Gökyüzü Günlükleri kitap kapağı

7. bölüm / 18

6. Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 18Şu an: 6. Bölüm

🎶🎧Bir De Bana Sor
Erol Evgin

Uykum bile bağırır seni,
Değişmemiş gözlerinde,
Aynı hüzün var yine,
Kim bilir ne zaman geçer,
Bu özlem...

Erken kalktım onca yorgunluğa rağmen. Güneş çoktan işe başlamıştı. Telefon tarihine takıldı gözlerim. 5 Temmuz 2026. Acımasız bir gecenin acımasız sabahı geldi yine aklıma. Ben bile böyleysem Demir kim bilir ne halde.
Annesi babasını sevdiğini söylediğinde iki aile de izin vermemiş. Selin teyzede kaçmış gitmiş gizlice Serkan amcayla nikah kıymış. Bunu aileleri öğrenince zorla boşamaya çalışmış. Sonrada kaçmışlar, kaçmışlar bizimkilerin yanına.
Hepsi beraber yeni bu hayat kurmuş onları yanlız bırakmamak için. Demir hiç görmemiş büyüklerini. Onlar da Demiri bilmezler. Sadece nikahlarını kıyan nikâh memurunu hatırlar. Her gelişinde Özge anneanne ile ziyarete giderler. Özge anneanne ile de arkadaş olmuşlar zaten.
Biraz sosyal medyada gezindim. Biraz da oyun oynadım. Sessizce kulaklığımı komidinin üzerinden alıp telefona otomatik bağlandıktan sonra müzik açıp oyuna devam ettim.
Ben bi yarım saat oyun oynadıktan sonra Ece kalktı. O da biraz sosyal medyada gezindi.
"Ada kuş işin var mı bugün?"
"Ne işim olacak asıl senin işin var mı?"
"Yok da bugün hani 5 Temmuz ya!"
"Beraber gideriz bu sene."
"İyi o zaman. Kalk da kahvaltı hazırla bana açım ben!"
"Hee aç mı benim prensesim. Ne isterseniz hanımefendi?"
"Hahahahahahha"
"Hahahahahahha"
Ben her zamanki gibi kurulu olan masaya doğru ilerledim. Masada çay yoktu. Onu da biz pek içmediğimiz için olmuyordu. Onun yerine yeşil çay salladım.
Kahvaltıyı her zamanki gibi yapıp evden çıktık. Berklere gidiyorduk. Demiri bulabilirsek tabii.

..........................

Canım arkadaşım benim yaa. Her gelişinde Burcu anneannelerde kalıyor. Bi gün Sinop'ta sahil kenarında tek gördüm tarih yine 5 temmuzdu. Bana dediklerini hiç unutmam.
"Kimsesizim ben Ece. Niye beni seviyorsunuz. Niye değer veriyosunuz bana?"
"Biz seni kimsesiz olduğunu için değil kardeşimiz olduğunu için seviyoruz."
"Ece ben neden kimseyi tanımıyorum. Amasya'ya gidiyorum ama kalacak yerim yok. Orda sizin gibi bi ailem yok."
"Darıldım ama! Biz senin ailen değil miyiz? Bizim de Sinop'ta ulaşabileceğimiz bi ailemiz yok. Ama ne var biliyor musun?"
"Ne-nee var?"
"Siz varsınız."

...........................

Bugün 5 Temmuz Demirim. Kahvaltıdan sonra İpek teyzeye gitmeyi unutma. O seni unutmadı oğlum. Kendi eben deden seni bilmez ama o bekler seni. Söylenecek söz yok istenmemiş ailem. Ne olmuş olabilir ki istenmedin oğlum. Ne oldu ne söylendi o gün?

........................................

