Gökyüzü Günlükleri kitap kapağı

17. bölüm / 18

16. Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 18Şu an: 16. Bölüm

🎧🎶Sultan-ı Yegah
Nur Yoldas

Güneşe sarılmak gibiydi,
Sıcak ve loş.
Güzel bir gün başlangıcı,
Olması gerektiğinden de güzel hem de.

Hep keşke dediğim anlar vardı. Hep keşke kalması gereken günler. Bugün annemden iki buket çiçek ve bir koli hediye aldım. Yanımda olamadığı günler için, yanında olması gereken günler için. Şaşırtıcıydı, belki de alışmamam gerekti.
Şu ana dönecek olursak eğer geceyi onlara sarılarak başlatmıştım. Kapının önünde onları gördüğüm de anlamam gerekti. Belki zorla göndertmişlerdi? Belki de gerçekten oturup konuşmuşlardı, kim bilir? Ama bildiğim tek bir şey onlara olan güvenim gün geçtikçe azalmıyor, aksine olması gerektiğinden daha bile çok artıyor.
Şimdi Berk film seçeneklerine göz atarken Demir biz Eceyle mısır patlatmak için mutfaktayız. Demir ise her zamanki gibi kendi halinde koltukta döneliyor.
"Teşekkür ederim."
"Ne için Ada?"
"Annemle, konuşmuşsunuz galiba?"
"Aslında öyle pek konuşmadık.
"Yine de sağol"
Patlamış mısırımız, bolca cipsimiz vardı artık. Herşey iyi gidiyor. Herkes kendi halinde. İnsanların keşke dediği bir ailemin olması ne kadar da güzel.
Demir koltukları açmış ve daha büyük hale getirmiş, Berk perdeleri kapatmış ki ortam daha karanlık olsun. Biz de boş durmadık mısır patlattık.
Film olarak benim akıllı(!) arkadaşlarım korku seçmiş ne yapalım korktuğumuz yerde kapatacağız zaten.
"Ece korkmazsınız değil mi?" Dedi Berk.
"Her zaman korktuğumuz yerde bırakmadık mı zaten? Korkana kadar devam."
"İyi bakalım."
Film olarak ne seçtiklerinin önemi yoktu zaten. İlk on dakika da gayet güzel geçmişti. Film o kadar sarıyordu ki ellerimizi mısır ve cips kovalarımızdan ayırmadan izliyorduk. Kimseden çıt çıkmazdı biz filme bakarken. Filme bakarken filmde kapı çalmıştı. Ve o sahneyi izlememizin üzerinden dakika geçmemişti ki bizim kapı çaldımi
Korku filmine de inanacak değilim ya! Yoksa inanır mıyım? Tek başıma gidebilir miyim ki? Diye tekrarladığım soruların ardından kapıyı açmak için kapı koluna asıldığım sırada arkamda bir gölde gördüm. Bir dakika! Arkamda gölge gördüm.
Allah'tan Berkmiş yoksa koca bir çığlık basmıştım bile. Gelende zaten yan komşu olan teyzeymiş. Şekeri bitmiş yarın torunları geleceği için kek çırpmak istemiş. Yeteceğini düşündüğüm kadar, bir kase, verdim hemen.
Geri döndüğümde filmi tekrar başlattılar ve devam ettik. Patlamış mısırımız ve cipsimiz neredeyse bitmek üzereydi.
"Filme kısa bir ara verip pizza siparişi vermeye ne dersiniz?"
"İyi akıl ettin Ada. Neli alırsınız."
"Yanlız Berk fikir benden çıktı ben alacağım ama çok istersen kapıda teslimat için binanın önüne inebilirsin?"
"Peki madem, öyle olsun." dedi Berk ve peş peşe su içmeye kalktılar.
Bende o sırada güzelinden büyük boy pizzalar söylüyordum. Ne yiyeceklerinin fark etmeyeceğimi bildiğim için sıkıntı yoktu.
