresinde dolaşırken toprağın bazı bölümlerinde daha yeni ayak izleri fark etti. Yağmurun bir kısmını silip götürdüğü izler, kapıya yakın yerde yeniden belirginleşiyordu.Burası gerçekten terk edilmiş olsaydı bu kadar yeni iz bulunmaması gerekirdi.

Ali el fenerini açmadan kapıya yaklaştı. Kilidi kontrol etti. Kapı kilitliydi ama çerçevesi eskiydi. Çevreyi yeniden gözden geçirdiğinde yan taraftaki küçük pencerenin tam kapanmadığını fark etti.Bir süre uğraştıktan sonra pencereyi aralayıp içeri girdi.Ayağı yere değer değmez durdu.

Evde ağır bir rutubet kokusu vardı. Duvarların boyası kabarmış, köşelerde örümcek ağları birikmişti. Eski bir masa, iki sandalye ve duvara yaslanmış kırık bir dolap dışında pek eşya yoktu.Ali sessizce ilerledi.

Evin içindeki sessizlik tuhaftı.Dışarıdaki rüzgârın sesi pencerelerden duyuluyordu.
Yavaşça odanın ortasına yürüdü. Zemindeki karoların çoğu eskimişti. Bazılarının yüzeyi çatlamış, aralarındaki harç koyulaşmıştı. Ancak odanın tam ortasında bulunan dairesel karolar diğerlerinden farklıydı. Daha yeniydiler. Üstelik aralarındaki çizgiler gereğinden düzgün görünüyordu.Ali çömeldi. Karnındaki ağrı yüzünden yüzü gerildi ama dikkatini zeminden ayırmadı.

Parmaklarıyla karoların birleştiği çizgiyi yokladı.İnce bir boşluk.Fenerini çıkarıp ışığı zemine tuttu. Dairesel yüzeyin bir kenarında küçük, metal bir oyuk vardı. İlk bakışta karo deseninin parçası gibi görünüyordu.Ali cebinden ince bir metal aparat çıkardı. Oyuğa yerleştirip dikkatlice bastırdı.
Bir klik sesi duyuldu.
Ali dondu.
Birkaç saniye bekledikten sonra karoların birleştiği çizgi hafifçe ayrıldı.
Metal halkayı kavradı ve yukarı çekti.Zeminin bir bölümü sessizce kalktı.Altında karanlığa inen dar bir merdiven vardı.

Ali bir süre hiçbir şey yapmadan açıklığa baktı.Soğuk hava yukarı yükseliyordu. Rutubet kokusunun altında keskin bir dezenfektan kokusu vardı.
Bu, yıllardır kapalı kalmış bir bodrumun kokusu değildi. Burası kullanılıyordu.Hem de düzenli olarak.

Ali silahını kontrol etti. Mermileri gözden geçirdi, emniyeti kontrol etti ve fenerini merdivenlere çevirdi.Aşağıdan belli belirsiz bir elektronik sinyal sesi geldi.Ardından bir kapının kapanma sesi.
Kalbi hızlandı.
Bir an için ormandaki silah sesleri yeniden zihninde yankılandı. Yere düşen bedenler, ağaçların arasındaki gölgeler ve kendisini kurtarmaya çalışan o kadın…

Burada ne bulacağını bilmiyordu.Ama aradığı şeyin izine ulaştığını biliyordu.Yavaşça merdivenlere indi.

Merdivenler beklediğinden daha uzundu.Aşağı indikçe evin kokusu geride kaldı.
Arkasından kapağı kapattı.

Duvarlar betonla kaplanmıştı ve tavandaki ince lambalar aralıklarla yerleştirilmişti. Bazıları sabit yanıyor, bazılarıysa kısa aralıklarla titreşiyordu.Birkaç basamak sonra yukarıdaki kapak gözden kayboldu.

Artık yeraltındaydı.

Merdivenlerin sonunda dar bir koridor uzanıyordu. Sağ tarafta kapalı bir kapı, sol tarafta ise üzerinde hiçbir işaret bulunmayan metal bir dolap vardı. Koridorun ilerisinden havalandırma sisteminin uğultusu geliyordu.

Ali duvara yaslandı ve dinledi.Uzakta iki kişi konuşuyordu.

“Yeni sonuçlar geldi mi?”

“Henüz tamamı değil. Bazı değerler tekrar kontrol ediliyor.”

Sesler yaklaşıyor muydu, yoksa koridor boyunca yankılanıyor muydu, anlamak zordu. Ali silahını gövdesine yakın tuttu. Bir sonraki köşeye doğru ilerlediğinde zemindeki küçük bir ışık dikkatini çekti.
Güvenlik kamerası.
Koridorun tavan köşesine yerleştirilmişti. Merceği yavaşça sağa dönüyordu.Ali hemen geri çekilip kapalı kapının yanındaki girintiye sığındı.