Biz Berklerin evin önündeydik ki yukarıdan Berkin sesi geliyordu. İki katlı küçük bir müstakil evdi.
"Demiiirrrr yedim seni oğlum bu konsolun niye şarjı yok."
"Ben oynadım sabaha kadar."
"Hayır da niye kardeş?"
"Bugün 5 Temmuz kardeş."
"Affet kardeş."
"Sözü bile olmaz."
Heee uyumamışta. Hiç çekilmez bugün artık Allah sabır versin. Her yıl sadece 5 Temmuzda nefret kusar bir daha asla yıl boyu konuyu dahi açmazdı.
Kapı çalındıktan tam yarım saniye sonra Burcu anneanne tarafından açıldı. Ama bi gariplik vardı. İçerisi helva kokuyordu.
"Anneanne içerisi helva mı kokuyor?"
"Ececim bugün Demir özellikle helva istedi. Şimdide ben boş helva sevmem diyo. Markete gidip dondurma alacak adam."
"Allaaaah işler bu sene daha vahim desenize. Sinop'ta en azından sahile bağırıyordu. Bugün biz bittik."
"Ada harbiden bu sene daha vahim."
"Gördüm kurdelem gördüm."
İçeri girdiğimiz sırada Demir çıktı. Beş dakika dolmadı geri geldi. Sıcak helva tabağını aldı üzerine koca bir kaşık sade dondurma koydu. Aldı tabağını masaya geçti oturdu. Bir kaşık aldı. Sonra geri kalktı. Üç kişi oturduk Demir delisini izliyorduk.
Tezgaha ilerledi, üç helva daha alıp hepsine dondurma koydu yine. Onları da getirdi. Masanın herhangi birer yerine bıraktı. Sonra bize döndü.
"Eee ayakta kalmasanıza gelin buyurun."
"Demir iyi misin ateşin falan yok dimi?"
" Yok Ada niye öyle dedin şimdi?"
"Bi-bilmem"
"Özge anneannem ben senin eline hayranım ne güzel bir helva bu."
"Herife bak. Yıl boyu salon beyefendisi. Allah'ın temmuzu deliresi geliyor."
"Sus ve helvanı ye Berkcim."
Durum gerçekten vahimdi. Hayır bu sene daha bi deliydi. Ne olmuştu ki bir günde. Biz burda daha fazla durmadan İpek teyzenin yanına geçtik Demirden önce. İpek teyze zaten bizi bekliyormuş. Amasya'ya gelirken haber vermiştik.
"İpek teyze durum bu sene..."
"İpek teyze misafirin varsa biz hiç gelmeyelim akşam geliriz."
"Gelin kızlar gelin sizi bu yüzden Demirden önce çağırdım. Arayın Berki getirmesin bi müddet."
Ne olduğunu idrak edemiyordum artık. Kimdi bunlar niye buradalardı. Niye ilk biz geldik. Demir neden gelmiyor?
"Kızlar anneannesi ve babaannesi."
Hayalle gerçek arasındayım. Demir bazen hayal ederdi ama hayaldi işte. Kurdelem benden önce davrandı.
"Ha-hayır bizden ne isterseniz isteyin ama bu olmaz."
Kadının biri araya girdi. Susmaya da niyeti yok gibiydi.
"Düşündüğün gibi değil kızım."
Delirme sırası bende gibiydi. Ne saçmalıyorsun demek istediğim bi andı.
"Ne sandığımız gibi değil. Senin gelin seninde damadı istemeyip üstüne onlara zarar verip birde yıllarca aramayan siz değil misiniz?"
"Sandığınız gibi değil."
"Ne sandığımız gibi değil. Hee söyleyin susmayın bide utanmadan geldiniz mi.
"Ben İpek teyze değilim hatır bakmam hatrınız da yok zaten olamaz. Eğer bir gün Demirin de aklını çekmeye çalışırsanız olacakları söyle Ece!"
"Sizin yıllar önce Serkan amca ve Selin teyzeyi ayırdığınız gibi bizde Demiri alır gider bidaha bırakın Amasya Türkiye'ye dönmeyiz."
Delirmek üzereyim yaaa. Nasıl be. Hiç mi utanma yok bunca şeyden sonra.
"Hiçbir yerde bulamadık onları çok istedik dönsünler. Çalgılı çengili düğünleri olsun."
"Bizde çok istedik biliyor musunuz her yıl delirmemek. Her yıl Demirle beraber bizde delirdik. Her yıl Berki sahilde geceyi soğuk kumlarda bulamamak istedik. Çok muydu istediklerimiz."
"Şuan nerde ne yapıyorlar? En azından geçinebiliyorlar mı?"
"İpek teyze eğer çok az da olsa hatırımız varsa ne yaptıklarını deme onlar bunu da kötüye kullanır."
