15. bölüm / 13
FIRTINA KIZI13. Bölüm
Bölümler 13Şu an: 13. Bölüm
- 1 1. Bölüm2.109 kelime
- 2 2. Bölüm1.502 kelime
- 3 3. Bölüm1.348 kelime
- 4 4. Bölüm1.062 kelime
- 5 5. Bölüm956 kelime
- 6 6. Bölüm1.090 kelime
- 7 7. Bölüm1.334 kelime
- 8 8. Bölüm1.409 kelime
- 9 9. Bölüm933 kelime
- 10 10. Bölüm1.019 kelime
- 11 11. Bölüm1.529 kelime
- 12 12. Bölüm1.362 kelime
- 13 13. Bölüm874 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabahın erken saatlerinde Aras bizi sırık gibi ayağa dikip, tekli bir şekilde hizaya sokmuştu. Ardından herkesi teker teker lavoboya gönderip hiç kimse elini yüzünü yıkamadan sofraya oturmasına izin vermedi.
Ben bir gözüm açık bir gözüm kapalı evde gezinirken bir anda duvardaki saate gözüm kaymıştı. Saat tam 04.30 geçiyordu.
Saati görmemle resmen gözüm fincan taşı gibi hemen açılmıştı. Bir anda o şaşkınlığımıda Arasa kızarak dile getirmiş olabilirdim. "Arass! Bu saatte fındık mı olurr? Hiç uyutmasaydın bizi komutan bey."
Dur ne komutan bey mi? Hayır, olamaz. Gerçektende dememiş olayım. Komutan bey nee? Şuan ben kendimden soğumuş olabilirdim. İnşallah duymamıştır. Niyetim o yöndeydi ama ben arkamı dönmüştümki dönmemle beraber Arasın bedenine çarpıp geriye doğru sendelemem ve onuda beni tutması... her şey bir anda gerçekleşmişti.
"Bende sana üsteğmen hanım mı desem? Durum eşitlenir ha nedersin?"
Arastan geri çekilip yüzüne tip tip bakmakla yetindim. Sonrada "Sakın demeyin komutanım! Benim ağzımdan yandışıkla çıktı. Siz yapmayın komutanım." diyip mutfağa yöneldim. Arasda benim arkamdan geliyordu.
Mutfağa girdiğimde yerime oturuo diğerlerini bekledim. Aradan bir kaç dakka geçmesiyle bütün herkesin sofraya oturmasıyla beraber kahvaltıya başlayıp, hemen mutfağı toplayıp fındığa gitmek için yol almaya başladık.
~~★~~
5 saat sonra
Bilmem artık kaç saattir fındık bahçesinde fındık topluyorduk ve bitmek bilmeyen döngüye girmiştik resmen. 10 kişiyle bu bahçe anca biterdi zaten.
"Ya bişi sorcam dinlensek olur mu? Saat altıdan beri resmen bir kaç dakka dinlenme süreyle devam ediyoruz." Dilan artık dayanamıyordu. Normalda çok dayanıklı bir kızdı ama regl olduğundan ağrısından şuan toplayamıyordu eminim. Ben Dilan'a dönüp kafamı kenarı işaret ettim oturması için. Dilan ise hafif bir tebessüm ile başını eyip hızlıca oturdu.
Tekrardan ben önüme dönüp ağaçtaki fındığı toplarken bir yandanda yere düşen fındıklarıda toplarken diğer yanımdan yukardan aşağıya doğru yuvarlanan Alkan ile Aybars'ı görmeye değerdi resmen.
İkiside üst üste yığıldığı an bir anda kendimi tutamayıp kahkaya bulandım. Ben kahkaya boğulmamla beraber Berkay, Serhat ve timin diğer kalanıda gülmeye başladı.
Yavuz gülerken aniden kayıyorduki ağaça tutanarak kaymaya engel oldu ve Arasa bakarak yeniden sırıtmaya başladı.
"Hahahahaha.. bu düşme bana bir yerden nedense tanıdık geldiii puahahaha."
Aras, Yavuz'a tip tip bakarak, "Ben seni bir düşürürüm o zaman o bile sana tanıdık gelir."diye çıkıştı Aras.
Yavuz ise aldırmadan arkasına dönüp gülmeye devam etti.
Bütün herkes tekrardan aynı sakinliğine dönüp fındık toplamaya devam etti dicem ama bahçenin aşağı kısmında Aybars, Alkan ve Hüseyin abi birbirlerini yiyordu.
Bu kavgayada gülenlerde Berkay,Serhat, Yavuz oluyordu ama bunlar güldükçede Aras kenardan laf ediyor, Sevda ise Aras laf ettikçe eşini uyarmaya çalışıyordu. Yine tim formundaydı ne diyebilirim ki.
