15. bölüm · Gökyüzü Günlükleri
14. Bölüm
🎧🎶Yorulmak Olmaz
Athena
Gün gün olalı,
Böyle misin?
Annen nerde küçük sincap.
Çıkarsan o daldan düşeceksin.
Güzel anlarla dolu bir sahil gününden sonra yemek yapmak için mutfağa girdim. Menümüzde domates çorbası ve biber dolması var.
Bir yandan domatesleri soyarken öbür yandan şirket düşmanları ne yazdı diye okumaya çalışıyorum.
Demir: Eee yarın kurstan önce mi yoksa sonra mı antrenman yaparsınız:)
Ece: Mümkün olabildiği kadar hiç;)
Ece: Hatta sen kursa gelme, mazallah piyana felan verirler akort yapamazsın.
Berk: Hahahahahahaa yüzyılın Ece lafı! Ada bunun için alarm felan kur, seneye güleriz.
Siz: Uğraşamam valla elim kolum domates suyu oldu.
Demir: Menüde ne var???
Siz: Domates çorbası ve biber dolması.
Ece: En sevdiğim, en sevdiğim.
Siz: Gel istersen yemeğe? Zaten hep fazla yapıyorum.
Ece: Yok balım sağol ben yemek işini hallettim bugünlük ocaktalar.
Berk: Müsait olan parka inse ya. Maç felan yaparız???
Demir: Konuyu unuttunuz ama yarın kurstan sonra antrenman için stadyuma gidiyoruz. Ayrıca ben gelirim brocum.
Ece: Ben gelemem bugün artık. Neredeyse hava kararacak oturun sizde oturduğunuz yerde. Hem annemler geldi artık. Biraz kaos almam gerek yoksa uyuyamam;)
Berk: Bilmiyorum bende annemler mutfakta uğraşıyor ama gitmedim yanlarına.
Demir: Hanımlar beyler, yarın olan antrenman antrenörünüzün bilek ağrıları yüzünden iptal olmuştur duyurulur.
Siz: hahahahahahaahahahahahah
Şirket düşmanları adlı gruptan çıktım ve çorbamı ocağa oturttum. O sırada suda bekleyen biberlerimi teker teker yıkadım. İç harcımı dolaptan çıkardım. Dolapta vardı biraz elden çıksın istedim.
Bana eşlik eden güzel müziklerden sonra dolma da ocaktaki yerini aldı. Boş boş durmak olur mu tabiki olmaz! Televizyon vaktiiiii! Ne de olsa yemekler için alarm kurmuştum. Bugün günlerden ne? Dizi günü, hangi dizi? En sevdiğim tabiki.
Dizinin özetini izlerken alarmın sesini duymamla yerimden kalkmam bir oldu tabi.
Yemeklerimi de hallettiğime göre artık rahatlıkla televizyon izleyebilirim.
Ben bir deli olduğum için sağlığım hem önemli hem de değil, nasıl mı? Plank yaparak televizyona bakıyorum. Boynum bundan memnun olmayabilir tabii.
Ben tüm diziyi plank yaparak izlemedim tabii. Koltuğa geri geçmiştim.
"Adaa!"
"Adaa?"
"Hııı?"
"Kalk hadi koltukta uyumuşsun yine?"
"Hıhı."
"Madem gitmiyorsun ben götürürüm!"
Babamın beni kucağında yatağıma yaptırdığını anladım. Zamanla fark ettiğim bir diğer şeydi bu. Babam beni önemsiyordu, annem yüzünden ilgi gösteremiyordu!
Ama konumuz bu değil sonuçta değil mi. Uyumuş kalmışım yine. Acikinden şu koltukta uyuma alışkanlığına son vermem lazım.
Yatağıma her geldiğimde uykunun gitmesi, sinirimi tavan yapan şeylerin başını çekebilir gibi diyorum.
Biraz döneledim, sonra Demirin bahsettiği şehir turnuvasını araştırdım biraz. Öylesine boş boş, eğlencesine katılacak olamam dimi? Hayır olabilirim öylesine boş boş katılacağım. Amacım kazanmak değil, kaybetmeyeceğimi de adım kadar iyi biliyorum.
Uyku ağır bastırırken, bir yandan da uyumak istemiyorum bugün. Kapanan gözlerime hakim olmayı becerebilsem keşke. İşte tam en önemli şeyleri konuşup araştırırken uykum gelir. Bu da uykuma engel olamadığım bir diğer an.