Kamera birkaç saniye sonra diğer yöne döndü.Ali başını hafifçe uzatıp koridoru kontrol etti. Kimse görünmüyordu. Ancak ilerideki kapının altından beyaz bir ışık sızıyordu.

Buradan geri dönmek en güvenli seçenekti.Ama bunun için gelmemişti.

Köşeyi geçip duvara yakın ilerledi. Birkaç metre sonra küçük bir açıklıktan başka bir koridor göründü. Bu kez duvarlar daha temizdi. Tavanda düzenli ışıklar, duvarlarda kart okuyucular vardı. Buradaki her şey eski evden tamamen farklıydı.

Ali'nin yüzü sertleşti.Evin altındaki yapı, rastgele kurulmuş bir bodrum değildi. Burası gerçek bir tesisti.Bir yerlerde insanlar tutuluyordu.Bir yerlerde deneyler yapılıyordu.Ve belki de ormanda karşılaştığı kadın hâlâ buradaydı.

Ali ilerideki kapının yanında bulunan küçük panele baktı. Ekranda yeşil bir ışık yanıp sönüyordu. Kapının ötesinden ayak sesleri geldiğinde hızla geri çekildi ve koridorun kenarındaki malzeme odasına girdi.Kapıyı tamamen kapatmadı. Aralık bırakarak dışarıyı görebileceği kadar küçük bir boşluk tuttu.

Bir görevli koridordan geçti. Elinde tablet vardı. Yürürken birine sesli mesaj gönderiyordu.

“Denek 7'nin değerleri yeniden değişmiş. Doktorlar yeni değerlendirme istiyor. Raporu hazırlar hazırlamaz göndereceğim.”

Ali'nin nefesi boğazında kaldı.
Denek 7.
Ormanda duyduğu sözler bir anda geri döndü.
Denek 7'yi canlı getirin!

Ormanda karşılaştığı kadın…

Henüz kesin olarak bağlayamıyordu ama dosyada gördüğü fotoğraf, kayıp kayıtları ve ormandaki olay artık aynı noktada birleşiyordu.Arya Kılınç olabilir miydi?

Görevli uzaklaştığında Ali kapının aralığından dışarı baktı. Koridor yeniden boşalmıştı. Fakat güvenlik kamerası hâlâ dönüyordu ve ilerideki kapılardan birinin yanında kartlı geçiş sistemi vardı.İçeri girmeyi denemek, yerini açığa çıkarabilirdi.Şimdilik saklanmalıydı.

Malzeme odasının içini hızlıca gözden geçirdi. Raflarda kapalı kutular, temizlik malzemeleri ve birkaç yedek üniforma vardı. Arka tarafta, büyük metal dolapla duvar arasında dar bir boşluk bulunuyordu. Oraya geçip kendisini dışarıdan görünmeyecek şekilde konumlandırdı.Sonra kapının aralığından koridoru izlemeye başladı.

Bir süre sonra iki doktor göründü.

“Yeni ölçümlerde yine aynı tepki var mı?”

“Evet. Özellikle odaklanma sırasında sinirsel etkinlik artıyor.”

“Görsel testleri başlattınız mı?”

“Henüz değil. Önceki sonuçları incelemeleri gerekiyor.”

Ali bütün dikkatini konuşmaya verdi.

“Denek 7'yi daha fazla zorlamayın,” dedi doktorlardan biri.

“Son tepkinin ardından toparlanması uzun sürdü.”

Diğeri başını salladı.
“Denek 12'nin durumu da iyi değil. Onun sonuçlarıyla birlikte değerlendirme yapmamız istendi.”

Ali'nin zihninde iki numara yan yana geldi.
Denek 7.
Denek 12.
İki ayrı insan.
Aynı tesiste tutulan, bedenleri üzerinde deneyler yapılan iki insan.

Doktorlar uzaklaştığında Ali gözlerini kapattı. İçinde yükselen öfke, yaralarının sızısını bile bastıracak kadar güçlüydü.Burada olanlar sıradan bir soruşturmanın konusu değildi.

Ve Arya gerçekten buradaysa, onu bulmadan çıkmayacaktı.Fakat acele ederse kendisini de kaybedebilirdi. Koridorda kameralar vardı. Kapılar kartla açılıyordu. Güvenlik görevlileri dolaşıyordu. Üstelik vücudu hâlâ tam olarak toparlanmamıştı.

Ali bir elini karnına bastırdı, diğer eliyle silahını kavradı.Önce burayı anlamalıydı.
Kapıların nereye açıldığını, görevlilerin ne zaman geçtiğini, güvenlik sisteminin nasıl çalıştığını öğrenmeliydi.

Saatler geçiyor gibiydi.Ali, malzeme odasındaki dar boşlukta sessizce bekledi.
Zaman zaman koridordan ayak sesleri geliyor, kapılar açılıp kapanıyor, cihazların uyarı sesleri duyuluyordu.
Her sesin ardından yeniden sessizlik çöküyordu.

