Chapter 9

Vaveyla Yazarı: Sümeyra Yalçın🤧😝

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: Chapter 9

Kuzeyin keskin ayazı, Eleanor’un iliklerine kadar işlerken, bir haftalık gezinin iki haftaya çıkarıldığı haberi saray koridorlarında yankılandı.

Londra’daki o isli güvenliğinden koparılan Eleanor için ilk hafta, bir dayanıklılık testi gibi geçmişti. Samuel’in arkasında at sürerken hissettiği o korku, yerini yavaş yavaş meraklı bir gözleme bırakmıştı. Devasa buhar makinelerinin ritmik vuruşları, madenlerdeki işçilerin disiplini ve Samuel’in bu devasa çarkı nasıl bir orkestra şefi gibi yönettiğini izlemek, Eleanor’un zihnindeki "güç" kavramını yeniden şekillendiriyordu.

Louis’in ona sunduğu şefkatli dünya, bu demir ve kömür imparatorluğunun yanında artık çok daha uzak, çok daha kırılgan bir masal gibi gelmeye başlamıştı.

Ancak ikinci haftanın başlamasıyla, Kuzey’in misafirperverliği yerini çok daha boğucu bir baskıya bıraktı. Kraliçe Margaret, sabah kahvaltısında gümüş bıçağını tabağına usulca bırakarak buz gibi bir sesle konuştu:

"Eleanor, tatlım. Bu iki hafta boyunca birbirinizi sadece at üstünde tanımayacaksınız. Bir krallığı yönetmek, sadece ordularla değil, tek bir nefes gibi yaşamakla mümkündür. Madem düğün yaklaşıyor, artık mülklerimizde yabancı gibi ayrı kanatlarda kalmanızın bir anlamı yok. Bu gece, Samuel’in odasında kalacaksın."

Eleanor’un elindeki fincan titredi. "Kraliçe Margaret, henüz düğün gerçekleşmedi... Bu protokollerimize aykırı."

Margaret’ın bakışları bir bıçak kadar keskindi. "Kuzey’de protokolleri biz yazarız, prenses. Burada her şey pratiklik ve sadakat üzerine kuruludur. Gelecekteki kocanın yatağını paylaşmak, sadakatinin ilk sınavıdır."

Eleanor yardım dilercesine Samuel’e baktı, ancak Samuel’in yüzünde sadece o sinir bozucu, alaycı gülümseme vardı. Eleanor itiraz etmeye yeltendiği her an, Margaret’ın otoriter sessizliği kelimeleri boğazına diziyordu. İtiraz edemedi. Reddetmek, bu güçlü ittifakı ve babasının tek umudunu yıkmak demekti.

Gece olduğunda, Samuel’in odasının kapısı arkasından ağır bir gıcırtıyla kapandı. Oda, Samuel’in kişiliği gibiydi; geniş, taştan örülmüş, sadece dev bir şöminenin alevleriyle aydınlanan ve ağır kitap kokularıyla dolu bir sığınak. Odanın ortasında duran devasa, koyu renkli ahşap yatak, Eleanor için bir tahttan ziyade bir kurban sunağı gibi görünüyordu.

Samuel, üzerindeki deri yeleği çıkarıp masanın üzerine attığında Eleanor odanın en uzak köşesine, pencere kenarına çekildi.
"Hâlâ orada mı duracaksın?" dedi Samuel, gömleğinin kollarını sıyırırken. "Pencerenin ardında Londra’yı ya da o sadık şövalyeni mi arıyorsun? Üzgünüm Eleanor, burada sadece sis ve benim kurallarım var."

"Bunu neden yapıyorsun Samuel? Annene engel olabilirdin," dedi Eleanor, sesi titreyerek.
Samuel ona doğru yürüdü. Eleanor’un kaçacak yeri kalmadığında, aralarında sadece birkaç parmak mesafe vardı. Samuel elini uzatıp Eleanor’un dağılmış saçlarından bir tutamı kulağının arkasına itti. Dokunuşu sertti ama içinde garip bir sahiplenme vardı.