Gözüme vuran güneş günün başlangıç vaktini belirtirken aynı zamanda mutfaktan gelen seslerle beraber korku dolu bir, iki saniye geçirmek benim için de inanın büyük bir şok oldu.
"Kim var orda!"
"Sonunda! Sen uyanana kadar akşam oldu." Gelen ses Ecenindi. Onda yedek anahtar olduğunu unutmuştum. Mutfak kapısından Ece'nin döktürdü masaya ve Eceye hayretle bakıyorum.
"Ya Ece! Niye Uyandırmadın o zaman?"
"Kaç kere aradım, açmadın tabii! Bende endişelendim geldim. Gelince yine dürttüm kalkmadın."
"Bişey diyeyim mi?"
"Tabii söyle?"
"Senin şu sabah kahvaltılarına hayranım."
"Bende senin hayranınım birtanem."
Masada ne ararsam vardı. Çeşit çeşit sandwichler vardı masada. Ocaktam gelen fokurdama seslerine bakarsak çay da demlemişti. Bir insan başka ne ister ki?
"Öyle kapıdan bakacağına gel de otur ye! Bugün çok yoracak bizi Demir efendi."
"Offf bir de o var dimi? Ben kursa gitmem diye düşünürüm. Demir efendi turnuva der!"
"Aynen öyle."
"Ben aslında bugün markete gidecektim, kırtasiye alışverişi? Gelmek ister misin?"
"Ne! Markete gidip gerekli, gereksiz ne görürsek almak mı? Tabii ki varım."
"Hahahahahahaaha."
Ece kendine ikinci çayını doldurmaya kalkarken ben çoktan masaya oturmuş ve o leziz sandwichlerin tadına bakmaya başlamıştım.
Mesela şu an yediğimi sandwiçte domatesleri kesmiş, baharatlı yağda bekletip o sırada da ekmekleri ısıtmışa benziyor.
Tam diyordum ki ne kadar güzel sessiz sakin bir sabah ama malesef bu sessizliği çalan telefonum bozdu.
"Hocam bişey mi oldu?"
"He yok Ada eğer bir saat içinde gelirseniz kursa. Ders vericeğim akşam müsait değilim. Yoksa da ekeceğiz bugün."
"Ekim hocam bir saate imkansız."
"Tamam o zaman siz aranızda haberleşin öptüm."
"Görüşür-"
Kapandı. Ecenin ne olduğunu soran bakışları ve benim uyku sersemi halim birleşince ortaya umuyorum muazzam bir tablo çıkmıştır.
"Ne oldu?"
"Hoca aradı."
"Vay canına! O kadarını ben de anladım."
"Ya aradı işte bir saate gelirseniz ders var dedi."
"Yani?"
"Yoksa ekeceğiz dedi. Bende ekelim dedim. Haberleşin o zaman aranızda dedi."
"İyi o zaman ben gidiyorum grup araması yapar haber veririm. Demir çok üzülecek(!) ama ne yapalım yani?"
"Hahahahahahaahahahaha."
"Bu arada kaytarmak yok ben kurdum sen topluyorsun!""
"Oo-ooof"
"Oflama yok!"
Ece mutfaktan çıkarken ben masayı toplamak için ayağa kalmıştım. Zaten hergün ben kurup kaldırdığım için ne değişti acaba. Sadece kurmadım masayı o kadar.
Allah'ım, bulaşık makinası dolu! Hemde temiz dolu! Ne yapalım artık, mecbur elimizde yıkayacağız. Hayır, normalde zaten elde yıkamak bişey değil. Son üç gündür üzerimde muazzam bir yorgunluk var.
..................
"Günaydınnnn!"
"Sana da iyi geceler Ece!"
"Ya of Berk ben o kadar mutlu haber verecektim, vermiyorum çatlayın."
"Ne haberi Ece?"
"Demircim şöyle ki hoca aradı."
"Hayır olsun diyeceğim ama ne kadar hayır olabilir?"
"Hayır, hayır."
"Dedi ki bir saate kursa gelirseniz kurs var!"
"Bu mu hayır Ece?"
"Evet, bizde dedik ki bir saate imkansız."
"O ne dedi?"
"Ne diyecek? Ektik kursu bugün."
"Ooooo Demir! Reisin yüzünde vatan gülüşü görüyorum."
"Hemde ne gülüş Berk! Ne gülüş. Hahahahaaaaa."
