12. bölüm / 12
FIRTINA KIZI10. Bölüm
Bölümler 12Şu an: 10. Bölüm
- 1 1. Bölüm2.109 kelime
- 2 2. Bölüm1.502 kelime
- 3 3. Bölüm1.348 kelime
- 4 4. Bölüm1.062 kelime
- 5 5. Bölüm956 kelime
- 6 6. Bölüm1.090 kelime
- 7 7. Bölüm1.334 kelime
- 8 8. Bölüm1.409 kelime
- 9 9. Bölüm933 kelime
- 10 10. Bölüm1.019 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 11. Bölüm1.529 kelime
- 12 12. Bölüm1.362 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aras, Yavuz'un yanında baş ağrısıyla uğraşırken, Yavuz ise çektiği fotoğrafları bakarak gülme krizlerine giriyordu ama en son çektiği fotoğraf Aras ile Eylül yakınken çektiği fotoğraf olunca bir anda gülmesi kesildi. Yanı başında duran Aras'a bakıp birde fotoğrafa bakarak tekrar sırıtmaya başladı.
"Lan, Aras." Yavuz, telefona iyice bakıp sırıtmaya başlayınca Aras hangi fotoğrafı göstereceğine merak ettiğinden konuşmaya başladı.
"Yine hangi fotoğrafı göstercen. Çok merak ediyorum, hangi fotoğrafı çerçeveletmeyi düşünüyon?"
Yavuz, hemen telefonu Aras'a doğru çevirdi. "Aha da bu fotoğrafı. Çok güzel dimi?"
Aras, bir fotoğrafa birde Yavuz'a bakarak sabır çekti. "Yavuz, saçmalama oğlum. Hem sen ne ara çektin bunu? Ve biz bu kadar yakın olmadık."
Yavuz aynen şeklinde kafasını sallayıp telefonu hemencik kapatıp cebine attı. Çünkü biliyordu Aras'a birazdaha gösterirse Aras hemen alıp silmeye çalışacaktı.
"Ama çok güzel bakmışsın ha Eylül'e."
"Yavuzz!"
"Ne, bana bile öyle bakmadın 28 sene boyunca. Aşk olsun. Konuşma benle."
Aras, masanın üzerinde duran çakmağı alıp Yavuz'un üzerine fırlattı. "Yavuz, ben sana şimdi bi bakarım o yirmi sekiz sene boyunca o bakışa hiç rastlamamış olursun ona göre."
Yavuz, kendisine atılan çakmağı yerden alıp masanın üzerine koyunca Aras'a doğru yönünü çevirdi. "Aras, harbi şaka maka sen acayipsin ha. Fırtınaya ilk önce yanından uzkalaştırıp, resmiyet koydun ve bir kaç gündür resmen bir farklısın gibi."
Aras bir iç çekip "Sen boşver de ilk önce sigara ver." diyip masadaki çakmağı alıp Yavuz'un sigara vermesini bekledi.
"Çok içiyon sen. Vermiyorum. Bu kadar içmen normal değil. İçmezdin sen böyle."
Aras artık dayanamayıp sabrını dışında da çekmeye başladı. "Ya sabır velem yekil. Lan oğlum, ver işte sorgulama beni iyi değilim ben."
Yavuz, "Bana hayatın boyunca Fırtınaya baktığın gibi bakmadığın içindir." diyip Aras'ı bir nebze olsun damarını arttırmış olabilirdi.
Aras elindeki çakmağı bir daha Yavuz'un üzerine fırlatıp, "Yavuz, şimdi hayatını siktirme bana. Ver şu çakmağı ve sigarayı." diyip elini Yavuz'a uzattı. Aras orda çakmakla, sigarayı beklerken Yavuz tam verecek gibi olup diğer tarafda bulunan çöp kutusunun içine doğru tam on ikiden isabet edip çöpe attı. Aras çakmakla, sigaranın düştüğü yere bakarken. Yavuzda;
"Sen sinirlisinde hayırdır? Noldu sana?" dedikten sonra bir duraksadı. Aras'ın yüzüne biraz baktıktan sonra kafasına jeton düşmüş bulundu.
"Haa anladım ben senin derdini."
Aras kafasını çöpten ayırıp Yavuz'a baktı."Sakın bana Fırtına kızı deme elimin tersindesin çarparım sana."
Yavuz hayır dercesine kafasını sallayıp, "Selma yenge yüzünden dolayı dimi. Birde Umay'dan dolayı." diyip Aras'a bakıp onay bekledi.
Aras hiç bir tepki vermeyince bunu evet olarak kabul saydı.
Yavuz'un da o andan itibaren enerjisi düşmüş bir hale geldi. İkisiide aynı oda da olmasına rağmen bir çıt bile çıkarmadılar.
Saat akıp gitti. Yelkovan ile akrep dans etti. Oda da sadece öylece kalıp bekledi ikisi. Yavuz da biliyordu Aras için annesi ne kadar önemli olduğunu. Küçüklüğünden beri temmuz ayının son haftası ile ağustos ayı hiç mutlu geçmezdi mesela. Ve yine aynıydı. Mutlu değildi. Bu mutsuz oluşundan da birisini unutuyordu.
