Gökyüzü Günlükleri kitap kapağı

19. bölüm / 18

18. Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 18Şu an: 18. Bölüm

🎧🎶Divane
Yaşar

Günümü gün eden,
Rüyalarımla oynayan,
Seni küçük hayalbaz,
Gel kurtar beni rüyadan.

Bugün fazla uyumuştum kabul ama yinede fena uykum var ve evet uyuyacağım, başka yapacak bişey yok!
Bugünü yeterince kötü geçirmiştim, yapacak birçok şey bulabilirdim ama ben uyumuştum ve yine uyuyacağım.
"Adaaa!"
"Efendim anne"
"Kızım biz çıkıyoruz birşey olursa Berk'e söyle tamam mı?"
"Hı,hı."
Sabah sabah Berk'e ne diyeceksem yani anne! Gerçi illa birşey çıkardı da konuşmak için şimdilik kalsın.
Annemlerin gitmesinin ardından neredeyse rahat rahat iki saat uyumak istiyordum.
"Anne, daha girmediniz mi?" Mutfaktan takır tukur sesler geliyordu.
"Ne annesi Ada anne mi kalır bu saate?"
Berk mi? Allan aşkına bu aralar fazla mı rüya görüyorum ben? Yok yok gerçekten mutfakta Berk var!
"Senin ne işin var sabah sabah?"
"Evde kekik bitmişti. Markete gittim yoktu, annem de git Gülizar teyzenden al dedi."
"Eee?"
"Girerken Gülizar teyzeyle karşılaştım. Eve geri gitme Adayla yapın kahvaltıyı dedi kaldım."
"İyi bari kahvaltıyı hazırlamış gibisin eksik bişey var mı?" Diye sorduğum sırada kapı açıldı. Bizim kapı ne zamandan beri kendi kendine açılıyor pardon da?
"Berk öyle bir sıra vardı ki anlatamam!"
"Senin ne işin var Demir?"
"Kahvaltıyı Berkle yapacaktık."
"Peki madem neden anahtarla giriyorsun?"
"Uyuyordun! Berk duyana kadar zile mi bassaydım?"
"Of iyi geç bişey demedim ne aldın?"
"Simit."
"Tamam geç."
Ay gerçekten kendi evimde başkasının hazırladığı kahvaltıyı duymamış ve şu an gelen simitten yiyordum.
Garip hissettirdi. Hatta kabul etmek gerekirse ilk defa gerçekten garip hissettirdi.
"Boş boş simite bakmayı bitirdiysen ye biraz?" Pardon da Demircim sana mı kaldı benim karın dokluğum?
"Oğlum rahat bıraksana kızı istediğini yer!"
"Hasta ama."
"Hastayım diye de simit yemem gerekmiyor illa, hem hasta değilim pskolojikti o!"
"Öyle olsun bakalım."
"Öyle zaten!"
Kahvaltı kahvaltı olalı böyle eziyet görmemiştir. Kahvaltı bittiğinde masayı toplamaya kalmıştım ki, oturttular beni kendileri topladı. Sonra dedim tamam makinaya bari diziyim, makinaya da onlar dizdi. Sorunca neymiş hastaymışım!
Önce Berk gitti, şimdi de paşamın keyfi yeterse Demir gidecek!
"Ne sürprizin var senin?" Gerçekten bana ne sürprizi vardı?
"Sürpriz!" Allah allah o kadarını dün dedin ya zaten.
"Ne işte?"
"Sürprizin ne olduğu denir mi?"
"Sürpriz banaysa denir!"
"Gelince görürsün."
"Nere gelicem Allah aşkına?"
"İstemiyor musun biryere gitmek?"
"Yani bugünlük evet, üzerimden tır geçmiş gibi."
"Hahahahahahaahahahahahah, iyi tamam başka bir güne kalır."
"Pekala görüşürüz bir ara."
"Görüşürüz."
Sonundaki ikisi de gitmişti. Ben de bugünümü piyanoma adamak istiyordum uzun zamandır piyanonun başına geçmemiştim.
Hevesim biraz erken geçmiş olabilir ama en azından 9. Senfoniyi baştan sona bir kere çalıştım sonuçta.
