8. bölüm · Eylül’ün hikayesi

8. Bölüm Düz çizgi

Asmin Ünal

Gece hastane odasının içi karanlık değildi, ama içindeki ışık çoktan sönmüştü.Eylül, babasının başucunda oturuyordu.Sessizce.Yorgunluktan değil, kelimelerin artık hiçbir anlamı kalmadığı için.Saat kaçtı bilmiyordu. Zaman durmuştu.
Kalp ritmi monitörünün sesi odada tek müzik gibiydi.Bip… bip… bip…Her ses, Eylül’ün içindeki bir saniyeyi daha kesip atıyordu.Ama sonra…Bir şey oldu.Bir ses eksildi.Bir boşluk oluştu.Son “bip”ten sonra, bir çizgi uzadı ekranda.Düz. Sessiz.Bitmiş.
Eylül yerinden fırladı. Çığlık attı ama sesi duyulmadı .Sadece o düz çizgiye baktı.Sanki hâlâ bir kırıntı, bir umut arar gibi.Ama çizgi inmiyor, çıkmıyordu.Sadece vardı.Soğuk, sabit, kesin.
Kapı açıldı.Hemşire içeri girdi. Ardından doktor.Telaş yoktu yüzlerinde.Çünkü bazı vedalar, zaten göz göre göre gelir.Ve bazı ölümler, çoktan başlamıştır da sadece son çizgi beklenir.
Doktor sessizce bir şeyler mırıldandı. Prosedür.Hemşire Eylül’e baktı. ”İstersen çıkabilirsin “
Eylül başını iki yana salladı.“Hayır” dedi, sesi çok kısıktı. “O burda öldüyse ben burada kalırım.”
Yavaşça babasının elini tuttu.Soğumaya başlamıştı.Ama o eli hiç bırakmadı.Son bir şey söylemek istedi, ama kelimeler içinden geçip yere düştü sanki.Sadece başını eğdi.
Fısıltı gibi bir cümle dudaklarından çıktı:

“Ben buradayım baba seninleyim elini tutuyorum hani benim için iyleşicektin . Senin ellerin hep sıcaktı şimdi neden soğuk söylesene bana yüzüme bak yine gülümse annem gibi bırakma beni lütfen uyan hadi kalk .Yine ben okuldan geldiğimde o sıcacık evimizde senin çay demlediğini görmek istiyorum kalk lütfen .Kimse kalmadı bir tek sen vardın sende gittin .Ben bir boşlukta kaybolmak istemiyorum lütfen uyan”
Sonra monitör sustu.Ve beyaz bir örtüyle yüzü kapandı . Eylül hayla babasının elini tutuyordu ve bu anı görünce ağlamaya başladı ve sadece şunları söyledi
“Hayır napıyosunuz siz “dedi öfkeyle
“ Niye örttünüz yüzünü açsanıza baba birşey söyle “dedi . Hemşireler gelip babasını götürürken Eylül deliye döndü.
“Bırak nereye götürüyorsun bırak sana. Nolur götürmeyin benim canımı alın ona verin yalvarıyorum size”dedi ve hemşireler Eylülün babasını götürürken Eylül hayla babasının elini tutuyordu. Hastene odasından beraber çıktılar tam o sırada Eylül yer düştü kalkmayı denedi ama ayakları tutmadığı için orda kaldı. Hemşireler bunu fırsata çevirdi ve Eylülün elini babasının elinden çekti.Babasının eli Eylüle ayrılmıştı .Eylülün kalbi deli gibi sıkışıyordu ayağa kalkamadığı için sadece babasının gidişini izledi.
Ve ömrünün geri kalanına gömülü bir gece.