Pizzalar için yaklaşık yarım saate teslimat gösteriyordu. Güzeldi ki o yarım saat için mola olurdu. Sinemalarda zaten olduğu gibi. Yalnız dile kolay yarım saat ne kadar da çabuk geçiyormuş? Teslimatın gelmesine on dakika kala Berk aşağı indi. Ece koltukta Demirle beraber reels kaydırmaya başladı. Bende biraz hava almak için balkona çıktım.
Hava güzeldi, öyle aman aman üşüyecek hava yoktu. Ama bir anda camda beliren gölge çığlık atmama neden oldu.
"Aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa" camda beliren gölgeye önümü dönmemle sırtımı balkonun korkuluklarına yasladım.
Karşımdaki gölde ne yapacağını bilemez halde bana bakarken konuşmaya başladı.
"Bu kadar korkacağını düşünemedim kusura bakma."
"Demir, Allah aşkına az önce korku filmi izlemişiz böyle mi gelinir."
"Sen baya baya korkmuşsun!"
"Allah Allah? Nerden çıkardın bu hipotezi?"
"Göğüs kafesin çok hızlı inip kalkıyor ayrıca burnundan değil ağzından nefes alıp veriyorsun!"
"Tamam neyse ne saçmalama git Berk aşağıda sırık oldu az da sen bekle!" Dedim ve demekle birlikte balkondan içeri girdim.
Ece'nin yanındaki yerine kuruldum ve telefonumu elime aldım. Siparişin altı dakikası vardı, işletmeden çıkış yapmış ve yoldaydı.
Biraz Ece'nin telefonuna biraz kendi telefonuma baktım. Sonrasında zaten elinde bir yığın pizza kutusu ile içeri girdiler. Anahtarı almış olmalılar galiba?
İnsan girer girmez konuşur mu hiç? Demir efendi konuşuyor malesef!
"E hadi açın filmi devam."
"Destur, daha yeni girdin içeri."
"Valla Ece bekleyemem en güzel kısmıydı!"
"İyi be otur açalım." Dedim ve milletin yerine oturmasıyla beraber filmi tekrar başlattım.
Hepimize iki kutu pizza söyledim hemde büyük boy! Umarım bitirebiliriz.
Film güzel sarıyor ama korkunç. Korku filminden ne bekliyorsunuz derseniz de hafif korkutsun yeter.
Filmin tam en güzel yeri yani en korkunç yeri. Korkmadan izlemek ne ala ama dimi? Hayır insan korkar bağırır çağırır oturdum pizza kutusu masaya bıraktım ve acaba ağlamaya mı başladım diye düşünecektim ki baktım ben değil de Ece ağlıyor. Ona bakınca haliyle ben de ağlamaya başladım.
Ece'nin, "Durdurun şu filmi ya psikolojim bozuldu." demesiyle biraz daha şiddetli ağlamaya başladım.
Berk, "İsterseniz kapatalım bakın sonra uyuyamazsanız." dedi ama filmin sonunu merak ettiğimiz için kalan bir saati zorla devam ettirdik.
Cipsler yendi, kolalar içildi, kutu kutu pizzalar yendi ve gece bizim çöpleri toplamamızla beraber taçlandırıldı.
"Ya biz gerçekten bu kadar şeyi yedik mi şimdi" dedi hemen Demir.
Demirin sözüne karşılık "Sen bunları tek de yersin" dedim, Ece ve Berk beni desteklerken.
"Gece gece süpürge açmayın saat olmuş üç zaten. Sabah erkenden kalkınca temizleriz."
"Berk sen sabah erken kalk ben sana külçe altın takacağım." derken hiç de ciddi değildi Demir.
Gerçi her halükarda temizlenecekti zaten. O temizlemiş ben temizlemişim fark etmezdi. Tüm çöpleri birledikten sonra Berkler için iki yastık ve çarşaf verdim zaten üzerlerini bu havada örtmezlerdi.
Ece de o sırada gitmiş yatağıma kurulmuş ve telefonunu şarja takmıştı. Benimkinin daha vardı zaten. Biz hiçbir zaman beraber hemen uyuyamadık ilk ben mi konuşsam o mu konuşsa derken o kendini tutamadi ve konuşmaya başladı.
"Ada, okullar haftaya açılıyor ne düşünüyorsun."
