28. bölüm · Eylül’ün hikayesi
28.Bölüm herşeye rağmen
Bu sabah uyandığımda içimde sessiz bir karar vardı.Ne yüksek sesle alınmış bir yemin,ne de sayfalara dökülmüş hedefler…Sadece küçük bir cümle:“Buhün devam ediyorum.”
Yarına değil.Haftaya, yaza, yıllara değil.Sadece bugüne söz verdim.Ve o söz, yeterince güçlüydü.
Yüzümü yıkarken aynaya bakmadım.Çünkü artık kendimi dışarıdan izlemeyi bırakıyorum.Kendimi hissetmeyi seçtim.Ve bu, aynadaki görüntüden çok daha gerçekti.
Kahvaltı hazırladım.İştahım yoktu belki ama…kendime iyi davranmak için doymam gerekmiyor.Bu bir merhamet değil artık,bir alışkanlık.
Telefonum sessizdi.Kimse sormadı,kimse aramadı.Ama ben artık kendi hâlimi soruyorum:“Nasıl hissediyorsun ?”Ve o soruya verdiğim her dürüst cevap,beni biraz daha taşıyor.
Bugün eski bir dosyayı açtım.Bir zamanlar korkuyla ertelediğim bir hayal vardı içinde.“Yapamam” demiştim.“Şimdi zamanı değil.”Ama artık zamanı geçmiş diye bir şey yok.Sadece ben varım.Hazırsam, başlıyorum.
Dosyayı doldurdum.Bir başvuru, bir adım…Kimseye anlatmadım.Bu kez sessizce güçlendim.Gürültüsüz bir ilerleyiş.
Dışarı çıktım.Göz göze gelmeden yürüdüm amakendimle temas kurdum her adımda.Yolda bir çiçek gördüm.Eğilmişti, ama kopmamıştı.İçimden geçirdim:“Ben böyleyim .” Akşam olduğunda, içimde ne zafer vardı ne de yorgunluk.Sadece sadelik.Ve sadelik, bir şeyleri aşmanın en sessiz şekliymiş.
Yatağıma uzandım.Pencereden geceyi seyrettim.Ve içimden net bir cümle geçti:
“Herşeye rağmen … devam ediyorum.”
***
Bugün bir şey kutlamadım.Ama içimde kutlanBugün bir şey kutlamadım.Ama içimde kutlanacak bir şey vardı:Kendimi bırakmamış olmam.Ne zaman, nasıl, hangi cümleyle tuttuğumu bilmiyorum…Ama hâlâ buradayım.Ve bu, sessiz bir zafer.
Gün sessiz geçti.Ama içim hareketliydi.İçimden geçen düşünceler birbirine çarpmıyordu artık.Çünkü acele etmiyordum.Düşünmek bile bir yürüyüştü,ve ben yürümeyi yeni yeni öğreniyordum.
Bir çay koydum.Bu kez içtim.Kokusunu duyduğumdaküçük, neredeyse fark edilmeyen bir tebessüm yerleşti yüzüme.Bir şey düzelmemişti belki,ama artık her şey bozulmuş gibi de gelmiyordu.
Bugün bir şey denedim.Yapmak için değil denemek için.Çünkü artık sonucu değil,kendime verdiğim “cesaret izi”ni önemsiyorum.
Küçük bir deftere, başı olmayan cümleler yazdım:–Birgün uyandım ve hayla buradayım .– Hiç anlatamadım ama hep duydum.– Sessizlik, artık düşman değil.– Yoruldum ,ama tükenmedim.
Herbiri kendime attığım bir çivi gibi.Kendime tutunuyorum. Başkalarının duvarlarına değil,kendi içime .
Gece yaklaşırken penceremi açtım.Bir kuş sesi geldi.Günün o saatinde…garipti.Ama düşündüm:Belki bazı şeyler “zamanı gelmeden” de ses verebilir.Belki ben de öyleyimdir.Zamanı gelmeden yürümeye başlamışımdır.Ama ne fark eder…Yeter ki yürüyeyim.
Yatağa uzandım.Bugün de üzülmedim.Bugün de kendime ihanet etmedim.Ve bu da,bir hedefe ulaşmak kadar değerliydi.Defterine yazdığı not:
“Bugün sadece ilerlemedim.
yerimde durmadan kendime eşlik ettim”.
