3. bölüm / 9
GÖLGELER ALTINDA3. BÖLÜM - GÜCÜN BEDELİ
Bölümler 9Şu an: 3. BÖLÜM - GÜCÜN BEDELİ
- 1 1. BÖLÜM - KAYIP VE BAŞLANGIÇ543 kelime
- 2 2. BÖLÜM - YERALTINDAKİ SIR624 kelime
- 3 3. BÖLÜM - GÜCÜN BEDELİ640 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4. BÖLÜM - ORMANDAKİ GÖLGE1.253 kelime
- 5 5. BÖLÜM — GECEYLE GELEN KARŞILAŞMA1.027 kelime
- 6 6. BÖLÜM - KARANLIĞA DÖNÜŞ924 kelime
- 7 7. BÖLÜM — KAYIP BİR İZ1.574 kelime
- 8 8. BÖLÜM — DUVARLARIN ÖTESİNDE2.026 kelime
- 9 9. BÖLÜM — KARANLIĞIN İÇİNDE2.471 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
3. BÖLÜM - GÜCÜN BEDELİ
Yeraltının buz gibi soğuk koridorlarında yankılanan tek ses, makinelerin uğultusuydu.
Arya, sedyeden doğrulmaya çalışırken başındaki sersemlik hâlâ geçmemişti. Vücudu titriyordu, ama bu titreme zayıflıktan değil, damarlarında dolaşan o yabancı enerjiden geliyordu.
Doktorlardan biri monitörlere bakarak, yanındaki asistana seslendi:
“Serum X-19, kas liflerini neredeyse %40 güçlendirdi. Normal bir insan bu nabızda ölürdü.”
Asistan tedirgin bir sesle,
“Peki ya zihinsel yan etkiler?”
Doktor gözlüğünü düzeltti, dudaklarını bükerek,
“İşte asıl önemli olan o… Onu kontrol edebilirsek, elimizde bir silah olacak.” dedi.
Karanlık bir odada kameradan izleyen kadın hafifçe başını yana eğdi. Yüzünü gölge gizliyordu, ama dudaklarındaki soğuk gülümseme dikkat çekiyordu.
Arya’nın kanındaki değişimi grafiklerden izledi.
“Aslında sandığımdan daha iyi sonuç veriyor…” diye mırıldandı.
Arya başka bir hücredeki çığlık sesleriyle irkildi. Demir parmaklıkların ardında başka denekler vardı.
Kimi baygın yatıyor, kimi acı içinde kıvranıyordu.
Bir kadın, serum verildikten birkaç dakika sonra kan kusarak öldü. Yanındaki adam çırpınarak bağırıyordu:
“Bırakın! Onu öldürdünüz, beni de öldüreceksiniz!”
Bir başka denekse farklı tepki veriyordu. Nefesi hızlanmış, gözbebekleri büyümüştü. Aniden zincirlerini koparacak bir güçle ayağa fırladı. Ama o an kafasına inen elektrikli copla yere serildi. Doktorlardan biri sakin bir şekilde,
“Yan etki. İradenin kontrolden çıkması.” dedi.
Arya hepsini görüyordu. Kalbi öfkeyle çarpıyordu. İçinden bir ses yankılandı:
“Sen onların kurbanı olmayacaksın. Sen hayatta kalacaksın.”
Halüsinasyonlar başlamıştı. Gözlerinin önünde koridorlar bükülüyor, yüzler tanıdıklaşıyor, çocukluk anıları zihnine doluyordu. Bir an annesinin sesini duydu..
“Kaç Arya… Gücünü kullan…”
Arya yumruklarını sıktı. Parmak eklemleri gıcırdadı. Damarlarındaki enerji kaslarını sanki çelikle doldurmuştu. Zincirleri çekti, metal gıcırtıyla kopmaya başladı. Gözlerindeki bulanıklık yerini parlayan bir öfkeye bıraktı.
Şehirde – Ali’nin Araştırması.