Dıt dıt
Telefondan ardı ardına mesajlar düşmüştü bir anda. Kesinlikle Zeynomdan gelmişti mesajlar. Çünkü ondan başkasıyla bu kadar mesajlaşmıyorum hayatımda.
Telefonu cebinden çıkarıp ekrana baktığımda büyük yanılgıya uğradım resmen. Mesaj atan Zeynom değildi. Dayımdı.
Dayım bana bu kadar mesaj atmasını en son ben çocuğuna bakmadım diye atmıştı ama bu kez suçum olmafığı süreçte atması gerçektende şaşırtıcıydı.
Mesajın üzerine bastığımda dayımın attıkları teker teker aşağıya doğru ilerledi.
-Nerdesin la?
-Sen Erzincan'da mı görev alıyordun gofik?
-La bak mesajlara. Asker bu saate kadar uyurmu?
-Sizin timin adı neydi?
-Yeğenim, gofik, annemin olacak olan torunu. Lan nerdesin? Baksanaa.
-Sakın bakma mesajlara. 😣
-Trabzona gelsene Gökçene bakarsın. Biz yengenle gezeriz iki. Gel kesinlikle yani.🙃
Kesinlikle kafayı yemiş olabilirdi dayım. Canı sıkılmış olma olasılığı yüzde yüzdü.
Teker teker mesajları okuyordum ki 'Sen Erzincan'da mı görev alıyordun gofik?' ve 'Sizin timin adı neydi?' yazdığı yerlerde daha uzun durdum. Napacaktıki bu bilgileri.
İnşallah Adana'dan Erzincan'a tayini çıkmamıştır. Lütfen böyle bişi olmasın. Her zaman göremem ben dayımı, istemiyorumm. Direk istifa dilekçimi veririm yoksa.
Şaka, şakaa olmaz. İptall, yok öyle bişii.
Dayıma gidip sorduğu sorulara kendi sorularımla cevap verdim. Attığım mesajlarada bakması uzun olmamıştıda.
-Hayırdır dayım napacaksın?
-Boşver sen. Sadece cevap.
-Ama merak ettimm.
-Etme. Cevap ver bana. Timin adı ve görev aldığın şehir.
-Yaa dayım beni mi özledin de benim yanıma gelmeyi planlıyorsunn? Gerçektende gerek yokk.
-Hele hele 😏
-Ayayay🥰
-Cevap?
-Erzincan 3. Kolordu komutanlığı. Ve tim de börü timi.
Dayım son attığım mesajı gördü ve hiç bişi yazmadı. Gerçektende şaka gibiydi. İnsan iki tamam , teşekkür falan yazar ama bu dayım bir tek bana yapıyordu bu huyları bana. Allah'tan alışmıştım bu huylarına. Ama o bana her zaman ki gibi görüldü attığı için bende ona her zaman ki gibi dayım yazana kadar yazmayacaktım. İnattım. Kesinlikle. Benimde bu huyum sadece dayımaydı. Eminim veya değilim. Her neyse telefonu kapatıp cebime attım tekrardan fındık toplamaya devam ediyordum ki bir anda arkamdan Aras seslendi.
"Eylül, gel aşağıya doğru. Hemen!"
Hiç bir şeyi sorgulamadan aşağıya yavaşça inmeye başladım. Sorgulamak istedim ilk ama Aras öyle bir seslendiki sesindeki ciddiyelik kesin bir şey var anlamına getirdiğinden sorgulama gereksemini beynimin arka köşelerine atıp hemen aşağıya indim.
Aras komutanımın elindeki telefonda birisiyle yazışıyor, ama çok ciddi duruyordu. Eğer ben bu ciddiliği biliyorsam kesinlikle görev bildirimi gelmişti. Aras telefonu hemen cebine attı ve bize baktı. Sesi tok ve oldukça soğukdu.
"Bütün topladığınız fındıkları çuvala koyun. Ben gelene kadar da hazırda olun. Eğer hazır olmazsanız hayata beklemem giderim."
Hiç kimse sorgulamadan olayları onaylayıp, hızlıca fındıkları halledip arabaya binmişlerdi.
Aras komutanım hariç eve gittiğimizde herkes apar topar hazırlanmaya çalışıyordu. İşte bu saatten sonra timdeki hiç birşey eskisi gibi olamayacaktı. Börü timi Erzincan'a vardığı an bir şokla karşı karşıya kalacaktı.
İnsanın kaderi gerçektende ansızın değişiklikler olurdu. Herşey düzenli dersin ama aslında o düzenin altında her zaman aksilik yatardı. Börü timi ise aksilikleri hiç sevmezdi. Görevde bile olsalar..
Bölüm etkileşimi