Bir ara kapının önünde iki görevli durdu.
“Denek 7'yle ilgili yeni protokolü bekliyorlar. Bu kez sonuçların farklı olacağını düşünüyorlar.”
“Umarım. Yoksa bütün çalışmalar boşa gidecek.”

Görevliler uzaklaştı.Ali'nin zihni hızla çalışıyordu.
Yeni protokol.
Denek 7.
Denek 12.

Telefonunu çıkardı. Sinyal yoktu.Ekrana birkaç saniye baktıktan sonra telefonu yeniden cebine koydu. Kimseye haber veremiyordu. Şimdilik kendi başınaydı.

Tam o sırada koridorun ötesinden bir alarm sesi duyuldu.Kısa, keskin ve tekrar eden bir sinyal.Ardından bir görevlinin sesi yükseldi.

“Ölçümler tekrar değişiyor!”

Başka biri karşılık verdi:“Doktoru çağırın. Hemen!”

Ayak sesleri çoğaldı. Bir kapı açıldı. Ardından hızla kapandı.Ali istemsizce doğruldu. Malzeme dolabının kenarından dışarı baktı ama koridorda kimse görünmüyordu.Alarm birkaç saniye daha sürdü, sonra kesildi.

Ardından hoparlörden boğuk bir anons geldi:“İlgili personel, gözlem odasına. Tekrar ediyorum, ilgili personel gözlem odasına.”

Ali'nin kalbi hızlandı.Gözlem odası…Belki de Arya'nın tutulduğu bölümde bir şey olmuştu.Hemen harekete geçmek istedi ama koridorda yeniden ayak sesleri duyuldu.

Ali malzeme odasının içinde kaldı. Henüz dışarı çıkamazdı. Koridorun yeniden boşalmasını beklemesi gerekiyordu.Silahını biraz daha sıkı kavradı.

Arya hücresinde duvara yaslanmıştı.Alarm sesi kesilmişti ama zihnindeki titreşim hâlâ devam ediyordu. Az önce duyduğu sesler birbirine karışmış, ardından birden kesilmişti. Birkaç saniye boyunca kendi nefesini bile ayırt edememişti.

Şimdi ise başka bir şey hissediyordu.
Sanki çok uzakta bir hareket vardı.
Bir kapı açılmıştı.
Birileri aceleyle yürüyordu.

Ve bütün bu seslerin arasında, diğerlerinden farklı bir ritim duyuyordu.
Düzenli değildi.
Bazen kesiliyor, bazen yeniden başlıyordu.
Sanki biri saklanıyor ve nefesini kontrol etmeye çalışıyordu.

Arya başını kaldırdı.Sesin nereden geldiğini anlamaya çalıştı. Koridorun yönünü, kapıların ardındaki mesafeyi zihninde canlandırdı.Sonra gözlerini karşısındaki duvara dikti.Bir kez daha denemek istedi.Duvarın ötesini görmek.Başının içindeki baskıyı hatırladı.

İlk denemeden sonra yaşadığı baş dönmesini, görüntünün kayboluşunu…Yine de elini duvara koydu.Önce yalnızca karanlık vardı.Sonra çok hafif bir titreşim.
Arya nefesini tuttu.
Görüntü belirmedi.
Yalnızca duvarın ardındaki sesler, zihninde şekillere dönüşmeye çalışıyordu.
Uzak bir ışık, hareket eden bir gölge, metal bir yüzey…

Arya dişlerini sıktı.
“Göster kendini,” diye fısıldadı.

Bir anlığına karanlık yarıldı.Dar bir koridor.Beyaz ışık.Duvarın kenarından geçen bir görevli.Ardından görüntü dağıldı.

Arya geri çekildi. Gözlerinin arkasında keskin bir ağrı vardı. Dizleri titredi ama düşmemek için yatağın kenarına tutundu.Bu kez daha kısa sürmüştü.Ama görüntü gerçekti.

Bir şey daha fark etmişti: Zihnini zorladığında yalnızca nesneleri değil, hareketleri de seçebiliyordu. Duvarın ardındaki insanların nerede olduğunu tam olarak göremese bile seslerini takip ederek yerlerini bulmaya yaklaşmıştı.Bu yeteneğini fark etti.

Sesi zayıftı ama içinde kararlı bir şey vardı.Duvarın öte yanında Denek 12 sessizce yatıyordu. Koridorun ilerleyen kısmında görevliler yeni ölçümler hazırlıyordu. Yukarıdaki katlarda ise bir adam, metal bir dolabın arkasında nefesini tutarak bekliyordu.

Üç ayrı hayat.
Aynı karanlık.
Henüz hiçbiri diğerinin ne kadar yakınında olduğunu bilmiyordu.

Ama yeraltındaki sessizlik artık eskisi gibi değildi.

Bir şey değişmişti.
Ve çok yakında, bu değişimin sonuçlarını herkes hissedecekti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.