"Annem haklı," diye fısıldadı Samuel.

"Birbirimizden korkmayı bırakmalıyız. Yoksa William gibi akbabalar bizi ilk fırsatta parçalar." Aniden yüzündeki o ciddi ifade dağıldı ve tekrar o alaycı tavrına geri döndü. "Ayrıca, yatağın sol tarafı oldukça soğuktur. Senin gibi narin bir prensesin o tarafı ısıtması fena olmaz."

"Seninle yatmayacağım!"

"Öyle mi? O zaman bu buz gibi taş zeminde uyuyabilirsin," dedi Samuel, yatağa doğru ilerleyip kendini rahatça bıkarak. "Ama uyarayım, kuzeyin fareleri Londra’dakiler kadar kibar değildir. Ayak parmaklarını sevebilirler."

Eleanor, öfke ve utanç içinde Samuel’i izledi. Samuel yorganın altına girmiş, ellerini başının arkasına koymuş, keyifle tavana bakıyordu. "Hadi ama Eleanor, naz yapma. Seni yemeyeceğim. En azından bu gece değil. Sadece nasıl uyuduğunu merak ediyorum; horluyor musun yoksa uykunda 'Louis' diye mi sayıklıyorsun?"

Eleanor, Samuel’in bu bitmek bilmeyen uğraşmaları karşısında sinirden kıpkırmızı kesildi. Şöminenin ateşi azalırken odadaki soğuk dayanılmaz bir hal almaya başlamıştı. Çaresizce, üzerindeki pelerini çıkarmadan yatağın en ucuna, Samuel’den olabildiğince uzağa uzandı.

"Çok uzaktasın," dedi Samuel karanlıkta. "Düşeceksin. Biraz daha yaklaşırsan seni ısırmam, söz veriyorum. Tabii eğer uslu durursan."

Eleanor cevap vermedi, gözlerini sımsıkı kapattı.

Ama karanlığın içinde Samuel’in düzenli nefes alışlarını ve vücudundan yayılan o baskın sıcaklığı hissetmemek imkansızdı. Louis’in o saf, uzak aşkı bir hayal gibi solarken; Samuel’in bu somut, sinir bozucu ama bir o kadar da güçlü varlığı, Eleanor’un tüm savunma duvarlarını sarsıyordu.

Samuel o gece boyunca uyumuş gibi davrandı ama Eleanor her hareket ettiğinde, onun bıyık altından gülümsediğini hissedebiliyordu. Eleanor iki dünya arasında sıkışmıştı: Biri kalbini sızlatan bir özlem, diğeri ise bedenini ve geleceğini kuşatan bu devasa güç.

Şöminedeki son odun parçası, sabahın ilk ışıkları Kuzey’in puslu gökyüzünü yırtmadan hemen önce küle dönüşmüştü. Odanın içindeki hava, dışarıdaki buz sarkıtlarını aratmayacak kadar soğumuştu. Eleanor, gecenin bir yarısı soğuğun etkisiyle ve rüyasında gördüğü isli Londra sokaklarının kabusuyla farkında olmadan yatağın ortasına doğru çekilmişti.

Gözlerini yavaşça araladığında, burnuna çarpan keskin koku yasemin ya da saray parfümleri değildi; bu, deri, kar ve Samuel’e has o sert tütün kokusuydu. Eleanor, sırtında hissettiği yoğun sıcaklıkla irkildi. Samuel, uykusunda bir dağ gibi ona yaslanmış, ağır kolunu gayriihtiyari bir şekilde Eleanor’un belinin üzerine bırakmıştı.

Eleanor nefesini tuttu. Kalbi, Louis’i düşündüğündeki o ince sızıyla değil, adeta bir kapana kısılmış avın korkusu ve garip bir heyecanıyla çarpıyordu. Samuel’in düzenli, derin nefes alışları saçlarının arasından boynuna süzülüyordu. Bu yakınlık, saraydaki o zoraki öpücükten çok daha sarsıcıydı; çünkü burada zorlama yoktu, sadece uykunun savunmasızlığında birleşmiş iki yabancı beden vardı.