"Bilmem, biliyorsun zaten sınıftakileri o kadar eski sınıfım kadar benimsemedim. O yüzden siz olduğunuz için birşey fark etmiyor."
"Bende aynısını diyecektim biliyor musun? Eski sınıfı özledim galiba?"
"Galiba az kalır direkt özledim. Ama biraz daha uyumazsam sabah yerine akşam uyanacağız hadi." dedim ve yastığımı indirerek Ece ye dönük şekilde gözlerimi kapattım.
Gözlerimi sabahın ilk ışıklarına açmak istesem de malesef gece gece duyduğum Ece'nin çığlıkları bu isteğimi böldü. Yanımda göremediğim için koridor boyu yürümeye başladım, o sırada Demiri gördüm. O da salondan gözlerini ovuşturarak çıkıyordu. Tam ortada mutfaktane gelen ışığın önünde durduğumuzda balkon kapısının önünde duran Ece yi ve anlamlandıramadığımız ama karşıya bakan bakışlarını gördük.
"Ece? İyi misin birtanem?" dedim şaşkınlığımı gizleyemeyerek.
"A-ada,"
"Dur teker teker anlat." dedi benden önce Demir.
"Susadım, su içmeye geldim su aldım arkamı döndüm suyu içecektim. Son-sonra camda yansıma gördüm. Galiba filmin de etkisi ile bağırdım."
"Ne yansıması ne var orda?"
"Ne olacak Demir senin akıllı arkadaşın burda!"
Baktığımızda Berk balkon takımına kıvrılmış uyuyordu. Kız korkmakta haklı ama şimdi. Yansımaya bakınca bir de korku filminin üzerine. Maşallah deccal gibi bir görüntü.
Ece'nin korkusunu dinginleştirmek için yanına yaklaştım. Belli ki çok korkmuş hala nefes alışverişleri düzenlenememiş.
Ben Eceyle beraber kapının eşiğinden geçerken Demir, Berk beyimizi yada korku makinamızı uyandırmaya çalışıyordu. Çok geçmeden de zaten uyandı.
"Oğlum gece gece ne diye uyandırıyorsun?"
"Senin yüzünden kız korkmuş olabilir mi. Sen kızın dibinde çığlığa uyanma, biz kalkıp gelip uyandıralım beyimizi!"
"Oğlum ne çığlığı saçmalama uykumun en nadide anı gerçekleşiyordu."
Belli ki Berk bişey anlamayacaktı zaten. Demir onu itekleyerek salona götürürken ben de Eceyle beraber soğuk bir su içtim.
Sonrası aynı zaten, girdik yataklara ve uyuduk. Rüyamda, bir dakika evet rüya gördüm. Rüyamda annemle beraber oturmuş televizyon izliyorduk. Magazin yada haber de değil düpedüz dizi. Gayet de iyi görmüyorduk. Gülüyorduk, kahkaha atıyorduk.
Ama arada bir tıkırtı bir tencere kapak sesi vardı. Gerçi babam da dışarı çıkmıştı rüyamda ama? Bu ses gerçek dünyadan geliyor!
Gözlerimi ovuşturarak mutfaktan içeri girdim. Berk ve Demir anladığım kadarı ile kahvaltı hazırlamaya çalışıyordu.
"Demir!"
"Uyandırmadık değil mi Ada?"
"Demir sabah sabah o tencere neden ocakta?'
"Patatesleri kızartmak istedik de?"
"Bir patates tencerede kızartılmaz. İki şurdaki dolabın içinde airfry var."
"Heh işte ben de sabahtan beri Demire bir yerlerde airfry var diyordum meğersem burdaymış!"
"İyi bakalım hazırlayın da şirkete geçelim bugün!" dedim ve mutfaktan lavoboya geçtim. Aynada beni gören bu halde çarpıldım sanardı. Öncelikle yüzümü güzelce yıkadım. Bir kaç tane yüzü nemlendirdiği canlılık kattığı iddia edilen tonikle de sildim ve üzerimi değişmek için çıktım.
Üzerime ne giyeceğime karar veremedim ve buz mavi eşofmanımı ve siyah önü çiçeklerle dolu tişörtümü giydim.
