FIRTINA KIZI kitap kapağı

9. bölüm / 12

FIRTINA KIZI

7. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Nazz🤍 🤍

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: 7. Bölüm

Helikopterle Erzincan karargahına iniş yaptığımız an bütün herkes rahatlamıştı. En çok da sivillerin güvenli oldukları için içimiz rahatdı. Onların iyi olduklarından emin olmadan dönememiştik Erzincan'a. Yakın yakın 2 saat beklemiştik en çokda çocuklar için bekledik orda hepsi bizi gördüklerinde öyle bir gülümsemeleri vardı ki insanın içi ısınıyordu.
Karargahın iniş yaptığımız an helikoptein pervanesi durmuş durduğu an Alkan kapıyı açıp aşağıya inip dizlerinin üzerine çöküp iki elinide yaradana açmıştı. Evet bunu yaptı kesinlikle Erzincanı özlemişti.
"Allah'ım, sana kurban olayım bizi şu Erzincan'a sağ salim getirdiğin için. Kurban olayım bu Erzincan'a, bu güzelim toprağa."
"Lan o yetmez yeri öp anca geçer hasretliğin, yani anlamıyorum sanki 5 aydır yokuz gibi davranıyon. Altı üstü bir kaç saat yoktuk ha!"
Diyende helikopterden inen Berkay'dı. Helikopterden inip silahını, çantasını düzelterek Alkan'ın yanına doğru ilerleyip tam yanında bitmişdi. Onun arkasından inende Aybars, hem Alkan'nın hemde kendi görev çantasını aşağıya indirmeye çalışırken bir anda duraksadı. Arkasına döndü ve Alkan'a doğru anlık hal değişimi ile bağırdı.
"La Alkan! Yerde sürünme, gel buraya çantanı al. Ben alamam, uğraşamam."
Alkan aniden ayağa kalkıp sert adımlarla Aybars'ın yanına gelip elinde bulunan kendi çantasını alıp sert bakışıyla dışlerini sıkarak konuşmaya başladı. "Alsan ölürsün dimi? Eline yapışır."
"He! valla elime yapışır, ölürüm."
Alkan, "De hayde o zaman buyur, al bakayım yaşıyon mu?" elinde bulunan çantayı Aybars'a uzattı.
Bunların ikisinin goy goyunun izleyen Aras komutanım artık fazla dayanamayıp sabrını tak etmişti. Ceza geldim gelecek diyordu resmen. Hatta kapıda da olabilirdi.
"Lan iki keçiler! Goy goyluk yapmayın. Çok istiyorsanız alın ikinizde çantalarınızı, karargahda bulunan en büyük ağacın yanına kadar koşun sonrada ona tekmil verin. Ama ben gelin diyene kadar gelmek yok!"
"Ya bak senin yüzünden cezayıda aldık al bendende ceza olsun benim görev çantamı sen taşıyacaksın Alkan!"
Aybars elindeki çantayı aniden Alkan'a doğru fırlattı, ama onun fırlatmasıyla helikopterden inen Dilan'a çarpması bir olmuştu. Dilan ani çanta yemesi ile sendeleyerek yere düşmesi bir olunca hemen bende helikopterden inip Dilan'a baktım. Birde çantayı fırlatana.
"Bir cezada benden olsun mu Aras komutanım?"
"Tabi Eylül üsteğmenim." kafasıyla onaylamış ve tek kaşını kaldırmış ve benim ne gibi ceza vereceğimi bekliyordu. Tabi ki de merakta bırakacak insanda değildim fazla zaman geçmeden Dilan'ı yerden kaldırıp, Aybars'a doğru yönümü çevirip "Biz en son ne zaman karargahı temizledik?"
Yavuz komutanım benim bu değişimle ne gibi ceza vereceğimi anlamıştı ki yarım çapkın gülüşüyle helikopterden inip soruma cevapladı.
"EFES tatbikatına gitmeden önce temizlendi Eylül üsteğmenim."
"Oo baya iyi. Şimdi gidiyorsunuz önce Aras komutanımın cezasını yerine getiriyorsunuz sonra da gelip Selim binbaşıdan izin alıp karargahı baştan aşağıya temizliyorsunuz."
"Oof, of" Aybars ve Alkan aynanda oflaması ve o anki yıkılımları görülmeye değerdi.
"Oflamak yok asker! Çalışmak var."
"Emredersiniz komutanım."
