FIRTINA KIZI kitap kapağı

10. bölüm / 11

FIRTINA KIZI

8. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Nazz🤍 🤍

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: 8. Bölüm

Rize'nin dağlarına vuran sis bir kaç dakka önce dağılmış, güneş açmıştı. Hafif rüzgar ve sıcaklık vardı ama hiç kimse bugün çay toplamaya engel olamayacaktı. Aras'ın babası bütün ev halkını erkenden kaldırmış, yatakta uyuklayanı sürükleyerek masaya otutturarak bütün herkesi masaya toplamaya başarmıştı. Aras merdivenlerden aşağıya inerken mutfaktaki babasının yaptığı muhlamanın kokusu burnuna dolmuş, olmayan enerjisini yavaştan gelmeye başlamıştı. Mutfak kapısının önüne geldiği an durmuş ve annesiyle babasını mutfaktaki telaşını izlemeye başlamıştı. Babası muhlamayı her zamanki gibi mükemmel yapıp eşi Selma'ya övme peşindeyken annesi her zaman bıkmadan karşısında ki adamı dinliyordu. Arasın ablaları ise mutfak masasının üzerinde uyuklama peşindeyken aniden Selma'nın bağırmasıyla uyanmaları bir olmuştu.
"Kızlar de hayde da! Ne uyukluyunuz. Kalkun, çabuk!"
Masanın başında doğrulan arasın ablaları aniden göz göze gelip aynanda of çekmeleri ise görülmeye değerdi. İki ablasınında farklı huyları vardı, çok kızarlardı bir birlerine ama her zaman yine birbirlerini bulurlardı. Bunu en iyi Aras bilirdi.
"Elleme kızlaruma Selma. Bırakda uyusunlar." masanın ortasına muhlamayı koyup, tekrardan eşine döndüğü an Selma'nın alnından öpüp kapının eşiğinde duran oğlu Aras'a kafasıyla gel işareti yaptı. Selma yanındaki eşine hayretle baktığı an Selma dışında mutfakta duran bütün herkes kulaklarını kapatacağını anlamıştı bile.
"Gökhann! Elleme kızlarıma uyusun diyecektin, niye o zaman bütün herkesi sürükleyerek masaya topladın ha? Sabahun köründe geldun korkuluk gibi diktin bizi."
Selma' nın çıkışıyla bütün herkesin uykusu dağılmaya baslamıştı.
Ama bu daha başlangıçtı. Hiç kimse bilmiyordu, Aras çay toplarken çay çuvalıyla yuvarlanacağını ne de o gün çok yağmur yağıp eve gideceklerini. İşte en çok sevdikleri bu olcaktı. Tüm aile evde durup, dışarıyla ilgilenmeyip sadece Göktürk ailesi olacaklardı.
Bu bir daha yaşanamayacak listesine girmişti..

~~★~~
"Tulumum nerde benim?"
"Ne tulumu?"
Yavuz komutanımın kafasını yan tarafında duran Alkan'a çevirdi kafasını. Sabır çekerek cevapladı bu sorusunu. "Tulumba tatlısı olan tulum. Lan daha ne tulumu olacak? Benim çaldığım tulum. O nerde?"
"Yavuz, onu sen yaylada bıraktın." Sigarasından bir duman daha alan Aras komutanım cevap vermişti bu kez.
"Ne? Şaka. Hemen gidelim alalım. Hemen, çabuk, şu dakka."
"Senin tulumun yüzünden o kadar yol çekemem şuan. Ve yakında gidecez o zaman alırsın."
"Aras komutanım sizin yaylada kemençeniz kaldı diye geldiğimiz yolu tekrardan gitmiştik ama."
Aras komutanım, Yavuz komutanımın dediğiyle kaşlarını havalandırıp şaşkın halde bakarken sigarasından bir defa daha içtikten sonra küllüğe bastırdı. "Ben mi? Yalandır ha. Ben yapmam öyle şey."
"Komutanım valla yaptınız. Hatta 3 saat geldiğimiz yolu daha yarılayamadan tekrar döndürdünüz. Yalansa yalan diyin ha." Aybars sözünü yalana çıkarmamak için Berkay ile Alkan'a doğru baktı ve yalanada çıkarmadılarda. İkiside aynanda kafalarını evet dercesine salladılar.
Aras komutanım sabır dileyecesine etrafına bakarken en son bende durdu. Bana bakarak bir kaşını kaldırıp cebinden telefonu çıkarıp bişiler yapmakla uğraştı. O saniyelerde ise benim telefonuma mesaj geldi.
Aras K.
- Fırtına kızı kim doğru söylüyor?
Bi telefondaki mesaja bir de karşımdaki komutanıma bakakaldım. Aras komutanım ona baktığıma anladı ki telefondan kafasını kaldırıp bana bakarak kafasıyla telefonu işaret etti. Ve tekrar bir mesaj düştü telefonuma.
Aras K.
- Bana değil telefona bak fırtına kızı. Doğru değil mi benim dediğim?
~ Valla komutanım yalan.
-Bi kerede benim arkamda dur be fırtına kızı.