Timdeki bütün herkesin zamanında doğum gününü kutlarken, Eylülün kini kutlamayı unutuyordu. Ve yine unutacaktı, yarın 31 Temmuz du ve Fırtına doğmuştu. Ama Aras yine bunu unutmuş olacaktı en son o kutlayacaktı. Eylül de buna hiç bozuntu vermeyip normal bir şekilde karşılayacaktı. Bu döngü her sene aynıydı.
~~★~~
"Ya, ezdin beni ezdinn!"
"Sende dikkatli ol. Ben napayım."
"Ben niye oluyorum. Sen ol dikkatli."
Berkay ile Aybars ikilisi yine aynıydılar ikiside kavga ediyordu. Bu kez neden mi ediyorlar? Çünkü yemek için aldığımız çekirdekleri Aybars ile Berkay yere dökerek bir başarı halletmişlerdi. Bende benim üzerime düşen yetki ile ellerinizle toplayacaksınız dediğimden dolayı yerde toplamakla uğraşırken Aybars, Berkay'ın eline bastığından yeniden boğuşuyordular. Hiç uslanmıyacaklardı bunlar. Ama bu hallerinde de en keyif alan ise ben olmayı dilerdim ama değildim benden daha keyifli olanlar; Hüseyin abi, Alkan ve Serhatdı.
Nasıl bu kadar keyifli oluyordular çözemedim ama olsun. Bunlar keyifli olunca benim enerjim yükseliyordu.
Parkta hava azda olsa hafifden ediyordu. Bu sıcakta Erzincan'ın esmesi resmen nimet olarak verilmiş diyebilirdim. Benim bir yanımda Zeynom diğer tarafda ise Dilanım ikiside bana yaslanmış telefonlarına bakıyordu. Azda olsa omuzlarım acımış olabilirdi ama söyleyemiyordum. İkisinin rahatını bozmak istemiyordum.
Taki ben istemesemde Sevda'nın bizim yanımıza, telefodan gelen haberi vermesiyle rahatları bozulmuştu.
"Kızlar kalkın hadi. Aras eve çağrıyor. Acilinden gelin dedi." demesiyle kalkmak zorunda kalıp Berkay ile Aybars'ın da cezasını bitirmek zorunda kaldım. Ama çekirdeklerin hepsini toplamışlardı yine her türlü bitcekmiş o yüzden sıkıntı etmeme gerek yoktu.
20 dakika sonra.
Felaket üstü felaket. Hayatta en son isteyeceğim şeylerin arasındaydı bu. Evet eminim en ama en son. Eve adımımızı attığımız an Aras hemen söze girmesiyle bütün herkesin yıkılışa uğraması bir oldu. Bir tek Zeynom dışında. O rahatdı çünkü onun evrak işleri, bazı davaları vardı. O yüzden gelmiyordu bizimle. Keşke bende gitmesem ama her sene zorunlu workshop umuz vardı ve yine oluyordu. Ve şimdi ikisinin arasında seçim yapmamız için Aras komutanım bize şıklar sunuyordu.
"Bu sene ki cezanız Rize'de mi olmasını isterseniz? Yoksa Trabzon'da mı?"
"Ne fark ediyorki her türlü suyumuz çıkacak. Gidelim işte birine." diyen kolonya koklayan Alkan idi.
Alkan'ın diğer tarafında duran kişi ise Alkan'a hava üfleyen Berkay'dı. Ve mantıklı bir seçenek sunmuştu.
"Geçensene Rize'ye gittik çay toplamaya bu sene Trabzon'a gidek. Fındık toplamaya razıyım ben." Berkayın bu sözüne ben ve Serhatda katılmasının üzerine Dilanda oyunu vererek Aras komutanımda oy çokluğu ile "O zaman istikamet Trabzon. Hazırlanın bu gece çıkıyoruz yola."
"Ee koğuşta yokuz ya görev falan gelirse nolcak."diyende Hüseyin abiydi.
Bu soruyu cevaplayanda Yavuzdu. Keyfi yerindeydi mübarek. "Bu sene öyle çok izin kullanmadık hepsini buna kullanırız hem izin aldık biz Selim binbaşından. İzin verdiler ama biraz zor oldu ama olsun."
Bütün herkes izin alıp rahat olcaz diye mi sevinsinler yoksa fındık toplamaya gittikleri için mi üzülsünler bilemedi. Ama Aras da bunu kafaya takmıştı gidecektik Trabzon'a.
Bu gece çıkacaktık yola. Kavga, gürültü, eğlence ne varsa olcaktı. Hiç kimse bir rahat duramayacaktı. Ama yolda çok eğleneceklerdi. Ve istikamet Trabzon olunca haralde Aras komutanın başına taş düşmüş olabilirdi. Neden mi?
Çünkü saat tam on iki olunca, timdeki herkes Eylülün doğum günü kutlayacaktı. Buna Aras da dahildi. İlk ama ilk defa oluyordu. Börüde ki herkes şaşırmıştı ama en çok da Yavuz şaşırmıştı. Bu kez yine uyarmıştı Arası kutla diye ama her sene uyarmasına rağmen en son kutlayan o olduğunda yine öyle sanmıştı ama yanıldı. Ve Yavuz yine bunu göz önünde bulunduracak Aras'a gözleriyle işmar edip, bir anlamlar çıkartacak, Aras ise arabadan Yavuz'u atmadığına dua edecekti.
Bölüm etkileşimi