Alkan ve Aybars çantalarını alıp birbirlerinden ayrı yürüyerek uzaklaşırken Aras komutanım ve Serhat'da helikopterden inerken Aras komutanım iki haylazın arkasından bakıp "Yürüyün dediğimi hatırlamıyorum asker!" ani bağırmasıyla Alkan ve Aybars'ın koşturması Hüseyin abinin hoşuna gitmiş olmalıydı ki öyleydi.
"Bari bende kontrol etmeye gideyim. Onları izlerken iki keyfim yerine gelir."
Diyip uzaklaşırken aniden durup arkasına dönüp "La Serhat gel sende. Ama çekirdek falan varsa alda gel boş boş sorutmayak oralarda."
Serhat, bir bana birde yanında duran Aras komutanına bakarak ne istediğini anlayıp "Arabanın anahtarı en son Berkay'ın yatağın yanındaki komodindeydi git al."
Serhat benim lafımdan sonra tekrar Aras komutanıma bakınca oda onay verip hemen hızlıca çantasıyla beraber koşmaya başladı. Onun arkasından tam Berkay gidecekti ki Aras komutanım durdurdu.
"Berkayım."
"Emredin komutanım."
"Sen nereye en sevdiğim askerim?"
"Hüseyin abilerle gitmeyi planlıyorum komutanım."
"Ben sana onay verdim mi?"
"Vermediniz komutanım."
"Vermiyorumda. Yürü sen bizimle geliyorsun. Selim binbaşına rapor suncaz."
"Eylül komutanım ve Yavuz komutanım durunca bana düşmezdiye umuyordum komutanım."
"Sanane lan! Onlar belki bana başka şekilde lazım."
"Hangi şeki-"
"Lan! Bak Berkayım haydi yürü sen. Sinir etme komutanını."
Berkay tam ağzını açıp bişey diyecek oldu ki Arasın onun yanına gelip önüne döndürüp, tam ensesinden tutmasıyla yürütmesi bir olmuştu.
Yavuz komutanım da bizlere bakarken "Eylül üsteğmenim sen benimle gel. Dilan ve Sevda sizde üstleriniz degiştirin sonra yemekhaneye inin kahvaltı yaparız."
Dilan ve Sevda onaylayıp karargaha doğru ilelerken, Yavuz komutanımla ben beraber tam tersi yöne doğru ilerledik. Baya uzaklaşmış gibi bir durumda bulunca Yavuz komutanım bir anda gelip durdurdu beni ve bana dönüp sırıtarak gülmeye başladı. Gerçektende bu adam bi başkaydı hala çözemedim desem yalan olurdu.
Ben ne olduğunu çözmeye çalıştığımı anlamış olmalıydıki söze başladı. "Kızım sen manyak mısın?" demesiyle gülmesi hala kafamı karıştırıyordu. Ne olduğunu hala anlamıyordum. Beynim durmuş olmalıydı.
Evet evet kesin durdu.
Ve şuan Yavuz komutanım rütbede olduğumuzu takmıyordu emindim. Zaten çoğunlukla ikimiz tek başına olunca bişi olacağını düşünmediği içini o an takmıyordu. Ve Yavuz komutanım böyle olunca elbet bende direk onun gibi oluyor ona ayak uyduruyordum. En sonunda -şükürler olsun- gülmeyi bırakıp tekrardan söze girişti.
"Eylül sen geldin harbiden Arasla nişanlandın mı? Harbiden nişanlandıysanız bozulurum ha! Ne güzel hayallerim vardı benim. Yıkılırım şuan lütfen öyle bişi olmadı de."
Şuan şaşkın olabilirdim. Hatta acayip şaşkın, nerden duymuştu ki bunu? Nasıl kulağına gelmişti bu haber? O kadar yayılmış olamazdı dimi? Beynimdeki düşünceler birbirini yerken Yavuz'un sesi o düşüncelerden sıyrılamama neden olmuştu.
"Nasıl duyduğumu sorguluyorsan anlatayım. Senin oradaki Ayşe teyzenin bir tane tanıdığı var Rize'de Çayelinde. Şimdi orada benim memleketim olunca benim kulağıma gelir. Ve annem bana anlattı, annemede işte o Ayşe teyzenin tanıdığı arkadaşı anlatmış. Bu kadar."
"Ya bu kadının her yerde bir tanıdığı çıkıyor. Anlamadım valla ben."
"Sen onu bunu boşverde gerçek mi? Yalan mı?"
Tabikide yalandı gerçek olması imkansız. Bu hayatta ben ve Aras komutanımla evlenmek hiç uyuşmazdı.
Kesin öyledir. Adamın yeşil gözleri var Eylül!
Ne yani sırf gözler için mi? Olmaz hem benim beynim ne düşünüyor olmaz olamaz da.
"Yavuz, şimdi ben sana şöyle anlatayım.."