Telefonu hemen kapatıp cebime attım. Aras komutanıma baktım "Aras komutanım, ben gidebilir miyim?"
"Nereye gidebilir miyim?"
"Ortak eve geçsem olur mu?"
Yavuz komutanımın ortak ev lafını duyduğu an gözlerini büyüterek oturduğu yerden kalkıp yanıma geldi ve beni hızlıca oturduğum yerden kaldırdı. "Trabzonsa haydi ben geliyorum ben izin veriyorum. Tulumum kalmış."
Ben ne ara ayağa kalkıp kapıya yöneldiğimi çözmeye çalışırken aniden durup bizimkilerin oturduğu masaya döndüm. "Şuan hayatta Trabzon'a gidemem ve o zaman bir kere Aras komutanım dönmek zorunda kaldı. Kendisi istemedi geri dönmeyi."
"Helal be Fırtına kızı. Konuş."
Aras komutanımın bu halini görünce aniden gülümseme geldi. Ben gülmeye başlayınca masadaki herkes sorgulamaya başladı.
"O kemençe Aras komutanımın babası yani Gökhan amcamındı. Ve o biz yolda giderken aradı ve onu almadan asla geri dönmeyin dedi. O yüzden geri dönmek zorunda kaldık. Ve biliyorsunuz ki Gökhan abi kendi kemençesini ayırt edebiliyor başka bir tane götürsek bile kabul etmezdi."
"Kimin askeri be. Evet neyse bu kadar haklı duruma düştüğüm yeter. Ve izin veriyorum Fırtına kız git."
Masadaki herkes benim Aras komutanımı haklı düşürdüğüme şaşkınlıkla bakarken ben hiç kimseyi aldırmadan gitmeyi planlıyordum o an. Yani o an planladığım için bu planım suya düştü.
"Aaa hayır komutanım olmaz gidemezsiniz. Hesap." Kahvesinden bir yudum alan Alkan.
"Ne hesabı lan?" Benim ağzımı yormadan Yavuz komutanım sormuştu bile soruyu. Cevabı veren ise tatlı yemeya falan Serhatımdan gelmişti. "Komutanım geçende bu kafeye geldiğimizde Alkan ile Berkay ödemişti. Hatta o zaman siz bir daha ki sefer ben öderim demiştinizde ondan bahsediyor."
En son mu? İki sene önce ki şeyden bahsediyor olmasınlar. O zaman ben sarhoştum. Hatırlama olasılığım yüzde sıfır milyondu. Ama bunlarda haklı olabilirlerdi. Çünkü koskocaman iki senedir tüm ekipçe bir kafeye gitmemiştik. Ve ben söz verdiysemde tutmam lazımdı.
Yoksa kendimi mahçup hissederdim. Bu küçüklüğümden beri aynı huyumdu hiç değişmedi bu saatten sonrada değişeceğini sanmıyordum da.
Ben hesabı ödemeye gidecekken aniden Berkay oturduğu yerden kalkıp benim önümü kesti. Ona doğru ne oldu? Anlamında kafamı sağladım ve cevabımıda aldım.
"Eylül komutanım, şimdi siz eve geçme sebebiniz nedir? Arkadaşınız Zeynep hanımdan dolayı mı?"
"Evet, onu kontrol edicem kaç saattir yokum. Eğer izin verirsen de hesabı ödeyip gidiceğim."
"Komutanım bende geleyim mi?"
Benim kulaklarım yanlış duymuyordu dimi. Berkay benle eve gelmek istiyordu. İsteyerek inanmamak istedim ama evet böyle bir şey istedi benden. Şuan kafama taş düşse inanmazdım çünkü benim tanıdığım Berkay, Alkan ile Aybars'ı bırakıp başka birisiyle gitmezdi. Bu herkes için geçerliydi ama şimdi ki konumuza dönecek olursak hayatta izin vermezdim ona. Ama içimdeki ses Berkay, Zeynep'i görmek için, onla bir nebzede olsa sohbet edebilmek için geliyordu ama yemezler bu numarayı.
"Tabi ki de hayır. Gelmiyorsun."
"Ama neden komutanım. Çok yorgunum, dinlenmem lazım."
"O zaman buraya gelmeseydin gidip dinlenseydin Berkayım."
"Haklısınız komutanım ama..."
Diğer tarafdan masanın başında duran Alkan yanındaki Serhatın omzuna kolunu atarak sırıtmaya başladı. "Berkay, bizi bırakıp gidiyor musun kardeşim? Olmaz ağlarım. Bırakma beni."
