7. bölüm · FIRTINA KIZI
5. Bölüm
"Berkay komutanım, hanımefendiye yardımcı olabilir misiniz? Eylül komutanımın misafiri."
Berkay'ın karşısındaki kadın nedense bir anda hoşuna gitmişti. Biraz kadını inceledikten sonra nöbetçi askerin sözüyle kendine gelip kadının yanına gitti.
"Burdan buyrun hanımefendi."
Eliyle karargahın giriş kısmını gösterdi Berkay. Karşısında ki kadın ise hiç konuşmadan Berkay'ın gösterdiği yöne doğru ilerledi. Kadın önden giderken Berkay arkasından ilerlemeye başlamadan önce nöbetçi askere selam verip kadının arkasından yol aldı.
Berkay ve yanında ki kadın neredeyse hiç konuşmadan askeriyenin koridorlarında ilerlediler. Berkay nedense bu durum canını sıkıyordu ama bugüne kadar hiç bir kadında böyle hissetmemişti. Tanımadığı kadına böyle duygular hissetmesi sinirine gidiyordu.
~~★~~
Yemekhane de börünün geri kalanıyla oturuyor Selim binbaşı ise bize bir şeyler anlatıyordu.
Ben ise canım sıkıldığı için arada sırada telefona bakıyordum. Oturduğum yerde nedense bir huyzursuzluk hissettim, sanki arkamda birisi varmış gibime geliyordu. Tam ben arkamı kontrol etmek için telefonu elimden bırakıp arkama dönüyordum ki birisi aniden omzuma elini koyunca olduğum yerde sıçradım.
Bu tanıdık bir dokunuştu. Yanlış bilmiyorsam Zeynom'du ve kesinlikle tabikide oydu arkama döndüğümde onun eli olduğunu anlamıştım.
"Zeynom senin burda ne işin var?"
"Ne var yani sana sürpriz yapamazmıyım?"
Diyip börü timiye dönüp selam verdi."Merhaba, bu saatde geldiğim için kusura bakmayın ama Eylül telefonlarımı açmadığı için merakımdan gelmek zorunda kaldım."
"Gel kızım otur." eliyle boş sandalyelerden birisini gösterip sözüne devam etti Selim binbaşı.
"Eylül'ün bugün eğitimi vardı o yüzden bakamamıştır telefona. Sabahtan beri çalışıyorlar."
Zeynom sandalyeye bana bakarak otururken "Keşke sadece bugün açmasaydı iyidi. Dört gündür telefonlarıma ve mesajlarıma dönmüyor." dedi. Bana bakan bakışlarından sinirli olduğunu anlayabilirdiniz.
Masadaki bulunan herkes-Aras komutanım hariç- bir Zeynom'a birde bana bakıyorlardı. En son bu bakışmayıda arkamda duran Berkay bozdu.
"Ee Eylül komutanım tanıştırmayacak mısınız?"
Kafama ona döndürdüm, o da aynı şekilde bana bakıyordu sorgulayıcı ve merak uyandıran bakışları vardı. Onun ve masadakilerin bakışlarına dayanamayıp Zeynom'u tanıştırmaya başladım.
"Bu benim arkadaşım Zeynep. Mesleği savcı, Trabzon'da görev yapıyor. Yakın yakın 17 senedir arkadaşız. Ailesi İstanbul'da yaşıyor ama aslen Çorumlu."
Zeynom en sonki söylediğim "Çorumlu" lafına takılıp bana baktı. Bu güne kadar onu tanıdıysam kesinlikle "Çorumlu olduğum bilgisini vermek zorunda mıydın?" diyordu buna emindim.
"Tanıştığımıza memnun olduk kızım." babacan bir gülüş ile söyleyip "Eylül üsteğmenin, börüde kendini tanıtsın Zeynep kızıma. Ben iki dakkalığına gidiyorum beni zaten siz anlatırsınız."
"Anlaşıldı binbaşım." diyip Zeynom'a dönüp teker teker tanıtacaktım ki kapıdan içeriye doğru koşan Serhat ile Alkan'ın sesiyle durdum."Komutanım bizide bekleyin!"
"Bunlara kim haber verdi lan?" diye sorgulayan Yavuz komutanımın sorusunu Berkay cevaplamıştı.
"Ben söyledim gelsinler diye. Sonuçta börü eksiksiz kalamaz dimi?"
Yavuz komutanımın aynen dercesine kafasını sağlayıp önüne döndü. Börü timi tam olduğundan şimdi söze baslayıp herkes kendisini tanıtabilirdi.
Aras komutanım ilk ondan başlayacağımızı anlamış olmalıydı ki söze girişti." Ben Aras Ulu, Trabzonluyum. Timin sahadaki baş komutanıyım."
"Bende Yavuz Efe, en çok Yavuz ismini kullanırım Efe adını pek sevmem. Memleket Rizedir, yaşımda yirmi yedi az kaldı yirmi sekizime ve Aras komutanımla küçüklükten beri arkadaşız. Ve Aras komutanımda bazen fazla konuşmayı sevmez. O yüzden kısa konuştu."
