FIRTINA KIZI kitap kapağı

5. bölüm / 12

FIRTINA KIZI

3. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Nazz🤍 🤍

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: 3. Bölüm

Erzincan'a vardığım an direk askeriye üsse bir hızla gelmeyi başarmıştım. Hemen üniformamı giyip komutanın yanına gittim ama gittiğim an odasının kapısını çaldığımda ise oda bomboştu. Eğer komutanımın odası boş ise ikinci bir seçenek vardı. Eğitim alanı.
Kesin ordalardı çünkü odasında olmadığı sıralarda orda olurdu ya timi çalıştırır ya da ceza verirdi. Ama şuan ikinci seçenek daha makuldü. Ceza vermesi her an beklenirdi.

Askeriyenin koridorlarında ilerlerken beni gören askerler birer baş selamı verip tekrardan yoluma devam ettim. Koridordan çıkıp eğitim alanını uzaktan kontrol etsemde, karşımdaki görsel hiçde şaşırtıcı bir durum değildi. Komutanım yine bütün timi toplamış, gülen gülmeyen, yaramazlık yapıp yapmayan, ben dışında kim varsa şuan hepsi parkurdalardı.
Yavaşça timin olduğu yöne doğru yanaşıp komutanımın her zaman bulunduğum yöne, sol tarafına geçtim. Komutanım benim geldiğimi anlamış olmalıydı ki hemen söze girmişti.
"Fırtına, sende katılmak istermisin herkesin sevdiği parkura?"herkesin pekde sevmediği parkur olabilirdi bence ama neyse. Komutanım kafası dümdüz önündeyken demişti bunu. Hala bakmıyordu bana, kaç yıl geçti bakmıyordu. Hepsi benim suçumdu..
"Yok komutanım ben sonra alayım."
"Eminmisin?"
"Evet, komutanım."
Komutanım tamam dercesine kafasını sallayıp, arkasına döndü
"Tim, 5 dk sonra bırakın pakuru. Ben gelince tümden çalışırız." diye bağırıp, el işareti ile benim gelmemi istemişti. Hemen arkasına takılıp yol aldığım sıra askeriyenin koridoruna ayak bastığımızda timin babası olan, bizi kendi çoçuğu gibi seven Selim binbaşı karşımıza çıktı. Hemen ikimizde baş selamı verdiğimiz an Selim binbaşının sesi yankılandı koridorda.
"Aras ve Eylül brifing salonuna. Hemen!"
"Anlaşıldı komutanım." İkimizde aynanda emri kabul edip binbaşının peşine takılmıştık. Koridorun sağında kalan brifing salonuna girdiğimiz an içerde iki tane daha binbaşı vardı. Teker teker baş selamı verip ikimizde yerlerimize oturmuş oturmamızla beraber Selim binbaşı tok ve soğuk sesiyle konuşmaya başladı.
"Eylül ve Aras bu görevde çok ama çok dikktatli olacaksınız. Ecmel bu seferde bizden kaçamıyacak. O terör örgütünün başıysa bizde bu vatanı ayakta tutanız. Bundan sonra dönüş yok.Börü için ise ölüm yok. Ecmel'e ait bütün şeyleri biz üstlendik. Biz bitircez. Anlaşıldımı? "
~~★~~
Selim binbaşının yanlarında duran Turan binbaşı ile Fuat yüzbaşı göreve ne zaman başlayacağımıza dair baştan aşağıya anlatmıştılar. Ve şuan hiç kimseden ses çıkmıyordu. Taki Selim binbaşının telefonu çalana kadar. Acil bir iş olduğuna dair bir haber almış olması lazımdı ki masanın başında duran Turan binbaşı ile Fuat yüzbaşına da söylemişti.
"Acil çıkmamız lazım. Bütün gereken bilgileri anlattık ve şuan gerisi Aras ile Eylül'de. " Diyip üçü kapıdan çıkmıştı ama Selim binbaşı kapıyı örtmeden ikimize döndü.
"Burada çalışmak isterseniz çalışın ve Aras tim sana emanet. Diğerlerinede anlatın bunları."
"Emredersiniz komutanım." İkimizde aynanda söyledikten sonra kapıyı kapatıp gitmişti binbaşı.
Ve şuan burada sadece ikimiz kalmıştık. Aras ve ben.
Hiç istemezdim oysa şuan tek kalmayı. Her tek kaldığımızda aklımda hala delice sorular dönüyordu. O geceye ait düşünceler vardı kafamda. Ama şuan olmazdı. Hele rütbedeyken hiç olmazdı.