~~★~~

"Bu benim sağ kol olacak şahıs niye sabahtan beri gülüyor."
Çünkü seninle nişanlandığımı öğrendi be adam.
Hayır, hayır, yok öyle birşey hayatta. Tövbeler olsun Allahım yok öyle birşey. Şuan Yavuz komutanımın neden güldüğünü bende bilmemek istiyordum. Ama malasef gerçektende bir yalana gülüyordu.
Ama tabi karşımdaki Aras komutan olunca beynimi okuma olasılığı düşüyorumda anlamaz diye umuyordum.
Aras komutanımın sorduğu soruya bilmem dercesine dudağımı büküp Yavuz komutanıma baktım ama hala gülüyordu artık gözlerinden yaş gelmeye başlamıştı o derece. En sonda ydayanamayıp koluna vurup, gözlerimle uyarmaya çalıştığım yerde, "Eylül üsteğmenim sizin bilmediğinize eminmiyiz?" diye sorduğunda beni şuan bu ortamda geriyordu Aras komutanım.
"Ee... Evet komutanım, bilmediğime eminim."
"Aaa karnım," Yavuz komutanımın artık gülmekten nefes alamıyorduki dinlenme kararı vermiş gibi oldu ama değildi. Azda olsa duraklayıp lafına girdi. "Ben emin değilim. Kesinlikle değilim." Yavuz komutanım kesik kesik nefes alıp gülüyordu ki karşımıda oturan Aras komutanım, yanımda oturan şahısa garip bir şekilde süzdü gözleriyle. "Eylül üsteğmenim, sen acaba bir şey falan mı içirdin yandışıkla? Yani bu adam," gözüyle Yavuz komutanımı tekrardan süzerek gözlerini benim gözlerimle buluşturarak, "Bu hale gelmesi normal değil." Bir anda aklına gelen şeyle aniden sesini yükseltip "Sarhoş mu oldun lan sen?" diyip kendisi de yüksesle konuştuğunu anlamış olmalıydiki etrafını hızlı bir şekilde kontrol edip tekrar kısık sesle devam etti. "Sarhoşsan siktir git Yavuz! Beni sinir etme rütbedeyken."
"Aras komutanım.. Ellemeyin yavru kurduma n'olacak gülüyor adam işte her zaman ki hâli." Yanımdaki Yavuza çevirdiğimde başımı bence hiçde normal değildi ama şuan öğrenmemesi lazımdı. Bence zamanı vardı daha.
"Üsteğmenim."
"Komutanım?"
Aras komutanımın bir ya sabır çekip bi bana bakdı ve birde yanımda ki adama. "Allah aşkına bunun yavru kurda benzer bir halimi kalmış. Dağ mandası bu. Ve yine başlamayalım üsteğmenim. Ne güzel demeyi bırakmıştınız. O yavru kurt mudur, kartal mıdır? Her neyse."
Aras komutanımın son şeyini düzelterek tekrarlamakta bulundum. "Yavru kurt komutanım o bir kere. Hem nesi varmış yavru kurtun. Börü timinde her bulunan kişiler benim yavru kurdumdur."
"Bencede güzel komutanım ben katılmıyorum Fırtına kızına. Hem oy çok güldüm bir dakka." Yavuz derin bir nefes alıp normal haline dönmeye çalışıyordu ve nefesini düzene sokup tekrar başladı söze. "Hem komutanım çok ayıp size."
"Nedenmiş o?" Aras komutanım tek kaşını kaldırp sorgulayıcı şeklide Yavuz komutanıma bakıyordu.
"Yani Aras komutanım, neden siz Eylül üsteğmenimle nişa-"
Yavuz komutanımın söylemesine ramak kala hemen öne atılıp yanımda duran Yavuz komutanımın ağzını kapatıp susturmaya çalıştım.
Ama iş işten geçmişti artık ama keşke bir yol olsa bir olay olsada sorgulaması yarım kalsa. Keşke şuan, şu dakka, şu saat ne varsa artık. Ama şuan olamaz. Hatta hiç olmasın. Yok olayım gidiyim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

92okunma 12beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18