Gözlerimi kapattım.Uyumak için değil.Kendime yaklaşmak için.Karanlık, ilk defa üzerime değil, içime örtüldü.Soğuk değildi.Üşütmedi.Sadece sakindi.
Kalbim sessizce atıyordu.Sanki kendi ritmimi ilk kez duyuyordum.Dışarının sessizliği değil bu…İçimde kurduğum bir sükûnet.
Yarın ne olur bilmiyorum.Ama bu akşam, kendimle barıştım.Bugün geçmişi değil,kendi gücümü taşıdım sırtımda.Ve ağır gelmedi.
Belki hiçbir şey tam olarak düzelmedi,ama ben eksik hissetmedim.Çünkü kendimi ilk kez tamamlamaya çalışmadım.Sadece kendimle kalmaya razıydım.Bu, çoğu şeyden daha çok iyileştirdi.Deftere bir not daha:
“Kendimden vazgeçmeden önce geçen her gün ,
bir yol daha açtım kendime.”
***
Sabah saat 05.58.Alarm çalmadı.Zaten çalmaz.Çünkü ben hep bu saatte uyanırım.Küçüklüğümden beri.
Gözlerimi açtığımda karanlık hâlâ odanın köşesindeydi.Ama ben karanlıktan hiç korkmadım.Karanlık, bana hep sessizliği hatırlattı.Ve sessizlik, artık düşman değil.
Kalktım.Pencereye yürüdüm.Güneşin ucu daha görünmemişti ama havada sabahın kendine özgü bir kokusu vardı.Toz değil, kir değil.Yeni bir günün dokunulmamış hâli.
Yüzümü yıkadım.Aynaya sadece bir saniyeliğine baktım.Ne kontrol etmek için,ne kendimi onaylamak için.Sadece orada olduğumu görmek yeterliydi.
Mutfakta sessizce su koydum.Çaydanlığa değil, kendime.İçimi ısıtmak için değil devam etmek için.
Kahvaltı hazırlamadım.Açlıkla tokluk arasında bir yerdeyim.Bedenim ne istiyorsa, onu duyuyorum.
Zorlamadan.Yargılamadan.Bugün plan yapmadım.Ama içimde bir yön duygusu vardı.Sanki nereye gitsem, orası bana ait olacakmış gibi.İçimdeki yer duygusu, artık dışarıdan gelen bir haritaya ihtiyaç duymuyor.Ben neredeysem, orası doğru yer.
Masama oturdum.Defterim önümde.Bugün yazmak istemedim.Ama kalem elimdeydi.Sadece elimde tutmak bile yetti.Çünkü bazen üretmek değil, hazır hissetmek bir başarı.Bir an durdum.Kendime sordum:“Bugün bir şey yapmak zorunda mıyım ?”Ve içimden bir cevap geldi:“Hayır, ama istetsen yapabilirsin.”Bu cevabın yumuşaklığı beni gülümsetti.Artık kendime emir vermiyorum.İzin veriyorum.
Sonra uzun zamandır dolabın arkasında duran küçük bir kutuyu çıkardım.İçinde yıllar önce yarım bırakılmış çizimler.Eskiden başarısızlık saymıştım.Bugün sadece bir başlangıç olarak gördüm.Ve içimden geçirdim:
“Herşeyin devamı olmak zorunda değil .
Bazen sadece orada durmuş olması bile yeter.”
Bugün de sabah erken uyandım.Kimse beni kaldırmadı.Hayat zorlamadı.Ama içim kalkmak istedi.Ve bu, hâlâ burada olduğumun en güzel kanıtıydı.Deftere yazdığı cümle:
“Bugün hiçbirşey yapmasam bile…
kendime ihanet etmedim.”
***
Sabah yine erkendi.Saat altıya çeyrek vardı.Gözlerim kendiliğinden açıldı.Bu kez bir ağırlıkla değil,hafif bir beklentiyle uyandım.
Kendime bir kahve yaptım.Birkaç yudum aldıktan sonra defterime döndüm.Kapağını açmadan önce biraz bekledim.Bugün yazmak istemiyordum.Ama içinde taşıdıklarımı bir yere bırakmak gerekiyordu.