"Hayırdır Fırtına kızı, canın bir şeye mi sıkkın?"diye soranda ise oydu.
"Yok komutanım."
"Eminmisin?"
"Evet komutanım." Diyip oturduğum sandalyeden kalkıp dosyaların olduğu yöne doğru ilerledim. Amacım şuan o günkü ile bir soru somamasıydı. Ve sormadı onun yerine beni umutlandıracak bir soru sordu.
"Eylül üsteğmenim siz bir eşyanızı kaybettiniz mi?"
"Evet komutanım."dedim. Hiçde lafı geveleyemez, hayır diyemezdim. Dosyalardan kafamı ayırdım, o sırada ise Aras bana bakıyordu ve oturduğu yerde elini cebine atarak bir tane künye çıkardı. Bu benim künyem olmalıydı. Aras elindeki künyeyi bana doğru sallayıp,
"Bu eşyanı daha çok sahip çıkmanı beklerdim Fırtına kızı." Diyip kafasıyla gel işareti yaptı. Komutanımın sözünü dinleyerek yavaşça ona doğru ilerledim. Ben yanına geldiğim anda bakışlarını benden çekip yere eğdi, ne ben bakabiliyordum ne o...
Ben onun elindeki kümyemi almaya meyletlendim ki künyemi almama izin vermeyerek elini geri çekti.
"Sen o geceyi hatırlıyormusun üsteğmenim?" Diye soranda yine oydu. Bakışları hala yerdeydi, zaten bana gerekmedikçe bakmıyordu.
"Hangi geceyi komutanım."
"Trabzon'da ki geceyi, yayladayken olanları."diyip derin bir nefes alarak bakışlarını bana dikti. Onun gözlerinde her zaman ki sertlik olmasını dilerdim ama yoktu. Onun yeşil gözleri bana yumuşak bakıyordu. Gözleri gözlerimdeyken sözüne devam etti. "Bunu rütbedeyken konuşmak uygun olmayacak ama merakımdan soruyorum. O gece ikimizde sarhoştuk ve araba kullanmamız imkansız derece deydi, bizi elbet o yaylaya birisi çıkarmış olma-" sözünün devamı gelmedi. Neden devam etmediğini merak ederek arkama döndüm ama hiç kimse yoktu. Tekrar Aras'a döndüğümde ise benim meraklılığımı gidermişti. Sesi oldukça sessiz çıkmış, kimsenin duymamasını ister gibiydi sanki.
"Kapıyı açsana Fırtına kızı. Birilerinin bize sürprizi var."
Bir anda bir kaşımı kaldırdım, sorgulayıcı bakışlarım ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Çok merak ettiğimden ve bana bakan gözlerinden kurtulmak istediğimden hemen kapıya doğru ilerledim. Aniden kapının kolunu hızlıca açtım, açmamla beraber Yavuz içeriye doğru sendelenmesi bir oldu. Gerçekten de bizi mi dinliyordu? Bence imkansızdı, ama olabilir miydi? Benim merakım beynimi yerken Aras, Yavuz'a aniden bağırdı ama sesi kontrollü bir şekilde çıkmıştı.
"Lan senin burda ne işin var? Bütün işlerin bitti birde kapımı dinliyorsun."
Yavuz aniden kendi eliyle kendisini gösterdi ve şaşkın ifadesiyle Aras'a baktı.
"Ben mi? Ben ve kapı dinlemek mi, hiç uyuşmaz komutanım. Vatanı korumak varken kapıyı napayım ben. Ve yaylada siz olaymı yaşadınız bana derinden anlatabilirmisiniz."
"Yavuz, siktir git lan." deyip ayağa aniden kalktı Aras.
"Aaa komutanım ayıp oluyor ama. Rütbedeyiz."
"Rütbedeysek rütbeliliğini bil. Git time bak. Ben olmadığım zaman sana emanet bu tim. Ben seni boşuna mı sağ kol yaptım lan." Aras komutanım gerçektende sinirlenmiş olmalıydı çünkü rütbedeyken sinirlenince şah damarı daha belirgin hale gelirdi ve şuan da öyleydi ama sivilken daha başka olurdu.
"Komutanım ama ben olmadığım zamanda Eylül üsteğmenime emanet onun bakması lazım şuan. Sonuçta oda sizin sol kolunuz."
Aras sabır çekmesi ve eliyle beni göstermesi bir olmuş. "Lan Eylül benim yanımda ya nasıl baksın time." demişti.