"İyi iyi cıvımayın gidiyorum ben akşam görüşürüz."
Ece'nin telefonu kapatması Demir için hiç bir şey değiştirmedi. Tam Demir ağzını açacakken bunu anlayan Berk de telefonu Demirin yüzüne kapattı.
......................
Bulaşıklar da bitti sonunda. İçerden gelen seslere bakarsak Ece televizyondan film seçmeye çalışıyor. Sürekli başka bir jenerik müziği duyuyorum çünkü. Keşke Two Words izlesek. Yarıda bırakmıştım bu diziyi.
Öylesine başlamış olduğumuz ve izlemeye de ilk başladığım K-drama kendisi. K-drama sevmem aslında hatta hiç izlemek bile. Two Wordsu öylesine açıp izlemeye başlamıştım. K-drama olduğunu bile sonradan öğrendim.
"Kurdelem! Film mi seçiyorsun?"
"Evet."
"Dizi izlesek?"
"Önerin?"
"Two Words?"
"İzledim ben onu sen sevmezsin."
"E ne izleyeceğiz?"
"Ne olacak? Tekrardan 39 derecede Aşk."
"Romantik komedi?"
"Romantık komedi."
"Hangimiz kahve yapar?"
"Tabi ki sen!"
"Hahahahaaaaa yapıyorum bekle beni."
....................
O kadar güzeldi ki film. Kaç kere izlesek ilk gün gibi tekrar başlıyoruz. Ece sinemayı pek sevmiyor. Kendini rahat hissetmiyor daha doğrusu. O yüzden biz genellikle hatta çoğunlukla doğrusunu söylemek gerekirse her zaman evde film izliyoruz. Bazen topluca dördümüz, bazen de sadece Eceyle beraber film izliyoruz.
Eskiden sürekli beraber oyun oynardık. İlkokulun ilk karnesinde anneannem bize dördümüze aynı kitap setini almıştı. Toplaşıp okurduk beraber.
Şimdi de tek başımıza bişey yaparsımız gelmiyor. Berabersek güvenliyiz. Ama teksek, içimize küçük bir huzursuzluk geliyor ara ara.
Elbet bir gün yollarımız ayrılacak, sürekli yan yana olamayacağız ama biz hep yan yana hissedeceğiz.
Din-dong, din-dong!
"Hadi!"
"Ne hadi?
"Ece kapı çaldı ya!"
"Duydum! Film izliyoruz?"
"Saçmalama kalk aç kapıyı!"
"Kalk sen aç o zaman filmin güzel yeri."
"Durd-"
Din-dong, din-dong
"Durdur filmi beraber açalım!"
"Neden ama nedennn!"
"Kalk söylenme!"
"Tamam geldim."
Kapıya yönelirken üzerimi başımı düzelttim. Saçlarıma da kapının yanında ki aynadan düzelttim ve Ece gelince kapıyı açtım.
Hayır biz de kimi bekliyorsak sanki? Kim gelecek yani bize? Kim gelebilir?"
"Of çekil amma da uyuşuksunuz!"
"Di mi valla bekle bekle ağaç olmayı bırak çiçek çıkarttık meyve dökmeyi bekliyoruz."
"Söylenmeyin be. Hem ne diye geldiniz, film izlerken? Eliniz boşsa hiç almam."
"Boş ama zaten dolu olsa ne olacak?"
"Niye be yerdik bişeyler?"
"Kızım iyi misiniz. Hazırlanmamışsınız bile!"
"Neye hazırlanacağız Demir?"
"Ada ateşin felan yok di mi? Hadi stadyuma gideceğiz ya! Koşturacağım sizi!"
"Düz koşarsam gelirim, yok zıpla yok atla gelmem o zaman!"
"Tamam gelin bu gün düz:("
"İyi o zaman geçin içeri az da giyinelim napalım?"
"Geçin siz bilmediğimiz ev değil ya!"
Ben odama geçip dolabın kapağını açarken Ece de arkamdan gelip kapıyı kapattı. O sırada bizimkiler içerde ne duracaksa Star Wars açmış hemen.
Dolabın başında biraz daha durduktan sonra kendim için koyu yeşil bir eşofman altı, üst olarak da beyaz üzerinde deniz canlıları olan bir tişört seçtim. Ece de her zamanki gibi renkli giyinmek istemiş olacak ki, pembe eşofman altı ve bebe mavisi tişörtümü seçti.
