7. bölüm · Eylül’ün hikayesi
7. Bölüm 412 numara
Hastanenin dördüncü katı geceleri başka türlü sessizdi. Gün içindeki telaş, koridorda yankılanan adımlar, hemşirelerin koşuşturması bitmişti.Saat 02.38.Eylül, 412 numaralı odada babasının başucundaydı. Uyuyamıyordu. Babası ise gözlerini kapalı tutuyordu, ama uykuda değildi. Soluğu düzensizleşmişti. Göğsü inip kalkıyor, sonra bir anlığına duruyor, sonra tekrar başlıyordu.bir saat öne içeri doktor girdi ve ip kelimeli söyledi.
“Karaciğer ile alakalı durumlar hiç iyi değil her şeye hazırlıklı olun “.
“Hazırlıklı olun.”Bu cümle, Eylül’ün içine iğne gibi saplandı. Hazırlanılabilir miydi böyle bir şeye? İnsan babasını yavaş yavaş kaybetmeye hazırlanabilir miydi?bu cümle Eylül’ün kafasında tekrar etti
Babası gözlerini açtı. Loş ışıkta ona baktı.
“Uyumadın mı?” diye fısıldadı.
“Hayır,” dedi Eylül. “Sadece oturuyorum.”
babası, gülümser gibi oldu.
Eylül’ün gözleri doldu. Başını eğdi.babası Eylüle şunları söyledi.Hayat , bizim gidişimize rağmen devam ediyor. Bunu annende gördüm şimdi sende görmek istiyorum .”
Eylül başını babasının yastığına yaklaştırdı.“Elini tutabilir miyim ?” diye sordu, sesi titreyerek.
“Zaten hep tutuyorsun ” dedi babası.
Bir süre konuştular. Sonra sessizce sustular.Gece derinleşti.
Makineden gelen bip sesleri arasında, babası bir an başını yana çevirdi. Soluğu zorla çıkıyordu artık.
Eylül hemşire çağırmak istedi ama babası elini tuttu.
“Hayır ,” dedi. Babası zor çıkan sesiyle.
O anda Eylül anladı: Bazen en büyük vedalar feryatsız olurdu.Ve bazen bir insanı kaybetmek, onun içindeki ışığı sonsuza dek taşımak demekti.
O gece 412 numaralı odada kimse bağırmadı. Kimse ağlamadı.Ama bir şey sonsuza kadar değişti.Eylül sabaha karşı yalnız kaldı.
Ama bir şey garipti.Hiç bu kadar güçlü hissetmemişti.