Aras komutanım, Yavuz komutanıma aniden kitlendi, dik dik bakışlar sundu."Yavuz üsteğmenim, size benimle alakalı bilgi sunun dediğimi hatırlamıyorum."
Yavuz komutanım aniden olduğu yerde dikleşip, "Kusura bakmayın komutanım." dedi. Ardından Yavuz komutanımın arkasında duran Alkan konuşmaya başladı.
"Yavuz komutanım keşke birde TC no da verseydiniz. Bu bilgiler olmadan olmazdı."
"Alkan'nım sen çok kaşınma." "Emredersiniz komutanım" diyip Alkan tekrardan söze başladı. "Bende Alkan Alaz, Çanakkaleliyim, Aras komutanımın tam tersiyim çok konuşurum ama mübarekliği olan komutanım bana ceza vermeden duramaz."
"Lan siz bana niye kitleniyorsunuz, kendinizi tanıtsanıza!"dişlerinin arasından konuşuyor, yan gözle Alkan'a bakıyordu. Bunun sonunu çok kötü ödetecekti Aras komutanım.
"Merak etmeyin komutanım ben sizi tanıtmam." arkamda duran Berkay'day dı bu kez sıra.
"Ben de Berkay Ege, Artvinliyim. Ve övünmek gibi olmasın ama tulum çalmak benim işim. Ha bir de kız kardeşim var onu benden almayında ne yapıyorsanız yapın."
Zeynep anladım dercesine kafasını sağlayıp bana doğru baktı. Gözleri ile bana bir şeyler söylüyordu.
Gerçektende ne güzel bir tim.
Diyordu biliyordum.
"Bende Aybars bana Aybo' da derler. Aslen Erzurumluyum ama Ankara'da doğmuşum. Evin tek çoçuğu sayılırım."
Zeynep meraklı bir şekilde Aybars'a bakarak nasıl evin tek çoçuk sayıldığını anlamaya çalışıyordu ki Aybars, Zeynep'in bakışlarından anlamıştı. Merakını anında giderdi "Aslında yedi kardeşiz ama bütün kardeşlerim aileye ihanet etti ve hepsi bir olup aileye saldırdı hepsine ben karşı çıkmak zorunda kaldım hiç birinin üstünden az kala gelemiyordum o da Berkay'ın sayesinde o olmasaydı şuan bir ailem bile yoktu."
Zeynep bir kaşını kaldırmış kafasını sallamıştı. Şimdi ise benim sağ kolum olan Dilanım konuşmaya baslamıştı.
"Bende Dilan, Vanlıyım. Benim pek anlatacak şeyim yoktur. Ama tek bildiğim hayatımın darma duman olduğu."
Ben Dilana baktığım an o da kafasını bana çevirip bana bakmıştı. Aklına eskiler geliyordu kesinlikle ama unutamıyordu. Yüzünü azda olsa güldürmek için ona karşı gülümsedim ve oda aynı şekilde bana gülümsedi. Onun o gülümsemesi benim için bir umutdu..
"Bende Sevda, Ardahanlıyım. Yaşım da 30 ama sakın abla deme nolur. Çünkü abla denmesinden nefret ederim kendimi yaşlı hissediyorum." diyip yanındaki Hüseyine döndü ve onun konuşamayacağını anlayıp gülerek Zeynep'e baktı ve ona Hüseyinide tanıştırdı." Buda eşim Hüseyin 33 yaşında. Hüseyin'e abi diyebilirsin onun benim gibi yaşlı hissetme duygusu yoktur ve neden o kunuşmuyor dersende dişi sıkıntılı bazen dişine ağrı giriyor ve yine girmiş ki konuşamıyor."
Yavuz komutanım gülerek Hüseyin'e döndü "Abi san- "
Hüseyin,"Yavuz sakın ha! Sakın! " Hüseyin abi zorlukla, dişlerini sıkarak konuşmaya çalışıyordu.
Hüseyin abi ile Yavuz komutanım didişme durumdayken Serhat kendisini tanıtmaya başlamıştı.
"Bende Serhat, Trabzonluyum. Timin en küçüğüyüm. Şarkı dinlemeyi çok severim."
Zeynep Serhat'ı dinledikten sonra gülümseyerek söze girdi. "Gerçektende herkesle tanıştığıma memnun oldum. Eylül neden şimdi bu timden ayrılmamak istediğini anladım. Benim arkadaşım gerçektende çok şanslı."
"Bence bizde şanslıyız." demişti Aybars.
Onu onaylayan ise Serhat, Alkan ve Berkay'dı.
Yavuz komutanım,"Eylül üsteğmen burdaki herkes için önemli askerdir. Börü timi içinde o kadar önemli ki Aras komutanım sol kol yaptı onu. Dimi komutanım?" gülerek Aras komutanıma gülerek baktı.
"Yavuz üsteğmenim bugün çok kaşınıyorsun. Haberin olsun.."
~~★~~