9. Senfoniyi bitirirken annem aradı. Alışkın olmadığım için biraz garipsesem de çaktırmadan konuşmaya çalıştım. Kumaşlar arasında kararsız kalmışlar. Alt tarafı bir kumaş işte neyde kararsız kalıyorlarsa?
Bugün boş boş duracaktım aslında ama sonrasında sıkıldım biraz. Hasta olunca hiçbir şey yapmasım gelmiyor ama herşeyi yapmak istiyorum.
Canım sıkıldı bende ne yapayım diye düşünürken aklıma neden şirkete gidip milletle takılmıyorum diye bir soru düştü.
Annemi aradım bir saate şirkete varırlarmış, o zaman benim gitme amacım ne olurdu ki? Koca bir hiç. Bende oturdum ve şu an can sıkıntısından buzluk kurabiyesi yapıyorum. Pudralı bir de ağzına attığın an pudra şekeri dağılıyor mübarek. Ama bunun öncesinde minik minik yuvarlamayı gerek.
Bir,iki, üç...iki yüz üç. Benim hamuru biraz fazla yapmış olma ihtimalim yüzde kaç? Daha fazla dayanamayarak annemi aradım, artık ilk annemi aramaya çalışıyordum.
"Ada ne yaptın kızım?"
"Valla anne herşey iyi gidiyordu da bir sorun var?" Çünkü daha hamur yaptığım kabın yarısı duruyordu.
"Ne yaptın kız ne oldu?"
"Boş durmayım dedim senin şu buzluk kurabiyenden yapmak istedim."
"Sonra"
"Galiba hamuru biraz fazla yapmışım."
"Ah Ada ah... Hangi kapla yaptın?"
"Pembe olan."
"Hahahahahahaahahahahahah kız daha büyüğünü bulamadın mı?"
"Of anne ne biliyim bitmiyor bu ne yapayım?"
"Yuvarla kızım madem."
"Ya anne!"
"Şaka şaka sar atrece at dolaba bişey olmaz buna."
"Tamam fırındakiler pişsin son tepsileri de atıyım biter zaten."
"Kaç tepsi yaptın ki Ada?"
"Üç tane pişti, üç tane pişiyor, altı tane pişecek? Galiba on iki tepsi."
"Allah akıl fikir versin kızım. Kapat geldik biz sormadın bile aç kapıyı!"
Pıtı pıtı koşarak kapıyı açmaya gittim ki kapının yanındaki aynada ne göreyim? Kız ben bu kadar hangi ara battım? Üstüm başım un, pudra şekeri!
Asansör çalıştı önce aşağı indi sonra yukarı çıktı ve kapı açıldı. Babam beni görür görmez resmen kahkaha attı.
Sonra arkasından annem çıktı o da kahkaha patlattı. O kadar mı komikti?
"Anne!"
"Geç kız üstümü değiştiriyim geliyorum yanına!"
"Aç mısınız?"
"Yok kızım biz yedik ama yemeseydik de aç kalırdık. Hahahahahahaahahahahahah"
"Ay çok komik anne!"
Annem geldiğinde ben üzerimi değiştirdim ve artık ortada kurabiye hamuruna dair tek bişey kalmamıştı.
Tüm kurabiyeler fırından çıkınca ise geldi o malum komut!
"Ada gel kız şunları dağıt gel!"
"Kurye miyim anne ben?"
"Yapmadan önce düşünseydin!"
Elime aldığım kutuların poşeti, mevsimsel hırkam ve ben! Gözleriniz kanar resmen. Şaka maka hava soğumuş ama azıcık istiyordum. Yada donuyordum. Bende de akıl yokki kısa kollunun üzerine hırka giyip çıktım. Neyse Allah'tan evler birbirine yakın. İlk Demirlere gidiyordum. En yakın onlar şu an. Gerçi hepsine aynı mesafe sayılır da o biraz daha yakın kaçıyor gibi.
Kapının şifresini bildiğim için alt kapıdan kendim girdim üst kapının da tokmağına vurdum. Kapıyı ise benim biricik, canım Selin teyzem açtı.
"Adoşşş, kız ne iyi ettin geldin!"
"Teyzem benim, hayırdır bişey yok ya" derken çoktan mutfaktan içeri girmiştim.
"Yok kız sıkıldım öyle Serkanda dışarı çıktı az."