Sessizlik hemde çok derin. Büyük çantamı almıştım laptopumu çıkarıp Eceyi yanıma aldım. Küçük ve çok yararlı içi mükemmel yazılım dolu ve bizi hacker yapan USB peki. Hemen taktım. Çevrede İpek teyze hariç elli metre içinde iki telefon bulduk. Ekranı ikiye böldüm.
Ece sağdaki bende soldaki telefonu inceledik. Hiç de iyi değillerdi. Telefon numaraları birbirlerinde vardı. Ama galeri, mesajlar ve sicil kayıtları hiç de iyi değildi.
Ailecek suç işlemiş bir hafta nezarette kalmış iki aile de. Suç da hırsızlık. Gece gece kuyumcu soymaya kalkmışlar. İstemsizce güldüm hemde sesli. Garip bakıyorlar. Belki de delirdiğimi düşünüyorlar.
"Derdiniz para yoksa yıllar sonra aramazsınız."
"Hemde nasıl para Ada herşey hacizli."
"Size yardım edemem malesef. Ama bi miktar para verelim lakin Demirden uzak durun. Yoksa Demir her 5 Temmuz delirir sayenizde. Kimseyi tanımaz bize bile bağırır. Ama siz siz elinde kalırsınız. O yüzden birazdan dolduracağım çeki alın ve bir daha da aramayın Demiri."
"Yapma kızım derdimiz para değil."
Anında bilgisayarı çevirdim. Telefon mesajları bir bir dökülürken yüzleri kızardı. İtiraz yoktu.
"Ayrıca ne Selin teyzenin ne de Serkan amcanın size hakkı helal değil. Üzerlerindeki yada izleri yıllar geçmesine rağmen hala belli."
Çeki doldurdum ve verdim. Aynı şekilde Ece de doldurdu. O sırada korkulan şey oldu kapı çaldı.
"Sakın konuşmayın yoksa o çeki burnunuzdan getiririm."
Demir bir hüzün içeri girdi. Uykusuz da olduğu için gözleri kıpkırmızıydı.
"İpek anneannem. Bak bak gör halimi, bu yılda kimsesizim gör. Gör gör İpek Sultan. Ada'm Ece'm hoş geldiniz sizde mi bizle geldiniz. Berk ben bunları hatırlamıyorum?"
"İpek teyze kusura bakma anca dayandı gece uyumamış gelicem diye."
"Estağfurullah oğlum."
"Bak yasa İpek Sultan hiçbiri umurumda değil biliyor musun keşke burada olsalar da yüzlerine de desem. İyiki soyadlarını da taşımıyorum. Burunlarından fitil fitil gelsin. Bak benim dev gibi ailem var. Berkim var, Ada'm var, Ece'm var. Artık onlar kimsesiz İpek Sultan."
"Oğlum deme öyle."
"Bırak desin İpek teyze hakkı bunca yıl hiç böyle değildi. Bu yıl daha sinirli onlara hakkı."
"İpek Sultan ben kimsesiz değilim. Onları merak da etmiyorum ama varsa karamel isterim bugün bari karamel verin bana. Hı Ada sen getir bari."
"Getir Ada Yaaa bu susmaz böyle."
Karamel alerjisi vardı başı döner bayılırdı. Gittim karamel ve kaşık kaptım gittim verdim. Kaşık kaşık yedi. Bayılınca da şu uğursuzları yollayıp olanları ve kim olduklarını Berke anlattık.
Demire anlatmaması için de yemin ettirdik. Üç saate anca ayıldı. Bizde sessiz sessiz bekledik. Hayat şaşırtıcı geliyordu. Demir bizden daha fazla ilgi görmesine rağmen hasretti bu ilgiye çünkü bu sevgi bi başkaydı.

...................................

Bu sene öğrendim. Büyüklerimin kim olduğunu adreslerine kadar ama hiç acımıyordum. Bizi aramışlar her yerde para için. Para için lan sevgi mi sanacaktım?
Bayılmadan önce oradaki kadınlardı ailemi istemeyenler. Adalar zaten ağızlarının payını vermiştir ama para da vermişlerdir onlar. Ben daha da hak ettiklerini söyledim. İçim rahatladı onca yıl sonra. Kalkınca kanepede iki çek buldum. Kızlar doldurmuş ama onlar almadan gitmiş.
Yüzleri varmış demek ki bırakmışlar.

.................................

Bazı anlar sessiz konuşulur. Bazen de sessizlik konuşur. Demir de böyleydi. Sessizken konuşur. Kimseye söylemez kimseyi de tek bırakmaya gücü yetmez. Böyleydi işte hepimizin bir yanı eksikti.
Hepimiz yarım çocuk olmuş, erken büyümüş, geç öğrenmiştik dünyanın gerçek yüzünü...
Dünya böyleydi. Sen gülsen, ağlatmak için can atardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

137okunma 76beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…