O sırada mutfaktan gelen seslere Ece de uyandı. Etrafı ve sesi sorguluyordu ki seslerin açıklamasını yaptım zaten.
Beyfendiler kahvaltıda beklediğimiz performansın daha iyisini hazırlamışlardı. Kahvaltı güzeldi, hakkını yemeyelim.
Kahvaltıdan sonra herkes üzerini değiştirmek ve birazda zaten dağınık olan evlerini toplamak için dağıldı. Ben de onları zaten bekleyeceğim için şirkete doğru yürümeye başladım. Yakın değildi kabul ama uzakta değil sonuçta.
Kafelerin yanından geçerken şirketteki hareketliliği fark etmememk imkansızdı. İçerisi baya bir hızlı dönüyordu.
İçeri girdiğim gibi adını hatırlamadığım danışman abla beni yönetim katına yolladı elimde dosyalarla. Dosyaları incelediğimde pek bişey yoktu aslında manken bilgileri gibi bilgiler vardı.
Üst kata çıkana kadar her katta durdu asansör ve sonunda yönetim katına çıkabildim. Çıktığım gibi Selin teyze durdurdu beni.
"Ada annenin yanına mı?" dedi sesinde anladığım acele ile.
"Evet ama bugün bişey mi oldu?"
"Tamam tamam karıştırma bugünü al bu dosyaları da ver Gülizara!"
Selin teyzenin elindeki dosyaları da aldım ve dosyalardan yüzümün görünmediğine benim de önümü göremediğime kanaat getirdikten sonra annemin odasına doğru ilerledimi. Annemin kapısı kapalıydı ve ben nasıl açacağım bu şekilde.
Neyse elimdeki dosyaları düşürmeden kapının önünde durdum ve kapıya dengede duracak şekilde tek ayağımla iki kez vurdum, biraz sert vurmuş olabilirim. Gel sesi geldi ama açmayacağım için seslendim.
"Ay geldim geldim." dedi acele ile
Dosyaları hızlıca masaya bırakıp derin bir nefes çektim. Vermiş de olabilirim tam algılamadım şu an.
"Anne ne oldu? Ne bu hareketlilik?"
"Ay Ada sorma. Reklam için bir ajans geliyor, gelecek yani!"
"E bu güzel bir şey, başka bir şey var gibime geliyor."
"Kötü haber biri, elbiselerin ve tasarımların olduğu bilgisayarı sıfırlamış!"
"Ve siz de, ne kimin yaptığını ne de tasarımları bulamıyorsunuz." dediğim sırada içeriye babam girdi.
"Tasarımların kopyaları var zaten ama o bilgisayarda şirketin yedek ibani vardı." diyen babam oldu.
"Bir, yedek iban ne? İki bu bilgisayar kimindi?"
"Yedek iban şirketin yedek ibani yani lansmanlar, reklamlar bu hesaba geliyor. Onun dışında akış yok!"
"Peki bu bilgisayardan bir tane değildir değil mi?"
"Evet aynı bilgiler diğerlerininkinde de var!"
"Bekleyin geliyorum."
Odadan çıktım ve en yakın odaya babamın odasına girdim ve laptopunu aldığım gibi annemin odasına geri döndüm. Merakla bakan annemi geride bırakarak masasına oturdum.
"Ada ne yapıyorsun?"
"Bana boş bir flasbellek lazım. Acil!"
"Ben yazılımdan alıp geleyim de ne yapabilirsin ki?" diyen babama aldırış etmeden çantamdan herzaman yanımda taşıdığım flaşbelleği çıkardım.
O sırada annem soru yağmuruna tutulmuş bir şekilde telefonla konuşuyordu. Babam içeri girdiğinde elinde iki flasbellek vardı. Birini aldım ve kendi flaşbelleğimden koplayadığım yazılım linkini yapıştırdım. Ama bir dakika bunun sonuna yirmi dört saatlik işlemi gösteren kodu yazmam gerek ve unuttum. Hatırlasana gereksiz beyin!
Olmayacak hatırlayamıyorum, sistem izleniyor. Sistemi kuracağımı anlamış olmalı her kimse! Demir, Demir benden daha iyi ezberli!