"O zaman doğru zamanda gelmişim. Hem bak kurabiye de getirdim."
"Kız bu kadar kurabiyeyi kim yiyecek?"
"Valla bende yapana kadar fark etmemiştim bu kadar fazla olduğunu evde daha bu kadar daha var, annem git dağıt dedi."
"Ayyy sende ilk bize mi geldin!"
"Evett!"
"İyi hadi canım hazır, sen git odasından Demiri çıkar bende geliyorum hemen."
Demirin odası koridorun sonundan soldaki ordaydı, ve ilk defa sessizdi içerisi.
Kapıyı tıkladım ama ses gelmedi? Demirin odası ilk defa sessiz, olağandışı bir şey bu!
Kapıyı yavaşça aralayarak içeri girdim. İnanmazsınız ama bakın ne gördüm.
Sessiz sakin kendi halinde çizim yapıyor. Bu da onun kimseye söylemediği bir şey ama genelde çizim yaparken hep bir yerden müzik açardı, ses olurdu. Bugün sessizc müzik olmadan resim çiziyor. Kapının açılmasını fark etmeyecek kadar da dalgın değilmiş. Şaşırmış bir şekilde bana döndü.
"Ada?"
"Yaa Ada! Bir saattir, o kadar kahkayı duyma gel sor sonra!"
"Bı dakika ya sen ne zamandır evdesin?"
"Yaklaşık on dakika."
"Fark etmedim."
"Hadi gel kurabiye getirdim. Selin teyze çayları koyuyor."
"Geliyorum bekleyin!"
Odadan çıktığım gibi geldiğim yere geri geçtim. Salon düzenleri bizimkinden biraz farklıydı.
Koltuğun bir köşesine geçip oturacakken Selin teyze elinde tepsiyle geldi.
"Ee Demir çıkmadı mı odadan?"
"Anne arkandayım!"
İkisi de otrunca biraz kurabiye biraz çay derken ben amacımdan çoktan sapmıştım!
"Ee ben daha diğerlerine de kurabiye götürecektim onları unuttum ben kalkayım artık.''
"Peki madem ama Demirde senle gelsin hava çoktan karardı."
"Tamam Selin teyze gelsin."
Ben ayakkabılarımı giyerken elinde iki kapüşonlu arkamda bekliyordu. Diğer elinde de kurabiyeler vardı.
"Kapüşonlu?"
"Kızım şehirde sarı kod var sen kısa kol artı önce body hırka ile gelmişsin olacak iş mi sence?"
"Sarı koddan haberim yok ve ayrıca havanın soğukluğundan da!"
Biz atışmaya başlarken asansörün kapısı açılmış ve Demir çoktan girmişti.
"Hasta değil miydin sen?"
"Ya o korkunca olmuştu ama!"
"O zaman gerçekten hasta olmamak için giymem lazım. Seç hangisi?"
Elinde bir mavi bir de kırmızı kapüşonlu vardı. Mavi her zaman ilk tercihimdir ama kırmızıya da resmen aşığım.
"Hmm? Kırmızı!"
"Pekala al bakalım."
Asansörün kapısı açılmadan ikimizde kapüşonluları giydik ve çıktık. Buraya en yakın Eceydi ilk ona gittik. Kapıdan kurabiyeleri verip havanın soğukluğunu bahane edip eve girmedik.
Ordan da Berklere gittik. Kapıdan verir çıkarız sanıyordum ama malesef Beste teyze salmadı. Bende mecburen yanımda Demir olduğunu ve Beste teyzelerde olduğumu anneme bildirdim. Beste teyzelerdeyim deyince sıkıntı etmedi.
Beste teyze mutfağa geçtiği sırada kalkmak istedim ama oturmak da istedim çünkü bugün Berk de oldukça sessiz! Daha fazla bu sessizliğe katlanamam bu yüzden bu sessizliği bozmak lazım!
"Hayırdır size ya bugün bir sessizsiniz?"
İkisi de aynı anda kafayı kaldırıp birbirine baktı ve ikisinden de aynı anda aynı cevabı aldım "Hiiç".
Madem hiç niye biriniz sessiz sedasız resim yapıyor, biriniz oturmuş ben varken overtinkliyor diye sormak geldi içimden ama sustum.