Ali, arşivlerde çalışırken eski kamera kayıtlarına ulaştı. İki yıl önce, kız kardeşi kaybolmadan önce otogarda görülmüştü. Yanında iki arkadaşı vardı. Görüntüde gülüyor, şakalaşıyorlardı.
Ama Ali dikkatle izleyince bir ayrıntıyı fark etti: O arkadaşlardan biri, dosyalarda gördüğü çetenin üyelerinden biriydi. Gözleri büyüdü.
“Demek ki buraya… bu şehre gelmişsiniz.”
Ali masaya yumruğunu vurdu.
“Benden gizleseniz de, sizi bulacağım.”
Yeraltında – Arya’nın İsyanı.
Arya zincirlerini koparmıştı. Koridorda koşarken önüne adamlar çıktı. Siyah zırhlı kıyafetler, ellerinde elektro-silahlar vardı.
“Geri dön denek!” diye bağırdılar.
Arya derin bir nefes aldı. Dizlerini kırdı ve hızla öne atıldı. İlk yumruğu attığında adamın göğüs zırhı ezildi, adam iki metre geriye savruldu. İkinci adam silahını doğrulttu, ama Arya tek bir tekmeyle silahı elinden uçurdu, ardından dirseğini adamın çenesine indirdi.
Üçüncü adam, Arya’ya saldırırken elektrikli sopasını savurdu. Arya refleksle yana çekildi, ama sopanın ucu omzuna değdi. Vücudu titredi, ama bu sefer yere yığılmadı. Tam tersine içindeki enerji parladı.
Arya’nın gözleri bir anlığına kızıl parladı. Adam şaşkınlıkla geri çekildi.
“Bu… bu imkânsız…”
diye bağırdı.
Arya öfkeyle yumruğunu savurdu. Adam duvara çarparak bayıldı. Arya nefes nefese kaldı, alnından terler süzülüyordu.
Ama koridorun sonunda ağır demir kapı açıldı. İçeriden altı adam daha çıktı. Ellerinde ağır silahlar, yüzlerinde karanlık bir kararlılık vardı.
Arya tek başına, çıplak elleriyle, yeraltının soğuk koridorunda onlarla yüz yüze geldi.
Yüzünü gölge gizleyen kadın, gözlerini ekrandan ayırmadan devam etti:
“Beni hayal kırıklığına uğratma. Göster bana gücünü Arya…
Göster bana, neler yapabileceğini.”
Arya yumruklarını kaldırdı, kalbi göğsünde davul gibi çarpıyordu.
Ve savaş başladı…
Arya’nın nefesi kesik kesikti. Karşısında altı adam, ellerinde ağır silahlar vardı.
Ama onun gözlerinde korkudan eser yoktu. Yumruklarını sıktı, dişlerini kenetledi.
İlk adam öne atıldı. Arya çevik bir hareketle dizini adamın karnına geçirdi, ardından dirseğini ensesine indirdi. Adam bayılıp yere yığıldı.
İkincisi üzerine koştu, elektro-sopasını savurdu. Arya yana sıyrıldı, sonra hızla bileğini kavradı ve sopayı kendi üzerine çevirdi. Adam kendi şokuyla yere düştü, kasları kasılarak kıvrandı.
Üçüncüsü ve dördüncüsü aynı anda saldırdı. Arya’nın ayakları yerden kesildi, tekmeleriyle havada döndü. Birini suratına tekmeyle yere serdi, diğerinin göğsüne yumruğunu öyle bir indirdi ki duvara çarparak bayıldı.
Ama diğer ikisi daha tehlikeliydi. Biri Arya’nın koluna ağır bir darbe indirdi, omzuna elektrik şoku verdi. Arya acıyla kıvrandı , dizlerinin üzerine çöktü.
Tam toparlanacakken diğer adam sırtına güçlü bir darbe indirdi.
Arya’nın gözleri karardı, nefesi kesildi. Yere düşmeden önce tek bir cümle fısıldadı:
“Beni… durduramayacaksınız…”
Bölüm etkileşimi