"Ya acil bir şekilde şirkete gel yada bana yirmi dört saatlik güvenlik kilidinin kodunu söyle ama yinede gel"
"Noluyor?"
"Kodu söyle çabuk!"
"Tamam? Doksan sekiz, elli dört, yirmi bir, yirmi, on bir, çift sıfır."
"Geliyorum hemen!"
Sisteme kilit koymuş her kimse eğer. Yani aslında herşey duruyor sadece önünde sıfırlanmış gibi bir kilit var.
Yanlız bu arada anneme de açık verdik iyi mi? Ben onlara hacherlik bilgimden bahsetmemiştim, bahsetmeyi de düşünmüyordum.
"Ada ne yapıyorsun kızım?"
"İzin veriseniz düşmanla savaşacağım, yoksa yedek ibanınıza el sallayın."
"Batırma da ne oyun oynuyorsan oyna!" dedi babam söylediklerimi ciddiye almayarak. Ama ben Adayım. Dediğimi yapmadan durmam!
Düşman fazla hırslı kilit süresini kırmaya çalıştığımı gördü. Benden önce davranıyor. Yapmama izin vermeden koşun tersini giriyor. Madem o bizi kitledi biz de kurtarmıyorsak onunkini kitleriz dimi Ada?
Aynen öyle ben de onunkini kilitlemek için ardı ardına kod girdim. Bu hamlemi beklemiyor olacak ki ekranını kilitlemekte pek de zorlanmadım. Ekranını kilitlediğime göre rahat olabilirim. Rahat olabilirim demek bu!
Gayet rahat biçimde odadan çıktım ve kenarda bulunan mikrafonu elime aldım. Çalıştığına kanaat getirdikten sonra beni şaşkınlıkla izleyen anne ve babamla birlikte olan tüm aile üyelerime ( Ecelerin felan anne babalarından bahsediyor) dönerek konuşmaya başladım.
"Akde Moda Holding tüm çalışanlar yönetim katına!" İfademi tekrarladım ve kalabalık çoğalınca konuşmaya başladım.
"Bildiğiniz üzere küçük bir siber saldırı almışız. Yazılım ekibinin çözdügünü demek isterdim ama malesef onların çözebilecek olduğu bir saldırı değildi. Ters düşünerek şimdilik engel koydum fakat kurtarmış değilim. Gün içerisinde çözmeye bakacağız herkes işine dönebilir." Herkes şaşkınlıkla dağılırken kalabalığın arasından Demir çıktı. Onu ve diğer tüm yönetim ekibi(aileler)bı topladım yazılım da dahil ve toplantı odasına aldım. Saçmaladığımı düşünen annem konuştu başta.
"Ada ne yaptığını sanıyorsun çocuk oyuncağı mı?"
"Anne çocuk oyuncağı mı dediğin şey benim sizlerin magazin haberlerini kaldırmak için öğrendiğim bir hobi!"
"Bir dakika bir dakika Ada tüm o haberleri sen mi kaldırıyordun?"
"Evet Serkan amca ben kaldırıyordum."
"Ada? Ne yapıyorsun hani demeyecektin?"
"Demir bundan dönüş yok. Ya batacaklar yada bunu demem lazım. Evet hepinizden habersiz hacherlik öğrendim. Ve şu an hırsızınızın bilgisayarını kilitledim. Eğer izin verir sessiz bir ortam sağlarsanız devam edip geri alacağım."
"Ada kurtar da ne yaparsan artık!" Diyen sözde yazılımcımız sağ olsun hepsine geleceğimi bildirerek annemine odasına laptobu almaya girdim.
Peşinden gelen Demiri fark etmemiştim ama bileğimden tutup kendine çevirmesibı de beklemiyordum ki afalladım.
"Ada hani?"
"Mecburdum Demir affet lütfen!" derken sesim titredi. Üzgün değildim ama kendime bunu yaptığım için kırgınım.
"O zaman ben de yardım edeceğim bekle bende geliyorum."
"Sen niye kendini ele veriyosun. Tamam ben bir hata yaptım ama sen yapma lütfen Demir!"