Beste teyze elinde üç bardak sütle geldi. Bu kadının gizli bir tarifi vardı ama ne? Bu kadının bana uzattığı tüm sütler aynı mükemmellikteydi. Anneme sorduğumda özel tarifi olduğunu ve sadece annelerin yapabileceğini söylemişti ama ne kadar gizli olabilirdi ki?
Sütler bitince Beste teyzenin müsaadesini isteyip kalktık.
"Ada?"
"Şükür!"
"Ne şükür?"
"Konuştun!"
"İstedin de konuşmadım mı?"
"He yok yani o anlamda de-"
"Tamam tamam anladım zaten."
"Ne soracaktın?"
"Kurabiye hamurunu yanlışlıkla fazla yapmadın değil mi? Bilerek fazla yaptın?"
Evet yani bilerek yaptım da niye fark ediyorsun ki. Bırak öylece kalsın.
"Nasıl yani?"
"En son bu kurabiyenden yaptığında ne demiştim, hatırlıyorsun."
Ya sus daha fazla yüzleştirme işte ne var hatırlıyorum. Keşke evde sürekli her istediğimde alabileceğim bir kurabiye kavanozu olsa demişti. Selin teyze egzaması olduğu için pek küçük şeylerle uğraşmıyordu çünkü.
"Hatırlamıyorum Demir dalmışım hamurunu yaparken fazla olmuş."
"Öyle olsun."
"Teşekkürler bu arada."
"Ne için?"
"Geldik ya eve teşekkürler."
"Bişey değil her zaman."
Binaya girdiğimde fazla da geç değildi. Aksine o kadar oturmaya saat yeni dokuz buçuktu.
Annem salonda kurabiyesinin yanında çayını içiyordu. Beni gördüğünde eliyle yanını işaret etti.
"Kız bu ne parfüm ya şişe mi boşalttın üzerine?"
"Bilmiyorum?"
"Nasıl bilmiyorum kız?"
"Demirin anne. Meteoroloji sarı kod vermiş bende incecik çıkmışım."
"Deli!"
Akşam bir ayrı mizahlı geçiyor ama hadi hayırlısı. Babam gelince ilk defa değil ama ne yaptık biliyor musunuz? Beraber oyun oynadık, hemde kutu oyunu.
Babam yeni kutu oyunu almış. Evde çok var ama o düşünmüş ve almış. Kitaplığın en alt yerinde artık bir oyun daha var.
Yatmadan az Eceyle mesajlaştık ve saatin geç olduğunu düşünerek uyumaya karar verdik.
"Kız kalksana!"
"Anne biraz daha!"
"Kız ne biraz dahası siz formalarınızı aldınız mı?"
"Hayır gittik ama daha bizim okulun ki gelmemişti."
"Heh işte forma almaya gidiyoruz işte kalk!"
"Gidiyoruz derken sen ben mi?"
"Hepimiz kızım!"
"Anne biz bir araya gelince kabile oluşturuyoruz farkında mısınız?"
"Kalk kız söylenme."
Evet yoğun ısrar üzerine kahvaltıyı forma aldıktan sonra yapacaktık. Amaç neydi ben niye aç aç dışarı çıkıyım?
Üzerime lacivert kot pantolonumu üzerine de gri tişörtümü giydim makyaj yapamazdım çünkü kıyafet deneyeceğim.
Evden çıkarken babam kendi arabası ile şirkete gitti. Neymiş efendim anneler olarak gidiyorlarmış.
En bilinen yetkili firma satıcısının yanına geldiğimizde sadece Eceler erken gelmiş.
İçeri girdiğimizde adam bir bize baktı, bir diğerlerine; herhalde beraber bu kadar kalabalık beklemiyordu.
Okulun adını söyleyince gelen formalarımızı denedik. Beyaz tişört, siyah eşofman ve siyah okul logolu kapüşonlu ayrıca siyah lacos da var. Olum formada bu kadar mükemmel başka okul var mı diye baktım. Milletin cırtlak kırmızı, sarı, pazar grisi felan. Bu okul bı neymiş yaaa.
Derken Beste teyze konuşmaya başladı. Bende diyorum nerden bişey çıkacak.
"Çocuklar bence tüm formaları almayın giymezsiniz zaten."
"Aaa niye anne ne güzel hepsini alalım gitsin işte."