"Tamam o zaman komutanım onu bunu boşverin zaten tim şuan Dilan'a ait. Ama Komutanım ne olursunuz. Annenizin hatrına anlatın. " Yavuz komutanımın son cümlesinde söylediği Aras komutanımın en ince noktası olduğunu söyleyebilirdim ama açıklayamazdım. Bunu sadece çok ama çok yakından tanıyan birisi bilirdi. En çokda ailem dediği kişiler bilirdi. Yavuz'da buna dahildi. Yavuz komutanım ile Aras komutanım çocukluk arkadaşdılar ve ikiside aynanda askeri okula gitmiş aynanda mezun olmuşlardı.
Aras komutanımı en çok tanıyan kişi Yavuz komutanım. Yavuz komutanımı en çok tanıyan kişi ise Aras komutanımdı. Onlar öyle bir arkadaşlardı ki konuşmadan sadece gözleriyle anlaşabiliyorlardı. Bunu sebebi ise bam başkaydı. Yavuz komutanıma nedenini elbetde sormuştum ama ilklerde söylemeyi tercih etmemişti. En son ki zorlama da söylemiş, söylediği şey ise "Ağızdan yalan çıkar ama gözlerden çıkmaz. Gözler yalan söylemez."lafıydı. Mantıklıydı ve güzel bir sebepti.
5 dk sonra
Yavuz komutanım, Aras komutanımı ikna etmişti zaten en zon ki söylemesine ikna olmasaydı ben bile şaşırırdım. Ama Yavuz komutanımın ifadeleri beni benden alıyordu. Aynı dedikoducu teyzeler gibiydi şaşkınlıktan ne yapacağını bilmiyor ifadeden ifadeye geçiyordu en son bu hallerini Aras anlamış olmalıydı ki Yavuz'a ne yaptığını sormuştu.
"Napıyon lan?"
"Sizi dinliyorum komutanım."
"Böyle dinlememi olur. İfadeden ifadeye geçiyorsun."
"Bence ifadelerim çok normal komutanım."
"Normal? Sabahtan beri valla mı, gerçekten de öyle mi olmuş, inanmam. Laflarındasın."
"Daha ne diyim komutanım. Tepki vermeyince sonra bize kızıyorsunuz."
"Lan ben senin.."
Aras sinirden ani bir lefleksle Yavuz'a doğru yumruğunu indirecekken aralarına ben girip Aras komutanımı durdurmuş Yavuz'u da biraz ileriye ittirmiştim. Yoksa işin sonu biraz kötü olacaktı.
"Tamam durun. Aras komutanım sizde sakin olun." Aras komutanım gerçektende şuan sinir kusuyordu. Nefesi sinirlendiğinden dolayı kesik kesik alıp veriyordu.
"Bunun yanında kim sakin kalabilir. Küçüklüğünden beri aynı her halta burnunu sokar bu it."
"Aras komutanım şuan rütbedeyiz. Hem dikkat edelim, kamera falan var."
Aras komutanıma kamera olduğunu hatırlatınca brifing salonundaki kamera yeri nerde diye hemen kontrol edip tekrardan önüne dönüp, cebine elini attı ve ne ara tekrardan benim künyemi cebine koyduğunu anlamadan benim künyemi çıkardı bana doğru uzattı. Fısıltıyla kulağıma söylendi.
"Al şunu Fırtına kızı, bir daha kaybetme yoksa sonucunu sen biliyorsun." diyip elime künyemi bırakıp, arkasında bulunan dosyalara döndü.
"Yavuz, git sen Eylül'le börü timinin başında durun, herkesi tam görücem. Eğer bir kişi eksik olursa sorumlusu ikinizindir."
Yavuz tam bir şey diyecekken Aras izin vermeyip sözünü kesti.
"İnkar istemiyorum Yavuz üsteğmenim."
"Emredersiniz komutanım."
Aras kafasını sallayıp bir saniyeliğine bana bakıp tekrardan dosyalara baktı.
"Eylül üsteğmenim anlaşıldı mı?"
"Anlaşıldı komutanım."
Aras komutanım, gerçektende biraz daha geç gidersek ne yapacağı ikimizin aklından da geçmiş olmalıydı ki Yavuz komutanımın ile aynanda bir birimize baktık. Yavuz komutanım sessizce kulağıma eğilerek "Sonumuzun ne olacağını tahmin ediyorsun dimi. Hazır ağustos ayıda yaklaşmışken."
Tahmin etmesi zor olmuyordu hatta hiç olmuyodu yine bütün timin bahtı yanacaktı.

~~★~~

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

157okunma 27beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18