Yavuz komutanım, "Oğlum geçende hastaneye gitmen lazım dedik gitmedin neymiş üniformalıyım sivil değilim gidemem. Sanki yicekler seni" söylendi diğer taraftan.
"Ama komutanım o zaman gerçektende öyleydi. Üniformayla gittiğimde ordaki stajdaki hemşireler gözlerini benden ayırmadılar." Berkay çok maküldü. Çünkü bu sebepden dolayı en son ben onla gitmek zorunda kalmıştım. Ve Berkay'ın dediği kadar vardı.
"Komutanım lütfen bende geleyim."
"Berkay, belana tükürmememi istiyorsan karşımdan git."
Berkay tam ağzını açıp laf etcekken yardımıma Aras komutanımın koştu.
"Berkay birazdaha zorlarsan tek başına Trabzon'a gitmak zorunda kalırsın. O yüzden sus da otur. Eylül sende git eve anahtar sendeydi zaten ve olmadı bizde geliriz."
Başımla onaylayarak timin yanından ayrıldım ve arabaya doğru ilerledim.
Eve varmamla beraber hızlıca arabadan inip eve doğru ilerledim, hemen kapıyı açıp içeriye girdim ve o an burnuma güzel kokular gelmeye başlamıştı.
Kurabiye kokusuydu bu.
Hemen ayakkabılarımı çıkarıp kenara koyup üzerimdeki ceketi askılağa asıp koridorun sonunda kalan mutfağa ilerledim.
Mutfakta fırının önüne çökmüş olan Zeynep, üzerinde limon bulunan sarı pijamaları ve bir ev topuzu olan siyah saçları tam rahat bir ev kızı şeklindeydi. Bu pijamalarını buraya ne ara getirmiş olabilirdi şuan kafam ermiyordu. Ama ona çok güzel yakışıyordu.
"Şşt. Zalımın kızı, özledin mi beni?" Zeynep kafasını bana foğru çevirip şaşırmış halde bana bakıp soruma cevapladı.
"Elin kızı özlemezmiyim ben seni." Fırının başından kalkıp hemen sarılmaya geldi yanıma. Özlemiştim kızçemi.
Gayet geniş ve ferah olan salonda ikimiz oturmuş Zeynom'un yaptığı yarı çikolatalı yarı tuzlu kurabiyelerden yiyoduk. Her yaşadığımız şeyi olduğu gün söylediğimizden konuşcak konu kalmamıştı artık. Sadece ikimiz birbirimize bakıp duruyorduk.
Gerçektende hiç bişi kalmamıştı. Konu bulmamız lazımdı.
"Ee komutanın öğrendimi. Yavuz az kalsın söylüyodu dedin. Noldu o iş?" konu bula bula bunu bulduğu için teşekkür ediyorum şuan kendisine. Ben unutmayı istiyordum oysa. Ama hatırlatıyodu kızçem.
"Yok. Ama bence öğrenmesinde. Adam dertli."
"Dertli?"
Kafamı onaylamak amaçla salladım. Çünkü öyleydi adam dertliydi. Zeynep bunu nasıl anladığımı çözme halindeydi anlamıştım. Ona azda olsa açıklayacaktım. Az olacağını sanmıyordum Zeynep derinlemesine bilmek isterdi.
"Sigara içiyordu bugün. Ordan anladım."
"Her sigara içen insan dertli mi oluyor salak kızım?"
"Hayır."
"Eee sen nasıl çözdün?"
"İşte sigara içmesinden."
"Kanka anla-"
Zeynep'in sözünü yarıda keserek daha açık konuşmaya çalıştım.
"Kankam şimdi Aras komutanım fazla sigara içmez hatta hiç içmez derce kadar az içer. Ve bugün de sigara içiyordu bu da dertli olduğu anlama geliyor. Çünkü onun yavaştan özel bir günü geliyor. O yüzden içiyor eminim."
Zeynep anladım dercesine kafasını sallayıp ardından gözlerini bana dikti. "Adamı ne çok gözlemişsin maşallah. Sevgilisi olsa bu kadar bilgiyi bilmezz." Zeynep azda olsa altdan altdan sırıttığını gördüm evet emindim gördüm ve gebertecektim.
"Zeynom. Saçmalama kaç senedir beraberiz, aynı timde çalışıyoruz, 3 sene oldu resmen. Ve sakın ha sakın diyom. Saçmalama!"
Zeynom tamam dercesine kafasını salladı ama ben hala emin olamadım.
Ta ki kapıdan gelen seslerden sonra.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

56okunma 7beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18