Bu da neyin tartışması ya böyle kafamda kentsel dönüşüm başlatabilir miyim algılama günden güne eksiliyor da.
"Bırak Beste hepsini alalım" dedi annem. Hepimiz sırasıyla firmaları denedik. Ama biz formaları sadece denedik çıktık, almadık, ben hala okul mevzusunda kaldım.
Güzel bir restoranta girip kahvaltı yaptık. Sonra? Sonra ya bizi salarlar mı? Cümbül cemaat şirkete. Hayır pardonda salın gidelim işte.
Şirket sakin ama biz niye buradayız? Toplantı varmış, ya arkadaş siz kendi şirketinizin patronlarısınız kendi aranızda ne toplantısı? Neyse onlar toplantı odasına gidip beklemeye başlayınca biz de terasa çıktık.
"Ben diyorum ki bu işin altında bir iş var ama sonucunu bildiğim için kurcalamak istemiyorum?" Oh ne dedim kurtuldum.
"Ne düşünüyorsun Ada'cım?"
"Ya Demir sencede garip değil mi? Geçen babam bana ne sordu biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz okulundan memnun musun dedi. Bugün ne oldu? Beste teyze tüm formaları almasam mı dedi."
"Anlamadım güzelce açıklar mısın?"
"Ya bunlar ikidir eğitim de eğitim. Bunlar gündemde de yok bir aydır neredeyse. Bunların sıradaki planı eğitim kurumu olabilir mi?"
"Yuh Ada, pardonda bu paranın değirmeni nerden?" Berk sen zengin olan bir fakir ruhlusun sorduğun soruya bak!
"Nerden başlayım saymaya Berk? Yurtiçindeki şubelerden mi yoksa yurtdışından mı?" Ağzımdan laf aldın valla kurdelem.
"O kadar mı çok ya?"
"Hayır ya! Biz o kadar boşuna mı ders çalıştık!"
"Evet Demir böyle bir şey olursa boşuna olur."
Biz böyle konuşurken terasın kapısı açıldı. Dışarı adını bilmediğim bir asistan geldi.
"Çocuklar sizi toplantı odasına bekliyorlar."
Dediğim olmasın lütfen ya! Boncuk gibi merdivenleri inerek toplantı odasına girdik. Bizimkiler toplanmış gayet güzel çay içiyordu. Maşallah bunun altından hiç bir şey kalmayacak gibi rahatlar.
Otururken bakıyım hangisi konuşacak dedim, babam konuşmaya başladı.
"Öncelikle sizin için bir iyi bir kötü haberim var."
"Önce kötü bana!"
"İyi madem. Öncelikle balo iptal çekildik."
"Bunun neresi kötü amca?" Hah dimi Berk dimi bu mükemmel!
"İyi haber yani projemiz bitmek üzere."
"O ne?" Allah'ım lütfen düşündüğüm olmasın.
"Çocuklar uzun zamandır inşaatta olan bir eğitim kurumu vardı. Yani artık bizim eğitim kurumumuz. Herşey bitti sadece sıralar ve dolaplar kaldı. Eğitime okul değiştirmeden başlayabilirsiniz."
Ne dedi o ne dedi? Eğitim kurumu, sıra, dolap, bizim mi? Ayağa kalkıp babamın yanına gitmek istedim ama başım döndü geri oturdum gözlerim kararıyordu. Yanımda Demir anlamamış şekilde bana bakıyordu ama ben artık algılamada güçlük çekiyorum. Çok sevmiştim niye sevindim bilmiyorum ama çok mutlu olmuştum bir eğitim kurumu açmamıza. Herşeyden çok istedim o okula gitmeyi, gideceğimi bildiğim halde!
-Demirden-
Ne olduğunu anlamamıştık bile. Aniden bayılmıştı Ada. Gülizar teyzeler hastaneye giderken annem bizi eve yollamaya çalışıyordu ama Ece durmadı. Gitmek istedi çok yalvardı. Annem bizim her şekilde gideceğimizi bilirdi ama istemedi belki de üzülmemizi. Kötü bir şey mi olmuştu? Dün soğuktu, üşümüş müydü? Üşütse bayılmazdı ki.