Kalemle sadece bir kelime yazdım:“Başlıyorum .”Neye başladığımın önemi yoktu.Çünkü ben, o kelimeye yıllardır yaklaşamamıştım.Bugün ise yanındaydım.
Bilgisayarı açtım.Ekranın soğuk ışığı yüzüme vurdu.Sayfaları ağır ağır gezdim.Daha önce defalarca görüp kapattığım bir başvuru formu çıktı karşıma.Her seferinde “Henüz hazır değilim ” dediğim…Ama bu kez düşündüm:“hazır olmak değil ,denemek önemli .”
Formu doldurdum.Ellerim titremedi.Heyecan yoktu.Korku da.Sadece sakinlik.Sanki zaten oraya aitmişim gibi.Sanki “olursa olsun” dedim ve gönderdim. Ekran kapandı.Her şey dışarıdan çok sade görünüyordu.Ama içimde küçük bir sessizlik çınladı:Ben bunu yaptım.Dışarı çıktım.Güneş yükselmişti ama hâlâ sabahın serinliği vardı.Yürürken başımı eğmedim.Bir amacım yoktu,ama bir yönüm vardı.
Küçük bir kırtasiyeye girdim.Yeni bir defter aldım.Sırf beyaz sayfaları için.Henüz ne yazacağımı bilmiyordum.Ama artık “boş” sayfalardan korkmuyordum.Çünkü ben de uzun süre öyleydim.Boş değilmişim.Sadece başlamamışım.Akşam üzeri camın önüne oturdum.Elimde yeni defter,içimde sade bir gurur vardı.Ne kimseye anlatmak istedim,ne takdir bekledim.Çünkü bu adım, sadece bana aitti.
Küçük, sessiz ama gerçek bir adım.Deftere düştüğü cümle:
“Bütün küçük birşey yaptım.
Ama o şey beni büyük bir yerden aldı.”
***
Fark ettim ki :Dünyaya yeniden alışıyorum.Ama bu kez kendi hızımla.Kimse beni çağırmadı,hiçbir şey beni zorlamadı.Ben seçtim.Ve bu seçim, gürültüsüz bir güç gibi yayıldı içime.
Sabah her zamanki gibi erken uyandım.Kahvaltı etmeden önce ayakkabılarımı giydim.Birden, dışarı çıkmak istedim.Hiçbir planım yoktu.Ama içim yürümek istedi.Ben de yürüdüm.
Sokaklar boştu.İnsanlar henüz aceleye kalkmamıştı.İşte o sessizliğin içinde,kendimi ait hissettim.
Bir kafeye oturdum.Kimseden kaçmadan,ama kimseyi de beklemeden.Sıcak bir çay söyledim.Koltuk yumuşaktı,hava serin ama rahatsız edici değildi.
Yan masada biriyle göz göze geldim.Bir yabancı.Gülümsedi.Ben de gülümsedim.O an düşündüm artık korkmuyorum.Tanımadığım insanlar bile tehdit gibi gelmiyor.Çünkü artık kendimi tanıyorum.Ve tanıdığın biriyle birlikteyken,dünya daha az yabancı.
Çayımı içtim.Defterimi açmadım.Telefonuma bakmadım.Sadece oradaydım.Küçük bir masada,büyük bir huzurla.Dönüşte eski bir afiş gözüme çarptı.Bir atölye duyurusu.Yazma atölyesi.Yıllar önce adını bile duymaktan kaçtığım bir şey.
İçim “yapamazsın” demedi.Ama “yaparsın” da demedi.Sadece şunu fısıldadı:“İstersen dene.”
Afişi telefonla çektim.Kaydettim.Hemen başvurmadım.Zorlamadım.Ama kendime şunu dedim:“Hazırsan,yapabilirsin.”
Ve bu cümleyi kuran ben,önceki Eylül değildi.Bu, artık kendisine zarar vermeyen,kırık yerlerini taşımaktan utanmayan bir Eylül’dü.Akşam oldu.Evdeydim.Hâlâ sessizdim.Ama artık bu sessizlik bir eksiklik değil.Bir kararın sesi gibi:“Ben böylede varım.”Deftere yazdığı cümle:
“Hayatın içinde küçük bir yerim var artık .
Gürültüsüz ,ama bana ait.”