"Ada, bak bana. Burdan dönüş var mı sence?"
"Yok."
"O zaman git geliyorum hadi."
Tekrar toplantı odasına girdim ve Demiri beklemeye başladım. Onun da gelmesi ve laptobu kurması ile beraber artık sistemde üç kişiyiz. Ben, Demir ve bizim minik hırsızcık.
"Demir annem sen de mi?"
"Artık saklamanın anlamı yok anne." derken sesi gayet kararlıydı.
Sistemde minik hırsızcık kendi kilidini kırmaya çalışırken ben onu oyalıyor, Demir ise sistemi geri almaya çalışıyordu. Yaklaşık yarım saatin sonunda iyi haber geldi. Sevinçle yerimden zıplarmen Demir Zafer kazanmış gibi bana bakıyordu.
Saklayamadığım heyecanla" Minik hırsızcığın sistemi çöktü." dedim. Sesimdemi mutluluğa karşılık önce Demirle birbirimize sonra ise gün boyu stres altında kalmış herkese teker teker sarıldım.
Keşke böyle bir anda söylemek zorunda kalmasaydım ama vardır bunda da bir hayır artık.
"Ben özür dilerim, eğer böyle bir şey yapabildiğimi önceden demiş olsaydım bu kadar telaşa gerek kalmazdı."
"Ada, annecim. Neden saklamak istediğini galiba tahmin edebiliyorum, benim yüzümden sakladın değil mi?"
"Bilmem galiba korktum." dediğim sırada annem oturduğu yerden kalkmış ve bana doğru geliyordu. Hiç beklemediğim anda geldi ve bana daha önce sarılmadığı kadar sarıldı.
Herşeyi tatlıya bağladık herkes güzel güzel sohbet ediyor. Daha da güzeli herkesin yüzü gülüyor. Bende sohbete dahil oldum. Biraz bugünden biraz da dünlerden konuştuk. Biz doğmadan önce ki anılarını dinledik. Sonra sohbet yavaş yavaş sönüp herkes işine dönerken Demir in de işi olmadığı için şirketten beraber çıktık.
"Ada müsaitsen eğer işin yoksa lunaparka gidelim mi?"
"Şimdi mi?"
"Evet neden olmasın?"
"Pekala gidelim ama fotoğraf çekinmem haberin olsun."
"Neden?"
"Çünkü saçlarım Arap saçına dönmüş olabilir."
"Merak etme bişey yok saçlarında hem."
"Ne hem?"
"Boşver saçmalamaya başlayacaktım ama bu gün tamamen saçmaydı zaten."
Taksiyi bekleyene kadar konuştuk. Taksi de hemen gelmişti zaten. Lunapark herzamanki gibi eğlencesini konuşturuyordu. Pek vaktimiz yoktu denebilir. O yüzden sadece korku tüneli ile dönme dolap için bilet aldık.
Korku tünelini sağ sağlim atlattık ama dönme dolap. Dönme dolap bu kadar yukarı çıkıyor muydu. Hem de biz en üstteyiz.
"Bu dönme dolap bu kadar yukarıda mıydı" diye sorarken Demirin beni çektiğini gördüm
"Hani fotoğraf yoktu."
"Manzara çok güzel dayanamadım."
"O zaman gel beraber çekinelim o manzarada!" dedim ve Demir yanıma gelince elinden telefonu aldım bir iki güzel fotoğrafın ardından artık inişe geçmişti.
Bu sefer önce davranacaktım ama malesef telefonumu elimden aldı. Neyseki fotoğrafdan bazılarını bana da gönderdi. Ondan önce davrandım ve Instagram'da girip hikaye ekledim. Altına ise tek bir söz
"Manzara çok güzeldi dayanamadım."

🪷

Selammm yine yeni bölüm ile geldim bu bölüm için fazlaca saçmalamış olabilirim çünkü fazla zorlayıcı bir bölüm oldu. Gerçekten yorumlarınızı bekliyorum herkese de dönüş yapmaya çalışıyorum. Bakalım gelecek bölüm neler olacak???

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

77okunma 24beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…