Ben bu sorularla cebelleşirken araba hastanenin önünde durdu. Gülizar teyzeler den tam kırk iki dakika sonra geldik. Acilde değildi, para konuşmuştu burda. Hastane özeldi. Söylenilen odanın kapısını açıp ilk annem girdi sonra babam sonra diğerleri en son biz.
Bizden sonra odaya bir abla girdi. Doktor oymuş, bize ne olduğunu anlattı.
Vazovagal senkopmuş (veya halk arasındaki adıyla refleks bayılma). Ya çok sinirlendi yada çok sevindi dedi doktor. Ara ara ani duygu değişimlerinde yaşayabilirmiş. Biraz beklemek yetermiş uyansı için.
Dediği gibi de oldu. Biraz sonra uyandı. Sırayla hepimizin konuşması ve bunalmaması için biz dışarı çıktık önce annesi ve babası konuşmalıydı. Bir yandan bana bakan Berkle konuşmak istiyorum ama şu an burda olmaz diyorum kendime. Onlardan sonra sırayla annemler girdi çıktı. En son biz üçümüz girdik.
"Hoşgeldiniz" dedi o enerjik sesiyle.
"Korkuttun bizi kızım bayınılır mı öyle?"
"Adaa kurdelem çok endişelendim iyi misin?"
"İyiyim iyiyim. Galiba bayılmışım. Endişelendiniz galiba?"
"Endişelenmek az kalır çok kortuk. Bir daha bayılırken haber ver de birtanecik kardeşimi tutalım."
"Demir iyi misin?"
"Demir deme ya. En çok o korktu. Baksana daha şoku atlayamadı."
Bunlar benden mi konuşuyor? Kafamı kaldırıp ne konuşuyorsunuz lan bakışı attığımda konuşmaya başladı Berk kişisi.
"Oğlum kız seni soruyor da sen dünyada mısın?"
"He?"
"Ada diyorum seni soruyor da sen nere daldın gittin?"
"Hiç. Ada?"
"Efendim?"
"Bir kere sarılayım mı?"
"Garip bir soru oldu ama gel sarıl."
Sadece gidip sarıldım. Hiçbir şey söylemedim kısa ama içimi rahatlatan bir andı. Galiba biraz fazla korkmuştum, kabul.

-Ada'dan-
Bir saat kadar sonra kolumdaki serum bitince çıkış yaptık hastaneden bugün ne kadar garip ve olaylı bir gündü. Eve geçince annem yemek yapmaya babam televizyon izlemeye başladı. Bende ne güzel odama gidecektim ne var. Ama malesef gözlerinin önünde olmam gerekiyormuş. Tam sıkıldım ben yeter artık diyecekken bildirim düştü.
-Şirket Düşmanları-
Berk: Ada sen bugün ne yaşadın?
Siz: Nasıl yani?
Berk: Doktor bize çok ani duygu değişimlerinde olur dedi de çok mu sinirlendin?
Kurdelem: Sahiden ne oldu Ada?
Siz: Bilmem, biraz sevindim de o kadar çok mu bilemem?
Berk: İyi madem dikkat et fazla sevinme!
Kurdelem: O niye la? Sevinsin kız bırak.
Siz: Tamam ya abartmayın, bakmam gereken mesajlar var gidiyorum ben!
Berk: Ooo kim?
Siz: Sanane😉
Evet bakmam gereken mesajlar var çünkü grupta olduğu halde özelden yazan biri var.
Demir: İyi misin? Hastanede daha bişey anlamamıştım pek konuşamadım.
Siz: İyiyim, merak etme.
Demir: Dikkat et bişey olursa ilk bizi ara!"
Siz: Sizden başka kimi ararım ki?
Demir: Öyle. Gruba döneyim artık Berk kapıya dayanmadan.
Siz: Tamam geliyorum bende.
Demir kişisi mesajınıza nazar boncuğu ekledi.
Biraz da grupta takıldıktan sonra geriye kimse kalmadı grupta. Bugün ne oldu niye oldu bilmiyorum ama düşünmem gereken çok şey var gibi hissediyorum. Umarım yanlış hissetmiyorum.

..............................................................

Evettt bu bölüm birazcık(2600) kelime kadar uzun sürdü. Nasıldı peki bölüm. Belki okurken ki meraktan satır arası yapmadıysanız şu an yapabilirsiniz. Ah bide okuyankar beğense.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

28okunma 12beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…