Bazıları için birbirimizin kıyafetibı giymemiz, eşyalarını kullanmamız garip geliyor. Oysa ki ne var bunda. Yıllardır beraberiz kardeş gibi büyüdük. Yadırganacak ne var anlamıyoruz doğrusu.
Üzerimizi hızlıca değiştirdik ve Star Wars jeneriği bitmeden hemen odadan çıktık . Ece spor ayakkabıları ile gelmiş. Hızlıca spor çantamı da kaptım. Zaten her daim iki çift kıyafet olurdu.
"Hızlı çıktınız?"
"Biz ne zaman yavaş olduk Berk?"
"Ne biliyim ben daha beklerim sanıyordum."
"Di mi Berk? Hem siz ne zamandır film izliyorsunuz? Hazırlanırdınız normalde?"
"Ya Demir aslında bi ilk 39 derecede Aşk izledik. Ondan sonra Ece yeni bir film görmüş işte onu açtık."
"Belli oldu şimdi! Saate de bakmadınız? Telefonlarınız da sessizde di mi?"
"Galiba evet!"
"İyi iyi hadi anahtarını al da çık."
"Ece seninki kalsın istersen akşam bizde kalırsın?"
"Olur, bir bakalım duruma."
Hep birlikte evden çıktık. Asansörde Demirin ayna pozuna da eşlik ettikten sonra bu güzel havada(!) yürümeye başladık.
İyi hoş bir yerdi ama sıcaktı. Amasya bile daha iyiydi. Keşke Amasya'ya da bir şube açsak. Gerçi küçücük yer orası. Bizim şirket için daha büyük yerler lazım. Hem oraya pahalı kaçar.
Eskiden neyin ne olduğunu bilmediğimiz için sürekli okulda sorulan sorulara annem, babam AKDE Holding de çalışıyor derdik. Ne bilelim biz AKDE Holdingin onlara ait olduğunu!
Şimdi bile yakın olmadığımız kişilere, yani herkese AKDE Holding de çalışıyorlar diyoruz. Bilmiyorum aslında, annemler fazla ünlü! Çarşıya çıksalar, hemen magazincilerin kameralarına yansıyorlar. Ben böyle bir hayata hem alışamam hemde istemiyorum. Öyle çok nadir galalara katılırım, lansmanları önemsemem. Benim için çok zıtlar yani.
Allah'ım yürü yürü bir bitmedi şu yol. Sen yol gösterensin ya Rabbim. Gölge istiyor bir kulun.
Duamı da ettim. Artık Berk ve Ece'nin atışmalarını dinleyerek yürüyebilirim.
"Kızım bak bide seni aramalım koca ormanda!"
"Benim kaybolacağımı mı ima ediyorsun Berk?"
"Allah aşkına Ece! Zaten inatsın, bana inat saklanırsın bir yere akşama kadar kızıl kafa ararız!"
"Offf susun! Tamam Berk sen şehir koşusuna git Adayla. Biz gideriz ormana Eceyle."
"İyi be tamam bişey demedik."
"Ha şöyle. Ayrıca benim kurdelem kaybolmaz."
"Öyle diyelim bakalım."
Az daha yürüdükten sonra stadyumdaydık. Bu gün stadyum kalabalıktı. Herkes ısınmaya çalışıyordu. Valla bu sıcakta zaten terledim, ben gayet sıcağım. Harekat felan yapamam!
Her ne kadar ısrar etsek de malesef ısınma hareketi yapmak zorunda kaldım.
Tüm hareketlerin ardından bugün kalabalık bir ortam olduğu için tek kulvar kullananmakta anlaştık.
Anlamamızın bir diğer parçası da bir tur koşu bir tur yürüyüş. Ve hepimiz kız erkek olacak şekilde dizildik arka arkaya. Hepimiz öndeki kişi ilk çeyreği tamamladığında çıkacaktık. Öyle de oldu, ilk Berk çıktı. Onun peşindene de ben. Sonrası da zaten Demir ve Ecenindi.
İlk tur koşu bitti. Dinlenmek var mı? Asla! Neden olsun ki? Diğerleri ile aramda mesafe olduğu için şimdilik yavaş yavaş yürümeye başladım. Bir yandan da düşünüyorum. Bugünün planı neydi, ne oldu? Aslında Eceyle beraber markete gidip kırtasiye alışverişi yapacaktık. Gerçeğe bakarsak filme dalmışız. Burdan çıkınca kesinlikle o markete gidilecek! Kesin karar itiraz istemeyeceğim!