Eleanor yavaşça dönmeye çalıştı ama Samuel’in kolu bir mühür gibi üzerine inmişti. Tam o sırada Samuel’in gözleri aralandı. O her zamanki alaycı ve sert bakışlar, sabahın mahmurluğunda yerini tuhaf bir durgunluğa bırakmıştı. Samuel, Eleanor’un bu kadar yakınında olduğunu fark ettiğinde kolunu çekmek yerine, bakışlarını genç kadının yüzünde gezdirdi.

"Uyanmışsın," dedi Samuel. Sesi sabahın sessizliğinde her zamankinden daha pes ve pürüzlüydü. "Kuzeyin fareleri parmaklarını yememiş gibi görünüyor."

Eleanor, yüzüne düşen bir tutam saçı geriye atarken yutkundu. "Kolunu üzerimden çeker misin Samuel? Nefes alamıyorum."

Samuel hafifçe gülümsedi ama bu kez bu gülümsemede aşağılama yoktu. Kolunu yavaşça çekti ve yatakta dirseğinin üzerine doğrularak Eleanor’u yukarıdan süzdü. "Gece boyu titriyordun. Eğer sana yaklaşmasaydım, sabah burada bir buz heykeli bulacaktım. Londra’nın narin çiçekleri bu iklime alışık değil."

"Alışacağım," dedi Eleanor dik bir sesle, yataktan hızla kalkmaya çalışarak. "Beni kırmaktan bahsetmiştin; belki de soğukla beni test ediyorsun."

Samuel, Eleanor’un bu ani direnci karşısında kaşlarını kaldırdı. Yataktan kalktı ve odanın ortasındaki bakır ibrikten bardağına su doldurdu. "Test etmiyorum Eleanor. Sadece gerçekleri gösteriyorum. Bak, dün gece aynı yatakta yattık. Ne dünya yıkıldı ne de onurun yerle bir oldu. Aksine, hayatta kaldın."

Eleanor ayağa kalktığında üzerindeki kırışmış elbiselerini düzeltti. Aynaya baktığında yüzündeki solgunluğun yerini hafif bir kızarıklığa bıraktığını gördü. Samuel, pencereye gidip dışarıdaki kar fırtınasını izlemeye başladı.

"Bugün madenlerin en derin katmanına ineceğiz," dedi Samuel, sırtı Eleanor’a dönükken. "Orada ne ışık vardır ne de saray nezaketi. Sadece ter, kan ve kömür. Eğer o karanlığa göğüs gerebilirsen, belki de gerçekten bir kraliçe olabilirsin. O zaman Louis’in sana neden sadece şiirler okuyabildiğini, benimse neden senin için ordular kurabildiğimi daha iyi anlayacaksın."

Eleanor bir şey demedi. Kapıya doğru yürürken elini kapı koluna koydu ve duraksadı. "Senin gücün insanları korkutmak üzerine kurulu Samuel. Louis’in gücü ise... sevilmek üzerine."

Samuel dönüp ona baktı. Gözlerinde karanlık bir parıltı vardı. "Sevilmek karın doyurmaz Eleanor. Sevilmek, sönen gaz lambalarını yakmaz. Bu dünyada ya yakan olursun ya da yanan. Ben, senin yanmaman için dünyayı yakmayı seçtim. Bunu anladığında, aradaki farkı da göreceksin."

Eleanor odadan çıkarken, arkasında sadece Samuel’in buz gibi sessizliğini ve yatağın üzerindeki o hala sıcak kalan boşluğu bıraktı. Zihni karmakarışıktı. Louis’e olan aşkı, temiz bir su gibi berraktı ama Samuel’in sunduğu o karanlık şarap, kanına karışmaya ve onu her yudumda daha fazla sarhoş etmeye başlamıştı.

Kuzey’in rüzgarı kapı eşiğinde yüzüne çarptığında, Eleanor ilk kez kendine sordu: Gerçekten kurtarılmak mı istiyordu, yoksa yönetmek mi?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

31okunma 12beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18