Çok sıcak! Bı an önce bitse keşke! Hem bizim neyimize koşu?
Yok arkadaş ben bu turu bitirince kenera kendimi atarım! Hem tribünler felan doluyor. Kalabalıkta hiç iç sesimi çekemem!
Hem bir dakika ya bu tribünler neden doluyor ki? Zaten geldim başa şurdaki teyzeye sorayım en iyisi?
"Afedersiniz? Ben şey, merak ettim de tribünler neden dolmaya başladı?"
"Canım benim bugün futbol takımının antrenmanı var. Haftaya maçlar başlıyor ya!"
"Hmm anladım teşekkür ederim."
"Ne teşekkürü kız? Tek misin, gel beraber izleyelim. Bende tek geldim."
"He, yok tek değilim ama ilk molaya kadar kalayım bari."
"Gel, gel!"
Oh be kaytarmanın yolunu buldum. Onlar daha dönsün diyecektim ki? Ece de tribünlerde oturuyor. Yanımdaki teyzeyle beraber Ece'nin yanına oturdum.
"Oh ne Ece Sultan! Biz sıcakta dönelim siz serin serin oturun?"
"Sorma Ada! Bende yeni oturdum. Berkler daha koşuyor:)"
"Hahahahah"
"Tanışıyor musunuz kızım?"
"He evet teyzeciğim. Tanıştırayım Ece. Kardeşim olur kendisi diğer iki kardeşimin ısrarı ile geldik de biraz."
"Ay kız hiç benzemiyorsunuz. Biliyor musun?"
"He öz değil çünkü. Ailelerimiz de çocukluk arkadaşı da. Biz onların mesleği yüzünden hep beraber büyüdük. Hiç ayrılmadık."
"Ay kız ne güzel. Ben tanışmadım o zaman Bende Fatma, Fatma Koraycı."
"Ben de Ada."
"Memnun oldum kızlarım benim."
"Özel olmayacaksa eğer Fatma teyze mesleğinin futbol antrenörü olma ihtimali var mı?"
"Ay ila nerden bildin Ece?"
"Gerçekten futbol antrenörü müsünüz?"
"Tabi ki. Eskidendi zaten daha geçti benden."
"Ay öyle demeyin hala çok fitsiniz!"
"İyi iyi övmeye başladınız yine. Hadi takım çıkıyor."
Biz şimdi Türkiye'nin eski milli kadın futbol oyuncusu ve antrenörü ile yan yana mı oturuyoruz! Hem de biz!
Acayip şaşkınım şu an. Böyle bir an beklemezdim. Duvarımda kadının fotoğrafları bile varken hem de. Ben nasıl ilk görüşte tanımamıştım?
Biz tam rahat ettik onlar koşsun derken ikinizinde telefonu aynı anda titredi.
"Berk Seyren, Demir Kozgul ile ortak bir hikaye paylaştı."
Ece de görmüş olacak ki ekrana gelen Şirket Düşmanları Görüntülü Arama teklifini o başlatmış.
"Ya kızlar aslında ben dedim Berk'e ama çok sıra vardı. Bir yarım saat de onlar beklemesin dedi."
"İyi be tamam bişey demedik. Zaten biz de koşmuyoruz. Anons edildi saha boşaltıldı."
"Kızmadınız yani?"
"Yok be bakma sen Eceye. Bişey demiyoruz sadece ekmek arası borcunuz var."
"Demir onlar şimdi sadece ekmek arası mı borçlusunuz dedi."
"E-evet."
Ben tam konuşacakken Ece aramadan çıktı. Ona bakınca bana sahayı işaret etti. Oyuncular çıkmaya başlamış dedim ve bende aramadan çıktım.
Anı yaşamak her şey den güzeldir çünkü onlarla çıkınca da görüşeceğim zaten. Ama bir daha böyle bir an olmayabilir. Ohso'nun da dediği gibi;
"Anı yaşa. Sanki başka bir an gelmeyecekmiş gibi yaşa!"
🪷
Helllooioo. Yine ve yeniden sizlerleyim. Umarım beğenmişsinizdir. Şimdi şöyle yorumlarda buluşuyoruz ama nasıl? Kitaba başlayınca kitapta ne düşündüğünüZ ve benim ne yaptığımı yazın. Yada kitabın nasıl olacağını düşündüğünüzü. Hadi bakın bekliyorum yorumlarda.
